11/09/2020 | Yazar: Semih Özkarakaş

Özgür Renkler'den, Defne Güzel pandemide LGBTİ+'ların yaşadıklarını, “Devlet otoritelerinin hedef göstermeleri ve sosyal medyadaki nefret kampanyaları, dayanışmaya daha çok ihtiyaç duymamıza neden oldu” diye özetliyor.

Bursa'da pandemide LGBTİ+ olmak: Yeni mücadele yöntemleriyle hayatta kalmaya çalıştık Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

2020 yılının Mart ayında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsünün ardından hem dünya çapında hem de Türkiye’de pandemi süreci başladı. Bu süreç, ev içinden çalışma yaşamına, sağlık hakkından barınma hakkına kadar pek çok konuda alınan önlemi de beraberinde getirdi. Ancak pandemi sürecinde haklara erişimi en çok kısıtlanan kesim LGBTİ+’lar oldu.

Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere erişimde engellerle karşı karşıya gelen LGBTİ+lar, pandemi sürecinin başlamasıyla ayrı hedef haline getirildi. LGBTİ+’lar ve HIV pozitifler, Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere özellikle devlet otoriteleri tarafından “pandeminin sebebi” ilan edildi.

Hemen beraberinde medyada LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi içerikli haberler arttı, sosyal medyada nefret kampanyaları düzenlendi. Herkesin evlere kapanmak zorunda kaldığı pandemi sürecinde, LGBTİ+’ların aileleri ile aynı evde yaşamak zorunda kalması birçok sorunu beraberinde getirdi.  

Karantina boyunca aile üyeleri ev içinde bir arada kalan LGBTİ+’ların büyük çoğunluğu gelir kaybı ya da işsizlik sebebiyle ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldı. Ancak en çok sorun ev içindeki şiddetin artışında yaşandı. Ev içi şiddetin artmasıyla beraber LGBTİ+’ların psikolojik destek merkezlerine ve hukuki haklarına erişimleri zorlandı.

Pandemide LGBTİ+’ların yaşadıklarından yola çıkarak, Bursa’da 2016 yılından beri faaliyet gösteren Özgür Renkler Derneği yönetim kurulu başkanı Defne Güzel ile konuştuk.

Güzel, Bursa’da LGBTİ+’ların neler yaşadığını, LGBTİ+’ları gözeten, güçlendiren ne gibi mekanizmalarının olup olmadığını, derneğin pandemi sürecine nasıl girdiğini ve bu süreçte danışmanlık hizmetlerinin nasıl yürütüldüğü anlattı.

“Dayanışma pratikleri ile hayatta kalmaya çalıştık”

Pandemi sürecinde Özgür Renkler LGBTİ+ Derneği olarak Bursa’da danışmanlık hizmetleri vermeye nasıl devam ettiniz?
Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının açıklanmasından sonra ilk önce derneğin etkinliklerini ileriki günlerde yapmak için iptal ettik, sonra da ofisi kapadık ve evlerde çalışmaya başladık. Bizim ofisi kapama kararımızdan hemen sonra da karantina uygulamaları başladı. İlk zamanlar belirsizdi ve pandemide yaşamaya yönelik bilgileri takip edip bunları yaygınlaştırıyorduk. Bu belirsizlik üzerine de moralleri yüksek tutmaya çalışıp online görüşmelerle bir araya gelmeye çalışıyorduk. Derneğin çalışmalarını evden sürdürmeye devam ederken danışmanlık hizmetlerini de mail yoluyla aldık. Yeni bir zorlukta yeni mücadele yöntemleri ve bir arada dayanışma pratikleri ile hayatta kalmaya çalıştık.

“Bir nevi tecrit gibiydi”

Peki Bursa’da LGBTİ+’ların yaşadığı en büyük zorluklar nelerdi?
Bursa’da yaşayan LGBTİ+’ların pandemi sürecinde yaşadığı en büyük zorluklardan biri diğer birçok şehirde de olduğu gibi LGBTİ+’ların ailelerinin yanında pandemiyi geçirmek zorunda kalması oldu. Bu durum aslında birçok sıkıntıyı beraberinde getirdi. Lubunyalar ailelerinin yanında kendileri gibi olamadı, kendilerine atanmış isimleriyle seslenilmesine maruz bırakıldı ve çoğu, ailelerinden psikolojik, duygusal ve maalesef fiziksel şiddet gördü. Ayrıca kendilerini sosyal çevrelerinde var edebilen lubunyalar sosyal çevrelerinden mahrum kaldı. Bu süreç dolayısıyla Bursa’daki LGBTİ+’lar için bir nevi tecrit gibiydi.

Pandemi sürecinde LGBTİ+’ların danışmanlık hizmetlerine erişimde ne tür zorluklar yaşadı?

