04/07/2012 | Yazar: Ömer Akpınar

Açık bir ABD’li Olimpik futbol oyuncusu olarak Megan Rapinoe’nun korkusu yok.

Heyecan Kasırgası Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Megan Rapinoe herkesin gözü önünde rahat olmayı öğreniyor. Olmak zorunda; futbolu hayranlar canlı tutar.
“Taraftarlara, maçlarımızı izleyecek insanlara ihtiyacımız var,” diyor. “Erkeklerin oynadığı sporlardaki gibi olduğunu sanmıyorum, sırf biz oynuyoruz diye. Rahatça konuşup taraftarlarımıza kendimizi tanıtarak iyi bir iş yapıyoruz. Ama bir sınırı var, yoksa hayatımıza dalarlar.”
 
Bazı taraftarlar çoktan daldı. Onları kim suçlayabilir ki? Rapinoe – ABD kadınlar ulusal takımı üyesi ve Seattle Sounders Women’da orta saha oyuncusu – dünyada en çok tanınan kadın futbol oyuncularından biri. Bazı ateşli taraftarlara ilham vermesi boşuna değil – baldırının arka tarafına Rapinoe dövmesi yaptıran Alman adam gibi.
 
 “Garip bir şeydi – gerçekten garip,” diyor. “Sevimliyim, tamam; ama o kadar da değil.”
 
Platin sarısı saçlarının yarattığı bariz şok ve hareketli kişiliğiyle, Rapinoe geçen yıl ilk kez katıldığı Dünya Kupası’nda ABD kadınlar takımının orta saha oyuncusu olarak fanatikler ordusunu canlandırdı. Takımın yürekleri coşturan başarılarında kilit rolü oldu ve bir mikrofon kapıp kalabalığa “Born in the U.S.A” şarkısını söylediğinde unutulmaz bir ana imza attı.
 
Şimdi takıntılı hayranları Tumblr sayfalarında ebedi hayranlığın itiraflarını topluyorlar. Rapinoe, Nike ile kârlı bir sponsorluk anlaşması imzaladı. Ve bu yıl Olimpiyatlar’da ABD’yi temsil etmek için Londra’ya gidiyor. 27 yaşındaki sporcu için parlak bir başarı bu. Amma velâkin Rapinoe kadın futbolunda başka bir başarıya imza atmaya kazar verdi: açılmak ve cinselliğini herkesin önünde tartışmak.
 “Spor genel olarak hala homofobik gibime geliyor, pek fazla açık sporcu olmadığı düşünülünce,” diyor. “Bence herkes insanların açılmasını dört gözle bekliyor. İnsanlar eski iyi ABD için futbol oynayan benim gibi insanların olduğunu görmek istiyorlar – buna ihtiyaçları var.”
 
Rapinoe bir şey saklamıyordu; sadece kimse ona doğrudan gelip sormamıştı. “Sanırım saygılı davranmaya çalışıyorlardı ve gidip ‘Ben eşcinselim,’ demek benim görevimdi. Ki eşcinselim. Kayıtlara geçsin: Ben eşcinselim,” diye konuştu. Aslında Rapinoe’nun Avustralyalı bir futbol oyuncusu olan kız arkadaşıyla üç yıldır süren bir ilişkisi var, hatta geçen Noel onu ailesiyle tanıştırmak için Kuzey Kaliforniya’ya götürmüş.
 
Ne var ki kız arkadaşını pek sık göremiyor, zira dünya standartlarında bir futbol oyuncusunun hayatı çoğunlukla seyahatlerde geçiyor, bu da demek oluyor ki takım arkadaşları en yakın ailesi gibi. Bereket versin ki Rapinoe’ya göre kadın takımları genel olarak daha kabullenici. “Kadın takımlarında eşcinselseniz büyük olasılıkla takım arkadaşlarınız bunu oldukça çabuk öğreniyor,” diyor. “Çok rahat ve büyük oranda destek görüyorsunuz. Erkekler içinse durum hiç de öyle değil. Üzücü.”
 
Rapinoe ve tek yumurta ikizi Rachael, 6 kardeşin en küçükleri olarak yetiştiler. İkisi de Rachael ciddi bir biçimde sakatlanana ve oyundan çıkana kadar rekabet içinde futbol oynadılar. Rachael hala kız kardeşinin başarılarının tutkulu bir destekçisi ve kız kardeşinin kişisel hayatıyla ilgili açık olma kararına duyduğu hayranlığı vurguluyor. “Bence kutsandığı bu yetenek ve platformu olumlu bir biçimde kullanması inanılmaz cesur,” diyen Rachael ekledi, “yalnızca sahada değil, saha dışında da insanlara nasıl davranılması gerektiğine dair örnek oluşturuyor.”
 
Her ne kadar artık kendisi bir rol modeli olsa da, Megan’ın bağlılığı görünüşüne de kısmen ilham verdiğini itiraf ettiği cinsel olarak muğlâk bir ikonoklast. Afacan bir gülümsemeyle “Tilda Swinton’a tamamen takığım” diyor Rapinoe. “Böyle garip, güzel bir seksiliği var. Yaptığı her şeye bayılıyorum. Ve saçlarına aşığım. Benimki için de biraz ilham kaynağı oldu.”
 
Bu tuhaf şeylerden hoşlanma durumu sahaya da yansıyor. Rapinoe çarpıcı tarzı olan bir futbol oyuncusu olarak nam yaptı. “Eğlendirmeyi gerçekten seviyorum,” diyor. “Bazen işe yaramıyor – ya da gülünç gözüküyor. Bunu çok ciddiye alıyorum; ama ben de gülmeyi seviyorum. Başkalarını güldürmeyi seviyorum. Bu benim için gerçekten önemli bir şey, eğlenmek – daima. Bu oyun ve bu hayat zaman zaman yalnızca tamamen dalganı geçmemek için fazla ciddi.”
 

Etiketler: yaşam, spor
Nefret