28/12/2022 | Yazar: Kaos GL

171 kadın ve LGBTİ+ örgütü: “Anayasa’nın eşitlik, laiklik ve insan haklarına saygılı olma ilkeleriyle temelden çelişen Anayasa değişiklik teklifini reddediyoruz.”

171 kadın ve LGBTİ+ örgütünden Anayasa değişiklik teklifine karşı açıklama Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Sendika.org Arşivi / csgorselarsiv.org

171 kadın ve LGBTİ+ örgütü 9 Aralık’ta Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi’nin Meclis Başkanlığı’na getirdiği ayrımcı anayasa değişikliği teklifine karşı açıklama yayımladı.

“Kadın ve LGBTİ+ Örgütleri Olarak Muhalefet Partilerine Çağrımızdır: Anayasa Değişikliğine HAYIR!” başlıklı açıklamada değişikliği teklif edilen Anayasa maddelerini inceliyor ve bu teklifin Anayasa’nın eşitlik, laiklik ve insan haklarına saygılı olma ilkeleriyle temelden çeliştiğine dikkat çekiyor.

Açıklamada örgütler, kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların hakları başta olmak üzere temel hak ve hürriyetlere geldiğinde Anayasayı uygulamayan, ihlal eden, Anayasaya aykırı bir şekilde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadınların en temel haklarını yok sayan iktidarın ve ortaklarının Anayasa değişiklik teklifini reddettiklerini belirtiyor.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Biz aşağıda imzası bulunan kadın ve LGBTİ+ örgütleri, Anayasa’nın eşitlik ve laiklik ilkelerine açıkça aykırı ve ayrımcı Anayasa değişikliği teklifini reddediyor ve tüm muhalefet partilerini bu teklife karşı durmaya ve HAYIR demeye çağırıyoruz.

“9.12.2022 tarihinde AKP; MHP, BBP’den 336 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na Anayasa’nın “din ve vicdan hürriyeti” başlıklı 24’üncü ve “ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41’inci maddelerine ilişkin bir anayasa değişikliği teklifi sunmuştur. Önerilen haliyle değişiklik teklifi anayasanın ruhuna ve evrensel insan hakları normlarına açıkça aykırı ve ayrımcıdır. Ayrıca teklif anayasa yapım tekniği ve kamuoyunun gündemine getirilme biçimi bakımından da kabul edilemez niteliktedir.

“Anayasalar, bir toplumu toplum yapan, kapsayıcı, çoğulcu ve kurucu temel metinlerdir. Anayasalar, hak ve özgürlükleri en üst düzeyde güvence altına alır ve herkesin doğuştan sahip olduğu evrensel insan haklarından eksiksiz ve eşit bir şekilde yararlanmasının teminatıdır. Bu nedenle insan haklarına saygılı demokratik hukuk devletlerinde anayasalar bir kişiye, gruba ya da zümreye imtiyaz tanıyamayacağı gibi yurttaşlar arasında ayrımcılık yaratan hükümler de içeremez. Türkiye Anayasası da, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olmanın gereği olarak “kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde “herkesin kanun önünde eşit olduğunu” ve “devletin bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğunu” garanti altına almaktadır.

“Anayasa’da Yapılması Teklif Edilen Değişiklikler Anayasa’nın Eşitlik, Laiklik ve İnsan Haklarına Saygılı Olma İlkeleriyle Temelden Çelişmektedir.

“1. Madde 24 bakımından: Değişiklik teklifi ile “din ve vicdan hürriyeti” başlıklı 24’üncü maddeye “temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanılmasının, hiçbir kadının başının örtülü veya açık olması şartına bağlanamayacağı” ve “hiçbir kadının dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve tercih ettiği kıyafetinden dolayı eğitim ve öğrenim, çalışma, seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma, kamu hizmetlerine girme ile diğer herhangi bir temel hak ve hürriyeti kullanmaktan ya da kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmaktan hiçbir surette yoksun bırakılamayacağı ve bu nedenle kınanamayacağı, suçlanamayacağı ve herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulamayacağı” hükmünün eklenmesi öngörülmektedir.

