Yaşam / Cinsellik

Yapmalı mı, Yapmamalı mı?

Perşembe, 30 Kasım 2006
Haber: Kaos GL
‘Cinsellik okuyarak öğrenilmez, tamam. Yaşayarak, adım adım öğrenilir. Ama belki okumak cinselliğin ısınma hareketleri olabilir. Amerika’yı yeniden keşfetmekte neden ısrar edelim ki? Bilinen yanlışlar varsa konuşalım, doğru seçenekleri düşünelim. Gerisi de benim ve eşimin yaratıcılığına kalsın.’

KAOS GL

Kerem

Cinsel yönelimi ne olursa olsun bazı insanlar cinsel konuların detayları ile konuşulmasından rahatsız olurlar. Günlük yaşamda her konuşmanın bir yerinde, fıkraların çoğunda, bazı kelimelerin gizli anlamlarıyla, reklamlarda, haberlerde, televizyon ve gazetede ima edilerek değiniliyor, küfürlerde doğrudan ağza alınıyorsa da ciddi ciddi konuşmak yanlış geliyor. Başlıca kaygıları utanmak olabilir; hadi bundan geçtiler, cinselliğin büyü, ayin gibi bir şey olduğunu, konuşmaya, yazmaya, kurallar koyup, tavsiyelerde bulunmaya gelmediğini iddia ederler.

Cinsellik okuyarak öğrenilmez, tamam. Yaşayarak, adım adım öğrenilir. Ama belki okumak cinselliğin ısınma hareketleri olabilir. Amerika’yı yeniden keşfetmekte neden ısrar edelim ki? Bilinen yanlışlar varsa konuşalım, doğru seçenekleri düşünelim. Gerisi de benim ve eşimin yaratıcılığına kalsın.

Bu yazıda cinsellikten biraz detaylı, biraz madde madde bahsedeceğim. Cinsel ilişki biçimlerinden bazılarını tek tek ele alıp, oyunun bilinen kurallarından bahsedeceğim. Size de mantıklı gelirse lütfen uygulayın, yok eksik ya da mantıksız bulduğunuz bir şey varsa yazın tartışalım.

Başlamadan bir noktaya daha değinmek istiyorum: cinsel ilişki biçimlerinin hiçbiri diğerlerinden üstün kabul edilemez, hiçbiri bu olayın doruk noktası değildir. Tabi insanlar bazılarını diğerlerine tercih eder, bazılarını hiç yapmaz ama herkes için doğru olacak bir üstünlük sırası yoktur. Kendi kararınızı kendiniz verin ve hayır demek hakkınız olduğunu, eşinizle ne istediğinizi konuşabileceğinizi unutmayın.

Öpüşmek: Öpüşmekten kastettiğim, nedense Fransız öpücüğü de denilen, derin öpüşme. Yani insanların dil, dudak, diş, damak temas ettiği sıcaklık biçimi. Nasıl öpüştüğünüz dışında öpüşmeyi zevkli kılacak bir şey var; ondan bahsedeyim. Ağzınız kokmamalı. Peki bu nasıl sağlanır? En başta yapılması gereken iyi bir ağız bakımı, hani her zaman söylenen: günde en az iki kez dişlerinin her yerini, uzun uzun, iyice fırçalamak, belli aralıklarla kontrole gitmek. Saçlarınıza gösterdiğiniz özeni dişlerinizden esirgemeyin. Bu dişlerinizin sararmasını ve çürümesini önler. (Bu arada, diş beyazlatıcısı diye satılan ürünler diş minelerinize - yani dış tabakasına- zarar verip çürükleri arttırır. Kolaycılığa kaçmayın, dişlerinizi koruyun.) Bunlara ek olarak diş ipi de kullanabilirsiniz. Bir de plaklara karşı geliştirilmiş çözeltiler var, onların da faydası olabilir (ama bu gelişmeyi önler, gelişmiş plağın, yani sarılıkların çözümü diş doktorundadır).

Dişinizde, dişetinizde herhangi bir sorun olduğunda geç kalmadan doktora gitmekten korkmayın. Ağız kokusundan kurtulamıyorsanız, bir doktora gitmenizde fayda var, onlar bu sorunla başa çıkabilirler.

