Yaşam

Kuzey Afrika’dan Balkan’lara Lezbiyenler Ankara’da Buluştu

Pazartesi, 25 Mart 2013
Lezbiyenler mücadeleleriyle Sırbistan ve Arnavutluk’ta sessizliği kırarken, Tunus ve Cezayir’de ise “Arap Baharı”ndan vazgeçtiler insan hakları ve feminist örgütler bile dışlıyor
 
Kaos GL’den Nevin Öztop’un modere ettiği “Lezbiyen Feminist Forum”a Arken for Minorities’den (Tunus) Khouloud Mahdhaoui, Abu Nawas’dan (Cezayir) Ihcene Menous,  Alliance Against Discrimination of LGBT’den (Arnavutluk) Xheni Karaj ve Novi Sad Lesbian Örgütü’nden (Sırbistan) Biljana Stankovic konuşmacı olarak katıldılar.
 
“Sırbistan’da mücadelemizle sessizlik paktını kırdık”
 
II. Uluslararası Feminist Forum’un ikinci oturumu olan “Lezbiyen Feminist Forum”un ilk konuşmacısı Sırbistan’daki Novi Sad Lezbiyen Örgütü’nden Biljana Stankoviç’ti.
 
Biljana sunumuna farklı olmanın siyasi bir duruş olduğunu ifade ederek başladı. Çoğunluktan farklı olduğunuzda çoğu zaman sessiz kalmanın sorun olmadığı anlamına gelmediğini, verdikleri mücadelenin bu sessizlik paktını kırma mücadelesi olduğunu da sözlerine ekledi Biljana.
 
Lezbiyen olduğunu annesine söylediğinde, annesinin kendisini reddettiğini, kendisinin, önce örgütlenerek sonra da mücadele arkadaşları ile annesinin sessizliğini nasıl yıktığını, annesini nasıl geri kazandığını anlatan Biljana, mücadelenin böyle yürümesi gerektiğini ifade etti. Kadınların kadınlarla işbirliği içinde olması gerektiğine inandığını ancak gey erkeklerle de işbirliği yapmaları gerektiğini, geylerin de beden faşizmine maruz kaldıklarını söyledi. Biljana örgütü Novi Sad’ın devlet kurumları ile işbirliğini reddederek mücadelelerinin herkesle eşit olma mücadelesi olduğunun altını çizerek sözlerini bitirdi.
 
“Arnavutluk’ta örgütsüz lezbiyen-gey olmak “izolasyon, korku ve yalnızlık” demektir”
 
İkinci konuşmacı, Arnavutluk Alliance Against Discrimination of LGBT örgütünden Xheni Karaj’dı. Konuşmasına, “500 yıl boyunca Türkler tarafından sömürülen ve 50 yılda komünizmin en korkunç halini yaşayan Arnavutluk’ta kadın her zaman erkeğin malı olarak görüldü.” sözleriyle başladı Xheni, yaşadığı coğrafyayı kabaca tasvir etti bizlere. Kendisini, Arnavutluk’ta açılan tek lezbiyen olarak tanıttı. Açılma ve örgütlenme sürecine kendisini götüren ve onun tabiriyle onu öfkeli bir lezbiyen yapan 2 olayı bizlerle paylaştı. Arnavutluk’ta katıldığı bir televizyon programı sonrası tüm ülkeye açılmış olmasını, 2009 yılında ülkesinde yaşayan ABD’li lezbiyen bir çiftle tanışmasıyla örgütlenmeyi seçmesine dek Xheni’nin yaşadıkları, Arnavutluk’ta LGBT bireylerin maruz kaldıklarının ifadesiydi. Xheni’nin ifadesiyle Arnavutluk’ta örgütsüz lezbiyen-gey olmak “izolasyon, korku ve yalnızlık” demekti. Son sözlerinde örgütlenmenin önemini şöyle vurguladı Xheni: “Örgütlenmek benim hayatımı değiştirdi, öfkemi dönüştürdü.”
 
“Tunuslu LGBT’ler geçiş sürecinden de yeni anayasadan da umutsuzlar”
 
Otumun bir diğer konuşmacısı, Tunus’taki Arken for Minorities örgütünden Khouloud Mahdhaoui, 2 yıldır hükümeti kurulamayan ülkesindeki LGBT haklarından bahsetti.
 
Son iki yıl içinde, 7 ayrı devlet başkanı değiştiren Tunus’ta, tüm bu geçiş sürecinin İslamcı olduğunu ve tıpkı öncesinde olduğu gibi bu süreç içinde de Tunus’ta yaşayan LGBT’lerin 6 ay 2 yıl ile yargılandığından bahseden Khouloud, Tunus’ta aktivist olmanın zorluklarına da değindi. Tunus’ta LGBT’ler için mücadele eden bir derneğin adında LGBT ifadesinin yer alması dahi yasak. Bu sebeple kendi örgütlerinin adı da Azınlıkların Köşeleri. Bu örgüt Tunus’taki tüm azınlıkların hakları için mücadele etse de aslında LGBT örgütü.
 
