30/04/2021 | Yazar: Kaos GL

Yunus Emre Demir’in Kaos GL için hazırladığı Lavanta Tavan kitabı LGBTİ+’ların iş hayatında yaşadıklarını gözler önüne seriyor: “Sen aslında bayağı prekarya oluyorsun”

1 Mayıs’ta okuma önerisi: Lavanta Tavan Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Yunus Emre Demir’in geçtiğimiz yıl KaosGL.org için hazırladığı Lavanta Tavan söyleşi dizisi kitap olarak da yayınlandı.

Lavanta tavan kavramı cam tavana benzer şekilde LGBTİ+’ların çalışma yaşamında üst düzey olarak addedilen karar alıcı ya da temsil edici nitelikteki görevlere gelebilmelerine yönelik engelleri ifade ediyor.

Bütün tavanların yıkılması dileğiyle yayınlanan kitapta LGBTİ+’lara mikrofon uzatılıyor ve çalışma hayatında yaşadıkları soruluyor.

Kitap, Kaos GL Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar’ın sunuş yazısıyla açılıyor:

“Elinizde tuttuğunuz bu kitap tam da bu atmosferde LGBTİ+’ların çalışma hayatına ilişkin haklarını hatırlatmak, gündeme getirmek için yayınlandı. Yunus Emre Demir’in titiz çalışmasının bir ürünü olan bu kitapta hem pandemi sürecinde hem de öncesinde çalışma hayatında LGBTİ+’ların neler yaşadığını onlardan dinliyoruz. Kitapta detaylıca yer alan aktarımlara geçmeden, sendikalara dair bir parantez açmayı önemsiyoruz. Yine kitabın sonunda yer verdiğimiz Kaos GL’nin rehberi de sendikacılara yol gösterebilir.”

Çalışırken unutulan dertler, yüze kapanan kapılar ve lütuf siyaseti…

Ardından Kadir Has Üniversitesi’nden Reyda Ergün, Kaos GL ve kadir Has Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü “Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+'ların Durumu” ve “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ+'ların Durumu” araştırmasını anlatıyor: "Kapalılık stratejisinin kendisi, LGBTİ+’ların çalışma hakkı ve çalışma hayatına ilişkin haklardan tam ve eşit biçimde yararlanamadıklarının en büyük göstergesi."

Av. Evrim Demirtaş, “Müvekkil olmasına alıştıkları kişi artık bir avukat” diyor ve ekliyor: “İnsanlar LGBTİ+ özneleri mağdur olarak görmeye alışmış. Müvekkil olmasına alıştıkları kişinin orada hak savunan, müvekkilin hakkını arayan kişi olduğunu görmek çok şaşırtıyor onları.”

Gece hayatında DJ’liğin yanı sıra garsonluk ve barmenlik gibi işlerde de çalışan Asîde, müzik sektöründe LGBTİ+ olmayı, gece hayatında çalışmayı, güvencesizliği ve görünmeyen emeği aktarıyor: “Sen aslında bayağı prekarya oluyorsun”

“Ders verirken homofobiyi de unutuyorum başka dertleri de” diyen ABB şöyle devam ediyor: “Ders vermek isterdim. Çünkü ben sınıfı çok seviyorum, orası benim sahnem. Haftada 12 saat derse giriyorum ve o günlerim çok yoğun geçiyor ama gerçekten her şeyi unutuyorum o zamanlarda.”

Performans sanatçısı Aria Na çocukken 23 Nisan gösterilerinden sahnelere sanatını, gece hayatında çalışmayı ve karantinada performans sanatçısı olmayı, “Lubunya olarak kendini bir alanda var etmek başlı başına mesele” diye özetliyor.

1-mayis-ta-okuma-onerisi-lavanta-tavan-1

Özel sektör çalışanı Zahter, Covid-19 sebebiyle ücretsiz izne ayrılmak zorunda kaldığı günlerde, özel sektörün durumu ve transların özel sektördeki yerinden bahsediyor: “Çok sorun yaşadım iş ararken. Hep yarım ağız konuştular. Biz sizi ararız tavırları ya da rest çekip biz sizinle çalışamayız gibi tavırlar sergilendi bana. Üzücü ama yılmadım.”

“Sivil toplumda ‘patron diye bir şey yok’ illüzyonu yaratılıyor” diyen Efruz Kaya şöyle devam ediyor: “Bakın biz ne kadar ileri bir kurumuz, ne kadar mükemmeliz ki trans bile çalıştırıyoruz” oluyor tavırları ve bunu da sana hissettiriyorlar."

Nazlı Özersoy ise, “Hissettirilen bir “sen farklısın” hali oluyor” diyerek reklamcılık sektöründe ve ajanslarda yaşananları gözler önüne seriyor.

Kitapta LGBTİ+’ların iş hayatına dair deneyimlerinin ardından sendikalar için kısa bir rehber de yer alıyor.

Kitabın çevrimiçi haline ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Bayram