13/05/2022 | Yazar: Yunus Emre Demir

Yargılanan hak savunucularının tamamı anayasal haklarını kullandıklarına vurgu yaparak bu sene de yürüyüşte olacaklarını söylediler.

19 kişinin yargılandığı İstanbul Onur Yürüyüşü davası 23 Aralık’a ertelendi: Yargılanan 19 kişi, iddianame 3 paragraf Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Euronews

19 kişinin yargılandığı İstanbul Onur Yürüyüşü davası bugün Çağlayan Adliyesi’nde başladı. Davayı TİP Milletvekili Sera Kadıgil, TİP Parti Meclisi üyesi Meltem Kolgazi, Kaos GL, SPoD, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Uluslararası Af Örgütü de takip etti.

Duruşma öncesi adliye önünde yapılmak istenen basın açıklaması polis tarafından engellendi.  

Yaklaşık 4 saat süren duruşma öncesi avukatların büyük salon talebi hakim tarafından dikkate alındı. Duruşma başlamadan önce polis memurları tarafından engelleme girişimi olsa da tüm gazeteci ve izleyiciler salona alındı.

Sanık ve avukatların savunmalarının ardından hakim, savcının dosyadaki eksiklerin giderilmesi için ek süre talebini dikkate alarak duruşmayı 23 Aralık saat 10.00’a erteledi.

Neler yaşandı?

Duruşmada kimlik tespitinin ardından Av. Umut Rojda Yıldırım derhal beraat talebinde bulundu. Yıldırım talebinde soruşturma makamının yaptığı tek şeyin polis fezlekesini kopyalamak olduğunu ve iddianamenin özensizce hazırlandığını söyledi. Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararının dahi dosyada olmadığını söyleyen Yıldırım, kaymakamlığın yasak kararını saat 17.00’de aldığını ancak müvekkillerin saat 15.00’te kolluk tarafından gözaltına alındığını ve bu yüzden yakalamaların hukuka aykırı olduğunu belirtti.

Savcı derhal beraatin reddine ilişkin görüş bildirdi. Talep hakim tarafından reddedildi.

Polis: Vatan Emniyet’i kadınlar hamamına çevirdiniz.

Yargılanan LGBTİ+ hak savunucularından Feride Eralp, polisin dağıldıkları esnada bir arkadaşımızı enseden yakalayarak saldırdığını ve buna müdahale ederken gözaltına alındığını söyledi. Gözaltı aracında küfür ve hakaret edildiğini, şiddet uygulandığını, yüzüne vurulduğunu, pandeminin ortasında olunmasına rağmen maske verilmediğini, polislerin de maske takmayı reddettiğini söyleyen Eralp, Covid ünitesinde saatlerce bekletildiklerini vurguladı. Eralp, polisin ayrımcı şiddetinin Vatan Emniyet’te de devam ettiğini ve polislerin “Vatan Emniyet’i kadınlar hamamına çevirdiniz” dediğini söyledi.

“Direnmiyorum vurmayın artık”

LGBTİ+ hak savunucusu Ari Büyüktaş, “polisler iki yönden zıt şeyler söyleyerek bizi sıkıştırdığı esnada bir polis memuru göğsüme vurarak beni darp etti. Darp edilen arkadaşıma yardım etmeye çalışırken polisler göğsüme ve sırtıma vurdu. Polise “direnmiyorum artık vurmayın” dememe rağmen beni darp etmeye devam ettiler” dedi.

"Onur Yürüyüşü’ndeydim çünkü bu ülkede Hande Kader yakılarak öldürüldü, Ahmet Yıldız 13 yıl önce babası tarafından öldürüldü."

Yürüyüşe katılmak için Taksim’de bulunan Hande Sakarya da diğer hak savunucuları gibi yürüyüşten 2 saat önce, yasak kararından da önce müdahalenin başladığını hatırlattı. “Onur Yürüyüşü’ndeydim çünkü bu ülkede Hande Kader yakılarak öldürüldü, Ahmet Yıldız 13 yıl önce babası tarafından öldürüldü.” dedi. İzmir’de trans kadınlara artan saldırılara da değinen Sakarya, “sokaktan sesler duyunca sokağa yöneldim. Polisin insanlara saldırdığını gördüm. Bir arkadaşımın üstüne çullanan polislere tepki gösterince beni iterek gözaltına aldılar. Tüm tehdit ve kötü muamelelere rağmen hayatımız ve aşklarımız için Onur Yürüyüşü’nde olacağım.” dedi.

