03/05/2021 | Yazar: Umut Güven

Umut Erdem Bitopya’yı anlatırken ‘umut ve tutkuyu temsil eden…” diye bahsediyor. Bu mücadelenin hikayesine tanıklık etmek, kelimelerin ötesindeki duyguyu görmek heyecan verici.

Umut ve tutkunun temsili: Bitopya! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Umut Erdem Bitopya’yı anlatırken ‘umut ve tutkuyu temsil eden…” diye bahsediyor. Bu mücadelenin hikayesine tanıklık etmek, kelimelerin ötesindeki duyguyu görmek heyecan verici. Bitopya adındaki bu evrenin yolu uzun, derdi büyük ve mücadelesi zor ama hiçbir şeyin imkânsız olmayacağını gösteren bir heyecana ve ruha sahip! (“Bitopya Nedir?” metninden)

Dünyadaki bi+ politika ile Türkiye arasında köprüler oluşturmayı, feminist ve queer bir bakış açısıyla biseksüellik ve bi+ politikayı Türkiye’deki LGBTİ+ hareketin gündemine sokmayı dert edinen bir oluşum Bitopya.

Peki Bitopya nasıl doğdu? Mücadelesini yürütürken nelerle karşılaşıyor? Türkiye’de Bi+ aktvizmi neye tekabül ediyor? Hepsini ve çok daha fazlasını Umut Erdem’e sordum. Kendisi de büyük bir sabırla ve özenle tek tek anlattı. Gelin birlikte Bitopya’nın yolculuğuna eşlik edelim.

Bitopya nedir?

Hem heteropatriyarkal toplum hem de bu toplumun normlarıyla mücadele etmeye çalışan feminist ve LGBTİ+ hareket camiası içinde biseksüellik ne yazık ki normatif, ikiliğe dayanan ve monoseksist yargılamalarla yaftalandığı için bifobinin ve monoseksizmin sorun olarak görülmediği bir düzene karşı ve onu dönüştürme tahayyülüyle feminist ve queer etik ekseninde bi+ politikanın devrimsel gücüne inanarak yaratmaya çalıştığım “başka bir evren” diyebiliriz Bitopya için. Biseksüelliğe ve bi+ politikaya dair bilgi havuzu oluşturmayı hedeflediğim bir dijital mecra. Sosyal medyada tanık olduğum(uz) bifobik söylemlere ve bi+’ların hedef alınmasına karşı Türkiye’nin ilk öz-bi+seksüel dijital aktivizm alanı olma yolunda metin ve video çevirileriyle, içerikleriyle ve haber metinleriyle frekansını geniş bir alana yaymayı amaçlayan hatta Türkiye’deki LGBTİ+ hareketini dönüştürmeye çalışan bir web sitesi.

 “Türkiye’deki tarihe baktığımızda, Feminist ve LGBTİ+ hareket içinde bi+seksüellik hak ettiği gibi ele alınmadı”

Peki, Bitopya nasıl doğdu? Hangi ihtiyaçlarla hayata geçti?

Bu heteropatriyarkal dünya dar geldi ve hayaller gerçek oldu: Kendine ait bir gezegen yaratma tahayyülü ve bu gezegeni insanların ayağına getirme azmiyle

