09/03/2014 | Yazar: Atlas Sibel Arslan

Ankara’da 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde vicdani reddini açıklamak isteyen Anarşist Kadınlara eylem komitesi izin vermedi.

8 Mart’ta Vicdani Retçi Kadınlara Engel Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Ankara’da 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde vicdani reddini açıklamak isteyen Anarşist Kadınlara eylem komitesi izin vermedi.
Ankara’da 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde vicdani reddini açıklamak isteyen Anarşist Kadınlara eylem komitesi izin vermedi. Gerekçe olarak vicdani ret açıklaması için söz hakkı verilirse tüm örgütlere de söz hakkı verilmesi gerektiğini öne süren komite görevlileri Anarşist Kadınları komite aracından indirdi.
 
Engellere rağmen vcdani retlerini açıkladılar
Komite engeline rağmen alanda vicdani reddini açıklayan Didem Doğan ve Özge Günönü 8 Mart’ın kadın dayanışma günü olduğunu ve örgütlülükten bağımsız bir kadınların vicdani reddini açıklamalarını engellemelerini eleştirdi. Vicdani retlerini bir örgüt adı altında değil bağımsız bir kadın olarak açıklayacaklarını dile getiren Didem ve Özge komitenin önce vicdani reddini açıklayacak kadınlar olduğunu anons ettiğini sonra da izin verilmeyeceğini açıkladıklarını söylediler.
Çocuğunu kaybeden anne de söz alamadı
Anarşist Kadınlar adına konuşan Zeynep Çiçek ise, komite mitingi bir plan doğrultusunda sürdürdüğünü söyleyerek vicdani ret açıklamalarını engellediklerini böyle bir günde bu engelin tüm reddedilen baskı ve engellerden farkı olmadığını dile getirdi.
Komiteye katılmayan hiç kimsenin konuşmasına izin verilmediğini söyleyen Zeynep, çocuğunu kaybeden bir annenin de konuşmasının da engellendiğini söyledi. Komitenin mitingi düzenlerken diğer kadınları ardında bıraktığını söyleyen Zeynep çocuğu öldürülen kadınların adına da komitenin konuştuğunu kimseye söz hakkı verilmediğini ifade etti.
 
Kadınların reddi
Özge ve Didem vicdani retlerini açıklarken de komite aracı ret metnini okuyan kadınlar ile alandaki kadınların arasına komite aracını çekerek vicdani retçi kadınları engellemeye çalıştı. Tüm engellere rağmen retlerini açıklayan kadınların ret metinleri şöyle;
Özge Günönü
“Zorunlu askerliğin ve bütün egemen ideolojilerin karnını doyuran, tüm unsurlarıyla militarizmin reddi için buradayım. Okullardaki küçük güvenlik ordularının tacizinin, sokaklardaki polis işgalinin, her kadının koluna takılan erklerin, hepimizi mülteci kılan tanımadığımız sınırların reddi için.
Erk kollarıyla kadını, doğayı, hayvanı ve hatta erkeği kana bulayan devlet şiddetinin reddi.
Ve asıl meşru olan direnişi büyütmek için buradayım. Katledilen bir trans birey, ötekileştirilen eşcinselim. Anadilini konuşamayan bir Kürdüm, evladı katledilen bir anne aynı zamanda katledilen bir evladım. Buradayım, reddin sesiyim, isyanın sesiyim. Yıkacağım ve yapacağım.”
 
Didem Doğan
“Devletin çükü pantolonuna sığmıyor. Elleri nasır tutmuş mastürbasyon yapmaktan. Omurilik soğanı iki bacağının arasında olsa gerek ki ‘vatan sizin ananız’ deyip her anaya göz koymuş durumda.
Ve bir gün iki bacağı bir üniformaya girdi, rap rap uygun adım marşlarla sarışın esmer fark etmeden çaldı, çırptı, katletti, yürüdükçe cesetler bıraktı ardından.
Biçilmiş bir savaşın yaratanı, cinsiyetli ve de cinsiyetçidir. Savaşın hedef alıp katlettikleri ise cinsiyetsiz. Evet ben bir kadınım, hayvanım, orospuyum, engelliyim, bitkiyim, eşcinselim, transseksüelim, havayım, toprağım, Aleviyim, Kürdüm, gerillayım, dinsizim, Ermeniyim, inançlıyım, Anarşistim tecavüz etmek istediğiniz bu beden benim! Ben bir çocuğum, savaşın ortasına bırakılan adet kanıyım, iğrenip yüz çevirdiğiniz her şeyim ben! Öznesi benim savaşın! Huzurunu bozduğunuz benim!
Can alıp kan tükürerek, sınırladığınız topraklarda yürümek istemiyorum, hâlbuki ben toprağı severim! Katil, tecavüzcü, cinsiyetçi, pedofilik, ikiyüzlü bir devletin kanlı ellerine dökecek su gökten inmeyecek. Bombalarınız boyadıkça yeryüzünü kırmızıya. ‘Haydi kızlar okula’ diye çağırıp, çocukları bir sapığın kollarına çocuk gelin diye verdiğiniz düzeninizde size heyecanınızı yatıştırmak için bir bardak su vermeyi reddediyorum!
Şiddetin yaşama özgürlüğümüzü ve renklerimizi tehdit ve taciz ettiği düzende reddetmek zorunluluğumdur. Bir ağaç için miydi, belki de? Doğanın sahibi değil parçalarıyız. Bu da doğa için.”
 
Fotoğraflar: Atlas Sibel Arslan / Kaos GL

Etiketler: insan hakları, askerlik
Nefret