31/10/2022 | Yazar: Belgin Günay

“Bir interseks, insanları tedirgin etmemek için kendini gizlemek, olduğundan farklı davranmak zorunda değil. İnterseks bedeni toplum için tehlike arz etmiyor, bu sadece bir beden ve bana ait.”

“Birileri bizim adımıza konuşuyor, bizim adımıza karar alıyor ve uyguluyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü ve 8 Kasım İnterseks Dayanışma Günü arasındaki iki haftalık sürede interseks görünürlüğünü artırmak, intersekslerin sorunlarını daha çok gündeme getirmek için çalışıyoruz. Bu kapsamda genç, eğitimli ve çalışan bir interseks olan İnci’yle interseks bedenini ve toplumun intersekse bakışını konuşmak istedik. İnci’nin söyledikleri ülkemizde bir interseks olarak yaşamaya ve intersekslerin toplumdan beklentilerine ışık tutuyor.

Yoğun bir çalışma gününün ardından bir kafede sorularımı cevaplama nezaketi gösteren İnci’ye tekrar teşekkür ediyorum.

Merhaba İnci. Yapılan müdahalelerden bağımsız olarak, sen interseks bedeninle ilgili ne düşünüyorsun, bedeninle ilişkin ne? Ayrıca yapılan dış müdahaleler bedeninle ilişkini nasıl etkiledi? Genel çerçevemizi bu belirleyecek ancak eklemek istediğin başka şeyler de olabilir elbette. Sence interseks bedeni nedir?

Doğumla birlikte kadın kimliği atanmış ancak belli bir yaşa geldikten sonra cinsiyet kalıplarına uymadığı anlaşılan, yine de hala bu atanan kimlik üzerinde yapışmış biri olarak konuşacağım. Aslında doktorlar tamamen toplumsal kaygıyla yapıyorlar bunu. İlk akıllarına gelmek operasyon yaparak bedeni toplumsal cinsiyet kutucuklarına sığdırmaya çalışmak oluyor. Çocuğun karar verecek yaşa gelene kadar kararının beklenmesi, bedeniyle ilgili karar hakkının kişinin kendisinde olması gerek. Benim ikincil cinsiyet karakteristiklerimin oluşmasıyla birlikte tanı süreçlerim de başladı. Ergenlikte yani.

Bir interseks toplumda insanları tedirgin etmemek için kendini gizlemek, olduğundan farklı davranmak zorunda değil. İnterseks bedeni toplum için tehlike arz etmiyor, bu sadece bir beden ve bana ait. Kişisel mutluluğumuz ve bedensel bütünlüğümüz kesinlikle gereksiz toplumsal kaygıların daha önünde olmalı. Genel bir interseks bedeni tablosu çizmek istemiyorum ama, doğa ya da yaradan, nasıl inanırsanız, hepimize bazı özellikler vermiş. Sen şöylesin, ben böyleyim, ötekinin başka özellikleri var. Yani hepimiz biriciğiz, hepimiz “doğalız”.

Bir araştırma okumuştum, yetişkinler ve çocuklara bedenlerinde neyi değiştirmek istediklerini sormuşlar. Yetişkinlerin her biri burnum, bacağım vesaire gibi pek çok beden kısımlarını sayarak değiştirmek istediklerini söylemişler. Çocukların ise neredeyse hepsi “Ne gerek var ki?” diye cevap vermiş. Çocuklukta hayata karşı daha samimiyetle yaklaşıyor galiba insan. Elbette birisi rızası dahilinde bedeninde onu mutlu etmeyen şeyleri değiştirebilir, bu en normal hakkı. Ama değiştirmek istediğimiz şeylerin ne kadarını toplumun bize dayattığı standartlar yüzünden, ne kadarını gerçekten kendi içimizden istiyoruz? Bu önemli.

Hayata çocuk gözüyle bakarsak her şey daha basit, daha kabullenilir oluyor. Kabullenmek ve önce kendi vicdanına sormak.

Yaşadıkların senin iç dünyanı, kendinle ilişkini, özgüvenini nasıl etkiledi?

Önce anlamlandırmaya çalıştım tabii. Transseksüel miyim, eşcinsel miyim diye düşündüm. O anda hangi kavramları duymuşsam onlarla ad koymaya çalıştım. İnterseks kavramı tanıdık değil çünkü, size bilgi verilmiyor. Kafam karıştı elbette. Zaten ergenlik zor ve hassas bir dönem, bir de interseks olmanız yüzünden size bunların yaşatılması en değerli yıllarınızı stres içerisinde harcamanıza neden oluyor. Zamanla daha farklı bir durum olduğunu, biyolojik kökenli bir durum olduğunu anladım. Bunu kabullenmek yoluna girdim.

