18/01/2021 | Yazar: Aslı Saban

Venezuela’dan Latin Amerika ülkeleri ve ABD başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafına göç eden kadınlar neler yaşıyor?

Dört bir yandaki Venezuelalı göçmen kadınlar örgütleniyor! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Latin Amerika Coğrafyasına ait yazı dizimizde bugünkü konuğumuz Maria Corina Muskus Toro. Maria, Latin Amerika bölgesinde, insan hakları ve Venezuelalı göçmen kadın hakları savunucularından biri. Ayrıca “Venezuelanas Globales” inisiyatifinin de kurucusu.

Maria ile; Venezuela krizi, yabancı düşmanlığı, cinsiyete dayalı şiddet ve Venezuelalı göçmen kadınların sorunları hakkında konuştuk.

Kaç yıldır insan hakları alanında çalışıyorsun?

10 yıldır insan hakları avukatı olarak çalışıyorum. 2012 yılında lisans eğitimimi hukuk bölümünde tamamladım. 2014 yılından beri insan hakları alanında çalışıyorum, özellikle Venezuela hükümetinin baskıcı rejimi ve uygulamaları sonrasında, halk ayaklanmaları ve protestolar nedeniyle insan hakları alanında çalışmaya başladım. 2015 yılında aldığım burs sayesinde toplumsal cinsiyet ve insan hakları alanında yüksek lisans eğitimime devam etmek için ABD'ye göç ettim. Göçmen ve mülteci hakları ve insan hakları alanlarında aktif olarak çalışıyorum. Amacım, Güney Amerika’da yaşanan insani sorunları ve mülteci haklarını daha da görünür kılmak.

Bildiğimiz kadarıyla Venezuela Krizi, Güney Amerika’da oldukça önemli bir konu. Güney Amerika’da Venezuelalı mültecilere ev sahipliği yapan ülkeler hakkında bilgi verir misin? 

Venezuelalı mülteciler Latin Amerika coğrafyasındaki her ülkeye göç ettiler. Kolombiya, neredeyse iki milyon Venezuelalı mülteciye ev sahipliği yapıyor. Çünkü Venezuela ile Kolombiya birbirine sınır ülkeler.

Venezuelalıların göçünün tarihimiz boyunca farklı aşamalardan geçtiğini de dikkate almak önemlidir. Örneğin, altı ya da yedi yıl önce, üst sınıf olarak tabi edilen bazı Venezuelalılar   okumak veya çalışmak için dünyadaki çeşitli ülkelere göç ettiler. 2017'de Venezuela'da başlayan insani kriz nedeniyle “caminant”ları yani Venezuela’dan yürüyerek diğer ülkelere göç etmeye çalışanları görmeye başladık, Venezuelalı Caminant’lar kadın, erkek, çocuklardan oluşmakta. Venezuela’dan diğer ülkelere Ekvador, Şili ve Peru'ya yürüyerek oralara sığınmaya çalışmaktadırlar. Güney Amerika coğrafyasında neredeyse tüm ülkeler Venezuelalı mültecilere ev sahipliği yapıyor. Kolombiya’dan sonra da Brezilya'nın da çok sayıda Venezuelalı göçmene de ev sahipliği yaptığını söyleyebiliriz. Bu durum tabii çok tercih edilen bir durum değil çünkü Brezilya’nın resmi dili Portekizce, İspanyolca konuşulmuyor. Fakat, Venezuelalıların en büyük isteği bir ülkeye sığınmak olduğu için Brezilya’ya da gidiyorlar. Diğer Güney Amerika ülkeleri olan Peru, Ekvador, Şili, Meksika da Venezuelalı mültecilere ev sahipliği yapıyor. 

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Venezuela, özellikle 90'lı yıllarda Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda mülteciye ev sahipliği yaptı. Latin Amerika'da özellikle, Arjantin, Uruguay ve Şili gibi ülkelerde başlayan diktatörlük rejimleri sonrasında Venezuela'nın Latin Amerika coğrafyasından da mülteci ve göçmenleri ağırlamaya başladığını da söyleyebiliriz. Yani eskiden, Venezuela da, diğer Latin Amerika ülkelerinden gelen mültecilere ev sahipliği yapan bir ülkeydi.

