İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

“HIV’le yaşadığım için diplomamı çöpe atmamı bekliyorlar!”

Perşembe, 1 Ağustos 2019

“Doğup büyüdüğüm topraklarda çalışmam engelleniyor. Dört yıl boyunca emek vererek okuduğum, çok iyi bir ortalamayla mezun olduğum okulun diplomasını çöpe atmamı bekliyorlar.”

İllüstrasyon: Jose Fien

Bu sözler A.D.’ye ait. Onun hikayesini NTV Sağlık’ta yayınlanan bir haberde okuduk. HIV tanısı aldıktan sonra çalıştığı okulda işini yapması engellendi, başka okullara iş başvurularında askerlikten muaf raporu üzerinden ayrımcılığa uğradı.

A.D.’ye ulaştık ve bütün bu süreç boyunca yaşananları konuştuk. Enfeksiyon kliniğine gittiği için sorgulamaları, “Çocuklarla yan yana gelmeni istemiyoruz” cümlelerini, imzalanan iş sözleşmesinin HIV’le yaşadığı için iptal edilmesini ve bütün bu ayrımcılığın kendisini nasıl etkilediğini anlattı…

Enfeksiyon kliniğine gitmek sorgulama sebebi!

Öğretmenlik yaparken HIV tanısı aldınız ve ardından sözleşmenizi yenilememelerine kadar giden bir süreç başladı. Bu süreç nasıl gelişti?

Çalışma hayatımdaki ilk yılım olan 2018 Kasım ayında genel sağlık kontrollerini yaptırmak için işyerinden izin aldım. Enfeksiyon kliniğindeki kontrollerin ardından işyerine iletmek üzere rapor aldım. Aradan iki üç hafta geçtikten sonra enfeksiyon kliniğinde muayene olduğum doktor beni aradı ve kan tahlillerim hakkında görüşmek için kliniğe çağırdı. Haliyle işyerinden tekrar izin aldım. Doktora gitmem gerektiğini söyledim. Neden diye sordular ve kontrol için olduğunu söyledim tekrardan. Doktorum HIV pozitif olduğumu ve büyük bir hastanede tedaviye başlamam gerektiğini söyledi. Ben de tamam dedim. Tekrar enfeksiyon kliniğine gittiğim için HIV tanımın doğal olarak geçmediği ancak enfeksiyon kliniğinde doktora muayene olduğumu belirten ikinci raporumu da okula ilettim.

Sonrasında hastane süreci başladı, değil mi?

Evet. Ardından hastaneye gittim ve oradaki doktor bana eğer yatış yaparsak iki gün içerisinde bütün tahlilleri tamamlayıp kolayca ilaca başlayabileceğimi söyledi. Eğer yatış yapmazsak gün gün randevu almam gerektiği için ben de yatış yapmak istedim. İşyerine mail atıp hastanede yatmam gerektiğini söyledim. Bu maili alır almaz okuldaki müdürüm beni aradı ve hangi klinikte olduğumu, neden orada olduğumu sorgulamaya başladı. Bu sorularla birlikte panik oldum. Kanımda bir sorun var ve bunun nedenini araştırıyorlar, dedim. “Kanında mikrop mu var? HIV mi var, hepatit mi var” gibi sorular sordu müdürüm. Bütün hastalıkları saydı. Ben de kanımda mikrop var ve antibiyotik tedavisi alacağım, dedim.

Yatışın ardından üç günlük enfeksiyon kliniği raporunu okula götürdüm. Ardından ilaç almak için tekrar izin aldım ve enfeksiyon kliniği raporunu götürdüm. Raporda yine doğal olarak sadece hastanede tedavi aldığım yazıyordu.

Sözleşme yenilenmedi

Sonra ne oldu? Okuldaki idareciler ne yaptı?

Okulda bir toplantı yaptılar ve beni de çağırdılar. Seneye benle çalışamayacaklarını, ekonomik olarak personel azaltımına gittiklerini, “Son giren ilk çıkar” mantığıyla ilerlediklerini söylediler. Ancak benle birlikte sözleşme imzalayan, benle yaşıt meslektaşımın sözleşmesi devam ederken benim sözleşmem önümüzdeki dönem için feshedildi.

Hastaneye gitmenden ve raporlardan önce okulda ekonomik kriz ve birilerini çıkarmaya ilişkin herhangi bir konuşma oldu mu?