Varoluşumuz mu ahlaksızlık, sevdiğimiz kişinin kim olduğu mu?

Sanık Saadet Selin Top ise yasak kararındaki toplum ahlakı gibi ifadelere şu ifadelerle tepki gösterdi:

“Toplum ahlakı” denilerek yürüyüşlerimiz, kamusal alanı kullanma hakkımız şiddetle engellenirken sormadan edemiyoruz: Bu toplum kim, bu ahlak kimin ahlakı? Her yıl yüzlerce kadının ölümüne sessiz kalan toplumun ahlakı mı? Çocuk istismarını “çocuk gelin” diyerek yasalaştırmaya çalışanların ahlakı mı? Savaşa bütçe ayıranların ahlakı mı? Göçmen işçileri üç kuruşa çalıştırıp o parayı da vermeyen, göçmen kadınları ve çocukları istismar edenlerin mi? Tüm bunlar ahlak olarak görülürken bizim varoluşumuz mu ahlaksızlık, sevdiğimiz kişinin kim olduğu mu?

Eşit yaşam hakkımızı elimizden alanlara karşı bir araya gelmeye devam edeceğiz

Yürüyüş günü sokakta dans etmek istediği sırada gözaltına alınan sanatçı Eylem Yazıcı savunmasında şunları söyledi: “Olay günü bir mekanda oturuyordum. Pandemide hiçbir sanat fonundan faydalanamadım. En büyük hayalim dans, müzik ve sahne. Bunun için eğitim almış ve çalışmış biriyim. Orada dansımı ettim. Ben hala titiriyorum. çünkü çok fazla şiddete maruz kaldım. Ben artık sanatıma devam etmek istiyorum. Yaşamak istiyorum. Yapıcı, savaşa ve ırkçılığa hayır diyen insanların yanında olmaya ilelebet devam edeceğim.”

19-kisinin-yargilandigi-istanbul-onur-yuruyusu-davasi-23-aralik-a-ertelendi-yargilanan-19-kisi-iddianame-3-paragraf-1

Fotoğraf: Telgraf 

Tuvalete gitmek isteyen kişiye “şişeye işe” dendi

Yargılanan hak savunucularından Aylin Çankaya, yürüyüş günü sokaktaki atmosferi ve yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Saat 3’te taksime vardım. Öpüşen erkekler, öpüşen kadınlar, öpüşen lubunyalar vardı. Dans ediliyordu. Bir tarafta öpüşen koklaşan insanlar bir tarafta da bu insanlardan rahatsız olan renksiz kolluk vardı. … Polisler çok saldırgandı. O esnada erkek bir polis beni kadın polislere doğru fırlattı ve ben de canım yandığı için bağırdım. Kadın polis boynumdan tutarak beni çekiştirmeye devam etti. Polis beni tehdit eden bir kişiyle şakalaştı. Tuvalete gitmek istediğimde şişeye işemem söylendi. Bu sene de benzer müdahaleler olacağını biliyorum. Ancak varoluşumuza engel olunamaz. Birileri yok olun diyince yok olmuyoruz.”

Yürüyüş günü polisin üstüne çıkarak gözaltına aldığı ve bu sırada üstünü de yırttığı Hüsnü Beha Yıldız, arbedeyi anlamak için kalabalığa yaklaştıkları sırada yaşananları şu sözlerle anlattı: “Bir polis üstüme oturdu. Diğer polisler de kollarımdan ve bacaklarımdan tuttu. Ters kelepçe yaptılar. Gözlüğüm kırıldı ve üstüm yırtıldı. Ters kelepçeye itiraz ettiğimde ise susmam söylendi. Yargılanması gereken bizler değiliz kolluk ve nefreti körükleyen siyasilerdir.”

19-kisinin-yargilandigi-istanbul-onur-yuruyusu-davasi-23-aralik-a-ertelendi-yargilanan-19-kisi-iddianame-3-paragraf-2

Fotoğraf: Ateş Alpar

Yargılanan LGBTİ+ hak savunucularından Halim Kır da yaşadıklarını savunmasında şu sözlerle anlattı: “Sokakta bulunan barlardan birinde arkadaşlarımla buluştuk. Polisin hızlıca sokağı abluka altına aldığını gördüm. Yürüyüş yeri olmamasına ve yürüyüş saati gelmemesine rağmen saldırı vardı, anlamlandıramıyordum.

