Yaşam / Siyaset

Gezi, LGBTİ’leri Görmeyen Partiler İçin Lütuftu

Perşembe, 13 Mart 2014
LGBTİ Siyasi Temsil ve Katılım Platformu üyelerinden Deniz Şapka ile yerel siyaset üzerine görüştük.
Deniz bize biraz kendinden bahseder misin?
Selçuk Üniversitesi Turist Rehberliği mezunuyum. 2006 yılından 2008 yılına kadar Van Kadın Derneği’nde aktif gönüllü olarak çalıştım. Bu süre içerisinde dernek bünyesinde travma, şiddet başvuruları tarzı eğitimler aldım ve kadına yönelik şiddet konulu bir çok çalışma da yer aldım. Bir grup LGBT birey olarak doğudaki ilk LGBT (yerel ve mülteci LGBT bireyler) hareketlerinin öncülerinden sayılırım. 2009 yılından itibaren İstanbul da kokartlı profesyonel turist rehberi olarak çalıştım, aynı zamanda Lambdaistanbul, SPoD LGBT ve Kaos GL derneklerinde eğitim ve çalışmalara katıldım.  Ekim 2013 itibarıyla Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin Türkiye’de Yerel Politikaya LGBT Hakları Perspektifi Kazandırma projesinde Proje Asistanı olarak çalışmaya başladım. SPoD’un yürütmekte olduğu trans grup terapilerine de katılıyorum ve aynı zamanda Hevi LGBTİ İnisiyatifi’nin de gönüllüsüyüm.
 
Bu çalışmaya başlarkenki hisleriniz nelerdi? Sizi motive eden ya da  eksikliğini hissettiğiniz şeyler?
Bu çalışmaya başlarken aslında birden kendimi siyasetin içinde buldum. Çünkü öncesinde siyasette aktif değildim ve uzak durmaya çalışıyordum. Daha önce çalıştığım derneklerin böyle bir çalışması olmamıştı. Sonradan parti ziyaretleri yaparken aktif siyasetten uzak olduğumu anladım. Uzak olan sadece ben değildim birçok LGBTİ’nin de benim gibi olduğunu düşünüyorum. Uzaktık ama büyük bir seçmen kitlemizde aşikârdı. Önemli olan nasıl dâhil olabileceğimiz ve siyasette kendi öznelerimizi yaratmak. Beni asıl motive eden SPoD’un böyle bir girişimde bulunması, İstanbul içinde "Siyasi Temsil ve Katılım Platformu"muza olan aktif katılım ve en önemlisi de aday olmayı düşünen arkadaşlarımızdı. Bu çalışmalarımız devam ederken hak mücadelesinde siyaset yapmanın da önemli olduğunu gördüm. Görünürlük diyoruz ya orada da görünür olmalıyız. Gezi Parkı’ndaki görünürlüğümüz ile nasıl bir başarı elde ettiysek siyasette de görünür olup kendi söylemlerimizi söyleyip ve hak mücadelemizi orada da yürütmeliyiz. LGBTİ Hakları konusunda bir şeyler yapan vekiller var ama bu yeterli değil. Siyaset yeni yeni dâhil olduğumuz bir olgu ve elbette ki eksiklikler vardır ve olacak.   Yıllardır LGBTİ politikası yapmaya çalışıyorum ve özellikle "Yerel Yönetimler Siyaset Okulu"muz da ben de katılımcılarla siyaseti öğrenmeye başladım. Bu da beni çok motive etti. Yoğun bir eğitim programımız vardı ve herkesin ilgili olması heyecan vericiydi. Okul sonrası daha çok gündem olduk ve siyasetçilerin ilgisini çekmeye başladık. Siyasi partilerle görüşmelerimizde artık çok daha somut şeyler öne sürebilmemiz ve adaylarımızın olması yine beni motive eden olgulardandı.
 