“Söz konusu değişiklik teklifiyle 24’üncü maddeye eklenmek istenen ilk fıkra bakımından değerlendirilmesi gereken, Türkiye’nin gerek Anayasası gerekse taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri doğrultusunda kimseye din ve inanç temelli ayrımcılık yapmama ilkesi ile hali hazırda zaten yükümlü olduğu gerçeğidir. Öyle ki:

“Anayasanın 10’uncu maddesine göre, kimseye cinsiyet, din veya mezhep temelli ayrımcılık yapılamaz ve “devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek” ve özellikle “haklardan yararlanmada kadınlarla erkekler arasında eşitliğin hayata geçirilmesini sağlamak” zorundadır. Bu husus getirilmek istenen anayasa değişikliği teklifinin madde gerekçesinde de net bir şekilde ifade edilmiştir: Gerekçede “ülkemizin başı örtülü ve başı açık kadınları her türlü temel hak ve hürriyetini kullanabilmekte, kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanabilmektedir” denilmiş, “dini inancı sebebiyle başını örten ve kıyafet tercihinde bulunan kadınların maruz kaldığı ayrımcı uygulamaların Anayasa’ya aykırı olduğu” bizzat değişiklik gerekçesinde ifade edilmiştir. Ayrıca, Türkiye’nin bağlı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” başlıklı 9’uncu maddesi ile sözleşmenin “ayrımcılık yasağı”nı düzenleyen 14’üncü maddesine göre Türkiye tüm yurttaşlarının “din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile ibadet özgürlüğünü ve dinini veya inancını açıklama özgürlüğü de dahil olmak üzere düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü tesis etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte, Türkiye, tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) uyarınca, hiçbir kadının “politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer sahalardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, mahrumiyet veya kısıtlamaya maruz bırakılamayacağını” temin ve tesis etmekle hali hazırda yükümlüdür.

“24’üncü maddeye eklenmek istenen her iki fıkra birlikte değerlendirildiğinde, değişikliğin din ve vicdan hürriyeti açısından hak alanını genişletici değil, tam tersine, hak alanını daraltıcı, ayrımcı ve laiklik ilkesiyle çelişkili nitelikte olduğu görülmektedir. Öyle ki:

“Değişiklik önerisi, her türlü dini inancın gereği olarak kullanılan dini sembol veya kılık kıyafete yönelik bir serbesti içermemekte, yalnızca İslam dinin belli bir mezhebine yönelik ve cinsiyetinden bağımsız olarak herkesin değil, yalnızca kadınların kullandığı başörtüsüne yönelik birtakım düzenlemeler öngörmektedir. Devlet, din ve inanç özgürlüğünün hayata geçirilmesinde yurttaşların sahip olduğu tüm din ve inançlara eşit mesafede durmakla yükümlüdür. Ne var ki, 24’üncü maddeye getirilmek istenen düzenleme ile din ve vicdan özgürlüğü yalnızca belli bir dini inanç üzerinden tarif edilmektedir. Fıkrada yalnızca kadınların başörtüsünün referans alınması kadın bedeni üzerinden son derece dar, ayrımcı ve laiklik ilkesi ile çelişir bir şekilde kılık kıyafete ilişkin devlet müdahalesinin önünü açmaktadır.

“Söz konusu düzenleme, kadınlar arasında da “başı açık-başı örtülü” ayrımı yapması açısından son derece tehlikeli ve ayrımcıdır. Türkiye tarihi boyunca farklı biçimleriyle var olan başörtülü kadınlara yönelik ayrımcılık, yine başörtülü ve başörtüsüz kadınların ve LGBTİ+’ların yıllardır süren ortak mücadelesi sonucu kazanımlarla sonuçlanmıştır. Türkiye’de kadınlar dini inançları veya kılık kıyafeti fark etmeksizin gerek kamusal gerek özel alanda kadın oldukları için ayrımcılığa ve erkek şiddetine maruz kalmakta, patriyarka karşısında baskılanmakta, kamusal hayattan dışlanmaktadır. Kadınlar, sırf kadın oldukları için erkek şiddetine ve ayrımcılığa maruz kalırken, devletin yükümlülüğü, Anayasanın 10’uncu maddesinde açıkça belirtildiği üzere, kadınlar arasında hiçbir ayrım yapılmaksızın kadına yönelik erkek şiddeti ve ayrımcılıkla mücadele etmek ve kadınlarla erkekler arasında fiili eşitliğin hayata geçirilmesini sağlamaktır. Teklif, bu haliyle, erkeklerin, kadın bedeni üzerinde kurmaya çalıştıkları tahakkümün, kadınların ne giyip ne giyemeyeceklerine yönelik baskı ve normlarla kadınları hak özneliğinden ve kamusal alandan dışlamaya yönelik patriyarkal zihniyetin bir tezahüründen ibarettir.

“2. Madde 41 bakımından: Gündemdeki teklif ile değişiklik yapılması öngörülen maddelerden diğeri ise Anayasanın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41’inci maddesine yöneliktir. Değişiklik ile maddeye “evlilik birliğinin ancak kadın ile erkeğin evlenmesi ile kurulabileceği” ifadesinin eklenmesi önerilmektedir.

