Kültür Sanat

Türkiye’de queer yayıncılık: NotaBene ve Kaos GL’nin “Queer Seri”si nasıl başladı?

Pazartesi, 4 Şubat 2019

NotaBene “Queer Seri” editörü Aylime Aslı Demir “Heteroseksizm her yerdeyse, mücadele de her yerde” diyor. Demir, kaosGL.org’a queer yayıncılığı anlatıyor.

Görsel illüstrasyonu: Sapna Satyanarayana

Yayıncılığa queer bir yaklaşım getirmek, iktidar olanı ve normativiteyi tartıştıran yayınları okuyucu ile buluşturmak, queer teori ve pratiğin olmazsa olmazlarından. Bu heyecanla yayıncılık hayatını sürdüren Türkiye’den queer yayıncılık örneklerini KaosGL.org okuru için derledik.

Bu mini derlemenin bir benzerini farklı ülkelerden queer yayıncıları bir arada topladığımız başka bir yazı dizisinde bir araya getirmiştik. Bu defa Türkiye’den yayıncılarla görüştük ve bu seriyi hazırladık.

Pazartesi günleri yayımlanacak bu dizi ile yeni yayınlarla tanışmanın yanı sıra ilham alarak mücadeleyi ortaklaştırmanın imkânlarını yeniden gözden geçirmeyi umuyoruz. Yazı dizimizin ilk konuğu Kaos GL Derneği’nin queer çalışmaları alanında NotaBene Yayıncılık ile dayanışma içinde hazırladığı “Queer Seri”. Bu seride 2 kitap yayımlandı: Annamarie Jagose’nin “Queer Teori Bir Giriş” ve Kevin Floyd’un “Queer Marksizme Doğru: Arzunun Şeyleşmesi”.

Üstelik Kaos GL ve NotaBene ortaklığında yeni bir kitap daha geliyor: Amerika Birleşik Devletleri Duke Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Bölümü Profesör Elizabeth Grosz’un “Volatile Bodies” kitabı yayımlanmak üzere...

Sözü serinin editörü ve Kaos GL Derneği Akademik ve Kültürel Çalışmalar Koordinatörü Aylime Aslı Demir’e bırakalım.

Akademide queer çalışmak ve queer yayıncılık

Kaos GL ve NotaBene ortaklığı nasıl yola çıktı?

Kaos GL olarak aktivizmi pek çok farklı alanında deneyimliyoruz. Bu faaliyetler bazen hekim adaylarına yönelik eğitim programları oluşturmayı, bazen reklam ajanslarına farkındalık atölyeleri düzenlemeyi bazen sokakta eylem örgütlemeyi bazen de güncel sanat sergileri olabiliyor. Nasıl ki heteroseksizm hayatın hemen hemen her alanına nüfuz ediyorsa, mücadele de hayatın her alanında yürütülmek zorunda. Akademik bilginin normatifliğini açık etmek ve bu alanı queerleştirmek de bu mücadelenin elbette bir parçası bizler için.

Akademiye dair çalışmalarımız oldukça uzun bir zamanı kapsıyor olsa da Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Bölümün’de “Heteroseksizm Eleştirisi ve Alternatif Politikalar” ve “Queer Teori” derslerinin yürütücülüğünü üstlenmemizle daha içeriden bir müdahale imkânı yaratmıştı. Bu dersleri organize ederken karşılaştığımız en büyük zorluklardan biri öğrenciler için ders materyallerinin İngilizce olmasıydı. Bir diğer zorluk ise Türkiye’de bu konular üzerine yeterince çalışma yapılmış olmamasıydı. Bu zorlukları gidermek ve bu alanda çalışacak kişileri teşvik etmek amacıyla NotaBene yayınlarıyla beraber queer teorinin önemli düşünsel Türkçeleştirmek istedik. Bu nedenle serinin ilk yayınları Annamarie Jagose, Elizabeth Grosz, Kevin Floyd’un çevirileri oldu.

Nasıl karşılandı bu kitaplar okuyucu tarafından?

Queer çalışmaları denilince öğrenciler arasında zaman zaman bir kafa karışıklığının olduğunu düşünüyorduk. Aslında bu karışıklık Queer kelimesinin bir çatı kavram ve LGBTİ’nin kısaltması olarak kullanılması nedeniyle ortaya çıkıyordu. Yani “20 LGBTİ’ye sorduk ve sonuç olarak iş yerinde ayrımcılığa uğradıklarını öğrendik” elbette bir alan çalışması ancak bizlerin kavradığı türden ne metodolojisi itibariyle ne yapmış olduğu müdahale ile bir queer çalışma değildi. Bu nedenle Queer Bir Marksizme Doğru kitabının iyi olabileceğini düşündük. Şu sıralarda da ‘beden’ tartışmaları için oldukça önemli bir kitap olan Volatile Bodies yolda.

Queer teorinin postyapısalcı felsefi kaynaklarına oldukça yabancı olan Kadın Çalışmaları öğrencileri için Butler kitapları okumak oldukça zorlayıcı oluyordu. Bu nedenle hem bu felsefi kaynakları anlaşılır bir dile aktaran hem de geleneksel gey ve lezbiyen çalışmalarından 90’lar sondası AIDS aktivizminin yaratmış olduğu yeni siyaset yapma biçimlerinin dinamiklerine yer veren “Queer Teoriye Bir Giriş” kitabı oldukça yararlı oldu. Pek çok kişi için bu teoriyi kavrama açısından yararlı olduğunu satış rakamlarından da anlayabiliyoruz aslında. Kısa süre içinde ilk baskısı tükenen kitabın ikinci baskısını da bugünlerde bulmak kolay sayılmaz. Muhtemelen yeni bir baskı daha gerekecek.

Bu ortaklıkla yeni kitapları akademiye sundunuz, bu defa da akademinin hali…

Öyle maalesef akademi içindeki dersimizin muhtemel radikal potansiyelleri dört yılın sonunda bölümün Barış İmzacıları’ndan “temizlenmesi” sonrası “hayatta kalan” akademisyenleri tarafından da fark edilince kapatılmak durumunda kaldı. Ancak queerin illaki bir mekâna ihtiyaç duymadığını biliyoruz. Dolayısıyla dışarıdan, zaman zaman bulduğumuz deliklerden içerilere sokularak içerden mücadele etmeye devam ediyoruz.

İlgili haber:

NotaBene Yayınları: “Baskı ve provokasyon çağrıştıran bu çabalar, daha fazla direnç üretecektir”