İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

Heteroseksizm ile Mücadelede Yeni Hareket Alanları

Perşembe, 9 Kasım 2006
Baharankara 2002’nin çalışma gruplarından biri de ‘Heteroseksizm ile Mücadelede Yeni Hareket Alanları’ başlığını taşıyordu. Kaos GL, Lambdaistanbul ve Öte-ki Ben’in katıldığı tartışma grubu eğitimden sendikalaşmaya heteroseksizmi konuştu.

KAOS GL

Heteroseksizmin karşımıza çıktığı, ama halen eşcinsel gruplarca el atılmamış alanlarda mücadele; ya da el attığımızı sandığımız alanlarda yapılabileceklerle ilgili fikir üretimi.

Filiz (Kaos GL): Heteroseksizm ile mücadelede yeni hareket alanları kapsamında çalıştığımız, çalışabileceğimiz, el attığımızı sandığımız konularda neler yapıyoruz ve neler yapmak istiyoruz? Ne kadarında başarılıyız ve bundan sonrası için genel bir değerlendirme yapalım. Bazı alanları sıralamak istiyorum.

Sendikalar: Sendikalarda yer alıyor muyuz? Ne şekilde kendimizi ifade edebiliriz veya sendikalarla bağlantı kurmalı mıyız, yapabileceğimiz neler var? Sonuçta örgütlü çalışanlar olarak sendikalarla da birlikte çalışmak gerekiyor mu, kendimizi ifade etmemiz gerekli mi, neler yapabiliriz?
Eğitim ve öğretimde eşcinsellik
Medya: Medyayı da ikiye ayırdık, ana akım medya ve alternatif medya. Ana akım medya sabah, hürriyet, radikal gibi ya da kanal d, show tv gibi bilinen medya. Alternatif medya, pazartesi dergisi, kadın kuruluşları ile ilgili dergi, uçan süpürge gibi alternatif kendimizi ifade edebileceğimiz, çalışmalarımızı duyurabileceğimiz medya. Buralarda kendimizi ne şekilde ifade etmemiz gerekli?
Yasal haklar
Şiddet
Hareketin yazılı ve görsel üretimleri yani bunlar da bizim işte yayınladığımız dergilerimiz, belgesel gibi.
Askeri psikiyatri
Muhalif gruplar
Başka önerebileceğiniz konular var mı?

Ali Erol (Kaos GL): Bugün psikiyatri eşcinselliği hastalık olarak görmediği halde kurumsal olarak, askeri psikiyatri hâlâ DSM-II’yi kullanıyor. Cehalet olmayıp, albay, subay ve aynı zamanda psikiyatr olduğu halde bunu kullanıyor. Türkiye’de hiçbir grup buna henüz el atamadı. Sendikalara örneğin el atamadık gibi. Yani alanın yeni olması gerekmiyor ya da ille de bunlarda herhangi bir çalışmamızın olması da gerekmiyor. Yani bir tür fikir teatisi de olabilir.

Filiz (Kaos GL): Bir şeyler yapıyoruz ama yeterince ifade edebiliyor muyuz? Bir şey başarmış oluyor muyuz? Bunu da tartışabiliriz.

Ahmet (Anadolu Ayıları): Bir toplantımızda bizim grubun şu an bulunduğu pozisyonu gereği sivil toplum örgütleriyle ilişki kuracak düzeyde olmadığı sonucu çıktı. Yeni yeni ciddi anlamda gruplaşıyoruz, yeni yeni örgütleniyoruz.

Füsun (Lambdaistanbul): Türk Psikiyatri Derneği ile bir görüşme yapmıştık. Cinsel Eğitim Derneği olarak. Eşcinselliğin psikiyatrik, psikolojik bir hastalık olmadığına dair onlardan kısa bir rapor alıp bunu bütün medya kuruluşlarına, Kaos GL, Lambdaistanbul, bütün gruplarımızın imzasıyla gönderebiliriz. Ses getireceğini düşünüyorum.

