Gökkuşağı Forumu

Sapyoseksüellik: Geometri bilmeyen giremez?

8 Mart 2016

Latince kökenli olan “sapyo” sözcüğü homosapiens kavramından aşina olduğumuz beyin kelimesinden türeyen "zeki" anlamına gelir. Sapyoseksüel de, cinsel ve duygusal olarak zeki insanları arzulayan kişiler için kullanılır. Burada bazı noktaları netleştirmek gerekir. Nasıl ki bir kadının kendini eşcinsel olarak tanımlaması için hem cinsine sempati duyması yeterli değilse, sapyoseksüel biri için de zeki olan biri "muhabbetinden zevk alınan, ufkunu genişleten, onunla konuşurken zamanın nasıl geçtiği anlaşılmayan" birinden çok daha fazlasını ifade eder. Nitekim sonu seksüelle biten kelimeler karşıyla duygusal ve cinsel olarak bir ilişkilenme/arzulama biçimini tarif eder. Fakat kendinizi zeki bulduğunuz için etrafınızda zeki birinin olmasını istemek sapyoseksüellik tanımından çok, "kibirsiz bir şekilde" ben zekiyim demeye çalışmak gibidir.

Zekilikle bağlantılı olan bilgi, bilme ve bilgiye ulaşmanın tarihsel kökenlerine baktığımızda, bilgiye ulaşmak uzun bir süre belli bir zümrenin tekelindeydi. Kast kurallarının katılığı sebebiyle bu zeki insanların kendi sınıfları dışarısından biriyle ilişkilenmeleri zaten mümkün değildi. Antik Yunan'ı modern okulun başlangıcı olarak kabul edersek, bilgeler ve bilgi nispeten daha ılımlı bir şekilde öteki kesimlerle buluştu. Bilginin aktarımı usta çırak ilişkiyle sağlandığı için bu bilgi veren ve bilgiyi alan arasında akademik ilişkinin dışında da bir ilişki yarattı. Bu ilişki, daha yaşlı olan erkek ile daha genç olan erkek arasında imgelenen ilişkidir. Yetişkin olan vatandaş, hayatta tecrübeli, savaş yöntemlerinde zeki, servetinin ve evinin yönetiminde örnek gösterilen, ailesine karşı sorumlu, cesur, onurlu ve kendini dürüstlüğe adamış kişidir. Daha genç olan erkek ise henüz sakalları çıkmamış genç olarak tanımlanır ve davranışlarından alçak gönüllü, atletik ve cesur, kendini geliştirmeye istekli ve sevgilisinin ak ve hayatı idare etmek hakkında öğreteceklerini öğrenmeye istekli olması beklenen taraftır. Paiderastia, öğretmen ve öğrenci rollerinin âşık ve sevgili ile birleştiği bir ilişkiye işaret eder.

Yunanca her bir role spesifik bir terim vermiştir. Oğlan, sahip olunan veya arzulanan, “pais” olarak adlandırılır, “paidika” da denilmektedir. Sevilen veya arzulanan anlamına gelen “eromenos” sıfatı ile adlandırılır bu oğlan. Aitas (dinleyici, alıcı) ya da kleinos (hayranlık duyulan) olarak da adlandırılmaktadır. Kendisinden daha yaşlı olan ve ona yol göstericilik yapan sevgilisi ile “erastes” olarak adlandırılır ki sevgili, âşık anlamına gelmektedir Yunancada eispnelos (ilham verici) ya da philetor (dost) olarak da adlandırılmaktadır. Erastes, eromenos’a sadece kur yapmak ve baştan çıkarmakla değil, onu savaş ve avcılık sanatında geliştirmek, hayatı doğru idare etmeyi öğretmek ve iyi bir vatandaş olarak yetiştirmekle görevlidir. (1) Fakat bu ilişkinin çok da demokratik olduğu söylenemez. İlişkinin hiyerarşisini de bilgiden (Yaş ve buna bağlı deneyim de tabi) aldığını düşünmek çok da isabetsiz olmaz. Bugün kullandığımız anlamda bir sapyoseksüellik olarak değerlendirebilir miyiz tartışılır ama tarihsel olarak üzerine bir dil dahi üretilmiş toplumsal bir sapyoseksüellik normu çağrışımı yapmıyor değil.

