İnsan Hakları / Mülteci

“İlticaya erişim lütuf değil, hak!”

16 Nisan 2019
Haber: Kaos GL

Aralarında Kaos GL Derneği’nin de bulunduğu 45 kurum Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Suriyeli mültecilere ilişkin ayrımcı sözlerine karşı basın toplantısı düzenledi.

Aralarında Kaos GL Derneği’nin de bulunduğu demokratik kitle örgütleri, mülteci dernekleri, baro ve meslek örgütleri, 31 Mart Yerel Seçimlerinin ardından göre başlayan Cumhuriyet Halk Parti’sinden Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Suriyeli mültecilere ilişkin ayrımcı sözlerine tepki gösterdi.

Ankara’da bulunan Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı Dr. Dinçer Demirkent 45 örgütün imzaladığı bildiriyi okudu.

Açıklamada, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın talebiyle Suriyeli mültecilere belediye tarafından yapılan her türlü sosyal yardımın kesmesi ve  iş yeri açma ruhsatının verilmemesinin hukuka aykırı bir karar ve insan hakları ihlali olduğu vurgulandı.

“Bolu Belediye Başkanı Özcan'ı ayrımcı, hukuk dışı ve tehlikeli kararından vazgeçmeye davet ediyoruz”

Mülteciliğin bir zorunluluk hali olduğunu ve ilticaya erişimin hak olduğuna dikkat çekilen toplantıda Özcan’ın ifadelerinin nefret söylemi olduğuna dikkat çekildi. Açıklamanın tamamı şöyle:

“31 Mart'taki yerel seçimler sonrası mazbatasını alan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın ilk kararı mültecilere karşı ayrımcı bir  yaklaşım sergilemek olmuştur. Özcan, Geçici Koruma altındaki Suriyeli mültecilere belediye tarafından yapılan her türlü sosyal yardımı kestiğini ve  iş yeri açma ruhsatı vermeyeceğini duyurdu. Bu karar hukuka aykırı olup insan hakları ihlalidir.

“Öncelikle mülteciliğin bir zorunluluk hali olduğunu ve ilticaya erişimin bir lütuf değil, hak olduğunun altını çizmek isteriz; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 14.  maddesine göre herkesin zulüm altında başka ülkelere sığınma ve sığınma olanaklarından yararlanma hakkı bulunmaktadır. Türkiye’nin hazırlayıcısı ve imzacı tarafı olduğu 1951 tarihli  Mültecilerin Hukuki Statülerini düzenleyen Cenevre Sözleşmesi ve uluslararası hukuk doğrultusunda hazırlanan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), Türkiye için mülteci ve sığınmacılara yönelik hukuki ve sosyal korumayı uluslararası ve ulusal hukuk açısından bir zorunluluk olarak düzenlemektedir.

“Anayasa Madde 10’da yer alan eşitlik hükmü ile Türkiye’yi bağlayan uluslararası anlaşma ve şartlar gereği, Belediyeler Kanunu’muzda kentli hakları, sadece vatandaşları değil, mülteciler dahil belediye sınırları içinde yaşayan herkesi kapsamaktadır: 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu’nun Hemşehri Hukuku başlıklı 13. maddesine göre, herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Görüldüğü gibi Sayın Özcan’ın açıklaması yasalarımıza aykırıdır.

“Belediye Başkanının bağlı olduğu partisi CHP'nin "Sınırlar arasında İnsanlık Dramından İnsanlık Sınavına" başlıklı mültecilerle ilgili raporunda, belediyelerin, mültecilerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunlarının çözümünde daha aktif rol oynamaları gerektiği belirtilmektedir. Özcan bu açıklamasıyla partisi ile de çelişmektedir.

“Özcan’ın açıklamasında yer alan ve birçok çevre tarafından da dile getirilen, Suriyelilere maaş verildiği söylemleri ise tamamen yanlış bir bilgidir. Suriyeli ve diğer mültecilere devlet tarafından bağlanan herhangi bir maaş söz konusu değildir. Çok sözü edilen Kızılay Kart desteği, Avrupa Birliği’nin vaat ettiği 3 milyar Euro kapsamında Sosyal Uyum Yardımı adı ile tüm Suriyelilere değil, sadece belirli koşulları taşıyan mültecilere verilmektedir. Tutarı da ayda 120 TL'dir. Ayrıca bu yardım, yabancı kaynaklardan fonlanmış dahi olsa, ihtiyaç sahibi Türkiyeli ailelere verilen destek ile uyumlu olarak ve bu desteği aşmayacak şekilde hazırlanmıştır.

“Bu tür söylem ve yaklaşımlar, dünyada ve ülkemizde nefret söylemi anlamına gelmektedir. Zamanında, gerekli ve etkili tedbirlere başvurulmaz ise, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de nefret suçları, ırkçı saldırı ve linçlere uygun ortam hazırladığı bilinmelidir. Dünya tarihinde yaşanan birçok ırkçı saldırı ve katliamlarda olduğu gibi daha yakın zamanda Yeni Zelanda’da yaşanan insanlık dışı saldırının bu tür açıklamalardan beslendiği ve saldırı cesareti bulduğu unutulmamalıdır. Bazı işaretlerinin ülkemizde de görüldüğü benzer saldırıların Türkiye’de de olmasını istemiyorsak yerel seçim kampanyaları döneminde farklı partilerde de görülebilen bu şekildeki açıklamalara prim ve hoşgörü gösterilmemelidir.

“Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı ayrımcı, hukuk dışı ve tehlikeli kararından vazgeçmeye davet ediyoruz.”

İmzacı kurumlar ise şöyle:

Alevi Bektaşi Fedarasyonu, Buca Kent Konseyi, Çağdaş Romanlar Derneği, Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneği, Ege Barış ve İletişim Derneği, Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği, Göç Araştırmaları Derneği, Göçmen Dayanışma Ağı, Göçmen Mutfağı, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Hak İnsiyatifi, Halkların Köprüsü Derneği, Hamiş Suriye Kültür Evi, Hayata Destek Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, İzmir Barosu, İzmir Çevre ve Hayvan Hakları Derneği, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, İzmir Müzisyenler Derneği, Kadın Yazarlar Derneği, Kaos GL, Kırkayak Kültür, Konak Kent Konseyi, Konak Mülteci Meclisi, Mülkiyeliler Birliği, Mültecilerle Dayanışma Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, Sınır Tanımayan Kadınlar, Sosyal Demokrasi Vakfı, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği, Şehir Plancıları Odası Genel Merkezi, Taraftar Hakları Derneği, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Tüm Engelliler Federasyonu, Türk Psikologlar Derneği, Türk Tabibleri Birliği, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Türkiye Yazarlar Sendikası, Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği, Yurttaşlık Derneği.