Ali Özbaş (Kaos GL): Özellikle sendikalar boş bırakılmaması gereken bir alan. Sendikalar bütün ülkelerde hemen hemen ve Türkiye’nin siyasi geleneğinde de aslında söz sahibi olan kitle örgütleridir. Çalışan kesimi örgütledikleri için, memur olsun, işçi olsun, geniş bir kesime hitap ederler. Kendi içinde kendi üyelerine ne kadar ulaşabildi, tabii ki tartışma konusu. Oraları boş bırakmayalım derken zaten gittiğinizde ‘ooo hoş geldiniz, sizin için de çalışalım’ diyeceklerini söylemiyorum, olmayacaktır. Ama oralarla kurulan ilişkiler yavaş yavaş ileride meyvesini verecektir diye düşünüyorum. Muhalif örgütler ya da gruplar yazıldı ama sendikalar her zaman muhalif gruplar olmadığı gibi zaten böyle kim iktidarda ise hemen onlarla uyum haline geçen örgütler de olabiliyor. Bu ikisi eşit değil.

Mehmet (Ankara): Şu anda sendikalar ve muhalif gruplar için çok olumlu bir hava var. Mesela İHD’de çalıştığım için biliyorum. Tamam hâlâ bazı sorunlar yaşansa da özellikle 1 Mayıs ve 9 Kasım süreci, özellikle sol cenahta ciddi bir sempati yaratmış durumda. Oralarda aktif katılım ve çalışma ile eşcinsel insanların da var olabileceği ve kendi yanlarında da olabileceği, ailesinde de, çalışma arkadaşlarının da olabileceği ve onların da hakkının korunması gerektiğini düşündürebilir.
Eğitim ve öğretim için öncelikle bence ders kitapları üzerinde bir çalışma yapılması gerekiyor. Ders kitaplarında çok ciddi homofobik ve heteroseksist şeyler var. Onların değiştirilmesi yönünde bazı raporlar hazırlanarak sunulabilir.
Yasal haklar için herkesin şunu sorması lazım, Anayasada, yasalarda ne değişirse ben daha iyi olurum? Askeri psikiyatri eşcinselliği hastalık olarak kabul ediyor; ordu ile ilgili yasalar bunu tanımlamış durumda. Psikoseksüel bozukluk... Diğer yasalarda bu hiç yok. Bence eşcinsel ilişkinin yasak olması bile şu andaki durumdan daha ileri bir adım olur. Çünkü tanınma durumu vardır orda.

Atilla (Kaos GL): Kaos GL grubu olarak konuştuğumuz bir şey vardı. Hatta bununla ilgili olarak bir çalışma grubu oluşturduk ama bu Kaos Kültür Merkezi ile ilgili yaşadığımız problemlere denk gelmesi nedeniyle çalışma askıda kaldı. Sendikalar ve muhalif gruplarla iletişim kurmak, kendimizi tanıtmak üzere bir alt çalışma grubu oluşturmuştuk. Muhalif gruplarla ve sendikalarla iletişime bence acilen geçilmesi gerekiyor.
Medya izleme ya da basın izleme iletişim grubu kurulabilir, çünkü hiçbirimiz hepsine yetişemeyiz. Ama eğer orda çıkan haberleri ortak bir listede görebilirsek, bunlarla ilgili basın açıklaması yapılabilir, tekzip yazıları yazılabilir.

