23/05/2007 | Yazar: Kaos GL

Gacı İstanbul, transseksüellerin, travestilerin, eşcinsellerin içlerinden geldiği gibi yazabildiği, üstelik iki yıl ayakta kalabilmiş bir fanzin. Ayşegül Oğuz Gacı’dan Serap, Demet ve Can, dergileri Gacı İstanbul'un direncini anlattı.

Gacı İstanbul, transseksüellerin, travestilerin, eşcinsellerin içlerinden geldiği gibi yazabildiği, üstelik iki yıl ayakta kalabilmiş bir fanzin. Ayşegül Oğuz Gacı’dan Serap, Demet ve Can, dergileri Gacı İstanbul'un direncini anlattı.

KAOS GL

Ayşegül Oğuz

'İki yaşındayız sevgili okur' diye başlıyor Gacı İstanbul dergisinin editörü yazısına: "Bizi insandan saymayan, o küçücük hayatlara tıkmaya çalışan toplumsal sisteme, okuyarak, düşünerek, yazarak en güzel cevabı verdik." Gacı İstanbul, transseksüellerin, travestilerin, eşcinsellerin içlerinden geldiği gibi yazabildiği, üstelik iki yıl ayakta kalabilmiş bir fanzin. Ankara'da II. Homofobi Buluşması sürerken Serap, Demet ve Can, dergileri Gacı İstanbul'un direncini anlattı.

Gacı İstanbul’u çıkarmaya nasıl karar verdiniz? Neydi anlatmak istedikleriniz?

Can: İlk olarak İKGV'yle (İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı) çıkarmayı düşünürken, İKGV bize bir sınır koydu. Biz de yazdıklarımızın ve ürettiklerimizin dolaylı yoldan otosansüre uğramayacağı bir dergi çıkarmak istedik.

Serap: Toplumda travesti ve transseksüel kimliği üzerine korkunç bir bilgisizlik var. Bu, şiddet olarak dönüyor. Medyada cehaletin boyutları korkunç. Buna karşı kendimizi ifade edebilmemiz, bu cehaleti yenebilmemiz için bir araca ihtiyaç vardı ve dergi için kolları sıvadık.

Can: Gramerine, imlasına bakmadan yaşadıklarımızı aktaralım istedik. Yazmak uzun vadede bir değişimi, kalıcılığı sağlıyor.

Serap: Adından başlayarak, derginin ilk aşamasında bir kadınlık durumu daha hâkimken, artık yelpazeyi biraz daha geliştirebildik. Transseksüel erkek arkadaşlarımız da dergide yer almaya, yaşadıklarını, rahatsızlıklarını ifade etmeye başladı. Bunun yanında kendini 'queer' olarak, bir cinsiyet kimliğine dahil etmek istemeyen bilinçli arkadaşlarımız da var aramızda. Burada erkek ya da kadın görünümü gibi bir parantezimiz yok.

Demet: Derginin en güzel yanı; grafikeri de yazarı da, çizeri de transseksüel, travesti.

Dergi gündem sıkıntısı çekmiyor, değil mi?

Demet: Son dört yıldır AKP hükümetiyle birlikte daha da artan şiddet ve baskı hâkim. Her gün biraz daha cendere daralıyor. Şimdi para cezası getirdiler teşhircilik suçu diye, ona itiraz edildi. Kabahat yasasına sokuldu. Sivil ve resmi faşistlerin yaptığı Eryaman'daki şiddet, Bursa'da, İzmir'de, Mersin'de devam etti, ediyor da. Son olarak da ev mühürlemeleri var. Sadece Bayram Sokak'ta değil, Tarlabaşı'nda, Galatasaray'da... Bir yıl önce Beyoğlu Emniyeti'ne atanan müdür yemin etmiş, 'Beyoğlu'nu ibnelerden, dönmelerden, orospulardan temizleyeceğim' diye.

Serap: Seks işçilerinin yaşadıkları özgül sorunlar. Sadece travesti ve transseksüeller değil, heteroseksüel seks işçilerinin yaşadığı sorunlar da özgüllüğünü koruyor. Biz seks işçiliği yapan travesti ve transseksüellerin sorunlarını olabildiğince duyurmaya, insan hakları temelinde tepki göstermeye çalışıyoruz ama Gacı İstanbul sadece onların sorunlarıyla ilgilenmiyor.

Can: Biz kadın diyoruz ama, o kadınlığı da sorguluyoruz. Bununla beraber feminizm algısını irdeliyoruz, feministlerle çalışıyoruz. Aynı zamanda eşcinsel hareketi de sorguluyoruz...

Bütün bu sıkıntıların dışında, dergide sizin hazırladığınız bir burç sayfası da var. Burç sayfasına 'lubunca' dili hâkim...

Demet: 'Fala inanma, falsız da kalma' derler ya, bizim gacıların kültürel düzeyleri farklı olduğundan, onlara ulaşabilmek için seçtiğimiz bir yöntem. Astroloji değil, öyle yıldızların durumuna bakmıyoruz... Biz 'gullüm' deriz, şamata mahiyetinde. Bu yöntemi kullanarak kafalarında bir soru işareti oluşturmaya, onları dönüştürmeye çalışıyoruz.

Ankara'da bugün ve yarın da devam edecek olan II. Homofobi Buluşması için siz neler söylersiniz?

Serap: Ötekilerin yaşadığı bu şiddetin temelinde homofobi, transfobi yatıyor. Ataerkil sistemin genel olarak ötekiyi başka türlü ezdiğini de insanların görmesi gerekiyor. Biz dergide toplumsal cinsiyet olgusuna sık sık yer veriyoruz. Var olan toplumsal şiddeti ancak böyle önleyebiliriz. Travesti ve transseksüel denince akla seks işçiliği yapan insanlar geliyor çünkü.

Siz seks işçiliği yaptınız mı?

Serap: Hayır, o anlamda şanslıyım. Ama çok uzun zaman işsizlik yaşadım. Başvurduğum işyerleri beni çalıştırmak istemedi. Travesti ve transseksüellerin seks işçiliği yapmasının nedeni de bu, iş bulamıyorlar. Ben grafikerlik yapıyorum, iki yayınevine kitap kapakları yaparak hayatımı sürdürüyorum.

Demet: Üç yıldır emekli maaşıyla geçiniyorum, 25 yıl seks işçiliği yapmak zorunda kaldım. 25 yıl boyunca sayısız kez gözaltına alındım, bir günde üç kez gözaltına alındığımı biliyorum. Evlerimize girip çıkarken duvar diplerinden yürüyorduk...

Serap: İşte sorun burada, devlet çözüm üretmekten çok, şiddetle yıldırmaya çalışıyor.

Kaynak: Radikal Cumartesi, 19 Mayıs 2007

Etiketler: yaşam
bülten