Bir başka örnek ise 1990'larda Kolombiya'da başlayan ordu ile gerilla arasındaki çatışma nedeniyle, birçok Kolombiyalı da Venezuela'ya göç etmeye başladı.

Venezuela, daha önceki yıllarda çeşitli ülkelerden sığınmak isteyen mülteci ve göçmenlere ev sahipliği yapan bir ülke konumundayken, şu an ülkede yaşanılan insani yardım krizi ve kaos nedeniyle, kendi vatandaşlarını başka ülkelere mülteci gönderen ülke konumuna geldi.

Biraz da sosyal uyumdan konuşalım. Venezuelalı mülteciler, resmi dili İspanyolca olan ülkelere göç ettikleri zaman dil engeli ile karşılaşmamakta. Bu durum sosyal uyum konusunu nasıl etkilemektedir?

Öncelikle, Latin Amerika coğrafyasında, Brezilya dışındaki diğer ülkelerde Venezuelalı göçmenler kamplarda yaşamıyor. Sosyal uyumun oluşmasında büyük bir avantaj sağlamaktadır. Çünkü, ev sahipliği yapan ülkeler için bir sorun teşkil etmemekte.  Bu durum her zaman tabii de mümkün olmamakta. Örneğin Brezilya’nın resmi dili Portekizce olduğu için sosyal uyum sürecinde bu açıdan tabii sorun oluşuyor. Venezuelalı göçmenler dil konusunda bir problem yaşamamaktadırlar. Ayrıca Latin Amerika ülkeleri genellikle aynı kültüre sahipti. Fakat buna rağmen nefret söylemleri, saldırılar Venezuelalı göçmenlere karşı mutlaka oluyor. Örneğin, Panama’da bir milletvekili. Venezuela’nın ana yemeklerinden olan “Tequenos” için “Panama’da Tequenos İstemiyoruz” şeklinde sosyal medyada hashtag açtı

Kolombiya’da özellikle başkent Bogota’da işlenen birçok suçun, Venezuelalılar tarafından işlendiği medya tarafından lanse ediliyor. Medyada çıkan bu haberler, Venezuelalı göçmenler hakkındaki algı konusunda negatif bir etki yaratıyor. Bu durum tabi sosyal uyumun oluşmasına engel teşkil ediyor.

Ekvador’da Venezuelalı bir adamın, kadını öldürmesi haberi medyada yer almaya başlamasından sonra Ekvador halkı Venezuelalı göçmenleri evlerden kovmaya, korkutmaya, tehdit etmeye ve mallarını yakmaya başladılar. Bu gerçekten korkunç bir olaydı.

Peru’da, oldukça fazla Venezuelalı eğitimli, başarılı genç yaşıyor. Peru halkı ve vatandaşları, Venezuelalı genç göçmenlerin kendi işlerini ellerinden alacakları veya aldıkları algısına sahipler. Dolayısıyla, Venezuelalı göçmenlerin bu tür algıya sahip olan ülkelerde yaşamaları oldukça zor. Bu algı ayrıca, yabancı düşmanlığının artmasına da neden oluyor.

Latin Amerika ülkelerinden olan örneğin Peru ve Kolombiya’da ciddi yoksulluk sorunu var. Bu nedenle, Venezuelalı göçmenlere ev sahipliği yapan ülkelerin vatandaşları, ülkelerindeki yoksulluk probleminin Venezuelalı göçmenlerden kaynaklandığını düşünüyor. Daha ülkenin vatandaşları temel haklarına erişemez durumda iken, göçmenler için fırsatlar ne olabilir ki?

Venezuelalı göçmenlerin yaşadıkları cinsiyete dayalı şiddet, insan ticareti, ucuz işçilik gibi sorunlar hakkında biraz konuşalım, bu sorunlar Latin Coğrafyasında var olan bir problem mi?