Tunus’ta lezbiyenlerin maruz kaldığı “düzeltici tecavüz” Khouloud’un değindiği bir diğer durum. Lezbiyen olduğu anlaşılan bireyler, kadının ailesi içinden seçilen bir erkek tarafından tecavüze uğruyor. Lezbiyen bir kadına Khouloud’un deyimiyle “siki sevdirmeye” çalışıyorlar. Üstelik çoğu defa lezbiyen kadınlar kendilerine tecavüz eden bu adamla evlenmek zorunda kalıyor.
 
Tunus’ta yaşayan translar için ise bugün yapılacak tek şeyin ne yazık ki onları ülkeden göndermek olduğunu anlatan Khouloud, transların hayatının tehlike altında olduğunu bu yüzden evden dahi çıkamadıklarını ifade etti.
 
İslamcı geçiş sürecinde, kürtajın yasaklanması ve kadınların yaşadığı diğer hak kayıpları nedeniyle örgütlenen kadınların, LGBT mücadelesine destek olmadıkları ve onların yaşadığı mağduriyete göz yumduklarının yanı sıra, anayasanın hazırlanmasında görev alacak kadınların da eril olduğunu bizlerle paylaştı. “Geçici Tunus hükümeti anayasanın yazılması için 40 kadın 40 erkek belirleyerek kadın kotası koydu ancak bu kadınlar, erkek çokeşliliğinin Kuran’da yazması sebebiyle anayasada yer alması için çalışıyorlar” diyen Khouloud durumu özetledi.
 
Khouloud, LGBT mücadelesine Tunus’taki İnsan Hakları Bakanlığının da engel olduğunu ifade etti. Bu bakanlık, LGBT’lerin hasta olduğunu ve Tunus devletinin sağlık kurumlarında onların iyileştirileceği yönündeki açıklamalarıyla meşhur.
 
“Cezayir’de insan hakları aktivistleri ve feminist örgütler LGBT’leri dışlıyor”
 
Oturumun son konuşmacısı, Cezayir’de bulunan Abu Nawas örgütünden Ihcene Menous’tu. 2007 yılında sanal bir forum olarak kurulan örgütleri Abu Nawas’ı 2010 yılında dernek haline getirdiklerini ancak Cezayir yasaları nedeniyle yasadışı olduklarını ifade ederek başladı sunumuna Ihcene. Cezayir Ceza Kanunundaki iki maddeden ötürü LGBT’lerin yasadışı olduğunu ekleyen Ihcene Menous, bu maddeleri “eşcinselliğin doğal olmayan ilişki olduğunu ifade eden madde ve eşcinsel faaliyeti yasaklayan, 2-3 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanmalarına yol açan, polise müdahale izni veren yasa” olarak açıkladı.
 
Eşcinsel ya da transların dine dahil edilmediklerini, toplumsal hayattan dışlandığını ve tedavi olmaya zorlandıklarını anlatan Ihcene, Cezayir’de norm dışı giyineni (erkek ise pembe tişört giymek, kadın ise kısa saçlı olmak gibi) polisin takip edebileceğini anlattı.
 
Ihcene’nin anlattığı üzere, Cezayir’de insan hakları aktivistleri, feminist örgütler ve HIV ile mücadele oluşumları da LGBT’leri dışlamakta.
 
Dünya’nın Arap Baharı adını verdiği, Arap ülkelerindeki toplumsal hareketliliğin, herkes için olduğu gibi LGBT’ler için de asla bahar olarak tanımlanmaması gerektiğini, “10 yıl içinde önce islami terör, sonra iç savaş ve şimdi de devrim diyorlar, bizim için asla bir değişiklik yok” cümlesiyle ifade etti Ihcene.
 
Derneklerinin bir LGBT Kütüphanesi kurduğunu, TEN-TEN olarak bilinen 10 Ekim LGBT’lerin mücadele günü kutlamaları yaptıklarını ve her şeye rağmen mücadeleye devam edeceklerini ifade ederek konuşmasını tamamladı Ihcene.
 
Lezbiyen Feminist Forum oturumu, lezbiyen ve feminist hareketin bölgelerdeki birlikteliği üzerine katılımcıları bilgilendirdi. Sırbistan, Arnavutluk, Cezayir ve Tunus’tan gelen kadınlar hem mücadele pratiklerini hem de ortak örgütlenme üzerinde karşılaştıkları engelleri anlattı, bu engellere çözümler önerdi.
 
Forum’da ayrıca Türkiye’den lezbiyenlerle birlikte İran, Finlandiya ve Hollanda’dan gelen lezbiyenler de söz aldı.
 
Fotoğraf: Gülistan Aydoğdu / Kaos GL