“41’inci maddeye getirilmek istenen değişiklik gerek Anayasaya gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırı ve ayrımcıdır; insan onuruna ve çoğulcu demokrasiye saldırı niteliğindedir.

“İlgili düzenleme, ilk bakışta evlilik birliğinin zaten ancak bir kadın ve erkeğin evlenmesiyle kurulabileceğini hüküm altına alan Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince son derece gereksiz bir tekrarmış gibi görünse de, madde gerekçesine bakıldığında, değişiklik teklifinin evrensel insan hakları normlarına ve Anayasaya açıkça aykırı ve ayrımcı olduğu görülmektedir. Öyle ki madde gerekçesinde amacın “aile ve evlilik kurumunun her türlü tehlike, tehdit, saldırı, çürüme ve sapkın akımların dayatmalarına karşı korunması” olduğu ifadesine yer verilmiştir.

“Madde gerekçesinde yer alan “sapkın akımlar” kısaca aileyi koruma altında bu yasa  ile lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve intersekslerin kastedildiği, son 2 senedir iktidarın en üst kademeden yürüttüğü açık hedef gösterme ve nefret siyasetinden dolayı tüm kamuoyunun malumudur. Anayasa’nın 10’uncu maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes kanun önünde eşittir” ve devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekle yükümlüdür. Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesi gereği, bu yükümlülük lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks kişiler için de aynen geçerlidir. Her ne kadar, maddede “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” birer ayrımcılık temeli olarak sayılmamışsa da, maddede yer bulan “ve benzeri sebeplerle” ifadesi gereği, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık da eşitlik ilkesi kapsamında yasaklanmaktadır.

“Türkiye’nin taraf olduğu gerek Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmeleri başta olmak üzere Birleşmiş Milletler insan hakları sözleşmeleri, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca, insan haklarından yararlanmada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık yapılamayacağı son derece açık bir şekilde ortaya konulmaktadır. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve bu temelde yaşanan hak ihlallerine ilişkin külliyat sayılabilecek kadar gelişmiş bir içtihadı bulunmaktadır.

“Anayasa’nın 41’inci maddesinin değişiklik gerekçesinde ifade edilen “sapkın akım” ifadesi, LGBTİ+’ların Anayasanın Madde 10 kapsamında eşitlik ilkesi korumasından dışlanması, nefret söylemi ile açıkça hedef haline getirilmesi, insan-dışılaştırılması, ve başta Medeni Kanun ve Ceza Kanunu olmak üzere mevzuatta ayrımcı ve insan haklarına temelden aykırı bazı değişikliklerin önünün açılması gibi son derece tehlikeli sonuçlar ve riskler taşımaktadır. Ayrıca, Anayasada LGBTİ+’lara yönelik olarak “sapkın akım” gibi bir ifadenin yer alması, mahkemelerin önüne gelen başvurularda hak ve hizmetlere erişimde cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve hak ihlali tespiti yapmasının önüne geçecektir.

“Madde gerekçeleri Anayasaların yorumlanmasında tarihsel ve kültürel öneme sahip son derece önemli metinlerdir. Değişiklik teklifinin genel gerekçesinde “sapkın akım” ifadesinin dışında “kutsallık”, “kültür ve medeniyet anlayışı”, “güçlü aile”, “insan tabiatına uygun birliktelik”, “çürüme” gibi ifadelere yer verilmektedir. Tüm bu ifadeler evrensel insan hakları normlarıyla çelişmektedir ve iktidarın kadınlara ve toplumsal cinsiyet eşitliğine bakış açısını yansıtmaktadır. Toplumsal cinsiyet rollerinin kaynağının toplumsal cinsiyet normları olduğunu reddeden, cinsiyetler arası tahakküm ilişkilerini görmezden gelen, kadınların toplumsal konumunu biyolojik özelliklerine indirgeyen bir bakış açısını dayatmaktadır. İnsan haklarına dayalı bir hukuk devletinin anayasasında yer verilmemesi gereken bu gibi muğlak ve ayrımcı ifadeler çoğulcu demokrasilere doğrudan bir tehdittir.

“3. Söz konusu değişiklik teklifi sadece anayasanın ruhuna ve evrensel insan hakları normlarına açıkça aykırı ve ayrımcı olmakla kalmayıp, anayasa yapım tekniği ve kamuoyunun gündemine getiriliş biçimi dolayısıyla da da kabul edilemez niteliktedir.

