İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

Eşcinsel işçiler içeri, homofobi dışarı!

Cuma, 5 Eylül 2008



Çalışma Hayatı alanı, yeni yayın döneminde de kaosgl.org’un düzenli bölümlerinden biri olacak. Her ayın birinci ve üçüncü haftaları Cuma günleri bu bölümde haber, röportaj, tanıklıklar ve çalışma hayatında LGBT’leri ilgilendirdiğini düşündüğümüz gelişmeleri kaosgl.org’da sizlere ileteceğiz.

Çalışma hayatında eşcinsel çalışanlar hangi sıkıntıları yaşıyorlar? Eşcinsel varoluşlarını rahatça ifade edebiliyorlar mı? Açılma veya anlaşılma durumlarında hangi davranış ve uygulamalarla karşı karşıya geliyorlar?

İlker ve Yasin, kendi çalışma deneyimlerini ve iş yerlerinde yaşadıklarını kaosgl.org için anlattılar.

İlker (30, Ankara): Bilgi İşlem Danışmanı

“Prensipleriniz mi yoksa ekmeğiniz mi?”

“Çalışma hayatı, Türkiye’de herkes için çok çetindir. Bazen hayatta kalmak için çalıştığınızı ve bu yüzden de modern bir köle olduğunu düşünürsünüz. LGBTT üyeleri ise hetero egemenliğinde kurulmuş çalışma hayatı kurallarına kendi öz prensiplerinden ödün vererek uymak zorundadır. Bu seks emekçisi olsanız da, özel şirkette yönetici olsanız da böyledir. İşte tam bu nokta da karar vermek zorunda kalırsınız. Prensipleriniz mi yoksa ekmeğiniz mi?”

“Kendileri gibi erkek olduğumu ispatlamaya zorlandım”

“Ben bilgi işlem uzmanıyım. Bundan önce ki işyerimde çok ağır sözlü taciz ve şiddete uğradım. Bu şiddetin başlangıcı İstanbul’a tayin olmamla başladı. Şirket maaşıma zam yapmış, ev kirama kadar birçok olanaklar sunmuştu. Çalışmaya başladığımda korkunç derecede yalakalar toplumu içindeydim ve bir de yalanan tanrımız vardı ve ona her gün günaydınla başlayan ibadetler ediyorduk. Bana verdiği görevlerden biri arkadaşıma bakıp küfretmemdi. Örneğin a.k. gibi… Erkekler birbirlerine küfrederek konuşurlar. (Güç gösterisi işte senin pipin varsa benim de var demek için.) Hiçbir zaman yapmadım tabii ki bunu. Sadece bu baskı 3-4 hafta kadar sürdü. En sonunda bıktı. Bunu bana söyletmek istemesinin en temel nedeni ise onun standartlarında bir erkek gibi davranmamamdı. Bu şekilde bana erkek olmayı öğretecekti.”

“Şemsiyemin rengi bile sorun oldu!”

“Yine bir olay daha; İstanbul’da yağmurda ıslanmayayım diye sokaktan aldığım şeffaf, rengi olmayan ve sapı beyaz bir şemsiye vardı. Bir gün onunla işe gittim. Her haltımızı incelediği gibi şemsiyeme de anlayacağınız kafayı taktı. Kahkahalar atarak sapık gibi gülmeye başladı. Sonra da bir yerlerden şirketin özel yaptırdığı bir şemsiye buldu (aynı dede şemsiyesi gibi bastonlu filan) onu bana verdi. Yolundan günahkârı çevirmiş bir peygamber kadar sevinçliydi. Hiçbir zaman onu gereğinden fazla pohpohlamadım. Saygısızlık da yapmadım. Bir gün aptalca incir çekirdeğini doldurmayacak bir hatayı üzerime yıktı. Asla haksızlığı kabul etmedim ve istifamı verdim.”

