01/03/2011 | Yazar: Zeynep Akkuş

Sarah ve Asra, evliliklerinin alışılmışın dışında bir şey olduğunun ve eşcinsel nikâhın İslam âlimlerinin çoğu tarafından reddedildiğinin farkında ama Sarah, bunun kimseyi i

Britanya’daki Eşcinsel Müslümanlar, Nikâh İçin Mücadele Veriyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Sarah ve Asra, evliliklerinin alışılmışın dışında bir şey olduğunun ve eşcinsel nikâhın İslam âlimlerinin çoğu tarafından reddedildiğinin farkında ama Sarah, bunun kimseyi ilgilendirmediğini düşünüyor. “Bu benimle Tanrı arasında bir şey. İlk başlarda ideal bir evlilik değildi belki ama elimizden geleni yapıyoruz.”
 
Sarah ve Asra gibi eşcinsel Müslüman çiftler, sadece Müslümanlar arasındaki düşmanca tavırların hedefi olmuyor. “Eşcinsel camia içinde de İslamofobi olduğunu hissediyorum ve bu da beni ürkütüyor” diyor Sarah.
 
Britanya’daki eşcinsel Müslümanlar, küresel olarak sürdürülen eşitlik mücadelesindeki  yerlerini alıyor ve eşcinsel İslami evlilikleri hayata geçirmek için çaba harcıyor. BBC’nin 5 Live Investigates adlı programı, nikâhlanan eşcinsel çiftlerden biriyle görüştü ve cinsellikleriyle İslam inancı arasındaki dengeyi nasıl kurdukları sorusuna yanıt aradı.

“Yaklaşık üç yıl önce Ramazan ayında, bir iftarda oruç açarken tanıştık. Bence pek çok Müslüman, yılın bu ayının maneviyata önem verilen, aydınlatıcı bir dönem olduğunu düşünür. Bence ilişkimiz de bu sayede gelişti. Birbirimize inancımızdan söz ettik. Sonra da buluşmaya karar verdik.”
 
Asra, partneri Sarah ile üç yıl önceki ilk buluşmasını anlatıyor. Aynı zamanda Müslüman da olan eşcinsel Asra ve Sarah, Britanya’da birlikteliklerini İslami nikâhla perçinleyen ve sayıları giderek artan çiftlerden sadece bir tanesi.
 
Asra, Sarah’nın evlilik teklifini anlatırken çok mutlu. “Bir saat süren ilk buluşmanın ardından Sarah durup dururken, öylesine evlenme teklifi ediverdi” diyor.
 
Sarah araya giriyor. “Yemekti, kahveydi, gezintiydi derken aslında bana dört saat falan gibi gelmişti. Aslında böyle bir şeyi planlamıyordum ama aramızda böyle bir ilişki olması doğruymuş gibi göründü bana. Olabildiğince saf bir ilişki yaşamamız gerektiğini düşünmüştüm. Bir lezbiyen olarak bunu söylemem tuhaf karşılanabilir ama bu ilişkiyi olabilecek en onurlu biçimde sürdürmeliydik.”
 
İslami Yol
Nikâh kıymaya karar veren Asra ve Sarah, başka eşcinsel Müslüman çiftlerin de bu yolu izlediğini bilerek araştırmaya karar verdi.  “Birkaç arkadaşımız, resmi bir imama da gerek olmadığını, nikâhı, Kuran’ı iyi bilen birinin de kıyabileceğini söyledi. Neyse ki kız arkadaşlarımızdan biri biliyordu ve yardımcı olabileceğini söyledi. Kendisi de lezbiyendir. Hatta nikâhı da onun evinde kıymamızı önerdi.”
 
Tekliften üç ay sonra büyük gün geldi çattı. Asra, geleneksel Pakistan giysisi olan beyaz bir şalvar-kamiz, Sarah ise pembe bir elbise giymişti.
 
Sarah, “Deri giymek istemiştim ama Asra izin vermedi” diyor içini çekerek. “Yüzükleri Camden’deki semt pazarından aldık. Anlaşma şartlarımızı belirledik. Internet’ten, heteroseksüellerin kendi aralarında yaptıkları anlaşma metinlerini bulup ayrı ayrı inceledik, değiştirmek isteyeceğimiz maddeleri belirledik. Köpekle ilgili bir madde koyduğumu hatırlıyorum. Eğer ayrılırsak Asra köpeği çalmayacaktı.”
 
Bu sözleri gözlerini devirerek dinleyen Asra ekliyor: “5’er pound’luk bir çeyiz parası belirledik. Sembolik bir şeydi. O banknotları hâlâ saklıyoruz.”
 
Nikâh, aynı zamanda şahitlik görevini de üstlenen altı arkadaşın “ve bir de kedinin” huzurunda kıyıldı. Kısa süren tören, Arapça olarak gerçekleştirildi, dualar okundu; bu açıdan bakıldığında dünyanın herhangi bir yerinde heteroseksüel Müslüman çiftlerin kıydığı nikâhlardan hiç de farklı değildi.
 