Peki zeki insanlar diğerlerinden daha mı mutlu, yaşam kaliteleri daha mı yüksek, yakın ilişkilerde daha mı başarılılar? Bu sorulara yanıt arayışı yüz yıl kadar önce başladı. Birinci Dünya Savaşı’nda önemli görevlere asker alımında sıkça başvurulan IQ testi daha sonra 1926’da psikolog Lewis Terman tarafından zeki çocuklar üzerindeki araştırmada kullanılmıştı. California okullarından, IQ seviyesi 140’ın üzerinde olan en zeki 1500 öğrenci seçilmişti. Bunların 80’inin ise IQ seviyesi 170’ten fazlaydı. Bu çocuklar yaşamları boyunca iniş ve çıkışlarıyla gözlem altında tutuldular. Çoğu zengin ve ünlü olmuştu. Maaşları ortalamanın iki katı civarındaydı. Ama grup üyelerinin tümü psikolog Terman’ın beklentilerini gerçekleştirmedi. Bazıları sıradan bir polis memuru, denizci, ya da sekreter olmuştu. Bu nedenle Terman “zeka ve başarının doğru orantılı olmayabileceği” sonucuna vardı. Bu kişilerin zeki oluşu mutlu olacakları anlamına da gelmiyordu. Yaşamları boyunca onlar da boşanma, alkolizm ve intihar gibi sorunlar bakımından ulusal ortalamada seyretmişlerdi. Yani zeka daha iyi bir yaşam demek değildi. İyimser bir bakışla üstün zeka yaşam tatmini bakımından bir fark yaratmıyor, kötümser bakışla ise zekaya rağmen daha az başarı gösterme durumu ortaya çıkabiliyordu. (2) Peki zeki insanları bir ilişkide cezbedici kılan neydi?

Bir ilişkinin en temel dinamiğinin duygusal ihtiyaçların karşılık bulması olduğunu varsayarsak sapsoseksüelliği burada nasıl değerlendiririz? Partnerlerinin entelektüel becerileri, kıvrak zekası duygusal ihtiyaçlarını karşılıyor veya bunu göz ardı etmelerine yeterli oluyor mu? Araştırmalar bilişsel zeka ile sosyal beceriler arasında bir korelasyon olmadığı yönünde. En güçlü (özellikle narsistik eğilimlerde gördüğümüz) savunma mekanizmalarından biri olan entelektüelizasyonu düşünmek çok da zor olmuyor bu durumda.

Sapyoseksüel ilişkinin dinamiklerini düşündüğümde hali hazırda bu arzunun nesnesi olan kişinin sapyoseksüel ilişkiyi nasıl yaşadığı ve gördüğü de önemli bir değişken. Birçok kişi zeki bulunmayı, sözlerinin takdir edilmesini isteyebilir. Fakat bunun ilişkiyi kuran temel özellik olması işin rengini değiştirebilir. Saçmalama özgürlüğün olmayacak mı, ya o yönetmenin adını hatırlayamazsan, ya kitabın yazarını yanlış söylersen, ya mantık yürütme biçimin hüsranla sonuçlanırsa? Nitekim sapyoseksüellerin diğer sapyoseksüelleri arzulaması gibi bir eşleşme de değil sadece söz konusu olan.    

Sapyoseksüelliğin ruhsal dinamikleri ne olursa olsun, zeki insanlara olan bakışı ve çağrışımı yeniden gözden geçirmeye ittiği aşikar. Düşünceleriyle bizi şaşırtan, ufkumuzu açan biriyle karşılaştığımızda kendimizi sapyoseksüel olarak tanımlayalım veya tanımlamayalım, o kişinin bize çağrışımlarının ne olduğu, ruhsallığımızda neye dokunduğunu düşünmek kuracağımız ilişkinin farkındalığı ve samimiyeti açısından önemli. Belki de insanlık kendini primatlardan ayıran en temel faktörlerden biri olan üst beyinleşmenin kıymetini içten içe hiçbir zaman unutmadı.

(1) http://kaosgl.org/sayfa.php?id=9080

(2) http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150611_vert_fut_zekiligin_dezavantajlari