16/02/2015 | Yazar: Meriç Aytekin

‘Halk’ güzel bir kelime ama ‘sınıf’ can yakan, politik illüzyonları net bir şekilde ortadan kaldıran güçlü, tutarlılıkları sorgulatan bir kavram.

Meriç Aytekin | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Meriç Aytekin

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin AKP ile seçim öncesi gizli anlaşmalar yaptığı iddiasına dair bir konuşma yaptı. Metal-İş grevinin millî güvenliğe tehdit olarak görülmesine de değindiği konuşmasında benim hayli dikkatimi çeken hem parti politikasını, hem de Demirtaş’ın gündelik dilini mercek altına almama neden olan bir cümle var.

Konuşmanın bir yerinde şöyle diyor Selahattin Demirtaş: “Herkes şundan emin olsun; HDP tüccar partisi değildir, ucuz pazarlık yapacak parti değildir, kapalı kapılar ardında kirli oyunlar içine girecek parti değildir.” Gelişigüzel bakıldığında işçilerin de bulunduğu salonda böyle bir hitabın hiçbir sorun teşkil etmediğini ve alkışlarla desteklenmesi gerektiğini düşünebiliriz ancak benim aklımda bazı sorular var.

Öncelikle Demirtaş bu cümlede tüccar kelimesini olumsuz bir anlam yükleyerek mi kullanıyor?
Eğer öyleyse, ki göründüğü kadarıyla durum bu, HDP’ye oy vermiş ve verecek olan bir tüccar olarak gerçekten üzülür ve bir özür beklerdim. Şaka yapmıyorum ve gayet ciddiyim. Aslında şunu sormaya çalışıyorum: HDP’nin tüccarlara karşı parti olarak duruşu nedir ve bu duruş tüccarı politik alanda olumsuz bir kelime olarak kullanan bir politikacının iç tutarlılığına dair neler gösterir?

Önümüzde açıkça 2 önerme duruyor:

a) HDP sınıfsal çelişki fikrini esas alan bir partidir ve bu yüzden tüccarların karşısında olan bir mücadeleyi savunmaktadır. Bu bağlamda Demirtaş tüccar kelimesini farklı durumları açıklamak için olumsuz, eleştirilmesi gereken bir konumu ifade etmek için kullanabilir ve hem parti hem de bireysel tutum olarak politik bir iç tutarlılık ortaya koymuş olur.

b) HDP sınıfsal çelişkileri odağına almayan bir partidir dolayısıyla tüccarlar ile görüşebilir, parti tüccarlardan destek bekleyebilir veya onları destekleyebilir. Bu durumda partisinde tüccar bulunan bir politikacının tüccar kelimesini küçük düşürücü, olumsuz bir kelime olarak kullanmaması gerekir.

Hangisinin doğru olduğunu internette yapacağınız ufak bir araştırma ile bulabilirsiniz.

Diyarbakırlı, Mardinli … iş”adam”larının HDP’ye açık desteklerinin, parti meclislerinin genç iş“adam’’larına yaptıkları sayısız ziyaretlerin, iş”adam”larıyla yapılan açıklamaların “HDP tüccar bir parti değildir” söyleminde nereye oturduğunu veya Selahattin Demirtaş tarafından hangi politik düzlemde kullanıldığını sorgulamak gerekiyor.

HDP tüccar bir parti değil derken buradaki tüccar kelimesinin tam anlamı nedir? Üretim araçlarına sahip olanları mı, yoksa küçük işletmeleri olanları mı kastediyoruz? Yoksa sokaktaki seyyar satıcıyı da bu tüccar kelimesine dâhil ediyor muyuz? Gerçekten kimdir bu tüccarlar ne yaparlar, ne ederler de kirli oyunlar içinde olmayan bir parti duruşunun deklarasyonunda bir günah keçisi ve güzel bir sembolizm olarak ortaya atılırlar?

Hangi anlamıyla kullanılırsa kullanılsın HDP sayısız tüccarın oy verdiği ve gelecek seçimlerde de oy vereceği bir partidir. İşçilerin karşısında HDP tüccar bir parti değildir naif ve romantik bir benzetme olabilir ama Selahattin Demirtaş HDP’ye oy vermiş ve verecek olan iş adamlarına da aynı cümleyi kurabilir mi?


Sanırım Türkiye halklarının partisi olma iddiası kaçınılmaz olarak böylesi politik çelişkileri de beraberinde getiriyor. “Halk” güzel bir kelime ama “sınıf” can yakan, politik illüzyonları net bir şekilde ortadan kaldıran güçlü, tutarlılıkları sorgulatan bir kavram. Bilenler bilir, sınıf kavramından çok hoşlanmam ama ne dersiniz konu ulus olunca Rosa Luxemburg bu seçimlerde de partiler konusunda haklı çıkmıyor mu?

Peki, son olarak tekrar soruyorum Sayın Demirtaş: HDP gerçekten tüccarların seçmeni olduğu bir parti değil midir? 


Etiketler:
Nefret