Belli bir kesim hâlâ cinsel yönelimini açıklama konusunda kendini rahat hissetmese de Britanya’daki eşcinsel Müslümanların görünürlük oranında belirgin bir artış gözlemlenmekte. Ama İslam inancı eşcinselliği şiddetle reddediyor ve eşcinsel bir çiftin nikâh kıyması, Asra’nın ailesi de dâhil, büyük bir çoğunluk tarafından hakaretamiz bir hareket olarak kabul ediliyor. “Aileme lezbiyen olduğumdan söz etmek benim için hâlâ çok zor. Beni inançlı, dindar biri olarak biliyorlar. Lezbiyen olduğumu açıklamam hiç de kolay değil” diyor Asra.  “Hayatımda bir kere evleniyorum ve onda da ailem yanımda yok diye düşünüyordum. Aklımda sürekli bu düşünce vardı. İslami nikâh kıydırıyordum, inançlarıma olabildiğince bağlı hareket ediyordum ama ailem yanımda değildi.”
 
Öte yandan, Sarah’nın ailesiyle ilişkileri daha farklı. “Doğuştan Müslüman olmadığım için -beş yıl önce din değiştirdim- ailem cinsel yönelimimi kabullenme konusunda daha açık fikirli. Ama onların da bazen Müslümanlıktan vazgeçmemi beklediklerini hissediyorum.”
 
Eşcinsel Müslüman sesleri
Sarah ve Asra, evliliklerinin alışılmışın dışında bir şey olduğunun ve eşcinsel nikâhın İslam âlimlerinin çoğu tarafından reddedildiğinin farkında ama Sarah, bunun kimseyi ilgilendirmediğini düşünüyor. “Bu benimle Tanrı arasında bir şey. İlk başlarda ideal bir evlilik değildi belki ama elimizden geleni yapıyoruz.”
 
Ancak, Britanya’da Imaan ve Safra Project adlı eşcinsel Müslüman destek gruplarının da katkılarıyla duyulmaya başlanan, küçük ama giderek daha güçlü çıktığı gözlemlenen başka sesler de var. Müslüman eşcinsel evliliklerin savunucularından biri de, kendisi de eşcinsel olan Amerikalı imam Daayiee Abdullah. Amerika’da pek çok eşcinselin nikâhını kıyan Abdullah, Britanya’daki Müslüman çiftlere de bu konuda tavsiyelerde bulunuyor.  Eşcinsel Müslüman çiftlerin evlilik birliği hakkından mahrum edilmesinin Kuran’daki öğretilere aykırı olduğunu düşünüyor. Abdullah, 5 live Investigates’e yaptığı açıklamada şunları söylüyor: “İslami yasalar, aynı cinsiyetten olan kişilerin evlenmesine izin vermediği için, bu tür nikâhların kıyılması İslami çerçeveden bakıldığında imkânsızmış gibi görünüyor ama aynı cinsiyetten olan kişilerin evlenmesine izin verilmeyerek, Kuran’ın ‘herkesin kendisine can yoldaşı olacak, koruyup kollayacak bir eşi olduğu’ yönündeki mesajına doğrudan bir saldırıda bulunuluyor.”
Sarah ve Asra gibi eşcinsel Müslüman çiftler, sadece Müslümanlar arasındaki düşmanca tavırların hedefi olmuyor. “Eşcinsel camia içinde de İslamofobi olduğunu hissediyorum ve bu da beni ürkütüyor” diyor Sarah. Bununla ilgili sevimsiz bir anısını paylaşıyor: “Onur yürüyüşü sırasında, yürüyüşe katılanlardan biri dönüp ‘İntihar bombacılarının da bu yürüyüşe kabul edildiğini bilmiyordum’ demişti. Bu sözleri aynı yürüyüşe katıldığım bir eşcinselden duymak şok etkisi yaratmıştı.”
 
Ama Sarah’ya göre eşcinsel camia tarafından dışlananlar sadece Müslümanlar değil. “Seküler queer camiada da, eşcinsel olup da kendinden ya da materyalizmden başka bir şeye inanmanın mümkün olmayacağına dair köklü bir düşüncenin hâkim olduğu fikrindeyim.”
 
Kabullenme
Ancak, artık eşcinsel birliktelikler Britanya toplumunda daha yaygın olarak yer edinmiş durumda. Hükümet kısa bir süre önce sivil birliktelik törenlerinin kiliselerde yapılmasına izin vermeyi planladığını duyurdu. Yetkililer, lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireyler için daha fazla eşitlik sağlanması yönünde adımlar atmakla birlikte hiçbir dini grubun bu törenlere ev sahipliği yapması konusunda zorlanamayacağının altını çiziyor.
 
Anglikan Kilisesi konuya pek sıcak bakmıyor. Quaker’lar bu tür planları olumlu karşıladıklarını açıkladı. Üniteryenler ve Liberal Museviler’den de bu yönde destek gelmesi bekleniyor. Peki ya Müslüman cemaati?
 
“Eşcinsellik şu an için ‘helal’ bir yaşam tarzı olarak kabul edilmiyor, dolayısıyla eşcinsel nikâhlara büyük bir tepki olacaktır. Nikâh kavramını kabul ettirmeye kalkışmaktan önce, toplumdan tolerans bekliyoruz” diyor Asra. Ama yine de geleceğe dair umutlu. “Genç eşcinsel Müslümanların ailelerine açıldığını ve ailelerin de sorun çıkarmadığını biliyorum. Eşcinsel evlilikleri hâlâ tartışmalara açık bir konu ama söyleyebileceğim tek şey, bunu benim başarmış olduğum. İçim gayet rahat, inancımı da koruyorum. Umarım beni görenler, ‘Ben de deneyeyim, ben de o noktaya ulaşayım diyecektir.”
 
 


Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret