04/04/2011 | Yazar: Ömer Akpınar

6. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın Eskişehir ayağı 27 Mart’ta Eskişehir Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nde yapılan “Queer Atölye” ile son buldu.

6. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın Eskişehir ayağı 27 Mart’ta Eskişehir Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nde yapılan “Queer Atölye” ile son buldu. Atölye MorEl Eskişehir, Kaos GL Eğitim Komisyonu, Siyah Pembe Üçgen İzmir, İTÜ Cins Arı, ODTÜ LGBTT Dayanışması ve Bilkent Renkli Düşün’den katılımcılarla gerçekleşti.  
 
Atölyede çeşitli önermelerin okunmasının ardından katılımcılar önermeye katılıp katılmamalarına göre ayrıldılar. Kararsızların söz hakkı olmadığından diğerleri kendi görüşlerini anlatarak kararsızları kendi taraflarına çekmeye çalıştı.
 
Okunan önermeler ve görüşlerden bazıları şöyleydi:
 
- Feminen eşcinsel erkekler olmasaydı toplum eşcinselliği daha kolay kabul ederdi.
 
Pelin:  Feminen olmayan erkek eşcinseller zaten heteroseksüel kabul edildiği için eşcinsellikleri kabul edilmiş olmuyor.
 
Seçin: Ahmet Yıldız da kıllı göbekli maskülen bir adamdı; ama eşcinsel olduğu öğrendildiğinde öldürüldü.
 
Damla: Feminen erkeklerden korkmuyor insanlar, ilginç ve farklı buluyorlar. İstedikleri zaman iyi ya da kötü davranıyorlar. Onlar için asıl korkunç olan feminen olmayan ve kesinlikle anlaşılmayan eşcinsel erkeklerdir.
 
Buket: Feminen olmayan aktif eşcinsel erkek eşcinsel sayılmıyor zaten.
 
Emre: Kendimiz gibi olmayandan korkarız. Feminen erkekler diğer erkeklere benzemedikleri için dışlanırlar.
 
Eylül: Feminen erkekler olmasaydı bile aileye açılmayı bir deneyin. Birileri mutlaka amiyane tabirle götünü siktirdiğini düşünecek.
 
- Kadın ya da erkek olarak doğarız.
 
Atılım: Vajinamızın ya da penisimizin olması kadın ya da erkek olduğumuzu belirlemez.
 
Yiğit: Biyolojik cinsiyetin kurmaca olduğu fikri bence ilginç konuşmak için söylenmiş bir şey. Fizyolojik olarak mutlaka farklar var. Hormonal olarak da değişmeyecek şeyler var. Mesela bir erkek progesteron üretemez.
 
- Transeksüeller kalıplaşmış cinsiyet rollerini alaşağı ederler.
 
Pelin: Trans-erkekler ve trans-kadınlar toplumsal cinsiyet rollerini pek çok kez yeniden üretiyorlar.
 
Eylül: Kadınlık rolüne bürünüyorum; ama toplum benden bunu bekliyor. Benim makyajlı bir kadın olmak istemediğim, paçoz gezmek istediğim zamanlar oluyor; ama yaptığım iş buna izin vermiyor.
 
Pelin: Seks işçiliği bunu zorunlu kılıyor olabilir; ama biz bir genelleme yapıyoruz. Alternatif trans-kadınlar da var, kavramları sorgulayanlar…
 
Hatice: Trans olmak bence bedensel bir devrimdir. Kendi kadınlığı veya erkekliğini sorguluyorsa bence alaşağı edebilir.
 
Atılım: Sadece bir transeksüel olmak bunu alaşağı ediyor olmasına yetmez.
 
- Queer, hem kadın hem erkek olmaktır.  
 
Meriç: Ne kadın ne erkek olmaktır.
 
Devrim: Tanımlayacaksak queer’in ne anlamı kaldı.
 
- Queer, cinsiyetsizliktir.
 
Ozan: Hem toplumsal hem biyolojik cinsiyetsizlik olduğuna katılıyorum.
 
Evren: Katılmıyorum. Queer belli bir tanımlama getirmiyor. Yeri geldiğinde alaşağı etmek için cinsiyetli de olabilirsin.
 
Pelin: Queer’in cinsiyetsizlik gibi bir anlamı yoktur. Bu çok yüzeysel bir tanım. Her türlü varyasyonu içinde barındırdığı için hem hepsi hem hiçbiridir.
 
Şehri: “Kendi olduğu hal” diyebiliriz. Dilin yetersizliğinden tanım yapıyoruz.
 
Önermelerin ardından queer kuramı üzerine yapılan tartışmada kuramın imkânları ve sıkıntıları konuşuldu. Queer’in ortaya koyduğu muğlâklığın belli değerlerle yürütülüp yürütülmeyeceği, kimlik politikalarının kısıtlayıcı yanlarına karşı kimliksizliğin şu anki sorunların çözümüne ne tür katkıları olabileceği, kadın-erkek tanımlarının hangi kıstaslar üzerinden yapıldığı ve Türkiye özelinde queer kuramının vaktinde olup olmadığı tartışmada öne çıkan konular arasındaydı.
 
*Katkılarından dolayı MorEl’den Ayşe Mutlu’ya teşekkürler.
 
 


Etiketler: yaşam
Nefret