Kadın

Fevziye Cengiz’in Hukuk Mücadelesi Hukuksuzluklarla Sürüyor

Perşembe, 26 Ocak 2012
Fevziye Zengin’e şiddet uygulayan polislerin cezası Zengin’in cezasından daha az: Devlet hedef gösterdi, polis dövdü, mahkeme cezalandırdı, mahalle dışladı!
 
Fevziye Cengiz’in ailesiyle eğlenmekteyken, hukuksuz bir şekilde İzmir Karabağlar karakolunda gözaltına alınıp, feci şekilde dövülmesinin ardından yaşanan hukuk skandalı devam ediyor. İzmir Başsavcılığı, Cengiz’e şiddet uygulayan polislere istenen cezayı 5 yıl 9 aya çıkardı. Ancak bu ceza, şiddete maruz kalan Cengiz’e istenen cezanın altında. Haberin ayrıntılarına geçmeden yaşananları bir anımsayalım.
 
Fevziye Cengiz’in gözaltına alınması ve yaşananlar
16 Temmuz 2011 gecesi İzmir’de bir eğlence mekânında ailesi ile vakit geçiren Fevziye Cengiz, mekânda kimlik kontrolü yapan polislerce sebepsiz yere gözaltına alınmış ve götürüldüğü Karabağlar Polis Merkezi’nde polisler tarafından dövülmüş, tacize uğramış, yaşanan şiddeti kaydeden karakoldaki kamera görüntüleri de basına yansımıştı.
 
Polislerce dövüldükten sonra, Fevziye Cengiz ifade vermeye zorlandı ve tehdit altında  “Aşırı derecede alkollü olmam nedeniyle birçok şeyi hatırlamıyorum. Görevli polislere hakaret ettiğimi de hatırlamıyorum. Bu olayla ilgili de kimseden davacı ve şikâyetçi değilim” ifadesini imzaladı. İfadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Cengiz, eşi ile birlikte, yaşadıklarını anlatmak ve polislerden şikâyetçi olmak için adliyeye gittiler. Darp raporu ve yaşananlar, savcılığın idari soruşturma başlatmasını sağladı.
 
Soruşturma sürerken savcı değişti ve süreç hızla polislerin lehine döndü
Ancak, soruşturma sürerken savcı değişti ve süreç hızla polislerin lehine döndü. Soruşturma üzerine tanıklardan alınan ilk bilgiler, Fevziye Cengiz’in savcılıktaki ifadesini doğrular nitelikteydi. Ancak, polislerin tutanağındaki Fevziye Cengiz’in kimlik kontrolü yaptıkları sırada, kendilerine saldırdığı yönündeki iddiaları baz alan Savcı Ahmet Küçükpınar, Cengiz hakkında 6,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıtı. Yani Savcı Küçükpınar, tanıkların ifadesini dikkate almadı. Oysa tanıklar, yani mekân sahibi ve çalışan iki kadın, ailesiyle eğlenmekte olan Cengiz’in polislere küfür etmediğini, onlara saldırmadığını buna rağmen apar topar polisler tarafından götürüldüğünü anlatmışlardı.
 
6,5 yıl hapisle mağduru yargılamak
Soruşturma devam ederken Cengiz için açılan dava, geçtiğimiz ay İzmir 15. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Polisler tarafından dövülen ve taciz edilen Fevziye Cengiz polislere saldırmak ve küfür etmekten yani görevli memura mukavemet ve hakaret suçundan 6,5 yıl hapis cezasıyla yargılandı. Oysa karakoldaki kameranın görüntüleri oldukça net. Fevziye Cengiz dövülüyor, yere yatırılıp üzerine çıkılıyor, tokatlanıyor ve görmediklerimiz... İlk duruşmada şiddeti gerçekleştiren polisler Fevziye Cengiz’in kendilerine saldırdığını onu sakinleştirmek için şiddet uygulamak zorunda kaldıklarını zaten Cengiz’in o mekânda çalışan bir konsomatris olduğunu da vurgulayarak şikayetlerini dile getirdiler.
 
Yani polislere ve bu savunmayı kabul eden mahkeme heyetine göre konsomatris olarak çalışan bir kadın şiddet görebilir, tacize uğrayabilir!
 
İdari soruşturma için tanıklıklarına başvurulan kişiler, bu davayla birlikte ifadelerini değiştirdiler. Cengiz’in küfür ettiğini, polislere saldırdığını eklediler yeni ifadelerine. Fevziye Cengiz polisler tarafından tehdit edildiğini söylüyor, öyle görünüyor ki mekân sahibi ve mekân da çalışan kadınlarda tehdit edilmekteler.
 
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de geçtiğimiz ay basına yansıyan haberlerden, Fevziye Cengiz ve eşinin yıllardır yaşadıkları mahallenin, aralarında imza toplayarak onları taşınmaya mecbur bıraktığını okumuştuk.
 
Konsomatris olduğu işkenceci polislerce iddia edildiği için, Fevziye Cengiz ’lekelenmişti’ bir kere. Elbette, ’Türk Ahlakına sahip mahalleli’ bu lekeyi taşıyamazdı. Öyle ya, ’lekeli’ kadına şiddeti meşru kılan bir savunma ’Yüce Türk Mahkemelerince’ hâlâ geçerliydi. Türk Ceza Kanunun taciz ve tecavüze uğrayan kişi, seks işçisi (yargılamalarda genel ahlaka aykırı bulunan bir çok iş buraya dahil edilebiliyordu) olması durumunda cezayı indirmesini salık veren 438. maddenin 1990 yılında kaldırılmasının da hiçbir önemi yoktu. 
 
Son süreç
Fevziye Cengiz’in polislere açtığı davanın görüldüğü Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi ilk duruşma da, davanın işkence sebebiyle açılması talebini reddetti; ardından işkenceci polisler ’basit yaralama’ suçundan dolayı 1,5 yıl hapis istemiyle yargılanmaya başladı. Cengiz’in avukatları, mahkemenin bu kararına itiraz etti. İtirazın ardından, polisler Hakan Yörük ve Beyit Sezgin aleyhinde ’tehdit ve hakaret’ suçlarından ek dava açıldı. Aynı zamanda, Cengiz’in maruz kaldığı şiddet görüntülerinde dayağı izleyen ve olayın dışarıdan görünmemesi için perdeyi çeken polisler hakkında da “yardım” suçundan dava açıldı. Polis kamerasının bilirkişi incelemesinde, görüntülerin mahkemenin kararını değiştirecek şekilde üzerinde oynama yapıldığı ortaya çıktı.
 
Açılan ek davalara rağmen, işkenceci polisler,  Hakan Yörük ve Beyit Sezgin, 5 yıl 9 ay ile yargılanmakta ve yargı sürecinde görevlerine devam etmekteler. Süreci değerlendirdiğimizde görüyoruz ki, kadına ve lgbt bireylere yönelik suçların artışı ve bu suçların cezasız kalışının sebepleri devletin heteronormatif yapısı, erkek egemen karakteri, onun yöneticilerinin cinsiyetçi ifadeleri ve nefret söylemleridir. Mağdur ve davacı olduğu halde, polise mukavemet suçundan 6,5 yıl ile yargılanan Fevziye Cengiz’in yaşadıklarına dönecek olursak şunu söylemek mümkün: Devlet hedef gösterdi, polis dövdü, mahkeme cezalandırdı, mahalle dışladı!