“Demokratik hukuk devletlerinde anayasa değişiklikleri toplumun tüm kesimlerinin aktif katılımı ile, ve son derece özenle yürütülmesi gereken yasa yapım süreçleridir. Söz konusu anayasa değişikliği teklifinin hazırlanmasında hiçbir kadın, örgütüne danışılmamış, tasarı toplumla hiçbir şekilde paylaşılmamıştır.

“Söz konusu anayasa değişikliği, sıklıkla referandum ihtimali ile birlikte anılmaktadır. Demokratik bir hukuk devletinde temel hak ve özgürlükler hiçbir surette referandum konusu yapılamaz.

“Konu kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların hakları başta olmak üzere temel hak ve hürriyetlere geldiğinde Anayasayı uygulamayan, ihlal eden, Anayasaya aykırı bir şekilde İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadınların en temel haklarını yok sayanların Anayasa değişiklik teklifini reddediyoruz. “Erken evlilik” ya da “küçüğün rızası” adı altında çocuk istismarının yıllardır yasal olarak önünü açmaya çalışan, her fırsatta toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadınların kazanılmış haklarına saldıran, LGBTİ+’lara yönelik her gün nefret suçu işlenen bu siyasi ortamda anayasa değişikliği yapılamaz. Kadınların bedenleri, LGBTİ+ların onurları, insan hak ve hürriyetleri siyasi malzeme yapılamaz. Devletin görevi, İstanbul Sözleşmesi’nin de vurguladığı üzere, bütünlüklü politikalar geliştirip uygulayarak şiddete maruz kalan kadın, çocuk ve LGBTİ+ları şiddetten uzaklaştırmak ve şiddet dolu ailelere hapsetmemektir Bu anayasa değişikliği teklifini temelden reddediyor, tüm kamuoyu ve muhalefeti bu teklife karşı durmaya ve hayır demeye çağırıyoruz.

İmzacı örgütler şöyle:

Adana Kadın Danışma Merkezi Sığınmaevi Derneği (AKDAM)

Adana Kadın Platformu

AĞ-DA Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dayanışma Ağı

Akdeniz Antalya Aileleri Grubu

Alevi Bektaş Derneği Kadın Meclisi

Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi

Alevi Kadınlar Birliği

Anadolu Güç Birliği Konfederasyonu’ndan Kadınlar

Anadolu Kadın Hareketi Derneği

Anka Üreten Kadın Derneği

Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği-GALADER

Ankara Kadın Platformu

Antakya Kadın Dayanışması

Antalya Kadın Danışma Merkezi Ve Dayanışma Derneği

Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği

Avcılar Kadın Platformu

Avrupa Alevi Kadınlar Birliği

Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu

Aydın Kadın Efeler Derneği

Aydın LGBTİ+ Dayanışması

Ayvalık Kadın İnisiyatifi

Bir Kadın Bir Hayat Derneği

Birleşik Metal-İş Sendikası Kadın Komisyonu

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

Cinsiyet Eşitliği Politikaları Derneği

Çağdaş Hukukçular Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Komisyonu

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden Kadınlar

Çanakkale Feminist Dayanışma

Çanakkale Kadın Platformu

Çanakkale Muaf LGBTİA+

Çankaya Kent Konseyi Kadın Meclisi

ÇEKEV Çiğli Evka 2 Kadın Kültür Evi Derneği

Çukurova LGBTİ Dayanışma

Datça Kadın Platformu

Demir Leblebi Kadın Derneği

Demokratik Alevi Derneği’nden Kadınlar

Demokratik Kadın Hareketi

Denizli Kadın Platfomu

Denizli LGBTİ Aileleri Grubu

Denizli Soroptimist Kulübü

Direnişin Renkleri

DİSK Emekli-Sen Çanakkale Kadın Birimi

DİSK Basın-İş’ten Kadınlar ve LGBTİ+’lar

Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi

Diyarbakır Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu

Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği

Ege Kadın Buluşması Platformu

Ekmek ve Gül

Elder Kadın Danışma Merkezi El Emeğini Değerlendirme Derneği

erktolia

Eşit Yaşam Derneği

Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu

Ev Hanımları Dayanışma ve Kalkındırma Derneği (EVKAD)

Feminamfi

Feminart Uluslararası Kadın Sanatçılar Derneği

Fethiye Kadın Danışma Dayanışma Derneği

Foça Barış Kadınları

Genç Lezbiyen Gey Biseksüel Trans İnterseks Gençlik Çalışmaları ve Dayanışma Derneği