Yeşim (Kaos GL): Heteroseksizm ve ataerkillik arasındaki bağlantıdan dolayı kadın hareketinin, eşcinsel hareketin ilk ve en doğal müttefiki olduğunu düşünüyorum. Bunu 8. yıl etkinliklerinde tartışmıştık. Herhangi bir talep karşısında ortaklaşıp sayı arttırma nedeniyle olması gerektiğini düşündüğüm bir ittifak değil bu. İdeolojik ve nitelikli olarak birbirini çözümleme ve de strateji geliştirme konusunda derinleştirileceğine inandığım en yakın iki hareket olması. Çünkü en temel mücadele ettikleri şeyler birbiriyle diğer hareketlere göre daha doğrudan bağlantılılar. Eşcinsel erkekler kendilerinin neden toplumdan dışlandıkları konusunda çok az kafa yoruyorlar. Bu konuda kafa yormadıkları için de o sınır içinde erkeklik, devam ediyor. Eşcinsel dendiğinde erkek eşcinsel imgesi canlanıyor. İnsan dendiğinde erkek insan imgesi canlanıyor.

Nejat (Lambdaistanbul): Bizim Lambda olarak çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla, çeşitli dönemlerde bazı bağlantılarımız oldu. En iyi iletişim kurduğumuz İKGV, AIDS Savaşım Derneği, İnsan Hakları Derneği sayılabilir. Bunların dışında başka bağlantılarımız biraz doğal süreçte oldu. Ben aynı zamanda hümanist harekette de aktivist olarak çalışıyorum. Hümanist hareketin bir toplantısında 6 ayrı grup vardı. Barış Anneleri, Mezopotamya Kültür Derneği, DSİP... vardı. Heteroseksizm aslında bizim başımıza bela olan bir şeydir. Çok enteresan. Bunu Barış Anneleri bile hiç düşünmedikleri halde gerçekten böyle dediler ve ciddi ciddi bu konuda projeler üretmek gibi son derece pozitif ve bizimde çok işimize yarayabilen, aynı felsefede yürüyebileceğimizi düşündüğümüz birçok aktivitede de beraber olacağımız şeyler çıktı. Cenova İnisiyatifine de dahil olmuştuk. Cenova sürecinden sonra Saka grubu şu an platform olarak kuruldu, savaş karşıtları platformu. O platformda da direk davet edildik ve o platformda da kendimizi ifade edebiliyoruz. Şu an o platform çok yoğun çalışmaya başlamadı ama bizler bir şekilde isteyerek ya da istemeyerek aslında bulunduğumuz yerden dolayı sivil toplum kuruluşlarıyla ya da sivil toplum kuruluşlarında çalışan aktivistlerle, bireysel olarak da olsa temas kurabiliyoruz. Ama onda şöyle bir dezavantaj var, bu bir hak savaşıdır, hadi eşcinseller de olsun diye bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Yani eşcinseller garnitür gibi kullanılıyor. Şuna çok dikkat etmek lazım çünkü bizi oraya çağıran insanlar lay lay lom yapacağımızı sanırken tam tersi onların çok daha ağır kabul edebilecekleri o hatalarını da yüzlerine söyleyebiliyoruz ve olay çok farklı bir yere geliyor. Ve ciddi ciddi eşcinsel hareketle ilgili bilgi almak istiyorlar. Beraber neler yapabilirizi sorguluyorlar. Birlikte projeler üretme fikirleri çıkıyor. Bu ileriki dönemlerde sanırım önümüzdeki süreçte çok güzel şeylerle sonuçlanabilir. Şiddetle mücadele alt grubu kurduk. Bu konuda da çalışmalar yapıyoruz. Bu çerçevede hatta devlet tarafındaki kurumlarla da bağlantımız oldu. Adli tıpla, baroyla bağlantımız oldu.

