İnsan Hakları

ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanlara dava açıldı

Pazartesi, 5 Ağustos 2019

ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde polisin şiddet uygulayarak gözaltına aldığı öğrenci ve öğretim üyeleri hakkında dava açıldı. Polis hakkında ise şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmadı.

Fotoğraf: ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan öğrenciler serbest kaldıktan sonra. Yıldız Tar/Kaos GL

9. ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan 19 öğrenci ve öğretim üyesi hakkında dava açıldı.

Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan 19 kişinin toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefetten cezalandırılmasını talep ediyor.

Savcılık iddianamede, polis şiddetiyle gözaltına alınan 19 kişinin 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten yargılanmasını talep etti.

Savcı polis şiddetini görmedi: “Orantılı olarak zor kullanma”

İddianamede tüm gün öğrenci ve öğretim üyelerini hedef alan yoğun polis şiddeti ise, “orantılı olarak zor kullanılarak yakalandıkları” ifadeleriyle yer aldı. Savcılık iddianamede, “Tüm şüphelilerin katılmış oldukları suça konu kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında görevliler tarafından kendilerine yapılan dağılma yönündeki ikazlara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederek” ifadelerine de yer verdi.

Savcılık, bir öğrencinin ayrıca “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ettiğini de iddia etti.

Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi değerlendirerek dava açılmasına karar verdi.

Öğrencilere saldıran polis hakkında işlem yok!

ODTÜ Rektörlüğü’nün çağrısı üzerine üniversite kampüsüne giren polis, 9. ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşüne biber gazı ve plastik mermi ile saldırdı. Yirmiden fazla öğrenci ve bir öğretim görevlisi gözaltına alındı ve gece geç saatlerde serbest bırakıldı.

13 Mayıs’ta, öğrenciler artık üniversite üzerinde bir hükmü kalmadığını ifade etmek amacıyla rektör için sembolik bir veda töreni düzenledi. 14 Mayıs’ta ise, kampüste gerçekleşen polis şiddetini protesto etmek amacıyla üniversitede geniş katılımlı bir boykot başladı.

Öğrencilere ve öğretim görevlilerine saldıran polis hakkında ise şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmadı.

TIKLAYIN: ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde neler yaşandı?

Gözaltına alınan öğrencilerin burs ve kredileri de kesilmişti

Öte yandan Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK), 10 Mayıs’taki ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan öğrencilerin burs ve kredilerini kesti.

KYK, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nün yazısı üzerine gözaltına alınanların burs ve kredilerini kestiğini öğrencilere yolladığı mektupla bildirdi. KYK, burs ve kredilerini kestiği öğrencilerden “kurumlarına olan borçlarını” ödemelerini de talep etti.

TIKLAYIN: KYK, ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınanların kredi ve burslarını kesti

2911 sayılı kanun ne diyor?

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 3. maddesine göre; “Herkes, önceden izin almaksızın, bu kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Kanunun 12. maddesi Düzenleme Kurulu’nun sorumluluklarını şöyle sıralıyor:

“Düzenleme kurulu, toplantının sükun ve düzenini, bildirimde yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumludur. Kurul, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir.”

AİHM ne diyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Rusya’daki Onur Yürüyüşünün engellenmesi ve yürüyüşe yapılan saldırıyla ilgili Alekseyev v. Rusya kararı bulunuyor.  Mahkeme 2006, 2007 ve 2008 Moskova Onur Yürüyüşleri’nin yasaklanmasının 11. maddeyi açıkça ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, bu karar ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yasaklanmasının meşru bir amaca dayanıp dayanmadığına veya kanunla düzenlenip düzenlenmediğine bakmayı demokratik toplumun gereği açısından gereksiz gördüğünü ve 11. maddenin gösterinin konu ve amacından rahatsız olabilecek veya göstericilerle aynı fikirde olmayan kişilerin saldırılarına karşı korumayı da içerdiğini yineledi. Mahkeme sadece riskin varlığının gösteriyi yasaklamak için yeterli olmadığını, yetkililerin potansiyel saldırılara ilişkin gerekli önlemleri alması gerektiğinin altını çizdi.

Benzer şekilde AİHM, Identoba ve Diğerleri v. Gürcistan kararında da özellikle saldırı sırasında söylenen homofobik cümleleri dikkate alarak, LGBTİ’lerin gösteri sırasında maruz kaldıkları şiddeti, o sırada duydukları korkuyu ve hissettikleri aşağılanmayı 14. maddeyle bağlantılı olarak 3. maddenin ihlali kabul ederek ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirdi. Mahkeme Mayıs 2012’de yapılan yürüyüşe saldırının madde 11’i ihlal ettiğinin altını çizdi ve yetkililerin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün önyargılı şiddetten koruyamadığını, bunun madde 3 ve 14 ile birlikte madde 11’in ihlali olduğunu belirtti. Yine Mahkeme yürüyüşten 9 gün önce yetkililere haber verildiğini, bu sürenin gerekli önlemleri almak için kullanılabileceğini, gösterinin barışçıl bir şekilde devam etmesinin devletin yükümlülüğü olduğunu, yürüyüş öncesi kamu açıklamaları yapıp hoşgörüyü vurgulayabileceklerini ya da böyle bir gösteriye yapılacak olan saldırının mevcut hukuki sonuçları konusunda uyarı yapabileceklerini belirtti.