26/09/2008 | Yazar: Barış Sulu

Seçildiği takdirde Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk siyah başkanı olacak olan Obama, Ağustos ayında Denver’de yapılan kongre sonucunda Demokratik Parti adaylığına seçildiğinden bu yana ilk defa eşcinsel basınla konuştu.

Barack Obama: LGBT hakları, insan haklarının ayrılmaz parçasıdır Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Seçildiği takdirde Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk siyah başkanı olacak olan Obama, Ağustos ayında Denver’de yapılan kongre sonucunda Demokratik Parti adaylığına seçildiğinden bu yana ilk defa eşcinsel basınla konuştu.

KAOS GL – 26/09/2008

Mark Segal, Gay & Lesbian Times

Senatör Barack Obama, dünya çapında milyonlarca insana değişim mesajını iletti ve yürüttüğü kampanya Amerika Birleşik Devletlerinde geçmişte çok az adayın başarabildiği ölçüde seçmenlere güç vererek onları harekete geçirdi.

Seçildiği takdirde Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk siyah başkanı olacak olan Obama, Ağustos ayında Denver’de yapılan kongre sonucunda Demokratik Parti adaylığına seçildiğinden bu yana ilk defa eşcinsel basınla konuştu.

Mark Segal’in Gay & Lesbian Times için yaptığı bu özel röportajda Obama, ‘Sorma, Söyleme’ politikasının yürürlükten kaldırılması, federal nefret suçları kanununun kabülü ve dünya çapında yürütülecek bir insan hakları tartışması hakkındaki görüşlerini anlatıyor.

Gay & Lesbian Times: Başkanlık yarışı tarihindeki en LGBT dostu aday sizsiniz. John McCain ve Cumhuriyetçilerin bunu, 2004’te yapmış oldukları gibi, bir ihtilaf yaratmak için kullanmasından endişe duyuyor musunuz?

Barack Obama: Hayır. Bunu yapmaya kalkışabilirler, ancak birkaç nedenden dolayı girişimleri işe yaramayacaktır. İlk olarak Amerika halkının LGBT meselelerine dair tutumlarının değişmeye devam ettiğini düşünüyorum. Bana kalırsa insanlar, cinsel yönelimleri ne olursa olsun tüm insanlara eşit davranma gereksiniminin her geçen gün daha da farkına varıyorlar. Buna katılmayan insanlar da var, ama dürüst olmak gerekirse bu kimseler –ya da bu kimselerin çoğu- bu seçim hakkındaki kararlarını muhtemelen çok daha erkenden verdiler.

GLT: Birçok eşcinsel arkadaşınızdan bahsettiniz. Michelle ve siz, onların bağlılık törenine rahatlıkla katılabilir misiniz?

BO: Evet. Ancak size karşı dürüst olmalıyım, bugünlerde hiçbir yere gidemiyorum.

GLT: Şu anki başkan Bush, askeri kuralları ve düzenlemeleri değiştirmek için yazılı beyanlar kullandı. Beyaz Saray danışmanı size ‘Sorma, Söyleme’ politikasını bir askeri ödenek kanun tasarısına bir yazılı beyan ekleyerek sonlandırabileceğiniz tavsiyesinde bulunsaydı, bunu yapar mıydınız?

BO: Bunu bu şekilde yapmazdım, çünkü ‘Sorma, Söyleme’ politikasını eski haline getirdiğimizde bunun bir süreçten geçtiğinden ve bu konuda ve benim beklentilerimin ne olduğu hususlarında bir uzlaşma ya da en azından bir netlik sağladığımızdan emin olmak istiyorum ki değişim etkili olsun. Benim başkan olarak ilk sorumluluğum, tüm Amerika halkının güvende olduğundan ve ordumuzun etkili biçimde görevini yerine getirdiğinden emin olmak. Mütemadiyen ‘Sorma, Söyleme’ politikasını yürürlükten kaldıracağımı söylememe rağmen, bunu gerçekleştirmenin yolunun kurmay başkanları teşkilatıyla önceliklerimizin ne olacağı hususunda anlaşmaya varmamızı sağlayacak bir süreçten geçmek olduğuna inanıyorum. Kadınların askeri hizmetlerde daha faal olarak yer almasını sağlayarak askeri hizmetleri bütünleştirmeyi bu yolla başardık. Bir noktada, bunun yapılması gereken doğru şey olduğuna karar vermek zorunda kalıyorsun, ancak öte yandan bunu ordumuzun değişmez misyonunu koruyacak şekilde yaptığından da her zaman için emin olmak istiyorsun.