Bu konu benim de oldukça yakından takip ettiğim bir konu. Venezuelalı göçmen kadınlara ve kız çocuklarına yönelik olan cinsiyete dayalı şiddet, insan ticareti ile karşı karşıya kalmaları durumu yüksek risk taşıyan oldukça önemli ve hassas bir konu. Şu an Venezuela’da yaşanan insan hakları ihlallerini, Venezuelalı mültecilerin uluslararası korunma hakkını görmezden gelen Trinidad ve Tobago’da, ayrıca yaklaşık 2 milyon göçmen ve mülteciye ev sahipliği yapan Kolombiya’da da insan ticareti sorunu oldukça yaygın yaşanmaktadır.
İnsanların neden Venezuela'dan diğer ülkelere göç ettiğini anlamalıyız. Çünkü Venezuela’da, insanlar temel ihtiyaçlarını karşılamamakta ve bunlara erişememektedirler. Örneğin, yiyecek, su, elektrik, temel insan hakları gibi. Sınır ülkelerine gelip, kendi yaşamlarını kurmaya çalışan çok fazla Venezuelalı hamile kadınları görüyoruz. Çünkü Venezuela’da sağlık hizmetlerinin yetersiz olması, Venezuela’daki hastanelerde doğum yaparken bebeklerini kaybetme korkusu, dahası bebeklerinin açlıktan öleceklerini düşünen hamile kadınlar sınır ülkelerine gitmeye çalışıyor. Venezuelalı kadınlar bu başka ülkelere göç ederken ciddi problemlerle de karşı karşıya kalıyor. Örneğin, Venezuela-Kolombiya sınırında bir Venezuelalı kadın tecavüze uğradı. Bu kadın, kürtaj olabilmek için temel sağlık haklarına erişebilmek için çok yardım talep etti. Göçmen/mülteci kadınların ev sahibi olan ülkelerde çok savunmasız olduğunu söyleyebiliriz. Venezuelalı kadınlar ekonomik ve temel ihtiyaçlarına erişemiyorlar. Kadın cinayetleri da oldukça fazla yaşanan bir durum. Örneğin, Meksika’da Venezuelalı kadınların sadece kadın ve Venezuela kimliklerine sahip oldukları için öldürüldüklerini biliyoruz. Ayrıca, uyuşturucu kartelleri, insan kaçakçıları çok fazla Venezuelalı göçmen kadını esir aldı. Çünkü Venezuelalı kadınları sadece cinsel obje olarak görmekteler.

Venezuela'da bulamadıkları yeni doğan çocukları için koruma aradıklarını görebiliriz. Venezuelalı hamile kadınlar, Venezuela'da doğum yaparken sağlık malzemelerinin yetersizliği nedeniyle açlıktan ölme veya bebeklerini kaybetme korkusu yaşıyor. Örneğin, Venezuela ve Kolombiya sınırında güvenli bir kürtaj için cinsel ve itibarlı sağlığa erişme mücadelesi veren Venezüellalı bir kadının tecavüze uğradığı iyi belgelenmiş bir vakadır. Dolayısıyla Venezuelalı kadınların çok savunmasız olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla ev sahibi ülkelerdeki ekonomik ihtiyaç ve haklarına erişemiyorlar. Kadın cinayetlerinin Venezuela'da ve ev sahibi ülkelerde Venezüellalı kadın ve kızlara eşlik eden bir başka konu olduğunu vurgulamak da çok önemlidir. Meksika'da, Venezuelalı kadınların yalnızca kadın cinayeti olabilecek şekillerde öldürüldüğünü gördük. Çünkü karteller uyuşturucu kaçakçılığı yaptı ve bazı Venezuelalı göçmen kadınları esir aldı. Venezuelalı göçmen kadınları cinsel obje olarak görüyorlar. Venezuelalı bazı göçmen kadınların Venezuela'dan işe alındığını ve daha sonra insan ticareti mağduru olduklarını belirtmek de önemlidir. Bazen diğer ülkelerde çalışma vaadiyle kandırılıp Venezuela’da yaşayan kadınların ve genç kızların da insan ticareti mağduru olduklarını görüyoruz.

Çocuk işçiliği ve ucuz işçilik sorunları Venezuelalı göçmenlerin yaşadıkları problemler içinde mi?

Venezuelalı göçmenlerin çoğu, sığındıkları ülkelerin vatandaşlarından %30-40 oranında daha da düşük maaş alıyor. Bu durum zaten göçmenlere ev sahipliği yapan ülkelerde de yaygın olarak yaşanılan bir problem.