Girişimci Kadınların Desteklenmesi Derneği

Günebakan Kadın Derneği

Hacettepe Üniversitesi Kuir Araştırmalar Topluluğu

Halkevci Kadınlar

Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü

Hatay Mor Dayanışma Kadın Derneği

Havle Kadın Derneği

HEVİ LGBTi+ Derneği

İKUİR

İnsan Hakları Derneği Kadın Komisyonu

İnsan Hakları Derneği Aydın Şubesi Kadın Komisyonu

İstanbul Kent Konseyi Kadın Meclisi

İstanbul Üniversitesi Eşitlik Topluluğu

İzmir Kadın Dayanışma Derneği

İzmir Kent Konseyleri Kadın Meclisleri Birliği

İzmir LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Grubu

Kadın Adayları Destekleme Derneği Ankara Şubesi

Kadın Çalışmaları Derneği

Kadın Dayanışması

Kadın Dayanışma Vakfı

Kadın Hakları Derneği

Kadın Haklarını Koruma Derneği Denizli Şubesi

Kadın İşçi Dayanısma Derneği

Kadın Koalisyonu Uluslararası Çalışma Grubu

Kadın Kültür Sanat Edebiyat Derneği

Kadın Meclisleri

Kadın Partisi

Kadın Savunma Ağı

Kadın Yazarlar Derneği

Kadın Zamanı Derneği

Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği

Kadınlar Birlikte Güçlü

Kadınlarla Dayanışma Vakfı – KADAV

KAHDEM

Kahraman Kadınlar Kooperatifi

Kampüs Cadıları

Karaburun Kadın Platformu

Kaos GL

Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği

KAZETE Kadın Gazetesi

Keskesor Amed LGBTİ+ Oluşumu

Keskesor Dersim LGBTİ+ Oluşumu

Keskesor Van LGBTİ+ Oluşumu

Kepez Özgür Kadın Dayanışması

Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) Kadın Meclisi

Kırkyama Kadın Dayanışması

Kırmızı Biber Derneği

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği

Kocaeli Ekmek ve Gül Kadın Dayanışma Derneği

Kocaeli Kadın Platformu

KuirAnka

Kuir AYBÜ

KuirMar (Marmara Üniversitesi LGBTİQAA+ Dayanışma Ağı)

Kvinnofrigörelse I Förorten Stockholm

Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Lion Queer

LİSTAG – LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği

Lotus Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği

Mardin Şahmaran Kadın Platformu

Mavigöl Kadın Derneği

Mersin Lgbt 7 Renk Derneği

Mersin Bağımsız Kadın Derneği

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı

Mor Dayanışma Kadın Derneği

Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği

Mor Sarmaşık

Muamma LGBTİ+ Derneği

Muğla Kadın Dayanışma Grubu

Ordu Kadını Güçlendirme Derneği

Özgür Renkler Derneği

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Patiska – Yaşlılıkta Kadın ve Teknoloji Platformu

Puduhepa e.V.

Rosa Kadın Derneği

Sensiz Bir Eksik Derneği

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği

Seyhan Kadın-Çocuk Dayanışma Eğitim ve Kültür Derneği

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Kadın Komisyonu

Star Kadın Derneği

Şanlıurfa Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği

Tarlabaşı Toplum Merkezi’nden Kadınlar ve LGBTİ+’lar

TJA (Tevgera Jinên Azad/Özgür Kadın Hareketi)

Toplumsal Rehabilitasyon Derneği’nden Kadınlar

Türk Kadınlar Konseyi Derneği Denizli Şubesi

Türk Kadınlar Birliği

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği

Türkiye Gazeteciler Birliği Kadın ve LGBTİ  Komisyonu

Türkiye İşçi Partili Kadınlar

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu

TÜKD Antalya Şubesi

TMMOB Adana İKK Kadın Çalışma Grubu

TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu

TMMOB İzmir İKK Kadın Çalışma Grubu

Troida Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi

TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu

Uçan Süpürge Vakfı

Urla Kadın Dayanışma Derneği

Urla Kadın Platformu

ÜniKuir Derneği

Üniversiteli Feminist Kolektif

Yalnız Yürümeyeceksin

Yeni Demokrat Kadın

Yeni Mahalle Kent Konseyi Kadın Meclisi

Yoğurtçu Kadın Forumu

7 Renk LGBT Mersin

17+ Alevi Kadınlar

17 Mayıs Derneği

18 Haziran LGBTİ+ Dayanışma Derneği

29 Ekim Kadınları Derneği

78’liler Girişimi’nden Kadınlar

87 İnisiyatifi (87 Ayrımcılık ve Nefret Suçlarıyla Mücadele İnisiyatifi)’nden Kadınlar


Etiketler: insan hakları, kadın, anayasa
nefret