17/10/2022 | Yazar: Yıldız Tar

Kaos GL’nin kamu ve özel sektörde çalışan LGBTİ+’ların durumu araştırması 2022 sonuçları açıklandı: LGBTİ+ çalışanlar arasında işsizlik yaygınlaşıyor, işten çıkarılma ve yeni iş bulamama korkusu derinleşiyor.

2022 istihdam araştırması: LGBTİ+ çalışanlar arasında işsizlik yaygınlaşıyor! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Görsel: Gülçe-Gülnaz, KaosGL.org için stok görsel

“Onur yürüyüşüne katılanlara yönelik olarak bir öğle yemeğinde yanımızdaki bir arkadaşımız açıkça asacaksın bunları dedi.”

Bu cümleler, kamuda mühendis mimar olarak çalışan gey bir erkeğin tanıklığı. İstihdamda ayrımcılık LGBTİ+’ların çalışma hakkının yanı sıra; tüm temel hak ve özgürlüklerini engelliyor. Peki, bu nasıl gerçekleşiyor?

Kaos GL Derneği’nin Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi işbirliği her yıl yürüttüğü araştırma bu sorunun peşine düşüyor. Türkiye’de kamu ve özel sektörde LGBTİ+’ların durumunu ortaya koyan araştırmaların sonuçları bugün (17 Ekim) kamuoyuna açıklandı.

2022 sonuçları “Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+’ların Durumu” ve “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ+’ların Durumu” başlıklı iki raporda kamuoyu ile paylaşıldı. Prof. Dr. Mary Lou O’Neil, Dr. Reyda Ergün, Dr. Selma Değirmenci, Dr. Kıvılcım Turanlı, Doğancan Erkengel ve Öykü Deniz Aytemiz’in hazırladığı raporların editörleri ise Kaos GL İnsan Hakları Programı’ndan Murat Köylü ve Defne Güzel.

“Fişlenme” riskine ilişkin şüpheler, ayrımcılığa karşı koruma ise yok

289 kişinin katıldığı özel sektör araştırma sonuçlarına göre LGBTİ+ çalışanların sadece yüzde 27’si işyerinde açık olabiliyor. LGBTİ+’lar neredeyse her sektörde çalışırken, bu toplumsal gerçeklik görünür olamıyor. İşyerinde açık olamamak sadece işe alım süreci veya çalışma hayatının ilk dönemlerine özgü de değil.

Özel sektör raporundan öne çıkan bazı sonuçlar şöyle:

*LGBTİ+ çalışanlar arasında işsizlik yaygınlaşıyor, işten çıkarılma ve yeni iş bulamama korkusu derinleşiyor, bu çerçevede işyerinde açık olmak LGBTİ+’lar açısından daha da büyük bir risk haline geliyor.

*LGBTİ+ çalışanlar, çalıştıkları işleri büyük çoğunlukla internetteki kariyer siteleri, tanıdık tavsiyesi ve sosyal medya kanalları aracılığı ile buluyor. LGBTİ+ çalışanlar, diğer LGBTİ+’lardan aldıkları duyum veya destek doğrultusunda LGBTİ+ haklarına ilişkin görece daha olumlu koşullar sunan işyerleri arayışında.

*İŞKUR ve özel istihdam büroları aracılığıyla iş arama oranı, her yıl olduğu gibi 2021’de de çok düşük ve bu durum LGBTİ+ çalışanların bu kanallara güvenmediklerine ve “fişlenme” riskine yönelik şüphelerine işaret ediyor.

*Hakim toplumsal cinsiyet normları ve rollerinden kaynaklanan cinsiyetçi beklentilerin iş ilanlarına yansıması, LGBTİ+ çalışanları olumsuz etkiliyor.

*İşyerinde LGBTİ+’lara karşı ayrımcılığı önlemeye yönelik kurallar ya da kurullar olduğunu belirten katılımcı oranı sadece yüzde 19.