Hayır, herhangi bir şekilde bu konu gündemde değildi. Bunu iddia ettiler ve ben de yapacak bir şey olmadığı için kabul etmek zorunda kaldım. Sonra birkaç hafta daha çalıştım. Ara tatil oldu. Ara tatilden sonra ben bir hastalık geçirdim, ilaca yeni başladığım için sanıyorum ki vücudum tepki gösterdi. Acil servise gittim ve durumumu anlattım. Benim kendi doktoruma gitmemin daha doğru olacağını söyledi ve tekrar doktoruma gittim. Doktorum, beni takip edebilmek için yine yatış yapılması gerektiğini söyledi. Ben de kabul ettim.

Haliyle okula tekrar rapor götürdünüz?

Tekrar enfeksiyon kliniği raporu götürdükten sonra bu sefer benim sağlık durumum hakkında görüşmek için toplantı yapmak istediklerini söyledi. Genel direktör yoktu ancak okulun tüm müdürleri oradaydı. Hastalığımı söylemem için baskı yaptılar. Ben herhangi bir şey söylemedim. Ertesi gün yine toplantı yaptık. Bu toplantıda da bana, “Tamam sen söyleme ne olduğunu ama biz artık senin çocuklarla birlikte çalışmaman gerektiğini düşünüyoruz. Ya ofise geçersin ya da artık okula gelme, sözleşme bitene kadar senin maaşını öderiz” dediler. Nedenini sorduğumda “Yukarıdan gelen bir emir ve biz de emir kuluyuz” diye döndüler. Yaptıklarının çok büyük bir ayrımcılık olduğunu söyledim ve dilerlerse hastaneden çocuklarla çalışmama engel teşkil edecek herhangi bir durum olmadığına ilişkin rapor getirebileceğimi söyledim. Buna rağmen düşüncelerinde çok sert ve kesindiler. Yaşadığım bu olayın ne kadar korkunç olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Ofise çekeceklermiş. Öğretmen olamayacakmışım. Çocuklara bir şey bulaştırabilirmişim. Şok içinde bir gün geçiriyorum. Ben dört yıl boyunca ofiste çalışmak için okumadım ki. Ben bu okulla ofiste çalışmak için sözleşmedim ki!

Sonra ne oldu?

Bu kararı verebilmek için bir gün süre istedim. Ertesi gün maaşımı ödeyin ben okula gelmeyeceğim, dedim. Kendimi artık bu okulda görmek istemedim. Sözleşmem bitene kadar da tüm özlük haklarımdan yararlanacağımı kesinleştirip işten ayrıldım.

Seneye çalışabileceğim okulları aramaya başladım. Her yere iş başvurusu yaptım. Birçok okul öğretmen adaylarının askerlik ilişiğinin olmasını istemediği için askerlikten muafiyet belgemi aldım.

İşyeri hekiminden ayrımcılık ve gizlilik ihlali: “Ben zaten sistemden öğrenirim!”

İş arama süreci nasıl geçti?

Çok köklü, büyük bir özel okuldan iş başvuruma yanıt alıp sınavına çağırıldım. Yazılı sınavdan çok iyi bir puan alıp sözlü mülakatla sürece devam ettim. Mülakatta benim öğretmenlik becerilerim, yaptığım sunudan daha çok önceki iş yerimden neden ayrıldığım ve askerlikten muafiyet nedenimi sorguladılar. Ben de öğretmenlik becerilerimi sorgulamaları gerektiğini söyledim.

Bir başka büyük bir özel okuldan geri dönüş aldım. Sözlü mülakat iyi geçti, ders demosuna çağırdılar. Orada da beni çok beğendiler. Ardından beni arayıp seneye benimle çalışmak istediklerini söyleyerek iş teklifinde bulundular. Sigorta girişi için çeşitli evrak listesi gönderdiler. Evrakları teslim ettiğimde insan kaynakları, “hocam, burada askerlikten muaf olduğunuz yazıyor” tepkisiyle muafiyet nedenim sorgulandı. Söylemek istemedim. Bunu sormasının doğru olmadığını söyledim. Bunu söylemezsem işe girişimde çok büyük bir sıkıntı olacağını söyledi. Ben de sağlık nedeniyle olduğunu söyledim. Bunu da sorguladı. Ben de okulu ilgilendirir bir neden olmadığını, dilerlerse tam teşekküllü bir devlet hastanesinden öğretmenlik yapmamda engel teşkil edecek bir durum olmadığını raporlayabileceğimi söyledim. Raporu istediler. Raporu da işe giriş muayenemin olacağı zaman getirebileceğimi söylediler. Sözleşmemi imzaladım ve okuldan çıktım. İki nüsha olan sözleşmeyi idarecilere götürüp imzalatacaklarını söylediler ama bana vermediler bir kopya.

