18/09/2014 | Yazar: Yıldız Tar

Şimdi sahneye çıkmam için teklif getiren bir yer beni daha önce içeriye almadı. Kapıda güvenlik ‘Sizin gibileri almıyoruz’ dedi bana.

Ayta Sözeri: Şimdi sahneye çıkmam için teklif getiren bir yer beni daha önce içeriye almadı. Kapıda güvenlik “Sizin gibileri almıyoruz” dedi bana.
 
Sahnelerin biblosu, Kayıp Şehir’in Duygu’su, çok kısa sürede yüz binleri ekrana kilitleyen Ulan İstanbul’un Umay’ı Ayta Sözeri; 20 Kasım’da çıkması planlanan “Dönmelere Doyamadık” kitabı kapsamında görüştüğümüz trans kadınlardan biriydi.
 
Okul yaşantısından, çalışma hayatına; uğradığı ayrımcılıklardan trans aktivizme hayatını, düşlerini, tanınan bir oyuncu ve şarkıcı olduktan sonra yaşadıklarını paylaşan Sözeri ile röportajın küçük bir kısmını kitap öncesi KaosGL.org okurları ile paylaşıyoruz:
 
Hiç göç etmek zorunda kaldın mı cinsiyet kimliğinden kaynaklı?
Bir kere değil kaç kere göç etmek zorunda kaldım. Bizim zamanımızda internet yoktu, örgütler yoktu. Örgüt vardı ama bir taneydi. Benim bildiğim Kaos GL diye bir dergi vardı sadece. Yollarda o dergiyi okuyordum. Nerde satılıyorsa yürüyerek bile gidip gelecek olsam dergiyi alacak parayı ayırıp onu alıyordum. Halk kütüphanesine gidip, “Translarla ilgili bir kitap verebilir misiniz bana” da diyemiyorsunuz.
 
İlk önce evinden göç ediyorsun. Yaşadığın alıştığın yerden. Alışkanlıkların var. Açtığın bir kapı, yattığın bir yatak. İlk önce bunlardan vazgeçiyorsun. İlk önce bunlardan göçüyorsun. Sonra yaşadığın şehir içerisinde seçmiş olduğun meslek grubuna göre göç ediyorsun. Siyasetçi olmak istiyorsan Ankara’ya göçmek zorundasın. Şarkıcı, oyunculuk gibi meslekler istiyorsa İstanbul’a göçmek zorundasın. Sonra İstanbul’a göçüyorsun. Ayrıca büyük metropollerin içerisindeki bütün semtler belki Avrupa’daki bazı ülkelerin bile nüfusu kadar olduğu için -semtlerden bahsediyorum- semtten semte göç ediyorsun. Çünkü insanlar büyük metropollerin içerisinde de gettolaşmışlar. Bir yerde birisi ev tuttuğu zaman hep beraber oraya taşınıyorsun. Aman burada kimse bir şey demiyor, diyor sen de taşınıyorsun. Ama çok kalabalık olduğu için bu kez o semtte problem çıkıyor. Bu sefer başka bir semte göçüyorsun.
 
Göç ediyoruz ama ayrımcılık yine bitmiyor. Birçok trans kadın çeşitli yerlere alınmadığını, hoş karşılanmadığını söylüyor. Sen böyle şeyler yaşadın mı?
Alınmadığım mekanlar oldu. Yani şu an da bunu yaşıyor muyum? Hayır yaşamıyorum. Zaten yaşadığım zamanda hemen raporlattırırım. Ama daha önce oldu tabi. Şimdi sahneye çıkmam için teklif getiren bir yer beni daha önce içeriye almadı. Rezervasyonumuz olduğu halde, hatırı sayılır bir müşterilerden birisi yanımda olduğu halde alınmadım. Gey arkadaşlarım da vardı. Heteroseksüel arkadaşlarım da vardı. Kapıda güvenlik “Sizin gibileri almıyoruz” dedi bana. Arkadaşım dedi ki: “Kimin gibileri almıyorsunuz?” Beni gösteriyor ve “Sizin gibileri almıyoruz” dedi. “Ya kardeşim söylesene kimin gibileri almıyorsunuz?” “Ya hanımefendi gibileri almıyoruz” dedi. “Ya hem hanımefendi diyorsun hem de içeriye almıyorsun?” Tabi içeriye almadılar. Emre Altuğ konseriydi hatta.
 
Sonra tabi ki oyuncular içerisindeki aktivist kimlikteki olan arkadaşlarım “Hayır ille gideceğiz. Oraya gireceksin” dedi. “Bu da bizim eylemimiz” diyip gittik.
 
Hiç kimse bana “Sizin gibileri almıyoruz” demiyor artık ama tanınmış olmanın avantajını kullanıyorum herhalde. Daha önce otele alınmadık. Restorantta servis açılmadı. Restoran olayını İzmir’de yaşadım. O yaşadığım ilkti. Ve ben böyle şeyleri dinledikçe “Allah Allah” diyordum. “Ben gidiyorum yemek yiyorum. Başkaları niye alınmıyor”. Orda bir afalladım önce. Gelip bana dedi ki “Mutfak kapalı.” Olabilir mi? Öğlen saatleri. İmkanı yoktur herhalde diye düşündüm. Sonra etrafıma baktım ben hariç altı masa daha gördüm. Dedim ki şu anda altı masa var. Önlerinde sadece içecekler var. Sonra, herhangi birisine mutfaktan yemek gelirse belediyeyi çağırırım, şikayet ederim, dedim. Hizmet sektöründesin. Bana hizmet etmek zorundasın. Bunu hepinizden iyi biliyorum. Çünkü hizmet sektöründe çalışıyorum. Ve elimde fatura var. Hizmet bedeli olarak fatura kesiyorum. Ben bu devlete vergi ödüyorsam sen de ödüyorsun. Sen de bu hizmeti bana sunmak zorundasın. Şimdi sıkıyorsa o mutfaktan bu insanlara yemek getir, diye de ekledim. Sonra müdürleri geldi. Dedi ki çocuklar mutfak kapandı dedi. Gerçekten de onların yemekleri atılmıştı kapanmıştı, dedi. Ama size bir ayrıcalık yapalım, getirelim diye önerdi. Ayrıcalık da istemiyorum dedim ve çıktım mekandan.
 
*Ayta Sözeri ile röportajın tamamını ve Pembe Hayat Trans Kadın Kampı’na beş ayrı şehirden katılan trans kadınlarla sosyal haklardan, çalışma hayatına; eğitimden sağlığa röportajları, trans kadınların kendi ağzından yaşam hikayelerini, taleplerini, sorunları, çözüm yollarını, devlet ile ilişkilerini 20 Kasım’da çıkması planlanan “Dönmelere Doyamadık” kitabından okuyabilirsiniz.
 
**Trans Kadın Kampı Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın finansal olarak desteklediği ve Pembe Hayat ile Kaos GL derneklerinin birlikte yürüttüğü Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir.
 
İlgili haber:

Etiketler: kültür sanat
Bayram