“Tanıdığım tanımadığım birçok insanın işkenceyle gözaltına alındığın gördüm. Orada bir savaş vardı ve savaşı başlatan belliydi. Polisler dizini sırtıma ve belime bastırdı. Direnmiyordum ama buna rağmen uzun süre ters kelepçem çözülmedi. O gün Türkiye’deki LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarının cezasızlığından destek alanlar polislerdi. Onlar bugün burada değiller ama biz yargılanıyoruz. Burada bir hata var.

Tüm sanıklar: Bu sene de yürüyüşte olacağız

Yargılanan hak savunucularının tamamı savunmalarında maruz kaldıkları polis şiddetini anlattıktan sonra, anayasal haklarını kullandıklarına vurgu yaptılar ve bu sene de yürüyüşte olacaklarını söylediler.

Ortak savunma yapan bazı sanıklar şu ifadeleri kullandı:

“Ne gözaltılar ne saldırılar bizlerin mücadelesini engelleyemez. Eşit yaşam hakkımızı elimizden alanlara, varoluşumuzu yok sayanlara karşı sesimizi yükseltmek için bir araya gelmeye ve varız, buradayız demeye devam edeceğiz. Nefrete karşı eşitlik ve adalet için örgütlenmeyi sürdüreceğiz. Nefrete, örgütlü homofobi/bifobi/transfobiye karşı yaşasın lubunya dayanışmamız ve biliyoruz ki tüm bu hak gasplarına ve adaletsizliğe karşı biz kazanacağız. “

Sanıkların savunmalarının ardından avukatlar söz aldı. Av. Umut Rojda Yıldırım, Onur Yürüyüşü’nün kolluk eliyle savaş alanına döndürüldüğünü söyleyerek iddianamede yürüyüşün tarihinden hiç bahsedilmemesine vurgu yaptı ve dünyada ve Türkiye’de yürüyüşün geçmişini anlattı. Yasaklama kararının hukuka aykırı olduğunu belirten Av. Yıldırım, “elimizde bu konuda alınmış kararlar da var” diyerek daha önce alınmış kararları hatırlattı. Av. Yıldırım son olarak “yürüyüşün idare eliyle yasaklanması yürüyüşün barışçıl niteliğini değiştirmez.” dedi.

Avukat Deniz Bayram yaptığı savunmada Onur Yürüyüşü’nün tarihinden ve LGBTİ+’ların Türkiye’de maruz bırakıldığı ayrımcılıklardan bahsettikten sonra olay günü yaşananlara dair savunma yaptı. Polisin Mis Sokak’ta yürüyüş başlangıç saatinden 2 saat önce kışkırtıcı ve saldırgan ifadelerle kitleyi provoke ettiğini söyleyen Av. Bayram, gözaltı sırasında da fiziksel şiddet uygulandığını vurguladı:

“Video görüntüleri ve fotoğraflarda açık bir şekilde yer aldığı üzere, polis aralarında müvekkillerin de bulunduğu kişileri herhangi bir eylem anında değilken ve herhangi bir ihtarda bulunmaksızın, arkasından tutarak çuval sürükler gibi, sürükleyerek, nedensiz bir şekilde gözaltına almıştır. Yine görüntülerde açık bir şekilde yer aldığı üzere, bir kişinin üzerine 4-5 polis birden yüklenmiş, müvekkilleri yere düşürmüşler, üzerine fiziksel baskı oluşturmuşlar, ters kelepçe takmışlar ve yerde sürüklemişlerdir.”

“İddianame hukuka aykırı”

Av. Hatice Tuğba Yılmaz, iddianamenin hukuka aykırı olduğunu da şu sözlerle açıkladı:

“Dosya kapsamı ve özensiz bir şekilde hazırlanan, yargılanan 19 kişiye karşı kişiselleştirilmiş hiçbir somut delilin mevcut olmadığı göz önünde bulundurulduğunda kovuşturma mecburiyetini gerektirecek bir durumun olmadığı da açıktır. Bu aleni durum ise, bu davayı, dilekçemizin başında açıklamış olduğumuz, LGBTİ+ bireylere genel ayrımcı bir tutumun sonucu haline getirmektedir.”