Öpüşmek cinsel yolla bulaşan hastalıklar(CYBH) ve AIDS için risk taşır mı? Taşır. AIDS için riski diğer ilişki biçimlerinden çok daha azdır ve net olarak kanıtlanamamıştır, ama yok değildir. Riske yol açan diş, dişeti ve ağız içindeki küçük kanamalar ve iltihaplardır. Buna karşı ne yapılabilir? Önce diş sağlığınızı korumaya çalışırsınız. Olmadı, ağzınızda bir sorun var, o halledilinceye kadar öpüşmezsiniz. Yoksa, özellikle kendinizi, sonra da eşinizi tehlikeye atmış olursunuz.

Cinsel ilişkiden hemen önce ve hemen sonra diş fırçalanmamalıdır. Bu fark edemeyeceğiniz kanamalara yol açabilir. Ağzım hoş koksun diyorsanız, ağzınızı iyice çalkalayıp şu naneli, aromalı sakızlardan ya da spreylerden kullanabilirsiniz.

Dokunmak, Okşamak, Yalamak: Alınabilecek zevkin çok çeşitli olduğu, tekniğinse yaratıcılığa en çok dayandığı ilişki bu herhalde. Vücut üzerinde her nokta piyanonun tuşu misali farklı bir tat verebilir. Bunu keşfetmekse piyano öğrenmekten çok daha zevkli bir uğraştır tabi.

Sağlam ciltten mikropların çoğu geçemez (ama bir cildin sağlam olmadığını söylemek için kocaman açık yaralar gerekmez, çok ufak çatlaklar yeterli). Açık yaralar (özellikle cinsel organlarda, anüste -makatta- ya da bunların çevrelerinde, ağız civarında ise), kabarcıklar, kabarıklıklar, akıntı cinsel yolla bulaşan hastalık belirtisi olabilir. Bunlar yoksa genellikle korkacak bir şey yok. Bunlar sizde varsa hemen doktora başvurun, eşinizde varsa o başvursun. Bunlar açıklanmadan ya da tedavi edilmeden temas etmeyin. (Eşinize sevginizi ispat etmek ya da acısını dindirmek için hiçbir şey yokmuş gibi davranmayın, size değer veren bir eş size bir hastalık bulaştırırsa daha fazla rahatsız olacaktır, herhalde. Ondan bucak bucak kaçmayın, destek olun, her şey yola girecektir.) Partneriniz sürekli eşiniz değilse tavsiyem şudur: yalamadan önce bak! Onu uyarmaya çalışın, bu çok uygunsuz olacaksa o bölgelere dokunmamaya çalışın, zorlarsa en iyisi arkanızı dönün ve gidin.

Yalamak konusunda bir diğer önemli nokta anüsle ilgili. Anüs ve çevresini dil ile uyarmak AIDS açısından değilse de tehlikelidir. Ne kadar temiz olsanız da o bölgeyi bakterilerden temizleyemezsiniz. Orada hastalık yapmayan bu bakteriler ağza alındığında vücudunuzda başka sorunlara yol açabilirler. Kişiden kişiye bu yolla parazit geçmesi de mümkün. En iyisi
bunu hiç yapmamak.

Oral ilişki: Cinsel organların ağza alınması, ağızla uyarılması olarak tanımlanabilir belki. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve AIDS için risklidir. Kondom kullanılması önerilir. Bu tatsız ve anlamsız gelebilir kimimize, ama riskleri değerlendirip karar vermek gerekiyor. Kondom kullanımını daha zevkli hale getirmek için kayganlaştırıcısı olmayan kondom kullanılabilir, veya üstüne içinde yağ olmamak şartıyla bal gibi hoş tatlı maddeler sürülebilir. Sperm öldürücülü kondomların tadı iğrençtir.

Ağzına alan kişinin ağzında, diş ve dişetinde kanama, iltihap, enfeksiyon gibi bir sorun olmadığında, ağza alınan organda akıntı, açık yara, kabarcık, kabarıklık gibi cinsel yolla bulaşan hastalık belirtileri olmadığında risk anal sekste olduğu kadar yüksek değildir (ama bu şartlara sıkı sıkı bağlı kalınırsa). İlişki öncesinde ve sonrasında diş fırçalanmamalı, ağız, bademcikler, boğazda hastalık varsa ilişkiden kaçınılmalıdır. Şüphelenildiğinde ağza hiç alınmamalıdır. Partneriniz sürekli eşiniz değilse hayır deme hakkınızı kullanın, hoşlanmadığınızı söyleyin ya da belli edin. Sürekli eşinizse doktora gitmesini sağlayın.
Ağza alındığında penisin çok derine sokulması da riski arttırır.

