24/08/2012 | Yazar: Ömer Akpınar

‘Üzerimden kalkan yük ile birlikte ben de artık herkes gibi olduğumu hissettim ve zamanında pek gereksiz olarak dert etmiş olduğum cinsel yönelimim yerine artık normal insan dertlerine hazır olduğumu gördüm.’

Daha İyi Olacak - 4 / Gaziantep’ten Eyüp Yılmaz Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
“Üzerimden kalkan yük ile birlikte ben de artık herkes gibi olduğumu hissettim ve zamanında pek gereksiz olarak dert etmiş olduğum cinsel yönelimim yerine artık normal insan dertlerine hazır olduğumu gördüm.”
 
Umut veren hikâyelerinize yer verdiğimiz “Daha İyi Olacak” yazı dizimizin 4. konuğu Gaziantep’ten Eyüp Yılmaz. Eyüp, “kendi halinde bir geyin hayatı sorguladığı defteri “ diye tanımladığı bloğunda gökkuşağının altından bildiriyor: http://underthesevencolours.blogspot.com/
 
Sizler de “her şeye rağmen iyi şeyler de oluyor” demek, yaşadıklarınıza benzer durumlardan geçenlere umut olmak isterseniz omer@kaosgl.org adresine yazılarınızı gönderebilirsiniz.
 
“Son üç dört yılda hayatımda çok ilginç gelişmeler oldu. Üç yıl öncesine kadar resmen ’’suskunlar’’ı oynadım zira kimseye açılamadığım kendimi kabullenme aşamasında olduğum eşcinselliğimi, önemli bir sırmış gibi sakladım hep içimde... 2008 yılında İstanbul’a üniversite okumaya gittim. Hayalim olan Moleküler Biyoloji ve Genetik’i bitirip, Avrupa’da ihtisasımı tamamlayıp, kendimi bilime adamak istiyordum... Fakat sonuçlar beklediğim gibi olmadı; kazandıktan bir sene sonra İstanbul’da ikinci sınıfa geçtiğim yaz döneminde hayatımın aşkı karşıma çıktığında, o idealist genç bilim adamı adayı için her şey bir anda değişecekti… Erkek arkadaşım İstanbul’a uzak bir şehirde yaşadığı için aşkın gözümü kör etmesiyle, büyük bir fedakârlık yapıp, okuduğum bölümü değiştirmeyi düşündüm. Ama onun olduğu memlekete gidebilmek için daha iyi bir bölüm kazanmam gerekiyordu çünkü çevrem ve ailem daha aşağıda(!) bir bölümde okumamı kabul edemezdi. Velhasıl okulumu dondurup üniversite sınavlarına tekrar hazırlandım ve tıp fakültesini kazandım... Yine sevgilimden ayrı ama 4 saatlik mesafede bir şehirdi kazandığım yer. Çıkan bir takım aksilikler maalesef bunu gerektirdi. O şansızlıkları aşıp şu an üçüncü sınıfta tekrar onun olduğu şehre gitmek için geçiş programına başvurdum ve kabul edildim. Ki bu aralar bunun için çok mutluyum, ilk başta hayal ettiğimiz gibi bu sefer kesinlikle birlikte olacaktık...

Hayatımın son dört yıllık kesitini çok kısa bir şekilde özet geçtim. Ama size asıl, daha üç gün önce nasıl resmen açık eşcinsel olduğumu ve bu yoldaki bir takım aşamalarımı anlatmak istiyorum.

Üç yıl önce ilk kez çok yakın bir kız arkadaşıma eşcinsel olduğumu açıldıktan sonra, en azından beni dinleyecek, dertlerimi anlatabileceğim bir arkadaşımın olduğunu bilmek, beni çok rahatlattı. Başlarda bir kişi, iki kişi derken geçen haftaya kadar, çoğuna özellikle geçtiğimiz okul döneminde açıldığım eşcinselliğimle birlikte, gün geçtikçe daha da rahatlıyordum. Beni bilen arkadaşlarımın yanında, kendim oluyordum ve üzerime binen bu yükü bir nebze de olsa atıyordum.

İstanbul’dan sonra yeni bir Anadolu şehrinde okuduğum üniversitedeki yakın arkadaşlarıma eşcinselliğimi söylemeden önce bir takım aşamaları kendi kafamda tasarladım hep. Hiçbir zaman heteroseksüel gibi davranmadım, istediğim gibi renkli de giyindim, konuşmamdaki feminenlikten hiç gocunmadan rahat rahat da konuştum. Ve hatta insanlar bana ’’oğlum gey misin ya ’ay’ diyorsun?’’ dediklerinde cevap olarak biraz şakaya vurarak ’’Evet, geyim ne var yani’’ diyordum çok rahat bir şekilde… Sonra, zamanla söylediğimde, insanlar hem şok yaşamayacak ve ilk önce beni anlamaya çalışacak, hem de ben söylerken zorluk çekmeyecektim. Herhalde bilinçaltımın beni bu davranışlara itmesinin sebeplerinden biri de buydu.