İddianamede yer alan “olay gününe ait görüntü inceleme ve tutanakları incelendiğinde, emniyet mensuplarınca şüphelilere dağılmaları yönünde gerekli ihtarların yapıldığı, zor kullanmaya rağmen şüphelilerin dağılmadığı” ifadesine dair ise Yılmaz, sundukları görüntülerle iddianın uyuşmadığını belirtti:

“Oysa bu ifadeler, müvekkillerin gözaltına alındığı anı gösteren, hem dilekçe kapsamında, hem dilekçenin eki olarak sunduğumuz görüntüler ile uyuşmamaktadır. Müvekkillerin, herhangi bir ihtar söz konusu olmaksızın polis tarafından arkasından üzerlerine çullanmak suretiyle gözaltına alınması eylemine dair görüntüler tarafımızdan, sosyal medyada paylaşılan görüntüler aracılığı ile elde edilmiştir.”

19 kişinin yargılandığı davanın 3 paragraftan oluştuğunu hatırlatan Av. Yılmaz, savcılığın çok basit araştırmaları dahi yapmamıştır dedi.

“Kamuya aykırı değiliz, kamunun kendisiyiz”

Av. Fulya Dağlı, yürüyüşe siyasi saiklerle müdahale edildiğini söyleyerek “bu yapılan eşitlik ilkesine aykırıdır. Sadece Taksim’de değil İstanbul’un her yerinde LGBTİ+’ların olduğunu söyleyen Dağlı, biz kamuya aykırı değiliz, her yerdeyiz, kamunun kendisiyiz” dedi.

Av. Ece Zelal Alma, polis tarafından barlarda kafelerde oturan LGBTİ+ hak savunucularına hukuksuz bir müdahale yapıldığını söyledi. “Müvekkillerimiz ve diğer katılımcılara dair hiçbir şekilde dağılma anonsu yapılmadı, sağılma yeri gösterilmedi ve dağılmak için gereken süre tanınmadı” diyen Av. Alma, dağılmama unsurunun olayda gerçekleşmediğini vurguladı. Eylemin barışçıl niteliğinde bir tereddüt bulunmadığını söyleyen Av. Alma, grup kendi halinde dağılırken ihtarsız şekilde arkadan yakalanarak darp edildiklerini hatırlattı.

Av. Abdullah İkbal Arslanbaş ise iddianamede müvekkilimin adı yanlış yazıldığını, iddianamede adı yazılan kişinin aslında olmadığını belirtti ve savcılığın iddianameyi ilgisiz bir biçimde hazırladığını vurguladı. Müvekkiline yöneltilen görevi yaptırmama suçlamasına da değinen Av. Arslanbaş, “hangi görev” sorusunu sorarak yakalama ve direnme olmadığını, buna rağmen polis tarafından kötü muamele ve işkence olduğunu hatırlattı, “tekmeleme” ve “ısırma” iddialarının mağduru da olmadığını belirtti.

Duruşma 23 Aralık’a ertelendi

Avukatların savunmalarının ardından Savcı, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için ek süre istedi. Hakim de savcının talebini kabul ederek görevi yaptırmamak için direnme suçunun mağdur/mağdurları olan kolluk görevlilerinin tespit edilerek bir dahaki duruşmada hazır edilmesi için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına ve görüntü kayıtlarının Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyaya eklenmesine karar verdi.

Duruşma bu eksiklerin giderilmesi için 23 Aralık 2022 saat 10.00’a ertelendi.

Kararı Kaos GL’ye değerlendiren Av. İrem Yener “Hakimin bahsettiği araştırmaları yapmasına gerek yoktu. Çünkü bunun için hem yeterli süre vardı hem de bahsedilen mağdur polislerin tespit edilemediğine dair beyan dosyada var.” dedi. Herhangi bir toplanma gerçekleşemeden kolluk şiddeti sonucu gözaltıların gerçekleştiğini vurgulayan Yener, görevi yaptırmamak için direnmenin söz konusu olamayacağı koşullarda gözaltı işleminin gerçekleştiğini söyledi.

Av. Yener hakimin, çok ayrıntılı araştırma yapmadan verilen beraat kararlarının üst mahkemeden döndüğünü bu sebeple çok ayrıntılı bir araştırma yapmak istediğini söylediğini belirtti.


Etiketler: insan hakları
Dijital