18/09/2020 | Yazar: Ezgi Epifani

Kendinizi sevin, birbirinizi sevin ve diyet kültürünü yıkalım tamam?

İnsanlar kendilerini seven şişman kızlara bu yüzden öfkeliler Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

*Jude Valentin’in 8 Kasım 2018 tarihli ve https://medium.com/@mermaidqueenjude/why-people-are-mad-about-fat-girls-loving-themselves-1eba6a069dba linkli yazısını Ezgi Epifani KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

**Ç.N.: +90 kanalının 11 Eylül 2020’de YouTube’da yayınlanan Büyük Beden Olmak videosunda yer alanlardan ve beden ayıplamaya ve beden görünümü üzerinden hak temelli ayrımcılığa karşı çıkan aktivistlerden biriyim. Moda kuramcısı Eda Çakmak’ın öznesi olduğu videoya gelen yorumlardan sonra bu kısa çeviriyi yapmak istedim. Yani bu çeviriyi sağlamcılık ideolojisi ve disfori haricinde ve ancak beden ayıplama bağlamında okumanızı diliyorum çünkü kimse kendi bedenini sevmek zorunda değildir ya da bedensel engeli olduğu için bedeni hakkında kötü hissetmek zorunda değildir. Velhasıl, Eda’nın videomuzdan son sözleriyle bitirmek istiyorum: “Güzel olmak da zorunda değiliz ama işte ben kendimi, kendim konusunda iyi hissetmediğimde dönüp etrafımdakilere, bana benzeyen insanlara, diğer beden olumlama aktivistlerine bakıyorum ve onları ne kadar güzel bulduğumu fark ediyorum. Onları böyle görebiliyorsam kendimi de böyle görebilirim. Onların o fotoğrafını görüp gülümseyebiliyorsam, kendime de aynada bakıp gülümseyebilirim ve bu kadar basit bir şey, o negatifliği tekrardan üstümden alıyor. Gerçekten artık çoğu sabah aynada kendimi gördüğüm zaman gülümsüyorum ve kendi bedenimi samimi olarak beğeniyorum.”

Bedenim hakkında ilk kez değersiz hissettiğimde 8 yaşındaydım. Kendim ve ekranda gördüğüm kızlar arasında bir şeyin farklı olduğunu fark etmiştim. Bir kopukluk vardı. Farklı hissediyordum ve bu olumlu bir farklılık hissi değildi. Farklı hissediyordum ve tek istediğim bu hissin gitmesiydi. Bu yüzden 18 yaşıma kadar aralıklarla diyet yapmaya başladım.

10 yıllık düzensiz beslenmeden sonra hâlâ kendi beden algımla pençeleşiyorum. Bedenime dair daha çok öz güvenliyim ve öz sevgi yolculuğunda geçmişe göre daha çok yok almış durumdayım ama hâlâ düşüyor ve kendimi yerden kaldırmak durumunda kalıyorum. Bu düşüşler, bir “sağlık” yolculuğunda olduğumu ve kilo verdiğimi fark eden (çoğunlukla) daha zayıf akranlarımın sırf bu sebeple bana duyacakları saygıyı ve hayranlığı düşündüğümde gerçekleşiyor. Halbuki kimse bedenimin kendini içten yiyip bitirdiğini anlamadı. Bu yüzden kendime o zamanlar perişan olduğumu, bayıldığım zamanlar olduğunu ve hasta olduğumu hatırlatmak zorundayım. Kendime o zamanlar hasta olduğumu hatırlatmak zorundayım.

Değersiz hissetmek için bir ‘üstün’ün olması gerekiyor ve buradaki o üstün zayıflık. Zayıflığa ve basmakalıp çekiciliğe her şeyin üzerinde değer veren bir toplumda yaşıyoruz. Peki zayıflık ya da “basmakalıp çekicilik” kategorilerine girmeyen şişman kızlar kendilerini sevdiğinde ne oluyor?

Gülüşmeler, şakalar ve trollükle karşılaşıyoruz. Kimsenin bizi sevmeyeceği ve sağlığımızı düşünmemiz gerektiği söyleniyor. Tatmin edici bir hayatı hak etmediğimiz söyleniyor. Ve evet, bu yorumların çoğu erkeklerden geliyor. Ama kadınlardan da geliyor.