Bununla birlikte, eşcinsel olduğumu söylediğim hiçbir arkadaşımdan şu ana kadar olumsuz bir tepki almadım. İlginç olansa benim açıldığım arkadaşlarımdan, beni bilmeden önce yolda yürürken bir eşcinsel gördüklerinde homofobik tavırlar sergileyeni mi dersin, içlerinde aşırı dindar olanı mı yoksa ’gey’ ne demek bunu bilmeyeni mi dersin; her türden vardı. Ve zamanla bu arkadaşlarımla aramda değişmeyen tek şey ise güzel dostluğumuz oldu. Durumumu ilk baştan itibaren saygıyla karşılayıp bana eskisi gibi davranmaya devam ettiler ki olması gereken de buydu zaten; çünkü bende değişen bir şey olmamıştı onlar da bunun farkındaydı sadece cinsel kimliğimi öğrendiler ve dertlerimi dinlediler ben yine aynı bendim sadece tek fark dört duvar arasında hayal ettikleri(!) kişi değildim. Ve bu kadar homofobik insanın bir eşcinseli olduğu gibi kabul etmesi ve kafalarındaki önyargıları kırmam beni ilerde açık eşcinsel olma yolunda bir adım daha cesaretlendirdi. Ve insanlara açıldıkça kendi kendime örgütlenmeden bir anti-homofobi mücadelesi verdim ve bu misyonu edindim…

Geçtiğimiz okul sezonunun bitmesiyle birlikte yaz tatilinde memleketime geldim ama aldığım bazı duyumlardan rahatsız oldum. Pek samimi olmadığım insanların benim için “gey mi o” falan hatta alaycı laflarla arkamdan konuştuklarını duydum ama arkadaşlarımın gereken cevabı vermeleri beni çok mutlu etti. Zira arkamda bazı insanların desteğinin olduğunu bilmek bile yetiyor ve kulak tıkayabiliyorsun söylenenlere. Bu yaşadıklarımdan sonra ve birçok arkadaşıma eşcinsel olduğumu açıklamamla birlikte yaz tatilinde yazmaya başladığım blog sayfamda ’’Kendi halinde bir geyin kişisel manifestosu’’ yazısıyla ve bu sefer bunu Twitter ve Facebook’ta çevremdeki herkese yayınlayarak eşcinsel kimliğimi açıkça beyan ettim ’’Herkese Açık’’ olarak. Yazımı yazarken ’’Açık eşcinsel olmaya hazır mıydım acaba?’’ ya da ’’Mesleğim olan hekimlikte eşcinselliğim bana olumsuzluklar çıkarır mı?’’ gibisinden ilk başta hafif tedirginliğim olsa da pek umursamadım; çünkü pişman olmak istemiyordum kapıldığım rüzgârda akışına bıraktım her şeyi. Yazıdan sonra gelen tepkiler olumluydu ve herkes cesaretimi tebrik etti. Hoş ben bunda çok cesurca bir davranış görmüyorum çünkü artık eşcinselliği büyük bir sırmış gibi görmüyorum.

Velhasıl yazımı yayınladıktan sonra sabah uyandığımda, yattığım yerden kafamı kaldırıp dışarı baktığımda, uzun zamandır fark edemediğim, Güneş’in pırıl pırıl ışıldayan parlaklığını hissettim ve içime tarif edemeyeceğim bir huzur ve mutluluk doldu. Üzerimden kalkan yük ile birlikte ben de artık herkes gibi olduğumu hissettim ve zamanında pek gereksiz olarak dert etmiş olduğum cinsel yönelimim yerine artık normal insan dertlerine hazır olduğumu gördüm. Mutluydum çünkü herkes gibiydim.

Anlattıklarımdan size vermek istediğim mesajlar öncelikle olmaz denilen şeylerin olabileceği (benim örneğimdeki homofobik insanların değişmesi) ve bir zaman sonra pişman olmamak adına, istediğiniz her şeyin arkasında durmanız ve gerçek hayallerinizin peşinden gitmenizdir olduğunuz gibi olmanız gerektiğidir. Eminim ki hiç birimiz ezilmiş değiliz (öyle görünse de) içimizde keşfetmediğimiz kudretlere sahibiz yeter ki o kudreti madeninden çıkarıp işlemeyi akıl edebilelim. Ve son olarak sizlere beni en çok etkileyen ve mesaj veren Bukowski’nin sözünü paylaşmak istiyorum: ’’Yorma kendini, bırak hayatına eşlik etmek isteyenler sizinle gelsin!’’

(dipnot: Sevgilim için Tıp Fakültesi’ne gitmiş olmaktan hiçbir şekilde pişman değilim (O’nun karşıma çıkması gerekiyormuş kadere inanan biri olarak) şimdi mesleğim hekimlik için yeni hayallerim var ve onun arkasından gideceğim)

Etiketler: yaşam
Nefret