 
Gezi direnişi boyunca ülkenin pek çok kentinde LGBTİ görünürlüğü ve"meşruluğu" daha öncesinde olmadığı kadar arttı. Bunun yerel seçimlerde bir etki yaratacağını düşünüyor musunuz?
Yerel seçimlerde etki yaratacağını hatta yarattığını çok yakın zamanda gördüm. Siyasi partilere yaptığımız görüşmelerde özellikle Gezi Parkı’ndaki LGBTİ görünürlüğü konuşuluyor. Bizler hep vardık ve görünürdük ama bunu görmek istemeyen kişiler vardı yani onlar yoklardı. Gezi direnişi varlığımızı insanların gözlerine soktu çünkü direnişte birlikteydik, birbirimiz ile dayanıştık. Bu bizim, büyük çoğunlukta seçmen kitlemizin olduğunu da gözler önüne serdi. Yerel Yönetimlerde LGBTİ temsiliyetinin ne kadar önemli olduğunu gören partilerin, demokrasi ve temel hak ve özgürlüklerin korunması anlamında LGBTİ haklarını da savunmak durumunda olduklarının bir göstergesi olduğunu düşünüyorum.
BDP kadın temsiliyetini önemseyen bir parti. O dönemler onlar da demokrasi ve temel hak ve özgürlükler bağlamında bu zorunluluğun farkında olduklarını gösterdiler. Kadın temsiliyeti önemli ve olması gereken bir durum. Bugün bu partinin kadın temsiliyeti konusundaki başarıları konuşuluyor ve diğer partiler de bunu yapmaya başlayacaklardır. Aynı durum LGBTİ temsiliyeti için de geçerli. Türkiye’de dezavantajlı gruplar olarak görünen toplulukların insan hakları bağlamında her türlü özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamak siyasi partilerin de görevi. Umarım temel hak ve özgürlükler konusunda daha duyarlı olurlar.
 
Gezi direnişi LGBTİ’leri görmeyen partiler için bir lütuftu bence. Önemli bir etki yarattı ve bizlerin temsiliyeti söz konusu ama eğer söz konusu yapan partiler, gerçek anlamda bir LGBTİ temsiliyetine ön ayak olurlar ise kazançlı çıkarlar aksi takdirde hiçbir şekilde samimiyetlerini kanıtlayamazlar.
 
Bu çalışmalar süresince nelerle karşılaştınız sizleri şaşırtan olaylar yaşandı mı?
Siyasette görünür olmaya çalışmamız çok heyecan verici. Aday olmayı düşünen ve karar veren LGBTİ arkadaşlarımızın olması güzel şaşkınlıklar yarattı. Tabi burada LGBTİ olmak yetmiyor, bu alanda politika yapmalı, çevre, ekoloji ve hayvan hakları vb. konularda duyarlı bireyler olmalılar. Siyasi Temsil ve Katılım Platformu’na olan büyük ilgi ve katılım,  SPoD Siyaset Okulu’muzdaki enerji dolu günler, Siyaset Okulu’na büyük gönül veren eğiticilerimiz, CHP ve HDP LGBTİ komisyonlarının varlığı yine bende güzel şaşkınlık yaratan olaylar oldu.
 
Heteroseksist olmayan yerel yönetim örnekleriyle karşılaştınız mı?
Her şeyi erkek ve kadın rolü çerçevesinde değerlendirmeyen yönetim anlayışları ile  karşılaşmadım. Hemen hemen çoğunun siyasette ikili cinsiyeti de yok edip daha çok tek cinsiyet yani eril bir zihniyet ile yol alıyor olduklarını görüyorum. Kadın temsiliyetinin görünürde olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar kadın temsiliyeti görünse de aslında kadınların oralarda çok da söz sahibi olduklarını düşünmüyorum. Çünkü ortada bir kadın çoğunluğu yok ve ne zaman çoğunluğu görürsem o zaman gerçek kadın temsiliyetinin olduğuna inanırım.
 