Bitopya kuruldu! Türkiye’deki tarihe baktığımızda, Feminist ve LGBTİ+ hareket içinde bi+seksüellik hak ettiği gibi ele alınmadı. Ya görünmez, sadece bir harf olarak kaldı ya da egemen kimliklerin kesişim kümesi olarak görüldü. Bu da bi+’lığın kendi haliyle bütün, tam, geçerli ve meşru görülmediğini gösteriyor. Bu tablo bi+ varoluşun hep bir şeylerin alt kümesi olmaya zorlandığını bize gösterdiği gibi adı sürekli olumsuzlamalarla ve mitlerle anıldı. Bunu kıracak, sadece bir harf olmaktan öte konumlandırılacağı, hakkında başka kimliklerin kesişiminde çeşitliliğin gözetileceği bir politika geliştirilip söz üretileceği öz bi+ alana ihtiyaç vardı. Biseksüellik denince bir yandan tektipleştirmeler ve mitlerin tekrar üretilmesiyle karşılaşsak da öte yandan hakkında doğru düzgün bir şey bilinmeyen bir varoluş aslında. O sebeple biseksüelliğe dair bir kaynak görevi görecek, bi+ politikanın tartışmaya açtığı konuları gündeme sokacak, insanların kafalarındaki sorulara cevap niteliği taşıyacak hatta belki kafaları daha da karıştıracak, bi+’ların seslerini duyurmalarını sağlayacak, bir tıkla erişilebilecek, öncelikle bi+’ları gözeten, tamamen onlara dair yaratılan bir alan olmayı önceleyen ama kapsayıcılığı da meselesi olarak gören bir dijital mecra olması ihtiyaçtı ve çok daha önemlisi, bu bir ilk olacaktı. Türkiye’deki LGBTİ+ tarihine bakarsak bu bence hayal kırıklığı ve bize biseksüelliğin o kadar da politik bir kimlik olarak, biseksüel silinmesinin bir sorun olarak görülmediğini gösteriyor bence. Bifobinin bu kadar yaygın olmasının, monoseksizmin içselleştirilmiş bir düşünme ve eyleme tedrisatı olmasının nedenini de açıklıyor. Ama bu böyle devam etmemeliydi. Şemsiye bir kimlik olarak aldığım(ız) biseksüel görünürlüğünün önemini ortaya koyma ve sosyal medyada da biseksüel olumsuzlama ve bifobinin yaygın olmasına karşı güvenli ve bilgilendirici bir mecra yaratma, bu şiddet mekanizmalarını hedefe koyma ihtiyacıyla Bitopya doğdu.

“Hareket ve örgütler ne yazık ki monoseksizmi tartışmadıkları gibi monoseksüelliği esas alan bir politika geliştiriyorlar”

İsmi nereden geliyor? “Bitopya” kelimesi bana hem ütopyayı çağrıştırıyor hem de bir gezegen ismi gibi!

İsmi sende bıraktığı etki gibi ütopyadan geliyor, biseksüellikle ütopya kelimelerinin birleşimiyle bu adı aldı. Monoseksizmle mücadele bence bu çağda bile ütopik maalesef. Böyle gördüğüm için bu ismi verdim, ütopik bir hayali temsil ediyor benim için Bitopya. Transfobiyle, ikili cinsiyet sistemiyle mücadele ettiğini belirten, omuz omuza olduğumu düşündüğüm insanlar bifobiyi sorun görmüyorlar, eşcinsel-heteroseksüel, arzu-deneyim ikiliğinde kalmış ikili düşünme tedrisatını kesişimsellik kisvesiyle bize yutturmaya çalışanlar oluyor -ki kesişimsellik böyle bir şey bile değil. Hareket ve örgütler ne yazık ki bieksüelliği layıkıyla anmıyorlar, monoseksizmi tartışmadıkları gibi monoseksüelliği esas alan bir politika geliştiriyorlar. Monoseksizm ve bifobi o kadar da sorun olan, büyük zarar ve hasarlar veren sistematik ve kurumsallaşmış şiddet mekanizmaları olarak görülmediği gibi heteropatriyarka ve diğer dışlama sistemleriyle ilişkisi kurulmuyor. Bu da monoseksizm ve bifobiyle mücadeleyi daha zor bir hâle getirse de bu konuda umut ve tutkuyu temsil ediyor Bitopya, hem ismi hem içerikleriyle. Ama işte anaakımlaşmış mücadele yöntemleri ve söylemler dar geldiği için de başka bir evren gerekiyordu, Bitopya bunu kurma amacını taşıyor. O yüzden tema senin de belirttiğin gibi uzay gemimize atlayıp gelecekten daha yakın bir zamanda vardığımız başka bir gezegen.

Peki Bitopya’da neler yapıyorsunuz? Birçok içerik ürettiğinizi, çeviri metin paylaştığınızı biliyorum. Neler var bu çalışmalar içinde?