Dışarıya karşı rol yapıyormuş gibi hissettin mi bu durumlar yüzünden zaman zaman?

Hep kaygılı yaşadım. Kaygıyla ve bana atanmış cinsiyete uyum sağlamaya çalışmakla geçti hayatım. Markette, evde, okulda “Acaba sesim kalın mı, giydiğim şey komik mi duruyor, eteğime bir şey derler mi, pantolonuma bir şey derler mi...” gibi.

Peki bu kaygılar ve müdahaleler olmasaydı sence nasıl bir İnci olurdu? Nasıl biri olabileceğini hayal ediyor musun hiç?

Bedeniyle ilişkisi başkalarına bağlı olmayan, bedeniyle ilişkisinde tamamen kendi mutluluğuna odaklanan, kendisiyle barışık bir İnci hayal ediyorum. Bu güven alanında istediğim kavramları kendim belirleyebilirdim toplumun etiketlerine mahkum kalmak yerine. Bu, yani kendini tanımlayacak kavramları kendin yaratmak, bence bir ütopya değil, gereksiz ya da saçma bir şey de değil. Her insanın kendi içinde bir “hayal dünyası” ya da güvenli alanı var. O dünyada her şeyin ismini kendimiz koyuyoruz ve her şeyi kendimiz belirliyoruz. Kendi hayatımızın kahramanı olmaya hakkımız var.

Geçmişe dönüp baktığında, bir de şimdiki İnci’ye baktığında nasıl bir değişim geçirdiğini düşünüyorsun? Ya da hala önünde engeller mi var? Bundan sonra neyi farklı yapmak istersin?

İşle ilgili sıkıntılarım var. İş ortamında daha görünür ve açık olmak isterdim. Böylece aktivizmde de daha sık yer alabilirdim. Ne yazık ki buna imkan vermeyecek bir yapıyla karşı karşıyayım. Bu anlamda haklarımızı koruyacak yeterli hukuki düzen de yok. Hukuki mücadele verebildiğimiz bir ülkede, adalet sistemi içinde bizim gibi kişilerin dosyalarına bakan bir hukukçu olmak isterdim mesela.

Peki bedeninle olan ilişkinin ve interseks olmanın dışarıyla ilişkini, arkadaşlıklarını, romantik ilişkilerini, bunun gibi konularda iletişimini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?

Çoğu zaman kaygılandırıyor ama açık olmamı engellemiyor. Aslında böylece samimiyetini de ölçmüş oluyorum karşımdakinin. Ben interseks olarak açıldığımda verdiği tepki, karşımdakinin ilişkilenmeye değip değmeyecek biri olduğunu da ortaya koyuyor. “Benim Çocuğum” belgeseli vardı ya, bazen düşünüyorum benim çocuğum interseks olsaydı ben ne tepki verirdim diye. Elbette daha önce duymadığınız, size yabancı bir durumla ilk karşılaştığınızda kafanız karışır, kaygılanabilirsiniz. Ama karşınızdaki insanı seviyorsanız bu durum hakkında araştırmaktan, öğrenmekten, uyum sağlamaktan ve kabul etmekten daha doğal ne var ki? Sevgi bunu gerektirir. Karşınızdaki sevdiğiniz biri değilse bu kez de insan hakları ve saygı bunu gerektirir. Aksi düşünülemez bence. Ben de kendimi bir endoseksin yerine koyduğumda, interseks bir yakınım olduğunda mutlaka ona kucak açardım.

Türkiye’de genel sorun şu bence; insanlar birbirlerine güvenmiyor. Kimse işini layıkıyla yapmıyor. Doktor doktorluğunu, hukukçu hukukçuluğunu profesyonelce yapmıyor, dürüstlükle yapmıyor, toplumsal normlar her şeyin önüne geçiyor. Aslında herkes işini layıkıyla, profesyonelce yapsa mesleki etik zaten herkese eşit yaklaşmayı gerektirir.

Doktorların da, ailelerin de yanlış tutumlarının bilgisizlikten kaynaklandığını da düşünüyorsun değil mi anladığım kadarıyla?

Yeteri kadar araştırmadıklarını, ilgilenmediklerini, kendilerini yormayıp önyargılarına göre hareket ettiklerini yani kolayı seçtiklerini düşünüyorum, evet. Herkesin onların yaşam stiline, onların düşünce çerçevesine göre yaşamak zorunda olduğuna inanıyorlar.