LGBTİ’lerin siyasette temsilinin olması herkesin yararına olacağını düşünüyorum. LGBTİ temsiliyeti ve hak temelli sivil toplum örgütleri, temel hak ve özgürlükler konusunda herkese ivme kazandıracaktır. Çünkü LGBTİ’lerin içinde kadınlar, biseksüeller, engelliler, translar, eşcinseller ve sex işçileri mevcut. Hak arayışlarında hiyerarşi gözetmeden ilerleme kat edecekleri bir yapıya sahipler. Bu anlamda temel hak ve özgürlüklerin var olması, erkek egemen sistemi de içinde bulunduğu göremedikleri tabulardan kurtaracaktır.
 
Heteroseksist olmayan yerel yönetimlerle karşılaşmak zor değil. Umarım herkes demokrasinin de gereği olan temel hak ve özgürlüklerine biran önce kavuşurda bizlerin de çeşitli cinsel kimlik ve cinsel yönelimli olan yerel yönetimleri karşılaştırma şansımız olur.
 
Talepleriniz neler oldu?
Siyasi Temsil ve Katılım Platformu ile SPoD Yerel Yönetimler Okulu katılımcıları ile siyaseti konuştuğumuzdan beri taleplerimizi dillendiriyoruz. Platformda taleplerimiz oldu, Fındıkzade seks işçileri ile bunun ardından siyaset okulunda talepler listesi oluşturduk. Genel olarak benzer taleplerde bulunduk. Yaşam haklarımız, LGBTİ cinayetlerinin nefret cinayetleri kapsamına alınması, 10. maddeye cinsel kimlik ve cinsel yönelim ibarelerinin eklenmesi, sığınma evleri, seks işçiliği için güvenli alanlar ve sağlık hizmetlerine kolay erişilebilirlik, devlet kuruluşları ve özel kuruluşlarda meslek içi homofobi ve transfobi eğitimlerinin verilmesi ve yine buralarda işe alımlarda LGBTİ kotalarının olması, keyfi olarak seks işlerine uygulanan kabahatler kanunu gibi alakasız durumların ortadan kaldırılması vb. Bunlar aklıma ilk gelenler oldu.
 
Bu taleplerin gerçekleşmesiyle LGBTİ’ler için neler değişecek sizce? LGBTİ hareketinin siyasetle karşılaşması bütün taraflar için ne gibi dönüşümler vaad ediyor?
Taleplerimiz daha çok yaşam haklarımız ile ilgili talepler ve bunlar bizim gasp edilen verilmeyen haklarımız. Hareketin siyasetle karşılaşması herkes için özgürlük demek. Bakış açıları değişecek, önemli bir örnek teşkili olacak bütün halklar için, insanlar mutlu olacaklar, açılmalar olacak ve herkes dilediği hayatı yaşamak için mücadele edecek. Konuşmak ve yaşamak için kuduran hetero bireyler özgür olacak, kısaca özgürlüğümüz herkesi özgürleştirecektir.
 
Mücadeleyi temsile indirgeyen bir yaklaşımın sizce heteroseksizmle mücadele göz önüne alındığında sınırlılıkları var mı? Varsa bu sınırlar nasıl bir siyasetle aşındırılır?

Mücadeleyi temsile indirgemiyoruz sadece mücadele alanımızı genişletiyoruz. Bizim elbette bazı sınırlarımız olacak en azından ben öyle düşünüyorum. Siyaset kirli bir oyun ve belki bizlerde o kirli oyunlara ayak uydurmak zorunda kalacağız bir süreye kadar. Bu süre yeterli temsiliyete yaklaşana kadar olabilir. Bu sadece benim ön gördüğüm bir durum.

Bu söyleşi ilk olarak Kaos GL dergisinin "Kent ve yerel seçimler" başlıklı 134. sayısında yayınlandı.