20/07/2012 | Yazar: Ömer Akpınar

Ece Milk. Kendisi Hacettepe Üniversitesi’nin Harvey Milk’i. Okulundaki ikinci yılında arkadaşlarına ‘bizim okulumuzda niye bir LGBT oluşumu yok’ diyor. Tıpkı Harvey Milk’in dediği gibi: ‘Benim adım Harvey Milk ve sizi örgütlemeye geldim! Sizleri demokrasi mücadelemiz için örgütlemek istiyorum! Kardeşlerim, açılmalısınız!’

Daha İyi Olacak – Hacettepeli Milk Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Ece Milk. Kendisi Hacettepe Üniversitesi’nin Harvey Milk’i. Okulundaki ikinci yılında arkadaşlarına “bizim okulumuzda niye bir LGBT oluşumu yok” diyor.  Tıpkı Harvey Milk’in dediği gibi: “Benim adım Harvey Milk ve sizi örgütlemeye geldim! Sizleri demokrasi mücadelemiz için örgütlemek istiyorum! Kardeşlerim, açılmalısınız!” Bu haftaki “Daha İyi Olacak” köşesinde Ece Milk ve arkadaşlarının Hacettepe’de neler başardıklarının hikâyesini bulacaksınız.  Sizlerden de kendi başarılarınızı omer@kaosgl.org adresine göndermenizi bekliyoruz. Nasıl yazdığınıza aldırmadan, bu da başarıdan sayılır mı demeden kendinizi iyi hissetmenizi sağlamış zamanları aktarın bize.
 
Nasıl Başardık? Kampüs yerinden oynar Hacettepe özgür olsa!
Bu hikâye Hacettepe Homofobi ve Transfobi Karşıtı Öğrenciler (HTKÖ) topluluğun kuruluş-gelişme ve resmileşme süreçlerini anlatır. 
Ankara’nın soğuk kış günlerinden birinde –hele de Beytepe’de okuyorsanız siz düşünün soğuğu- dört yakın arkadaş oturup öyle aramızda havadan sudan muhabbetler yapıyorken aklımıza “Bizim de üniversitede bir topluluğumuz olsa ne güzel olur yaa.” fikri geldi. LGBT arkadaş çevremizi de işin içine katarak herkesi kafamızda topluluğa üye ediyor ve kalabalık olacağımızın, yeni insanlarla tanışacağımızın ve bizden sonra geleceklere böyle bir topluluk bırakacağımızın düşüncesiyle adeta heyecandan ölüyorduk. Gel gelelim ki böyle olmadı… O çok güvendiğimiz LGBT arkadaşlarımız bizi ve topluluğumuzu görmezden gelip aslında böyle bir şeye gerek duymadıklarını, açılmak zorunda kalacaklarını ve gizliyken çok daha rahat olduklarını söylediler. Yaşadığımız hayal kırıklığını az çok anlamışsınızdır. Peki, bu sözler bizi yıldırdı mı?
Tabii ki hayır. Hali hazırda bulunan Facebook sayfamızdan tanışma toplantımızın ne zaman ve nerede yapılacağını duyurduk. Saat 17.00’de gerçekleşecek buluşmaya belki gelirler de bizi göremedikleri için giderler korkusuyla 13.00’de gittik ve beklemeye başladık. Hem de nasıl biliyor musunuz? El işi kâğıtlarımız, gökkuşağı bayrağına benzeyen bir örtü, gökkuşağı desenli bardaklar ve renkli kalemlerimizle birlikte. İnsanları beklerken sürekli kendimizle dalga geçiyor sadece dördümüz olacağız işte derken insanlar böyle hiç bilmediğimiz bir evrenden geliyorlar gibiydi. Her yeni gelen insanla ağzımız kulaklarımıza varıyor sürekli kendimizi ve ne yapmak istediğimizi tanıtıyorduk. 17.00’e doğru baya kalabalık olmuştuk, ilk buluşmamızdı ve yaklaşık olarak 25 kişi vardı. O heyecanla toplantı sonunda kimsenin iletişim bilgilerini almadığımız için aklımızda kalan isimleri Facebook’ta bulup eklemeye çalışıyorduk. İkinci buluşmamızı tanışma toplantımızdan bir ay sonra yaptık ve beklenen şey artık yavaş yavaş gerçekleşiyordu buluşmalarımıza biz hariç en fazla 3 insan geliyor, sürekli aynı kararları alıp bir adım bile öne gidemiyorduk. Bunlar da bizi yıldıramadı ve hiç kimse gelmeyecek olsa bile biz kararlar almaya devam edecek ama artık bir farkla bunları da uygulamaya koyacaktık.
 
Topluluğumuzun altın çağları ise buluşma günlerimizi fakültelere afiş asarak duyurduğumuz zamanlar yaşanmaya başladı. Artık beklediğimiz geri dönüşleri alabiliyorduk ama yine bir eksik vardı sadece birkaçımız fikirlerini belirtip olması gerekenleri söylüyordu. Afiş asma işi bizi kesmedi ve biz stant açmaya başladık. Ayrıca standımızın başına gelenler için şöyle buyurun efendim: http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=10989
 
Güvendiğimiz dağlara karları geçtik çığları yağdıran LGBT arkadaşlarımız stantlardaki gördükleri bizleri görmezlikten ve tanımamazlıktan gelip memnuniyetsiz suratlarla bir hışımla önümüzden geçiyorlardı. Kaos GL’nin sayılarını dağıtıyor, çekinenlere gülümseyen yüzlerimizle cesaret veriyor, dergi alanlara “İstersen arkadaşlarına da ver. Bu arada topluluğumuz kurulma aşamasında, buluşmamız da şurada şu saatte mutlaka bekleriz efenim.” diyerek daha geniş bir aile olmaya uğraşıyorduk. Çabalarımız bir nebze de olsa karşılığını aldı ve şu an da topluluğumuzda bizi yalnız bırakmayan arkadaşlarımız bu sayede aramıza dâhil oldu.
 
Aramızdaki bağları güçlendiren etkinlik ise 20 Mayıs 2012 Tarihinde gerçekleştirilen Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş oldu. Kendi imkânlarımızla hazırladığımız pankartlarla (pankartları tutturma görevini cetvellerle sağlamıştık), sesimizin yettiği yere kadar haykırıp, birlikte yürüyüp, hem eğlenip hem de baş kaldırıp biz buradayız dedik. “Kampüs yerinden oynar Hacettepe özgür olsa!” Koskoca bir sene yukarıda anlattıklarım ve anlatmadıklarımla göz açıp kapayıncaya kadar geçti.
Son olarak şu an tüzüğümüz ve kurullarımız hazır, topluluğun iskeletini oluşturan on arkadaşla birlikte emin adımlarla güz dönemini bekliyoruz. O zaman topluluğumuzun resmi olması için başvurup bunun gerçekleşmesi için gereken mücadelemizi vermeye devam edeceğiz. Eğer siz de bize dâhil olmak isterseniz topluluğumuza https://www.facebook.com/groups/hacettepe.htko/ bu adresten ulaşabilirsiniz.
 
 

Etiketler: yaşam
Nefret