Hülya (Öte-ki Ben): Bir yerde bir sorun varsa öznesi onu en iyi tanımlar diye düşündüğümüz için biz Öteki-Ben’i oluşturmuştuk zaten. Öteki-Ben’in içersinde bir çok lezbiyen arkadaş var ve bir çok lezbiyen arkadaş da kendilerini başka yerlerde başka şekillerde tanımlıyorlar. Biz Öteki-Ben ile birlikte bir şeyi fark ettik. Eğer bir kurum adı olarak ortaya çıkıyorsanız daha çok ciddiye alınıyorsunuz. Bütün STK’lar ve başka kadın örgütlenmeleri içersinde bir kurum adı olarak var olmak çok ciddi bir şey. Son 8 Mart süreci içersinde Ankara’da, 20 civarında kurumun oluşturduğu Barış platformunun içersinde Kaos GL’deki arkadaşlarla beraberiz. Orada gördüğümüz bir şey var. Kadın hareketi de kadınları çok iyi tanımıyor. Heteroseksizm derken onu nasıl açıyorsunuz, siz onu orda nasıl dillendiriyorsunuz. Eşcinsel hareketin bütünlüğüne gidiyorken önce kendinizi nerde nasıl tanımlıyorsunuz, bence bu çok önemli. Kadınlar adına hep zaten çok konuşulur. Eşcinsel hareket dendiğinde de nedense toplumda zaten hep erkekler akla gelir. Zaten o kadının ikinciliğinden kaynaklı bir şey. Biz hep buna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Bizim sadece alanımız kadınlar. Biz kendimizi böyle ayırdık. Biz kadından yana olan her şeyin içersindeyiz, kadının yararına olabilecek her şeyin içersindeyiz. Ve bunun adına bir şey yapmaya çalışıyoruz. Kendimizi böyle tanımlıyoruz.

Özgür (Lambdaistanbul): Şiddetin şu an eşcinseller için çok yoğun kanayan bir yara olduğunu düşünüyoruz. Çok öncelikli bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle fiili şiddet için. Çıkardığımız broşür, şiddetten kaçınmak için yapılabilecekleri anlatan broşür, bir yöntem olabilir. Grupların birbirleriyle çok yoğun olarak çalışması gerektiğini düşünüyorum.
Eğitim, basın, yayın, tıp ve hukuk fakültelerinde geleceğin o alanlarda çalışacak olan insanlarına yönelik önyargılarını belki biraz da olsun kırmayı sağlayacak etkinlikler yapabiliriz.

Nazım (Eskişehir): Tarih Vakfı, sivil tarihi, yaşayan tarihi yazmaya çalışan insanlara, siz tarihi yazabilirsiniz diye ortam sunuyor, toplantı mekânı veriyor, bu tarz şeyleri değerlendirebiliriz.
İstanbul’da Çağdaş Sanatlar Müzesi var. Orada çeşitli sivil toplum grupları var. Orda bir çok proje yapılabilir, etkinlik yapılabilir.
Eşcinsel sinema tarihini, gey lezbiyen sinema tarihini desteklemek, bu yönde bir şeyler yapmak da mümkün olabilir..

Heribert (İstanbul): Açılabileceğimiz alanlar aslında çok. Belki çok ama asıl sorun bunu yapacak eşcinsel bulmak. Benim izlenimime göre bir avuç insan ciddi şekilde sürekli olarak uğraşıyor. Bence ilk sorunumuz eşcinsellerin kendisine hitap etmek ve eşcinsellere bir şeyler kazandırmak. Hatta bir adım daha ileriye gidip bazı konularda heteroseksüeller buna müttefik olabileceğini düşünüyorum. Eğer heteroseksüeller heteroseksizm konuşursa bunu duyan bir eşcinsel ondan cesaret alabilir. Bunu hep düşünmek gerekir. İlk olarak eşcinselleri bilinçlendirmek gerekir. Bilinçlendirmek sadece bireysel anlamda konuşuluyor, özgüven kazandırmak. Şimdi nasıl yapacağımızı bana sormayın, bu bence ayrı bir konu, ama kesinlikle ön plana koymak gerekiyor. Şunu bunu yapayım, bir davet geldi, onu da yapayım. O zaman bir kaç insan çok iş yapacak ama sanki böyle çok ilerlenmiyor gibi geliyor bana.

