25/01/2023 | Yazar: Aslı Alpar

Potansiyel okuyucu kitlesi sayabileceğimiz, toplumun da büyük bir kısmını oluşturan kadın ve LGBTİ+’lar sıklıkla tecavüz komiğinin yapıldığı, cinsiyetçi komik üreten bir yayını neden desteklesin ki?

Uykusuz’un ardından Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Uykusuz'un son sayı kapağından

2007’den bugüne yayın hayatını sürdüren haftalık karikatür dergisi Uykusuz bugün son sayısını çıkardı.

Hızla demokrasiden uzaklaşan ve ağır bir ekonomik krizden geçen Türkiye için bu haber şaşırtıcı değil ancak oldukça üzücü.

Bu topraklarda karikatür ve mizah yayıncılığının köklü tarihini düşündüğümüzde -ilk karikatür dergisi olarak bildiğimiz Diyojen 1870’te çıkıyordu-, 1910’lu yıllarda 40’a yakın karikatür/mizah dergisinin basıldığını hatırladığımızda, 1970’lerde okuyucuların karikatür dergilerine satış rekorları kırdırdığını düşündüğümüzde üzüntümüz katmerleniyor.

Karikatür dergilerinin yayım hayatını sürdürmek için çetin bir mücadele içinde olmasının birçok sebebi olsa gerek; ekonomik krize bağlı kâğıt maliyetinin artmasından, temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanan nüfusun bu yayınlardan vazgeçmesine kadar.

Dahası AKP iktidarının sansür mekanizmalarını güçlendirmesi; çizerlerin, bir dönemki popülerliğini yitirdiğinden neredeyse idealist bir uğraşa dönüşen dergicilik yerine reklamcılık-dijital içerik üreticiliği vb alanlara yönlenme ihtiyacı ve belki de sosyal medyanın ve Türkiye’nin değişen gündeminin hızına yetişememek de eminim etkilidir.

Muhalif olmadıkları için mi kapanıyorlar?

Uykusuz eski çizeri Yılmaz Aslantürk, 2017’de BirGün’den Meltem Yılmaz’a verdiği röportajda “Bence bu dergilerin kapanmaya ve küçülmeye gitmesindeki başlıca neden, mizah dergilerinin muhalefet yapmayı bırakmış olmaları...” demişti.

Dergisiyle tatsız bir ayrılık yaşayan Aslantürk’ün bu yorumuna, çizer, karikatür araştırmacısı ve bu dergilerin sadık bir okuyucusu olarak ben de katılıyorum ama bir farkla.

Önce bir soru, karikatür dergilerine muhalif değil, diyebilir miyiz? Öyle ya Türkiye karikatür dergiciliğinde gelenekselleşen bir tarz var. Örneğin haftanın politik gündemi neyse kapak onu hicveder, genellikle dergilerin ilk iki sayfası –bazen de üçüncü sayfa- gündem esprileriyle doludur. Kapanan ya da halen yayıma devam eden hiçbir karikatür dergisinin iktidar yanından çizdiğini de söyleyemeyiz.

Burada mesele “muhalefetin yeterli olup olmaması” değil. Kaldı ki karikatür dergileri her zaman politik gündemi konu edinmek zorunda da değil.

Şimdi hep birlikte somurtabiliriz

Henüz karikatür dergileri kapanmaya başlamamış ve küçülmeye gitmemişken de bahsini ettiğim bir sebep daha olduğunu düşünüyorum.

Daha önce birçok yazımda bahsettiğimi tekrarlayayım, karikatür dergilerinin gelenekselleşen komiği sıklıkla toplumsal cinsiyet eşitsizliğini güçlendiriyor. Özetle her konuda muhalif bir yerden politik hiciv üretebilen karikatür dergileri mesele toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğunda iktidardan rol çalıyor. 

Diğer yandan, karikatür dergiciliğinin bu geleneği edindiği yıllara kıyasla bu dergileri satın alma gücüne sahip kişiler arasında artık kadın ve LGBTİ+’lar da var.

Peki, potansiyel okuyucu kitlesi sayabileceğimiz, toplumun da büyük bir kısmını oluşturan kadın ve LGBTİ+’lar sıklıkla tecavüz komiğinin yapıldığı, hemen hemen sadece cis-hetero erkeklerin hikâyelerinin yer aldığı, kendi hayatıyla paralellik kuramadığı, cinsiyetçi komik üreten bir yayını neden desteklesin ki? Sokakta rahat yürüyememekle, her gün kadın ve LGBTİ+ düşmanı politikalarla sınanan insanlar neden gülüp eğlenmek için aldıkları bu yayınlarda yeniden aynı cinsiyetçi komikle karşılaşmak istesinler ki?

Karikatür dergilerinde bu geleneği üretmeyen çizerler olduğunu da ekleyeyim ve derdimizin çizerlerle değil gelenekle ilgili olduğunu da hatırlatayım.

Özetle bu eleştirileri her yaptığımızda “politik doğrucu”lukla itham edildik oysa biz sadece “gülmek istiyoruz” dedik. Sanırım şimdi hep birlikte somurtabiliriz.

Neşemizi yitirdik. Panik yok, neşemizi yeniden buluruz ama gelenekle yüzleşmenin zamanının geldiğinin kuvvetli işaretini umarım hep birlikte daha net görebiliriz.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: kültür sanat
nefret