Türkiye gerçeğiyle baktığımız zaman, acaba bedenler üzerinden yürüyen bir politika olarak sen görünürlüğü nasıl artırabileceğimizi düşünüyorsun? Bir interseks çocuk örneğin kendisine benzer bir temsil göremiyor, bir interseks bedeni göremiyor. Bunu nasıl aşabiliriz?

Biraz karamsar bir cevap vermiş olacağım ama, temsil anlamında hiçbir zaman endoseksler ile eşitlenebileceğimize inanmıyorum ne yazık ki. Her zaman bir azınlık olarak diğerlerinden daha seyrek karşılaşacağız temsilimiz ile. Ama bu elbette durumu biraz olsun iyileştiremeyeceğimiz anlamına da gelmiyor, yapabileceğimiz iyileştirmeler var.

Bir de daha çok interseks temsili görebilmemiz için ilk önce ikili cinsiyet anlayışının değişmesi lazım. Cinsiyet rolleri bunun önüne geçiyor. Özellikle Türkiye için bu konuda yakın vadede pek umutlu değilim. Gelecek nesiller umarım daha farklı olurlar. Toplumsal kaygılardan sıyrılıp bilime yaslandığımızda bir şeyler değişebilir. Doktorlar yaptıkları işe, uyguladıkları bilime toplumsal normları karıştırmasalar, hocalar fetvalarını verirken tribünlere oynamak yerine, siyasi gündeme alet olmak yerine gerçekten maneviyatı yansıtarak her insanın eşit olduğuna dikkat çekseler, yani aslında herkes sadece işini yapsa her şey farklı olacak.

Sence interseks görünmezliğini aşmak için LGBT hareketi intersekslere nasıl destek olabilir?

Sadece LGBT’ler değil avukatlara, politikacılara, işini iyi yapan din insanlarına, doktorlara, herkese ihtiyacımız var. Bir şehir plancısı bile bir şeyi tasarlarken topumun her kesiminin ihtiyaçlarını göz önüne alsa hayat daha güzel olurdu mesela. Bir mimarı örnek verelim, bir trans ergenin tuvalette kendini güvende hissetmesine katkı sağlayabilir ve bu hayat kurtarabilir. Hayatımızda her şey ikili cinsiyet sistemine göre tasarlanıyor ve bu neredeyse her zaman sadece erkeklerin lehine oluyor. Onun için hepimize bu konuda sorumluluk düşüyor. LGBT’ler ile ortak deneyim ve sorunlarımız var ve bir yarenliğimiz var. Birlikte mücadele etmeye devam etmeliyiz. Birileri bizim adımıza konuşuyor, bizim adımıza karar alıyor ve bizim adımıza uyguluyor. Biz sözü devralmak için birlikte çalışmalıyız.

Ben bu konunun apolitik bir konu olduğunu da düşünmüyorum. Toplumsal cinsiyet politikayla çok bağlantılı. Doğrudan günlük yaşamımızı etkileyen bir şey siyaset. Dolayısıyla tarafsız olmamız söz konusu değil.

Siyaset demişken, son günlerdeki “aileyi koruyalım” adı altında yapılan LGBTİ+ düşmanlığına ne diyorsun?

Bu LGBTİ+’nın yanı sıra kadın ve çocukları da olumsuz etkileyecek, dolayısıyla aileyi olumsuz etkileyecek bir tutum. Ailenin korunması için ailedeki her bireyin mutlu olması ve kendini o grubun bir parçası gibi hissetmesi lazım değil mi? Siz eşcinsel çocuğunuzu dışlayarak nasıl aileyi koruyabilirsiniz? O çocuk evden ayrılıp ekonomik, manevi bir sürü sıkıntı çektiğinde hatta belki ayrımcılıktan cana kıydığında o aile dağılmış olmuyor mu? O ana, baba acı çekmiş olmuyor mu?

Bilinmezlik her zaman insanı korkutur elbette. Aileden bir yakınınızın LGBTİ+ olduğunu öğrendiğinizde ilk önce kafanızın karışması normal ancak bu özellikle de bilgiye ulaşımın bu kadar kolay olduğu zamanda araştırıp, öğrenip, bilinçlenip yakınınızı olduğu gibi kabul etmek ve kucaklamak hiç zor değil. Biz aileyi tehdit etmiyoruz, korkulacak bir şeyimiz yok, her şeyimiz ortada. Bir yandan da yanlış öğretilen ve öğretilmeyen birçok şey şey var. Doğru bildiklerimizin her zaman doğru olmayabileceğini de hesaba katmak lazım.


Etiketler: yaşam
nefret