Şimdilik 4 ana başlıktan oluşuyor içerikler. Bi+ Politika, Biseksüel Sağlığı, Biseksüel Tarihi ve #stillbisexual (#halabiseksüel) isimli video kampanyası. Bi+ Politika, biseksüel görünürlüğüne analitik bir çerçeve sunup kavramsal bağlamda bi+ varoluşu ele alan yazılardan oluşuyor genellikle. Hem İngilizce dilinden çeviri hem de Türkçe dilinden yazılara yer veriyoruz. Biseksüel Sağlığı köşemizde monoseksizm ve sebep olduğu bifobi, biseksüel silinmesinin öznelerin zihinsel, fiziksel, cinsel sağlığını nasıl etkilediğini araştırmalar ve istatistiki bilgiler nezdinde anlatan yazılar bulunuyor. “LGBTİ+ sağlığı” adı altında eritilmeden biseksüellerin biseksüel olduğu için ne gibi sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyduklarına, bunlara yine bifobi ve biseksüel silinmesi nedeniyle erişememelerine ve bu durumun sonuçlarına dikkat çekiyor. Biseksüel Tarihi, bihistory isimli Instagram hesabının paylaştığı postların Türkçe çevirisini yayımladığımız bir bölüm. Bi+ silinmesine, olumsuzlamasına ve bi+ varoluşun tektipleştirilmesine karşı bi+ hikayelerine yer veren video kampanyasının içeriklerini Türkçe altyazı ile #stillbisexual isimli köşemizde paylaşıyoruz. 

Biseksüel+ kapsamında Türkçe kaynaklara baktığımızda yeterince çalışma yok mu?

Ne yazık ki yok. Biseksüellik, üzerine spesifik bir çalışma yapmaya değer görülen bir konu değil maalesef. Günümüzün bi+ politikası da takip edilmiyor ve bi+’ların bi+ olmalarından ötürü birtakım ihtiyaçlara sahip olduğu ve hizmetlere gereksinim duyduğu gözetilmiyor, bu yüzden de saha çalışması da dahil olmak üzere yeterince çalışma yok. 2018 yılında Kaos GL çatısı altında Gözde Demirbilek ile yaptığımız “Bi+seksüeller Burada” isimli kitapçık bu konuda yapılmış önemli bir çalışmaydı bence ama tek başına o tabii ki yeterli değil. Bitopya bu ihtiyacı karşılamaya yönelik yapılandırılmış olsa da, dünyada neler olup bittiğini, biseksüelliğe ve bi+ politikaya dair nelerin üretildiğini Türkçe’ye kazandırıyor olsa da içerikleriyle Türkiye’de dernek ve örgütlerce bu konuda başka çalışmaların yapılmasını teşvik etme amacını da taşıyor. Şu anda bildiğim, bu konularda daha çok çeşitli tezler yazılıyor, akademi düzeyinde henüz kamusal olarak paylaşılmayan çalışmalar var, yeni yeni akademide, yine özneler tarafından uğraşılar veriliyor diyebiliriz.

“Biseksüel+ yeterince güçlü, politik öneme sahip bir varoluş olarak görülmüyor”

Bu alanda çalışan kişilerin pek ol(a)mamasını veya politik alanda bi+ görünürlüğünün daha az olmasını nasıl yorumluyorsun?

Politik olarak değer görmemesine bağlıyorum. Yeterince güçlü, politik öneme sahip bir varoluş olarak görülmüyor. Bi+’nın politik alanlarda nasıl görüldüğü, hakkında üretilen olumsuzlama, mitler ve tektipleştirmeyle, bunların sonucunda bi+’lara yönelen hoşnutsuzluk, korku, nefret ve düşmanlıkla ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Bi+’ların üzerine bindirilen “hetero ayrıcalığı”, “bu heteropatriyarkal dünyanın ‘o kadar da’ ceremesini çekmedikleri” türünden yargılamalar, bifobi, bi+ silinmesi ve monoseksizmin şiddet üreten mekanizmalar olarak görülmemesi, hetero-eşcinsel, arzu-deneyim ikiliklerinin kafalarda yerleşik olması ya bi+’ların açılmalarına engel oluyor ya da açık bi+’ları politik hareketten dışlıyor. 

Türkiye’de Biseksüel+ aktivizmi desem… Aklında neler beliriyor

Bi+ 101 seviyesinde olduğumuz gerçeği karşımıza çıkıyor :) “Bi+” dediğimiz şeyin şemsiye bir kimlik olduğunu, biseksüelliğin ve biseksüellerin tek tip değil çeşit çeşit olduğunu anlatmaya çalışıyoruz çünkü. Mitleri çürütme ve bifobiyle amansız bir mücadele hali var ama tabii bu Türkiye’ye özgü değil, sadece Türkiye’de güçlü bir LGBTİ+ aktivizmi olmasına rağmen bi+’lar tek başına. LezBiFem’le yoğun olarak başlayan, biseksüel feministlerin biraraya geldiği alanlar, kendilerini ifade etme yollarını bulmaya çalışması aklıma geliyor. LezBiFem sitesinde yazdığımız yazılar... Kaos GL’de bu konularda içerik üretmeye başladım sonrasında ve bu konuda sorumluluk alan çok az insan vardı. Genç LGBTİ+, dernek olarak bi+ görünürlüğüne layıkıyla sahip çıkmaya çalışan, bi+ aktivizmi yapmaya çalışan tek LGBTİ+ örgütü diyebiliriz. 2017’de 23 Eylül özelinde çekilen video, hem düzenledikleri Gençlik Festivali, hem içinde de faaliyet gösterebildikleri Onur Haftası etkinliklerinde bi+ meselesinin yer alması (maalesef 2020 Pride’da yoktu ama 2019’da ben atölye düzenlemiştim), bu yıl ikincisi yapılan Bi+ Forum bi+ konusunda İzmir kanadında güçlü bir aktivizm alanı oluşturuyor. Ama bunun önemli sebebi de yine içinde öznelerin daha çok olması. Özne yoksa aktivizmi de yok gibi bir korelasyon var ve bu çok saçma. Zeynab Peyghamberzadeh ile 2019’da Bi+ Pride İstanbul’u organize ettik ve hem bağımsız hem de öz bi+ etkinlikler dizisi olması anlamında bir ilkti. Bu sene Lambdaİstanbul bi+ özelinde online buluşmalar yaptı istikrarlı biçimde. Queertroublemakers Bi+ Dosyası podcastleri çekti. Pek çok farklı kanaldan bi+ görünürlüğüne dikkat çekilmeye çalışılıyor. Bitopya ile birlikte de bi+ silinmesinin dilde başlayıp zihinlere nasıl yerleştiğini, monoseksizmle (heteropatriyarka, cisseksizm ve diğer normatif tahakküm sistemleriyle zincir gibi bağlı biçimde) nasıl çepeçevre sarılır bir halde olduğumuzu, hetero-eşcinsel, arzu-deneyim ikiliğinin kadın-erkek ikiliği gibi can yakıcı olduğu hatta birbiriyle ilişkisi olduğunu ve biseksüel sağlığına etkisini anlatmaya çalışıyoruz. Ayrımcılık ve dışlanma pratiklerinin pek çok farklı yüzü ve katmanı olduğuna dikkat çekip görünmezlik ve silinmenin “tuzu kuruluk” olmadığını, inkârın ödettiği bir bedel olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Bitopya trans politikayla ilişkisellik de kurmaya çalışıyor bu açıdan. Bi+ politikanın devrimsel gücünü giderek yaşatıyor olduğumuz beliriyor aklımda ama deneyim aktarımları daha ön planda.

“Şiddet ve ayrımcılık mevzusunda, bi+’ların bi+ olduğu için ve başka kimliklerinden de ötürü katmanlı biçimde kamusal/özel alanda maruz kaldıkları şiddet pratiklerine dikkat çekecek çalışmalar yapılmalı”

Biseksüel+ politikası üretmek ve aktivizmi sürdürmemiz için hangi araçlara ihtiyacımız var sence? LGBTİ+ hareketini de düşündüğümüzde, ihtiyaçlarımızı nasıl tanımlarsın?