“Yeni iş yerimde sadece yaptığım işe bakıyorlar”

“Şimdi çalıştığım iş yeri yöneticileri cinsiyet ayrımcılığı yapmayan ve sadece yaptığınız işe bakan insanlar. Arada sırada bazı garip duyumlar alıyorum. Örneğin bir iş arkadaşım üst yöneticilerimden ikisinin kendi aralarında benim hakkımda konuşarak gülüştüklerini duymuş. Ve bana “biraz dikkatli olun” dedi. O gün başta biraz ürktüm ama çok da hoşuma gitmişti. Onlarda her şeyin farkında ama iş yerinde önemi olmadığını anlamıştım. İş yerimizde kimse kimseye cinsel kimliğini saygısızca sormaz. Zaten cinsiyetsiz bir iş ortamından yana da değilim. Cinsiyetlerin ve cinsel kimliklerin tanındığı bir iş ortamından yanayım. Bir eşcinselim ve eşcinsellerin heteroseksüellerden daha güçlü ve daha yaratıcı olduklarını düşünenlerdenim.”



Yasin (25, Adana): Finansman uzmanı ve Yönetici Asistanı

“İki kimlik bana fazla; birisi olmalıyım…”

“Bugün yapmamam gereken bir şeyi yaptım. Çalıştığım şirkette şefim olan bayana söyledim gey olduğumu. Bir anda can sıkıntısından ya da patavatsızlığımdan ötürü söylemedim elbette.”

“Ruhum daralıyor artık, ne yediğim yemekten tat alıyorum, ne üstüme boca ettiğim parfümlerin kokusunu duyuyorum, saçlarımı kim bilir bu kaçıncı kazıtışım. Kirpiklerim göz kapaklarıma fazla gelir oldu artık. İki kimlik bana fazla. Birisi olmalıyım, gizli de yaşamak istemiyorum ama mecburum ya da mecbur hissediyorum. Kelimelerimi toparlayamıyorum; ama eğer hepimiz aynı kaderle gelmişsek konu zaten anlaşılmıştır.”

“Personelim ama evladı gibi dinlemeye hazır olduğunu söyledi”

“İşimdeki performansım da düşüyordu kendimle savaşıma mağlup. Bu satışlardan anlaşılıyordu zaten, birkaç kez uyarıcı tarzda bir sohbet gerçekleştirdi benimle. Beni evladı gibi seven bir kadından bahsediyorum. Sebepsiz, ortada hiçbir şey yokken toplantı salonunda, eğitimde vs.. Bir anda hıçkırıklara boğulmamın sebebini merak ediyor, yardım etmek istiyordu bana. Bunu hissetmiştim. Ona ne olursa olsun güvenmem gerektiğini, beni personelinden ziyade evladı olarak dinleyeceğini söyledi. Bir kaç kez yaptı bu konuşmayı; ama en son intihar girişimimde de başarılı olamayınca, onunla konuşmaya karar verdim.”

“Yine berbat bir gündü benim için. Nefret ederek başladığım günü, nefret ederek bitiriyordum. İnternette tanıdığım sanal seks düşkünleri, beni karısı ya da kocası gibi görmek isteyenlerin hâlâ yaşıyor ve ben yasadıkça hayatımda olacağını bilerek güne başlamak benim için başlı başına bir kaos sebebiydi zaten.”

“Öğle yemeği için çok güzel bir kafeye götürdü beni. Adanalı olanlar REAL’deki kafelerin güzelliğini bilirler. Yemeklerimizi söyledik; ben çok bitkin bir haldeydim. İntihardan kurtulmuş ama bitkindim. O, kocaman tabaktaki salatasından yemeye başladı, ben sadece çatalla tabağımı karıştırdım. Onunla konuşmayı ben seçtiğim için, konuya kendisi girmedi. Sadece sabırla bekledi konuya başlamamı. Bir kaç kez başlayacak gibi oldum, tıkandım. O da dikkatini bana vermiyordu, çekinmeyeyim diye. Salatasını yemeye devam ediyordu. Sonra bir anda ağlamaya başladım yine…”

“Ben eşcinselim!”

“Çatalını bıraktı… Peçeteyi aldı… Ağzını sildi…. Ben bir anda söyledim; “Ben eşcinselim!”
Sonra ağlarken sesi biraz daha fazla çıkar ya insanın, o mekanda yemek yiyen herkes benim eşcinsel olduğumu öğrendi. En yakın iş arkadaşlarım ve rakip firmadan kavgalı olduğumuz Samet bile!”

“Sonra yemeği bıraktık, koluma girdi ve dışarıya çıktık. Bir yandan peçete veriyor, bir yandan da dinliyordu. Anlayamıyorum ama anlamaya çalışıyorum dedi. Ona en başından anlattım hikâyemi. O da ağladı, etkilendi çok fazla.”