*LGBTİ+ çalışanlar ayrımcılık karşısında işlerini kaybetme korkusu, daha ağır bedeller ödeme olasılığı, cinsel kimliklerinin kendi kontrolleri dışında açığa çıkmasından çekinme, iş dışındaki hayatlarında karşılaşabilecekleri zorluklar ve benzeri nedenlerle haklarını arayamıyor.

Taciz ve zorbalıktan fiziksel saldırıya işyerleri

Raporda katılımcılardan alıntılarla ayrımcılık ve nefret söyleminin boyutuna dikkat çekiliyor:

“Birkaç çalışan tarafından sözlü ve fiziksel saldırıya uğradım.”

(Mağazacılık sektöründe satın alma yöneticisi olarak çalışan panseksüel trans erkek)

“Bir çalışan bana cinsel organının fotoğrafını gösterdi, fiziksel sınırlarımı birçok kez ihlal etti. Kimliğimi açığa çıkarmak için “grindr” indirip bu uygulama ne diye falan sordu. Ben kendisini uyarınca ve başka masaya geçince bu tutumdan vazgeçti. Kendisi hetero ama pislik bir insan.”

(Bilişim sektöründe yazılım destek uzmanı olarak çalışan aseksüel transmaskülen gey non-binary)

“Gey olduğu için sözlü ve fiziksel tacize uğratılan çalışanlara denk geldim, queer dayanışma gösterdiğim için ben de hedefleştirildim.”

(Kültür/sanat sektöründe yönetmen olarak çalışan queer non-binary)

“Gay olduğu için servis şoförünün sözlü şiddetine maruz kalan bir arkadaşım var “şeriat gelse de sizi sallandırsalar” şeklinde”

(Telekomünikasyon sektöründe yönetici olarak çalışan lezbiyen kadın)

“Arkadaşım gönderildi. Sebep olarak da ‘kadın mısın erkek misin belli olmuyor’ dendi.”

(Güvenlik görevlisi olarak çalışan heteroseksüel erkek)

“Lgbti+ bireylerinin sapık olduğunu savunup lezbiyen olduğum için erkekler neyine yetmiyor? Sorusunu çok kez aldım. Gay bireylere ibne söylemini sürekli olarak dile getirirler.”

(Gıda sektöründe garson/barista olarak çalışan lezbiyen kadın)

“Kadın atayıp iş başvuru sürecine almamak. Cis het erkek öncelikli başvuruları değerlendirmek, onlarla daha rahat çalışacaklarını alenen söylemek (yük veya kas gerektiren bir iş tanımı değil)… Çoğunlukla açıkça bazen üstü kapalı mizojini, queerfobi ile sözlü taciz ve zorbalık yapılması, buna göz yumulması veya ortak olunması gibi yazmakla bitmez durumlar.”

(Kültür/sanat sektöründe yönetmen olarak çalışan queer non-binary)

“3 yıl önceki iş görüşmemde (onların dediği şekilde) lpg bireylerini almıyoruz demişlerdi.”

(Eğlence sektöründe şef garson olarak çalışan lezbiyen kadın)

“Baskıya maruz kalıyorum, bilinçli olarak zor ve karmaşık görevler bana veriliyor.”

(Lojistik sektöründe operasyon sorumlusu olarak çalışan gey cis kadın)

TIKLAYIN - Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ+’ların Durumu 2022

Kamuda nefret söylemi oranı yüzde 63!