Kaynak oluşturmak önemli, Bitopya da bunu yapıyor zaten. Bi+ özelinde kampanyalar örgütlenebilir. Yurtdışında Mart ve Mayıs ayları sırasıyla “Biseksüel Sağlığı” ve “Biseksüel Tarihi” olarak kutlanıyor. Bu konulara dair farkındalık geliştirmek için Bitopya da bu sene buna kayıtsız kalmadı, zaten bunlar sitede yer alan temel kategoriler olduğu için de anlamlı oldu ve bolca içerik üretildi bu konularda o zamanların önemine binaen. Dernek ve örgütler de buna kayıtsız kalmamalı, sadece 23 Eylül kutlamasından ibaret görülüyor. Böyle devam edemez. Bi+’ların tek kimliklerinin Bi+ olmadığı da düşünülerek onlara özgü ihtiyaçların karşılanacağı hizmetler geliştirilmeli, bunlara dikkat çekecek kılavuzlar hazırlanmalı. Sadece Bitopya’nın sorumluluk alacağı şeyler olmamalı bunlar, zaten dernek ve örgütlere görevlerini hatırlatmaya da çalışıyor Bitopya, sunduğu içeriklerle. Yurtdışında yapılan araştırmalardan ve raporlardan yararlanıyoruz, bi+’ların bi+ oldukları için maruz bırakıldıkları sistematik ve kurumsallaşmış şiddete dikkat çekmek için. Bu yüzden Türkiye’de bi+ özelinde araştırma ve rapor havuzu oluşturulmalı (büyük farklar çıkacağını düşünmüyorum). Tabii ki bi+ olmaya dair atölyeler, kesişimselliğin de gözetileceği seminer ve konferanslar düzenlenmeli, bu çalışma ve araştırmaların da sunulacağı. Bi+’ların seslerini duyurmaları için alan sağlamak önemli olduğu kadar şiddet ve ayrımcılık mevzusunda bi+’ların bi+ olduğu için ve başka kimliklerinden de ötürü katmanlı biçimde kamusal/özel alanda maruz kaldıkları şiddet pratiklerine dikkat çekecek çalışmalar yapılmalı, çünkü bu konuda da yok sayılıyorlar ve bu silinmenin kendisinin başlı başına bir ayrımcılık ve şiddet pratiği olduğu düşünülmüyor. 

Bitopya’da önümüzdeki zamanlarda bizleri neler bekliyor?

Çeviriler yapılmaya, içerikler geliştirilmeye devam edecek. Türkiye’deki biseksüel tarihin daha derinine dalmak istiyorum aslında. Sadece ben de değil biseksüel tarihi üzerine çalışma ve Bitopya çatısı altında katkı sunma isteği halihazırda da var. Neler olacak, göreceğiz. 

Bitopya’yı nerelerden takip edebiliriz?

bitopya.org web sitesi. Facebook, Twitter, Instagram ve YouTube’dan da frekansını yayıyor.

Okuyucularımızdan Bitopya’nın çalışmalarına destek olmak isteyenler nasıl destek olabilir, neler yapabilir?

Çeviri konusunda gönüllülük isteği geliyor ve birlikte çalışıyor oluyoruz, bu çok mutluluk verici. Genellikle İngilizce dilinden çeviriler yapıyoruz ama başka dillerden de “bu metin çevrilmeye ve paylaşılmaya değer” gibi bir öneri gelirse Bitopya’nın politikasının kapsayabileceği ve kolektif bir çalışmayla çevirisi de yapılırsa Bitopya’da yayımlanmaması için hiçbir sebep yok. Türkçe dilinde de yazılar paylaştığımız için bi+ özelinde deneyim paylaşımı ve makale gibi yazınsal üretimlere açık bir alan. Görsel ve işitsel üretimlerle de katkı sunulabilir gayet. Özellikle çizim ve tasarımlar etkili, pek çok insana ulaşıp beğeni alan üretimler oluyor. Güncel kategorilerin geliştirilmesine yönelik katkılara olduğu kadar “başka neler olabilir?” üzerine öneri ve çalışmalara gayet alan tanıyan bir yer Bitopya, kolektif çalışma ekseninde. 

Kaos GL dergisine ulaşın

Bu röportaj ilk olarak Kaos GL dergisinin Biseksüel+ dosya konulu 175. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler ise dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.


Etiketler: medya