Zayıf olan kadınlardan. Hayatında hiç şişman olmamış kadınlardan. Daha önce şişman olmuş ama şimdi zayıf olan ve bu yüzden hayatları şimdi çok daha iyi olan kadınlardan. Diyetleri hakkında asla çenelerini kapatmayan ve bugün “diyeti bozma günüm” diyen kadınlardan. Benim gibi görünen bir kadının Allah’ın her günü ızdırap içinde yaşamadığı gerçeğini kafalarına sokamıyorlar. 

Şişman bir kızın kendini hiçbir suçluluk duymadan sevebileceği fikri bu kadınları bir sebepten öfkelendiriyor: Bedensel üstünlük.

Bedensel üstünlük, daha zayıf ya da daha alışılagelmiş bir bedene sahip olarak daha değerli olacağınız fikridir. Sırf bu yüzden daha çok değer görmelisinizdir. Hayatınız daha iyi olmalıdır. Şişman kızlar kendilerini şevkle ve tavizsiz sevdiklerinde, bu durum daha zayıf bir bedene sahip olmanın faziletini alıp götürür. Güç artık sizde değildir.

Şişman ayıplama ve şişmanfobi, daha zayıf bir bedene sahip olanın daha fazla fırsatı hak ettiği fikrine dayanır. Hepimiz bunu geçen sene Tess Holiday bir dergi kapağına çıktığında gördük! Zayıf kadınlar her yerde “peki ama sağlığı?” diye vaaz veriyordu ama başka herhangi bir ünlüden kan testi istediklerini hatırlamıyorum.

Kendi kendinize nefretinizin suç ortağı olduğunuzda, o nefreti başkalarına yansıtırsınız. Hayattaki en büyük korkusu benimkine benzeyen bir bedene sahip olmak olan insanlar var. Bu onların hayattaki en büyük korkusu. Ölmek değil. Sevdiklerini kaybetmek değil. Şişman olmak. Çünkü toplumun şişmanlara ne yaptığını biliyorlar. Buna ortak oluyorlar. Buna imkân tanıyorlar. Durdurmak için hiçbir şey yapmıyorlar çünkü bu “mükemmel” bedenlerinin bir anlamı olmasının önüne geçer. Zayıf bedenlerinin bir yücelik ödülü olmasının önüne geçer.

Ben özgür bir hayat yaşıyorum. O çöreği yedim diye ağlamıyorum. Boş vaktimi spor salonunda geçirmiyorum. Böyle bir şey yapmıyorum çünkü bu benim için sağlıklı değil. Akşam yemeği niyetine cips yedim diye ızdırap çekmiyorum. Yemeğin bir ahlakı yoktur ve yemek üzerinden suçlu hissetmek milyarlarca dolarlık diyet endüstrisini körüklemek için yaratılmıştır. Benimse kendi hayatımda diyet kültürüyle mücadele etmek için kendimi tutkuyla ve hiçbir suçluluk duymadan sevmem gerekti.

Benim bu bedenim öyle çok şey yapıyor ki. Beni A noktasından B noktasına götürüyor. Bir sesim olmasına izin veriyor. Sevebiliyor, gülebiliyor ve daha birçok şeyi hissedebiliyor. Sevdiğim bir bedende yaşıyorum çünkü o benim yaşamama olanak veriyor. Onu seviyorum çünkü benim için başka bir beden yok. Bana evrenin bahşettiği beden bu.

Bedenimden nefret etmeye vaktim yok. Yapmak istediğim öyle çok şey var ki ve bedenimden nefret etmek bu listede yok. Onun yerine birkaç uyarım var: Diyet kültürü siz şişmanlıktan nefret ettikçe başarılı oluyor, yemeğin ahlakı yoktur, diyet bozma günü diye bir şey yoktur, tartıdaki sayının karakterin hakkında söyleyebileceği hiçbir şey yok, kaç beden giydiğin seni iyi ya da kötü bir insan yapmaz, moda beden ölçüleri sahtedir ve tutarsızdır.

Kendinizi sevin, birbirinizi sevin ve diyet kültürünü yıkalım tamam?


Etiketler: kadın, yaşam
Nefret