Eve döndüğümde insan kaynaklarındaki aynı şahıs beni aradı. İşe giriş muayenemin acilen yapılması gerektiğini, okula geri dönmem gerektiğini söylediler. Okula gitmeden kendi hastaneme gittim ve raporu aldım. Burada doktorlar bana bu sorgulamanın kesinlikle yasal olmadığını ve suç işlediklerini söyledi.

Okula, öğretmenlik yapmanıza engel herhangi bir durum olmadığına ilişkin rapor götürdüğünüzde ne oldu?

Önce işyeri hemşiresi bir form doldurttu. Sağlık durumumu sorguladı. Söylemek istemediğimi, öğretmenlik yapmamda sakınca olacak herhangi bir şey olmadığını söyledim.

Doktor beni odasına çağırdı. Odada ben, hemşire ve doktor vardık. Doktor bir sistem açtı ve bu sistem üzerinden aldığım ilaçları, her şeyi görebileceğini, ben söylesem de söylemesem de bu bilgilere erişebileceğimi söyledi. Hemşirenin dışarı çıkmasını istedim. O bir doktor zaten, problem çıkmaz diye düşünüp HIV’le yaşadığımı söyledim. “Benim gibilerle çok uğraştığını, işin felsefi yanını bir yana bırakıp okul idaresine söylemek zorunda olduğunu” iddia etti. Uğradığım damgalama ve etiketlemenin doğuracağı benim açımdan olası olumsuz sonuçlardan bahsettim. Hak ederek girdiğim işi kaybetmek istemediğimi söyledim. Ama beni dinlemeden odadan çıktı.

Arkasından koştum. Yapabileceğim ne olduğunu sordum. Hastaneden rapor istedi. “Öğretmenlik yapmamda sakınca olmadığına dair” rapor alıp ilettim.

Birkaç gün içerisinde okulun insan kaynakları beni aradı ve sözleşmemin iptal olduğunu söyledi.

Bu yaşadıklarınıza ilişkin yargı yoluna gidecek misiniz?

Okula dilekçe verdim. O dilekçede gelecek yanıtı bekliyorum. Ardından İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na, savcılığa ve Türk Tabipler Birliği’ne başvuracağım uğradığım bu ayrımcılıkla ilgili.

Yaşadığınız ayrımcılık üzerinizde nasıl etkiler bıraktı?

İlk işyerinde benim zaten “Türk öğretmen profiline uymadığım” söylendi. Cinsel yöneliminden kaynaklı da söylediler bunu bence. HIV ile eşcinsellik arasında zaten ilişki kuruluyor.

Diğer okullarda da askerden muaf olduğum için kötü muameleye maruz kaldım. Doğup büyüdüğüm topraklarda çalışmam engelleniyor. Dört yıl boyunca emek vererek okuduğum, çok iyi bir ortalamayla mezun olduğum okulun diplomasını çöpe atmamı bekliyorlar. Benim için çok yaralayıcı bir şey. Ben öğretmenliği çok isteyerek seçtim. Öğretmenliğe başlamadan önce sağlıkla ilgili bir bölüm okuyordum ancak öğretmenliği çok istediğim için bu bölüme geçtim. Bir virüsten dolayı benim diplomamı çöpe atıyorlar. Bu durum ciddi olarak kaygı yaratıyor.

Ben ilk tanı aldığımda çevremdeki herkesin de benim kadar olağan karşılayacağını sanıyordum ancak maalesef dışarıdaki insanlar öyle değil. Ben bu süreçte ve öncesinde Pozitif-İz Derneği ile iletişime geçtim ve bana çok faydası oldu. Daha önce iletişime geçseydim bu süreci çok daha iyi atlatabilirdim. Onların eğitimleri beni çok güçlendirdi. Süreç boyunca da onlarla iletişimde olmak bana çok iyi geldi.