“Ertesi gün hiçbir şey aynı değildi”

“Belki de ben etkilendi sandım! Çünkü ertesi gün hiçbir şey aynı değildi. Benimle konuşmuyor, bazen bana daha önce hiç bakmadığı kadar çatık kaşla bakıyordu, şirket içinde bir arkadaşımla konuşamaz olmuştum. Öyle ki tedirgindim. Bakışları, bir anda yükselen ses tonu, imalı tavırları, bana hem anlamsız geliyordu hem de tedirgin oluyordum. Buna sadece ay sonuna kadar dayanabildim. Bir anda askerlik şubesine gittim, tecilimi bozdurup askere gidecektim. Tecilimi bozdurdum, bir de erken gitmek için dilekçe gönderdim Ankara’ya. Bir hafta sonra şubeden aradılar. Antalya’da kışlaya teslim olmam gerektiğini söylediler. Hayatımda hiçbir şeye bu kadar şaşırmadım herhalde, hemen evi aradım, ablama söyledim annem ve babama alıştırarak söylemesini; ablam bayıldı…”

“Bir eşcinseldim ve benimle çalışmak istemiyordu”

“Sonra şefimi aradım, onunla konuşmak istediğimi söyledim. Görüşmesinin olduğunu ve akşam konuşabileceğimizi söyledi; nerede olduğunu söyledim ve yanına gittim. Görüşmeye girecekti, konuşmamız lazım dedim. Sert tepki vermiştim, dinlemek zorunda hissetti sanırım. Ona bu tavırların sebebini sordum. Saçma sapan şeyler söyledi. Ama demek istediği şey belliydi ve ben bunu biliyordum. Bir eşcinseldim ve benimle çalışmak istemiyordu. Ona söylediğim için kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğimi ve onu da hiç affetmeyeceğimi söyledim. Bir gün hayatınızdaki en yakın kişinin eşcinsel olduğunu öğrenirseniz belki beni anlarsınız ama o zaman da onu affetmeyeceğimi, benim gururumu kırdığını söyledim. Sonra askerlik olayını söyledim. Pazartesiye kadar çıkış işlemlerini yapmamız gerekiyor dedim. Şaşırdı, daha fazla konuşmak istedi ama onunla konuşmak istemedim. Şirketin insan kaynakları departmanını aramış, akşama evrakları göndermişler. İmzalamam gereken yerleri imzaladım gözüm kapalı. Tazminatımın bir haftaya kadar hesabıma yatacağı söyledi ve vedalaşıp ayrıldım şirketten. Arkadaşlarımın çoğu öğrenmişti bile eşcinsel olduğumu. Ama akşama benim için bir veda partisi yapmışlar şirketin toplantı salonunda. Güzel bir akşamdı ama kırgın bir şekilde ayrıldım çok sevdiğim işimden. Askerliğimi Kıbrıs’ta yaptım. Askerden geldikten sonra hatlarımı değiştirdim, başka sektörde bir iş buldum ve şu anda hâlâ devam ediyorum çalışmaya.”

“Eşcinselim ve mutluyum”

“Ben mutluyum. Kendimle barıştım artık. Ve inanamazsınız belki ama iyi ki geyim diyorum artık. Bu bana bir lütuf olsa gerek HAK’tan. Asıl önemlisi, şirketten bir arkadaşımı gördüğümde Perihan Hanım’ın beni dilinden düşürmediği, pişman olduğu ve bana ulaşmak için her yolu denediğiydi. Ama bunlar artık benim için önemsiz şeylerdi.
Ben bir eşcinselim, geyim ve mutluyum! Ben bir okyanusum. Elindeki taşlarla suyumu bulandırmaya çalışanlara sesleniyorum; suyuma düşen her kum tanesi rengime bulanır!”

İş yerlerinizden bize yazın:

Çalışma hayatında ayrımcılığa karşı dayanışabilmek, homofobik tutum ve davranışlara karşı direniş pratikleri geliştirebilmek için deneyimlerimiz paylaşmaya devam edeceğiz. Her deneyim değerlidir ve her yaşanmışlık güzelliğiyle sıkıntısıyla bir başka işçi veya memur çalışan arkadaşımızın önünü açabilir. sendika@kaosgl.org adresine maillerinizi bekliyoruz.