Ali Erol (Kaos GL): Aslında doğru 3,5 kişiyiz ve dolayısıyla kırk parçaya bölüneceğiz. Zaten bu kadar insan bir şeyler yapmaya çalışıyor ve yapılabildiği oranda yapıyor deniyor. Ama burada unutulan bir şey var. İlla buradan bir karar çıkması ya da Koray’ın söylediği gibi çalışma gruplarının çıkması gerekmiyor. Örneğin ikinci buluşmada eşcinsel öğrenci ağı adlı bir sunum vardı, proje vardı ama olmadı. Ne oldu o projeyi sunan Hacettepeli ve Odtü’lü arkadaşlarımızın okullarındaki çalışmalarından iki yıl sonra Legato ortaya çıktı. Burada şu yapılmalı, reçete şudur diye şimdiye kadar olmadığı gibi ben de demeyeceğim. Ne yapabiliriz, bizim hareket ettiğimiz alanlar var, bir de hayatın içinde başka alanlar var. Nasıl ki hayat düz doğrusal bir şekilde ilerlemiyorsa bizim mücadelemiz de düz doğrusal bir şekilde ilerlemeyecek. Önce insan kazanalım, sonra şunu yapalım, sonra bunu yapalım. Hayır, sorunlarla nasıl yuvarlana yuvarlana bugünlere geldiysek, şimdiye kadar yaptığımız şeylerle birlikte bu alanlarda el atılabilir mi? Çünkü bir şekilde sendikalara el atmak, belki de daha önce bizim ulaşamadığımız oradaki out olmamış gey ve lezbiyenlerin ortaya çıkmasına yol açacaktır. Nerden neyin çıkacağını her zaman tahmin edemeyebiliriz diye düşünüyorum. Gruplar olarak ortak yönlerimiz var, farklı yönlerimiz var. Diyelim ki, A grubu A alanında çalışır da B grubu çalışmayabilir. Ama iki grubunda çalıştığı ya da çalışmak istediği bir alan varsa o alan nasıl ortaklaştırılabilir. Hem bilgi akışı anlamında, hem de pratik anlamında nasıl ortaklaştırılabilir? Örneğin, askeri alan hepimizin malumu hassas bir konu. Bu konuda çalışmak istemek şu aşamada kimsenin haddine değil. Bu konuda çalışmak daha fazla riskin göze alınmasını gerektirir. Ama askeri psikiyatriyi deşifre edebiliriz. Bilim adına nasıl olur da DSM-II’yi kullanıyor. Bunun maddi temelinin ne olduğunu deşifre edebiliriz.

Heribert (İstanbul): Ali’nin söyledikleri benimkiyle çelişmiyor benim için. Aktivist olurken diğer yanı unutmamak lazım. Mesela bir konuyu tartışmak, bilgi zemini oluşturmak yani insanları kişisel güç oluşturmak için, motivasyon yaratmak için bir şey bulmak. Bunu yaparken öbürkünü unutmamak için uyarmak istedim.

Koray (Kaos GL): Askeri psikiyatri ile ilgili olarak konuşulmuş, yapılmış bir şey yok belki ama psikiyatri ya da psikoloji ile ilgili yapılabilecek bir şey var mı? Aslında var herhalde. Deşifrasyon işe yarar mı? diye bir şey söyleyeyim. Mesela Kaos GL’nin son sayısında bir gazetede çıkmış bir haberle ilgili bir yazı yazılmıştı. İstanbul’dan bir psikiyatrın bir paragraflık, eşcinselliğin hastalık olmaktan çıkartılmasıyla ilgili bir yazısı ya da yorumu üzerine yarım sayfa yazı yazılmıştı. Sonra o psikiyatr Kaos’u arayarak konuşmak istedi yani bunun yanlış anlaşıldığını v.s. Aslında o deşifrasyon denilen şey sadece bu değilse bile aslında, derin bir kuyuya taş atıyor değiliz. Ses geliyor bir yerlerden o yüzden bir şeyler yapmak gerekebilir bu alanda ve işe de yarayabilir. Bir yıl içersinde, üç yıl içersinde sonuç alabileceğimizi zannetmiyorum psikiyatri ile ilgili çalışarak ama Amerika’da DSM-IV yani DSM’lerden eşcinselliğin çıkartılması daha çok eşcinsel psikolog ve psikiyatrların ağırlığını koymasıyla gerçekleşebilmiş bir şey. Zaten bilimsel kaygılarla konmamış olan tanı bilimsel kaygılarla da çıkarttırılmadı oradan. Araştırma yapılıp çıkarttırılmadı. Türkiye’de bunun yapılması gerekiyor ama psikiyatr ve psikologlar olarak açık bir şekilde kendimizi mesleki alanda var edemiyoruz. Ama buna rağmen bu konuyla ilgili bir çalışma grubu oluşturulabilir ki bugün burada ruh sağlığı ile ilgili çalışan en azından 5-6 kişi var. Bu deşifrasyon olayını işler bir şekilde yapabileceğimizi, işe yarayacağını düşünüyorum en azından.