Ağıza boşalınmasından kaçınılmalıdır. Bunu gene eşinizle tartışın, boşalacağını anladığında sizi uyarsın ve hoşunuza gidecek başka bir yere boşalsın. Ama bir şekilde birisi ağzınıza boşaldıysa, meniyi ağzınızdan mümkün olduğu kadar çabuk uzaklaştırın; ya tükürün ya da yutun. İkisi de riski azaltır.

Anal ilişki: Anüs (makat) sindirim sisteminin sona erdiği uç nokta, dışkılama ile ilgili organımızdır. Anüsün ve hemen üzerindeki barsak kısmı olan rektumun yüzeyi deriden farklı bir örtü ile kaplıdır. Bu örtü, salgı yapabilen, nemli, ağız içini andıran bir yapıdır. Darbelere karşı deri kadar dirençli değildir. Anüs ve rektumun çevresi halka şeklinde kaslarla çevrilidir. Anüsün çevresindeki kaslar kapı gibi çalışırlar; istemediğimiz zaman dışkılamayız. Bu kasları isteğimizle kontrol edebiliriz. Rektum çevresindeki kaslar ise yeterince dolduğunda kasılıp, içindekileri dışarı atmaya çalışır. Bu sırada anüs çevresi de gevşekse dışkılanır. Anüsün yüzeyinin altında, biri daha aşağıda, biri daha yukarıda iki damar paketi vardır. Bu damarların genişlemesine basur ya da hemoroit denir.

Anal ilişki penisin anüsten sokulması olarak anlatılabilir. Burada alınan zevkin maddi temelleri, buraya yakın olan iç üreme organlarının(başta prostat olmak üzere idrar kanalı, idrar torbası, salgı yapmaktan sorumlu bazı diğer organlar) uyarılmasıdır. Bunun yanında alınan zevklerin tarifini burada ben yapamayacağım. Ama zevkin yanında acı da hissedilebilir ki ondan birazdan bahsedeceğim.

Anal ilişkiye daha önce girmemiş olanların bazı endişeleri olabilir, önce onları aydınlatmaya çalışayım. Bunların açıklaması basit olan bir tanesi askerlikle ilgilidir. Askere gidecek her erkeğe anüs muayenesi yapılmaz; sadece askere eşcinsel olduğunuz için gitmek istemediğinizi söylerseniz, hiçbir meşru tıbbi ya da hukuki dayanağı olmadan, sadece doktorun anlayışı gereği, nadiren yapılır. Anal muayene, bunun dışında, hayatınız boyunca, doktorlarca, tıbbi sebeplerle defalarca yapılabilir. Unutulmaması gereken şey: kişinin daha önce anal ilişkiye girip girmediği anüs muayenesi ile anlaşılamaz. Çevredeki kas doku içine bir şey almak için genişleyebilse de sonra tekrar kasılır.

Anal ilişki ile hemoroitler arasında da hiçbir ilişki bulunamamıştır. Basur anal ilişkiye hiç girmeyen insanlarda görülebilen, nedeni tam açıklanamamış bir rahatsızlıktır. Gelişmiş veya gelişmekte olan basurun doktora gösterilmesi gerekir; uygulanacak tedavi sizi tamamen kurtarmasa da ilerde ortaya çıkabilecek daha büyük sorunlardan korur ve şikayetlerinizi hafifletir.

Gelelim ağrı bahsine. Evet ağrılı olabilir. Belki ilk başta bu sizi daha çok rahatsız edecektir. Ama bu üstesinden gelinemeyecek bir şey değil. Ağrının asıl sebebi, anüsü çevreleyen kas halkanın genişlemeye karşı gösterdiği dirençtir. Bunun yanında anüsün, onu çevreleyen kas ve kemik dokuların herkeste aynı olmadığını, kimilerinde daha ağrılı olabileceğini de hatırlatayım.

Bir kural olarak öne sürmek ilk önce biraz garip gelse de, bence altın kural şu: ilk ilişki sizi anlayan, değer veren, sırf zevk için gözü dönmüş olmayan, dur dediğinizde duracak, mümkünse tecrübeli birisiyle olmalı. Eşiniz buna hazır değilseniz ısrarcı olmamalı, sizi buna zorlayamamalıdır. Onunla anal ilişkiye girmeye karar verdiğinizde bunu mümkünse uygun bir ortamda, iyi bir zamanda yapın. Yanınızda mutlaka kondom ve kayganlaştırıcı olsun. Eşinizi bunun ilk ilişki olduğundan haberdar edin.

İlişkiye başlamadan önce anüs ve çevresini parmaklarla uyarmanın büyük faydası olur. Bu hem zevkli olur, hem de kas dokusunun gevşemesini kolaylaştırır. Parmağın çok zorlamadan, acele etmeden, adım adım anüse sokulması da ilişkiyi kolaylaştırır. Rahat olacağı düşünülen bir pozisyon alınır. Kişinin gergin olması her şeyi zorlaştırır, çocuk doğuruyor psikolojisine kapılmadan gevşemeye ve zevk almaya çalışmak gerekir. Eşiniz sertleşmiş durumdaki penisine kondomu takar. Herkes için farklı miktarda kayganlaştırıcı gerekebilir, ortak olan ilk ilişkide olabildiğince çok kullanmaktır. Kayganlaştırıcı hem penis üzerine, hem de anüs çevresine, birazcık da parmakla anüs içine, bolca sürülmelidir. Kayganlaştırıcı olarak içinde yağ olan vazelin, bebe yağı gibi şeyler kullanılmamalıdır. Türkiye’de su-bazlı (su içinde çözülerek yapılmış) kayganlaştırıcı bulunmuyor. Bunun için eczanelerden ‘gliserin’ alınabilir. Kayganlaştırıcı olarak yapılmadığı için rahatlıkla alıp yanınızda taşıyabilirsiniz. Su-bazlı olmayan kayganlaştırıcılar kondoma zarar verip güvenilirliğini azaltır. Yeterince gevşediğinizde ve kayganlaştırıcı sürülüp, kondom takıldıktan sonra ilişkiye geçebilirsiniz.
Eşiniz mümkün olduğu kadar yavaş davranmalı, organını itip, biraz bekledikten sonra daha ileri gitmelidir. Kasa gevşeme fırsatı verilmelidir. Acı duymaya başladığınızda bunu hemen eşinize söyleyin, sonra devam etmek üzere geri çekilsin. Birdenbire girmesi hem çok acı verir hem de yırtıklara yol açabilir. Girdikten sonrası malum.

İlişki sona erdiğinde penis kondomla birlikte kavranarak dışarı çıkarılır. Bu sırada bir kağıt havlu filan kullanmak akıllıca olur. Etraf silindikten sonra kondom bir kağıt parçasına sarılıp atılır (tuvalete değil, tıkayabilir). İlişkiden sonra hareketten kaynaklanan bir gaz çıkışı olabilir. Bu ortama çok uymuyor gibiyse de utanılacak bir şey değildir.
Daha sonraki ilişkiler daha kolay olur, ama genelde aynı prensipler geçerlidir.

Mastürbasyon yaparken anüse başka şeylerde sokulmaktadır. Bu özel yapılmış şeyler olduğu gibi dik ve düz herhangi bir şey de olabilir. Bunlar girinti çıkıntıları, keskinlikleri yüzünden iç yüzeye zarar verebilir. Çok tavsiye edilebilecek bir şey değil.

Anal ilişki en travmatik ilişki olduğu için AIDS ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından en riskli olanıdır. Mutlaka her ilişkide kondom kullanılmalıdır (sürekli eşinizle bile kullanın). Kondomun yırtılma şansı daha yüksek olduğundan mümkünse anal ilişkiye özel üretilmiş kondom kullanılmalı (galiba Türkiye’de yok). İki kondomu üst üste kullanmak yırtılma riskini arttırır.


Kaynak: Kaos GL, Kasım 1998, Sayı 51