221 kişinin katıldığı kamu araştırması sonuçları ise işyerinde gizlenmek zorunda kalmanın kamuda daha ağır sonuçlara yol açtığını gösteriyor. Kamu çalışanı LGBTİ+’ların sadece yüzde 6,5’i işyerinde açık davranabilirken; raporda işyerinde açık olamamanın kendisinin de bir ayrımcılık olduğu vurgulanıyor:

Görüldüğü kadarıyla, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık ve nefret söyleminin yeniden üretilmesine neden olan koşullar kamuda özel sektöre nazaran çok daha ağır bir tablo oluşturmaktadır. Geçen yıllarda olduğu gibi, 2022 araştırması da cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve cinsiyet özelliklerine dayalı ayrımcılığın kamuda istihdama erişimde ciddi bir engel olduğunu ortaya koymaktadır. LGBTİ+ çalışanlar istihdam edilmeme riskini bertaraf etmek için zorunlu bir kapalılık stratejisi izlemektedir. Ayrımcılığa uğrama riski işe alındıktan sonra da devam ettiğinden, aynı strateji LGBTİ+ çalışanların çalışma hayatlarının tümünü belirlemektedir. Kapalılık, özel sektöre oranla kamuda daha da zorunlu hale gelmektedir.

Rapora göre; kamu çalışanı LGBTİ+’ların yüzde 63’ü işyerlerinde nefret söylemiyle karşılaşıyor. 2022 yılı araştırmasına katılan her dört LGBTİ+ çalışandan üçü işe alım süreçlerinde ve her beş katılımcıdan dördü çalışma hayatında ya ayrımcılığa maruz kaldı ya da kimliğini gizlemek zorunda bırakıldı.

Kamuda durum daha da vahim

Raporda katılımcılardan alıntılarla ayrımcılık ve nefret söyleminin boyutuna dikkat çekiliyor:

“Genel olarak istemsizce belli ediyoruz. Bu nedenle bunu sezdikleri için diğer çalışma arkadaşlarımdan farklı davranışlar sergileniyor. Daha ağır çalışma ve hakaret içeriğinde davranış ve tutum gerçekleştiriliyor.”

(İşçi olarak çalışan panseksüel erkek)

“Giyimim küpe veya saç rengim gerekse davranışım olsun her alanda kısıtlandığım.”

(Sözleşmeli personel olarak çalışan gey erkek)

“Ayrımcı söylem olarak ‘sürekli kırıtarak yürüme, konuşmana dikkat et’ gibi ikazlar alıyordum.”

(Veri hazırlama personeli olarak çalışan biseksüel gender fluid)

“Hasta ve hasta yakınları tarafından sürekli bir sözlü şiddete psikolojik şiddete maruz kalıyorum ve bu beni çok yıpratıyor muhtemelen istifa etmeme sebep olacaklar.”

(Sağlık personeli olarak çalışan heteroseksüel trans erkek)

“Çalışanlar arasında konuşmalar içerisinde homofobik söylemlere tanık oldum, öğrencilerle ilgili de kendimle ilgili de.”

(Akademisyen olarak çalışan gey erkek)

“Birçok kez ayrımcı, alaycı, aşağılayıcı durumlara şahit oldum. Elimden geldiğince tepki gösterip yaptıklarının doğru olmadığını söyledim.”

(Sağlık personeli olarak çalışan gey erkek)

“Hemen hemen her gün nefret söylemlerini işitiyorum. Kıyamet alameti, toplum düzenini bozanlar, ahlaksızlar olarak değerlendiriliyor.”

(Mühendis/ Mimar olarak çalışan lezbiyen kadın)

“Belli bir kişiye değil ama genel olarak LGBTİQ+’lara yönelik nefret söylemi var. Bazı lakaplar takılabiliyor insanlara. Kurum toplantılarında alakasız şekilde “gençlerin LBGTİ’ye ve ateistliğe özendirildiği” gibi saçma sapan cümleler geçebiliyor. Başka bir çalışmada hazırlanacak pankartta gökkuşağı renkleri kullanıldı diye valilik tasarımcıya LGBTİ propagandası yaptı diye soruşturma açacağını ifade etmişti örneğin.”

(Psikolog/PDR olarak çalışan gey erkek)

TIKLAYIN - Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+’ların Durumu 2021


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, çalışma hayatı
nefret