Yasal belgelerini belgelemeyen veya ev sahipliği yapan ülkelerde doğan birçok çocuk kimliksiz bir şekilde hayatlarını devam etmeye çalışıyor. Örneğin, Meksika’daki Venezuela diasporasındaki çocuklar, eğitim haklarına erişemiyorlar, çünkü yasal belgeleri yok. Bildiğim kadarıyla, birçok Venezuelalı göçmen çocuk, gittikleri ülkelerde çalışıyorlar, okula gitmiyorlar çünkü paraya ihtiyaçları var. Venezuelalı göçmenlerin ve mültecilerin çoğu Latin Amerika’da kayıt dışı ekonomi de çalışarak kendilerini geçindirmeye çalışıyorlar.

Gelişmiş ülkelerde de örneğin Kanada, ABD’de çoğu Venezuelalı kadının da güzellik sektöründe, ev içi işlerinde çalıştığını görmekteyiz.

Venezuela’da feminist harekete katılmaya nasıl karar verdin? Şu an neler yapıyorsun?
Latin Amerika, Avrupa ve ABD dahil dünyanın farklı ülkelerinde Venezuela diasporalarında yaşayan kadınları bir araya getiren ve birbirleri ile sürekli iletişim içinde olmalarını sağlayan bir network kurdum. Çünkü özellikle kadınları destekleyen bu tür bir network maalesef yoktu. Sosyal medya üzerinden birbirimizle tanışıyoruz. Halihazırda 2500 kadınız. 13 ülkede kadın temsilcimiz var. Hep beraber, çeşitli toplantılar, atölyeler düzenliyoruz, var olan becerilerimizi geliştirmeye çalışıyoruz.  Ayrıca Venezuela’da yaşayan insanlara yardım etmek için de savunu çalışmaları yapıyoruz.

Venezuela'da özellikle kadınların oy kullanma hakkını savunmak için ortaya çıkan büyük bir feminist hareket ve topluluk var. Venezuela'da cinsiyet eşitliğini savunan çok sayıda feminist insan hakları aktivistleri ve bu konuda çalışan sivil toplum örgütleri mevcut. Venezuela'daki muhalif gruplar içinde de ciddi olarak cinsiyet eşitsizliğini görmek mümkün. Maalesef, muhalefet partilerinde özellikle üst yönetimlerde de kadın liderleri maalesef göremiyoruz.

Venezuela’daki siyasi partilerde tabii güçlü, cesur Venezuelalı kadın var. Lakin yönetim düzeyinde az kadın görüyoruz. Görüşlerimizin ve fikirlerimizin ön plana çıkması, kamusal alanlarda kadınların daha fazla görünmesi, siyasi kararların alınma sürecinde kadınların da sürece katılmaya hakkı olduğunu savunmak için Venezuela’da feminist harekete katıldım.

Rol model olarak sivil toplum örgütlerinde çalışmak isteyen gençlere mesajın nedir?

Gençlere özellikle mesajım, daha iyi bir dünyayı var etmek için daha fazla çalışmaları.  

Farklı alanlarda, var olan mevcut durumu değiştirmek, farklı çözüm yöntemleri gelişmesine ihtiyacımız bu değişimleri yapacak kişilere ihtiyacımız var. Ayrıca bu amaçları hedefleyen toplulukları da oluşturmaya inanmalıdırlar. İnsan haklarını öğrenmek, toplumun sorunlarını öğrenmek için çaba göstermelidirler. Hayallerinin peşinden gitmek ve bizim göremediğimiz değişiklikleri görmek için adım adım yürümelidirler. Hemen istediğiniz büyük değişiklikleri tabii yapamazsınız, bunu yapmanız için enerjinizin, dayanıklılığınızın olması ve asla adım atmaktan vazgeçmemeleri gerekmektedir.

Mutlaka yabancı bir dil öğrenmelidirler. Örneğin, İngilizce bilmek oldukça önemli. Başka bir dili konuşmak, profesyonel hayatınıza katkı sunacağı gibi, yeni fırsatlar da önünüze mutlaka getirecektir.


Etiketler: insan hakları, kadın, yaşam, mülteci, dünyadan
Nefret