Özgür Renkler LGBTİ+ Derneği olarak pandemi sürecinde danışmanlık desteği isteyen LGBTİ+’lara online destek hizmeti sunduk. Destek sürecini mailden yürüttüğümüz için LGBTİ+’lar ailelerinin yanında sesli bir biçimde açılmak ve sorunlarını sesli bir biçimde dile getirmek zorunda kalmadı. Mail üzerinden danışmanlık bir nebze de olsa avantaja dönüştü. Ama uzman desteklerinde insan kaynağı olmamasından ötürü bir süre sıkıntılar yaşadık. Ayrıca yüzyüze danışmanlığa ihtiyaç olduğu durumlarda da yönlendirme yapamadık. En önemli konu LGBTİ+’ların ekonomik olarak pandemiye hazırlık girmeleri ve bu süreçte çalışamadıkları için de derneğe en çok maddi yardım için de başvurmaları oldu. Dernek olarak maddi yardım yapamadığımız için başka kurumlarla iletişime geçip gıda ihtiyacı olan LGBTİ+’lar için market kartı ayarlayabildik.

“LGBTİ+’ları daha kırılgan ve tehlikede hissettirdi”

Peki, Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın 24 Nisan 2020’de  LGBTİ+’ları hedef gösteren ve HİV ile yaşayanları damgalayan Cuma hutbesi sonrası neler yaşandı?

Aslında bu Cuma hutbesi öncesinde 23 Nisan tarihinde sosyal medyada LGBTİ+ çocuklar için bir twitter kampanyası ve ona karşı hemen örgütlenen bir nefret kampanyası düzenledi. Ertesinde Erbaş’ın pandeminin sebebi olarak eşcinselleri hedef gösterip HİV ile yaşayanları damgalaması çok tedirgin ediciydi. Zaten bu pandemi önlemleri LGBTİ+’ları  kapsamadan sürdürülürken, bu şekilde açıklamalar çok büyük talihsizlikti. Zaten karantina sürecinde duygusal ve psikolojik olarak herkesin desteğe ve motivasyona ihtiyacı varken ekstradan bu şekilde hedef alıp göstermek LGBTİ+’ları ve yakınlarını daha kırılgan ve tehlikede hissettirdi. Buna Özgür Renkler’deki herkes de dahil.

Bu süreçte danışan başvuru sayısında bir değişiklik oldu mu?

Kesinlikle oldu. Bir süre yetişemiyorduk ya da başka derneklere yönlendirme yapıyorduk. Bu süreçte bizler de iyi değildik, bizleri de iyileştirecek ve güçlendirecek bir mekanizma yoktu ortada. Neyse ki bir süre sonra Nilüfer Belediyesi Toplumsal Eşitlik Merkezi telefonla danışmanlık hizmetlerine geri döndü ve yönlendirmeler yaparak yükümüz hafifledi. Ama maalesef salgın halen devam ediyor ve Bursa’da yaşayan LGBTİ+’lar ve seks işçileri pandemi süreci düşünüldüğünde belki de en zorlu süreçleri yaşıyor. Özgür Renkler Derneği olarak bu süreçte elimizden geldiğince LGBTİ+’ların ve seks işçilerinin sorunlarına çözüm bulmaya gayret göstermeye devam ediyoruz.

Pandemide LGBTİ+’lar ülke genelinde neler yaşadı?

Kaos GL editörü Yıldız Tar, 17 Nisan 2020’de Heinrich Böll’de yayımlanan “Covid-19 Salgını Türkiye’deki LGBTİ+’ları Nasıl Etkiliyor?” yazısında, LGBTİ+’ların sağlık hakkına  erişiminde, istihdamda ve ev içinde yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Hükümetin ve ilgili bakanlıkların pandemi sürecinde LGBTİ+’ların haklara erişimini kolaylaştıracak bir çalışmasının ve eylem planının olmadığını belirten Tar, bu durumun LGBTİ+’ları daha da kırılgan bir topluluk haline getirerek güvensiz hissettirildiklerinin altını çiziyor.

“Evde kalma ihtimali olmayan ya da evde kaldığında aile fertleri tarafından şiddet görme ihtimali olan LGBTİ+’lar açısından yeni sorunlar yaratabiliyor bu süreç” diyen Tar, sağlık hakkına erişiminde yaşadığı sıkıntıları ise şöyle özetliyor:

“Şiddet riskinin yanı sıra, sağlık hakkına erişimde ayrımcılık pandemi günlerinde daha hayati bir konu haline gelirken; geçiş ya da uyum sürecindeki transların hastanelere gidememeleri ve süreçlerine dair adımları ertelemek zorunda kalmaları, HIV’le yaşayan LGBTİ+’ların hastane kontrollerinin aksamak zorunda kalması ve halihazırda sağlık hakkına erişimde sorunlar yaşayan mülteci LGBTİ+’ların karantina imkanı dahi bulamaması önemli sorunlar yaratıyor.”

Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Derneği’nin (SPoD) ise haziran ayında yayınladığı “Pandemi Raporu”nda hükümetin ve ilgili kurumların hak temelli bir yaklaşım geliştirmemiş olması sebebiyle, pandemide LGBTİ+’ların talep ve ihtiyaçlarının görünmez kılındığını ve LGBTİ+ topluluğunun korunmasız bırakıldığının altını çiziyor. Rapor, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerinde medyada ve sosyal medyada artışını, LGBTİ+ karşıtı nefret kampanyalarının daha sık örgütlendiğini ve yetkililerinde buna göz yumduğu ya da ortak olduğunu dile getiriyor.

*Bu haber Kaos GL Medya Okulu kapsamında hazırlanıp yayınlanmıştır.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı, sosyal hizmet, sağlık
Nefret