Yaşam / Dünyadan

‘Ennis Del Mar’a Ne Oldu?’

20 Aralık 2009

Eski Batı’nın eşcinsel ve transgender bireylerinin tarihi, Amerika’da, Autry Müzesinde bir sergi ile ortaya seriliyor. 

“‘Brokeback Dağı’ kırsalın dolabını açmaya yardımcı olduysa, Autry'de "Amerikan Kırsalında Eşcinsellik" sergisi de dolaptakileri didikleyip bulduklarını halkla paylaşarak bir sonraki adımı atıyor.”

“Gey kovboy” deyince sohbet Heath Ledger ve Jake Gyllenhaal’in oynadığı, Annie Proulx’un kısa hikâyesine dayanan, 2005 yılı filmi “Brokeback Dağı”na çevrilecektir. 1960’lar ile 80’ler arasında geçen Oscar ödüllü dram uzun zamandır üstü örtülmüş kırsal hayata ışık tutuyordu. Fakat Autry Ulusal Merkezi’ndeki yeni serginin gösterdiği üzere, Batı Amerika’da eşcinsel ve transgender mevcudiyeti filmin size gösterdiğinden çok daha eski. Aslına bakarsanız, neredeyse Batı’nın kendisi kadar eski.
 
Mesela Tek Gözlü Charlie masalını ele alalım. Ayyaşlığı ve kaşınan tetik parmağıyla ünlü, posta arabası sürücüsü Charlie, California Stage Şirketi için çalışıyordur ve Vahşi Batı’nın en iyi sürücülerinden biri olarak nam salmıştır. Oregon ve California arasında gider gelir ve hikâyenin anlattığına göre lakabını bir ata nal çakmaya çalışırken gözünü kaybetmesine borçludur. Fakat Charlie ancak 1879’daki ölümünden sonra açığa çıkacak bir sır saklamıştır. Vücudu cenaze için hazırlanırken, bir memur Tek Gözlü Charlie’nin aslında kadın olduğunu keşfeder. Asıl adı Charlotte Darkey Parkhurst olan Charlie’nin yetişkinlik döneminin büyük bölümünü erkek olarak geçirdiği ortaya çıkar. Gerçek cinsiyetinin keşfi o yörede büyük sansasyon yaratır. Hikâyesi bazı ABD tarihçilerini hâlâ hayranlık içinde bırakır, bazıları onun başkanlık seçimlerinde, 1920’de tüm kadınların oy kullanma hakkına sahip olması gerektiğini söyleyen 19. yasa değişikliğinden çok önce, ilk oy veren kadın olduğunu düşünür. Tek Gözlü Charlie’nin hikâyesi gibi hikayeler, Autry’nin gey, lezbiyen, biseksüel ve transgender bireylerin oynadığı role odaklanan “Batı’dan Açılmak” adlı sergisinin bir parçası olacak. Autry’nin müdürü Stephen Aron “‘Brokeback Dağı’yla başlamadı. Film bir bakıma tarihin bu noktasına işaret eden bir nida.” Batı varisi bir müze, yani Autry ile ilişkilendirilen insanlar, ilk defa böyle bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, bir galeri turu, panel tartışmaları, seminerler ve performanslardan oluşuyor, bunlar 12 ay içerisinde dört bölüme yayılmış. Gelecek etkinlikler için tarihler belirlenecek. “Batı’dan Açılmak” sergisini müze için tasarlayan ve düzenleyen bağımsız tarihçi Gregory Hinton, Autry’nin programla birlikte riskli bölgeye girme ihtimalinin doğduğunu söyledi. “Uğraşmaları gereken muhafazakâr mütevellileri var. Sergi üstünde az kafa patlatılmadı.” diyor.
 
“Batı’dan Açılmak”ın bir veçhesi de Autry’nin özellikle itina ettiği adı. Daha önceki bir öneri “Geyler ve Batı”ymış ama müzedeki ekip bunu reddetmiş çünkü Hinton’a göre çok “kaba saba”ymış. Müzedeki görevliler o başlığı hiç sevmediklerini söylemişler çünkü biseksüel ve transgender bireyleri dışlıyormuş. Bir diğer başlık “Eşitlik ve Batı” olmuş, o da kulağa çok politik geldiği için kabul edilmemiş. Müze yetkililerine göre, Autry şimdiye kadar sergi hakkında ne halktan ne de içeriden şikayet almış. Adını vermek istemedikleri bir mütevelli, programların “Brokeback Dağı”daki Randy Quaid’in oynadığı karakteri düşünerek muhafazakârları dar kafalı göstermesinden endişelenmiş. Autry’de Pazar günü gerçekleşen ilk bölüm “Ennis Del Mar’a Ne Oldu?” başlıklı tartışmaydı. Başlık “Brokeback”de Ledger’in oynadığı, kırsal Wyoming’de cinselliği kapalı karaktere gönderme yapıyor. Times’ın film eleştirmeni Kenneth Turan’ın da yer aldığı Pazar günkü panel Ledger ve Gyllenhaal’in filmde giydikleri iki gömleğin sergilenmesiyle renklendirildi. Bu gömlekler yazın müzede sergilenmişti. Halkın gömleklere ilgisi “Batı’dan Açılmak”ın yapılmasındaki temel motivasyonlardan biri oldu. “Brokeback Dağı” kırsalın dolabını açmaya yardımcı olduysa, Autry de dolaptakileri didikleyip bulduklarını halkla paylaşarak bir sonraki adımı atıyor. 
Bulduklarından biri 1841 yılına ait biri tahta bir “bufalo” iskemle, hibe eden Scotsman William Drummond Stewart. Autry iskemleleri 90’ların başında almış ama müze eşyaların gerisindeki tarihi yakın zamanda öğrenmiş. Zengin bir İskoç ailesinden gelen Stewart, 1830’larda Batı Amerika’da seyahat etmiş. Seyahatleri sırasında Antoine Clement adında Fransız bir Kanadalıya rastlamış, akabinde sevgili olmuşlar. Stewart’ın malikânesine taşınmışlar ama etraftan söz gelmesin diye Clement dışarıya malikânenin kâhyası gibi tanıtılmış. “Tuhaf bir oyun olduğu kesin. Ama birçok açıdan gerekliydi,” dedi hikâyeyi Autry’ye tanıtan Jim Wilke. Stewart’ın iskemleleri ABD’deki günlerini anmak için hibe etmiş olduğunu söyledi. Nesneler ahşap ve iskemlede cam gözlü bufalo kafası kazınmış. İskemleler “Saklı Tarihler”in bir bölümü olacak, ikinci enstalasyon “Batı’dan Açılmak” Mayıs’ta başlayacak, enstalasyon galeri turunu da kapsıyor.
 
Tarihçi ve yazar Patricia Nell Warren, kovboylar arasındaki hemcins ilişkisine Batı’nın ilk dönemlerinde büyük ölçüde müsamaha gösterildiğini çünkü insan gücünün yetersiz olduğunu, böylece toprak sahiplerinin kimi işe alacağı konusunda seçici olmasının imkânsızlaştığını söyledi. Ama makineli tarımın gelişiyle tutum değişir, insan emeği görece önemsizleşir. “Bununla birlikte hoşgörü bitti.” diyor Warren. Günümüzde kırsal Amerika’da gey erkek ve kadınların mevcudiyeti anaakım tarafından tam benimsenmiş değil ama insanların algılayışları gelişti. Gey rodeo organizasyonlarında aktif olarak yer almış bir emekli olan San Diegolu James Pluth, Pazar günkü panele katıldı. Hetero rodeo arkadaşlarıyla birlikte çalıştığında cinselliğinin “mesele olmadığını” söyledi. Fakat hetero rodeo gruplarının toplu dua ve İncil okuması gibi Hıristiyan faaliyetlere katıldığını ve bunun gey katılımcıların kendilerini rahatsız hissetmesine yol açtığını da söyledi. “Batı’dan Açılmak”a 25.000 $ bütçe ayrıldı, bu tip bir müze programı için oldukça mütevazı bir meblağ. HBO gibi büyük bağışçıları kendine çekse de, hâlâ bağış toplama aşamasında. Serginin Yerli Amerika’da eşcinsellik kültürleri üzerine bir bölüm sergilemesi bekleniyor. Organizatörler, “Brokie”ler (kendilerini yoğun biçimde filmin adıyla özdeşleştiren gayrı resmi bir grup) tarafından yazılmış bir kurgu ve diğer metin performanslarıyla “Brokeback Dağı”na dönmeyi planlıyor. San Jose’de yaşayan ve filmi sinemalarda 56 kere izlediği rivayet edilen Eric Hooper bir Brokie, çeşitli festival ve etkinliklerde gösterimleri yakalamak için ülkeyi dolaşıyor. Filmin yetişkinlik döneminin büyük bir bölümünü bir şehirde yaşadıktan sonra, vahiy gibi indiğini söylüyor. “‘Brokeback’de beni çarpan tam da buydu” gey olup da kırsal Amerika’da yaşama olanağını sunması.