Öner (Lambdaistanbul): Heribert ile Ali Erol’un arasındaki konuşmadan şunu düşündüm. Bence görünürlük anahtar sözcük ve gerçekten bin parçaya bölünemeyiz, ben şimdi bunların hepsini yapamam. Bazen hakikaten istiyoruz, bu yapılmalı diyoruz. Birisi üstüne almalı deyip, peki madem ben alayım oluyor, benim deneyimlerimden gördüğüm şey zorla üstümüze almışsak onu yürütemiyoruz. Verimli şekilde yapamıyoruz. Ben öğretmensem mesela bire bir beni çok etkilediği için oradan canımın yandığı bir nokta vardır. Daha canla başla gönüllü çalışabilirim. Buna da ben karar verebilirim ancak. Yoksa görevlendirmeyle olmuyor.

Filiz (Kaos GL): Sendikalarla çalışılması gerekliliği: Sendika içinden pek çok eşcinsel olmasına rağmen ben konuşamayan arkadaşların olduğunu biliyorum. Baskılanmış, gizlice Kaos GL’ye gelenleri biliyoruz. Bir şekilde deşifre olmaktan ve işlerinden atılmaktan korktukları için. Aslında onlar da aramızda ve sendikalarda ama bir şekilde kendilerini ifade edemiyorlar.
Eğitim ve öğretim: Lise kitaplarında eşcinselliği görmüştük, cinsi sapıklık olarak değerlendiriliyor. Bunun değiştirilmesini istiyorum. Ama ne şekilde olacağını bilmiyorum.
Şiddetle mücadelede en çok Lambda’nın Şimag, şiddetle mücadele alt grubu çalışmaları var.
Kadın hareketinde biz Kaos GL’li lezbiyenler olarak geçen seneden bu yana daha aktif olarak yer alıyoruz. Daha görünür oluyoruz. Her ne kadar sayımız az olsa da görünür olmaya çalışıyoruz, elimizden geleni yapıyoruz. Yine Öteki-Ben var. Lezbiyen feminist oluşum. İstanbul’da Amargi var. Kendi emekleriyle üretip, proje geliştirerek yaptığı çalışmalar var. Ve Kaos GL’li lezbiyenlerin ve Öteki-Ben’in burdaki kadınlarla yaptıkları çalışmalar var. Onlara kendilerini anlattıklarını, lezbiyenler ile feministlerin daha önceden iletişimi çok az oluyordu, feministler lezbiyenleri tanımıyor, diğer kadınlar lezbiyenleri tanımıyor ve onların duruşlarının, bakış açılarının biraz olsun değişmeye başladığını görüyorum.
Askeri psikiyatriye deşifre edilmeyle bu aşamada en sağlıklı şekilde müdahale edilebileceği önerisi getirildi. Herkes ilgilendiği konuları birbirine anlatmış oldu. Böylece kimler hangi alanlarla ilgileniyorsa, birlikte çalışma grupları oluşturulabilir denildi.