GLT: Çok sayıda avukat Kongreden geçen Evliliğin Korunması Kanununun anayasaya aykırı olduğunu ileri sürüyor. Bu yasa, ortaklaşa dava açma hakkı da dâhil olmak üzere 1100’den fazla hakkı elden alıyor. Federal mahkemede bir dava açılırsa, durumun yasallığını da kısaca sorguladıktan sonra, avukatınızın bu davaya katılmasını bekler misiniz ya da ona bu talimatı verir misiniz?

BO: Açılan her davayı gözden geçirmek isterim. Bu muhtemelen bana bir anayasa avukatı olmaktan yadigâr. Size ilkemin ne olduğunu söyleyeyim: Evliliğin Korunması Kanunu, geleneksel olarak devlete ayrılan bir arazide vuku bulan, federal hükümetin gereksiz bir saldırısıydı. Onun, bu zor meselelerle uğraşmaktan ziyade, ilk olarak siyasi noktaların altını çizmek üzere bir mesaj olarak gönderildiğini düşünüyorum. Neden yapıldığını anlıyorum. Meseleye dâhil siyasi baskılara olumlu bakıyorum, ancak ona artık bir son vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Tercihim yasal bir çözümden yana olurdu ve eğer bu, bu davada olacaksa, kararın bozulma şansının ne olacağından emin olmadığımı da belirtirdim. Bana göre farklı bir yaklaşım belirlemek mecburiyetinde kalacağız, ancak bu yasanın gerekli olmadığına da bütünüyle inanıyorum.

GLT: Geçen yılın (Eşcinsel) Tarih Projesinde, ülkenin seçilmiş ilk eşcinsel resmi görevlilerinden biri olan Elaine Noble, Harvey Milk’le yaptığı tartışmalara değinerek ‘Sanırım ikimiz de ikimizden birinin öleceğini biliyorduk’ dedi. Milk, elbette ki, öldürüldü. İlk siyah başkan olarak, Michelle’le bunu konuştunuz mu?

BO: Zamanımızı güvenlik meselelerine endişelenerek harcamıyoruz. Alanında dünyanın en iyisi olan Gizli Servis korumamız var. Elbette ki uyarılar alıyoruz ve onları dinliyoruz, ancak günümü neyi düşünerek geçirdiğimi sorarsanız, bu ülkeyi daha adil ve daha eşitlikçi yapmak için, ekonomik büyümenin orta sınıf Amerikalılardan yana olmasını sağlamak için, çocukların okula gidebildiğinden emin olabilmek için ve Irak’taki savaşı durdurabilmek için bu ülkeyi değiştirmemiz gerektiği mesajımı nasıl yayabileceğimi düşünüyorum. İşte zamanımı bunları düşünerek geçiriyorum.

GLT: 1998’de Matthew Shepard’ın canice öldürülmesinden hemen sonra, Senatör McCain cinsel yönelim ifadesinin nefret suçları tanımına eklenmesi için yapılan oylamada red oyu verdi ve yine red oyu vereceğini söylüyor. İşkenceyi bilen bir adam için bu tutarsız değil mi?

BO: Bunu Senatör McCain’e sormalısınız. Benim söyleyebileceğim şudur: Cinsel yönelime dayalı nefret suçlarının fazlasıyla yaygın olduğu kuşku götürmez. Bu, şiddetli biçimde karşı çıkmamız gereken bir şey ve bu korkunç suçları isimleriyle anmamız gerek: nefret suçları. Buna inanıyorum ve başkan olduğumda da inanmaya devam edeceğim.

GLT: Başkan Reagan, Başkan Bush ve Başkan Clinton, dünya liderleriyle buluştuklarında insan haklarına dair sorular yönelttiler. Amnesty International eşcinsel erkeklerin tutuklandığı, işkence gördüğü ve öldürüldüğü ülkeleri belgeledi ki bunlardan bazıları ABD’nin yakın müttefikleri. Bu liderlerle görüştüğünüzde bu soruyu gündeme taşıyacak mısınız?

BO: Gey, lezbiyen, travesti ve transeksüel bireylerin bu kapsamlı insan hakları tartışmasının bir bölümü olduğunu düşünüyorum. Kapsamlı insan hakları savunuculuğumuzda, cinsel yönelime dayalı insan hakları ihlallerini dışarıda bırakacak herhangi bir istisna yapmamız kabul edilemez. Bunun, insan hakları hakkındaki konuşmalarımızın ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini düşünüyorum.

Mark Segal (Gay History Project/Eşcinsel Tarih Projesi) Philadelphia Gay News’te yayıncılık yapıyor.

Çeviren: Esen Ezgi Taşçıoğlu

Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret