27/03/2014 | Yazar: Ege M. Diren

Dini dogmaların heteroseksist kampanyalarda kullanılmasından İsa da bıkmış artık

İsa Evanjelik Kurtarıcılık’tan İstifa Etti Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Dini dogmaların heteroseksist kampanyalarda kullanılmasından İsa da bıkmış artık. Susie Day’in çok özel röportajını Out for Beyond ekibinin çevirisiyle paylaşıyorum. 
 
Bu makale, 5 Mart 2014 tarihinde Monthly Review’a bağlı MRZine websitesinde “Jesus Quits as Evangelical Savior: My Biggest Scoop Ever!” başlığıyla yayınlanan Susie Day imzalı makalenin çevirisidir.
 
Geçen gece saat 11′de Jesus H. Christ, Batı Yarımküre’deki tüm televizyon kanallarının normal yakın akışını izleyicileri serseme çeviren bir duyuruyla böldü. İsa, söylendiği anda geçerli olmak üzere “Tüm evanjelik kiliselerindeki ve gey karşıtı yasaları destekleyen veya LGBT topluluklarına insan hakları tanınmamasına uğraşan tüm Hıristiyan kiliselerindeki Kurtarıcılık görevimden istifa ediyorum.” dedi.
Çarmıha gerilme izlerini ustalıkla gizleyen şık takım elbisesiyle, gür ve yerinde vurgularla konuşan İsa, merhametsiz gey karşıtı yasalara sahip 38 Afrika ülkesini saydı, ki içlerinde yakın zamanda çıkardığı “geyleri öldür” yasasıyla “aşırı homoseksüellik” için ölüm cezası, olmadı ömür boyu hapis cezası verilmesini öngören Uganda da var. İsa ayrıca Rusya’nın “homoseksüel etkinlikte” bulunan insanların hapse atılmasının yanı sıra LGBT ailelerin çocuklarının yakında hükümet tarafından alıkonulması anlamına gelebilecek “gey propaganda” yasasına da değindi.
 
İsa, devamla, – mucizevi bir şekilde tüm reklamları ele geçiren – bu uluslararası “aile taraftarı”, gey karşıtı kampanyaların en çarpıcı yanının ABD merkezli beyaz, sağcı, Hıristiyan gruplar tarafından etkileniyor, yönlendiriliyor ve finanse ediliyor olduğuna işaret etti.
 
“İkiyüzlülere, nefret müteahhitlerine lanet olsun” diye gürledi İsa, özellikle yeni kurulan Coalition for Family Values‘dan [Aile Değerleri İttifakı] Scott Lively‘yi ve World Congress of Families‘den [Dünya Aileler Kongresi] Larry Jacobs’u anarken. “Sizler ki bu hastalıklı hareketinizi Benim görüntümün yasadışı kullanımına dayandırdınız.”
 
Sözlerini bitirirken nur dolu gözleri milyonlarca izleyiciyi oturma odalarında takip ediyormuş gibiydi İsa’nın: “Böylece mevzu-bahis hareketten, Hıristiyan logolar üzerindeki tüm fikri mülkiyet haklarımı – ki aralarında başka birçok şeyin yanında Son Yemek yemek kapları, ahmakça müzikaller, Benim karanlıkta parlayan heykellerim de var – ve geriye dönük olarak kölelik ve/veya sömürgeciliği haklı çıkarmak için kullanılan tüm İsa markalarının kullanımını geri çekiyorum. Ayrıca, Westboro Baptist Kilisesi‘nin yaptırdığı Tanrı-İbneleri-Sevmiyor broşürleri ve tişörtlerini de kınıyorum. Not: Fred Phelps, esrimiş kıçımı öp sen anca, senin için geri falan gelecek değilim, ASLA.”
 
İsa bunları diyerek kadrajdan çıktı.
 
Böyle çarpıcı bir “İlahi Müdahale”nin Batı dinlerinin akışını değiştirmesi beklenebilirdi. Ancak tuhaf bir biçimde, kimse ilgilenmemiş görünüyor ve İsa’nın hedefindeki evanjelik gruplar hiç de rahatsız olmadılar.
 
“Bence hava hoş; bir şehidimiz daha oldu” dedi telefonla kendisine ulaşılan Scott Lively. “Belki bu seferki de terbiyesizin teki ya da cennete gitmiş bir çocuk falandır. Aslında rahatladım. Hep kaftan ve peştamalla gezen, aynı kılıkta on iki başka adamla takılıp sevgi hakkında konuşan birine kalplerini açmalarını isteyerek insanlarda homofobi oluşturmayı hep çok zor bulmuşumdur zaten. Düşünsene, çok acayip değil mi?”
 
İsmini gizli tutmayı tercih eden başka bir evanjelik rahibi de rahatladığını belirtti: “Belki artık Yahudi olmayan bir figür bulabiliriz kendimize. Yahudi soykırımı esprileri yapmak da kolaylaşacaktır böylece hem.”
 
Ancak karşınızdaki gazeteci, mesleğinin dayandığı dengeli haber arayışıyla, hikâyeyi bir de İsa’dan dinlemeye karar verdi.
 
İşsiz Mesih’le West 4th Sokak’taki Washington Square Diner’da buluştum. Bu sefer kot ve sandaletlerle belirdi, uzun saçları West Village’daki birçok tip gibi gözlerini kapatıyordu. Oturdu ve çikolatalı puding sipariş etti.
 
“Kusura bakma, geciktim.” dedi, “İsimsiz İlişki Bağımlıları toplantımın ardından bir grup kucaklaşmasına kaldım. Görüyorsun ya Susie, sorunun ancak yeni farkına vardım. Asırlardan beri şu başkalarının günahları için ölme bağımlılığımın farkında bile değilmişim.”
 
Ödü patlamış olsa da, muhabiriniz objektif bir biçimde sordu: “Kendini nasıl hissediyorsun?”
 
“Suçlulukla mücadele ediyorum, Susie. Ama iyileşiyorum. 12-adım grubumdakilerin de hatırlattığı gibi, narsisizme eğilimim var. Bunu görmemi Süpermen sağladı.”
 
“Süpermen de mi ilişki bağımlısı?” diye sordu muhabiriniz güçlükle soluyarak.
 
“Evet, ne şaşırtıcı değil mi? Ay, bunu yayınlamazsın ama, değil mi?”
 
Muhabiriniz İsa’yı kendisinin bir profesyonel olduğunu söyledi. “Scott Lively için çalıştığınız söylentileri var. İstifa etmek için Noel bonusunuzun yatmasını beklemişsiniz. Doğru mu?”
 
“Yalan, Susie, hepsi yalan.” dedi İsa içini çekerek. “Gerçi Cuma günleri serbest kıyafetle gelme iznini bana hiç tanımadıklarını söylemeliyim.”
 
“Yıllar boyu Hıristiyan önderlerini kuir’leri tüm dünyanın dertlerinden sorumlu tutarak ABD’deki güçlerini arttırırlarken affettim. Uganda ve Rusya gibi ülkelerde kampanyalar yürüttüklerinde onlara bağışlayıcı oldum. Belki de alt-orta sınıf, çok-cinsiyetli ve farklı renkten biri olarak ben bir avuç beyaz herifin manipülasyonlarına açık olduğumdandır.”
 
“Bir ahırda doğduğunuz için sizinle alay ediliyor mu?” diye sordu muhabiriniz, İsa’nın kimlik bilgilerini koz olarak oynamaya hevesle. Ama o duymamış gibiydi.
 
“Sonra Scott Lively “The Pink Swastika” diye bir kitap yazdı ve geylerin nasıl en berbat Nazi zulümlerine ilham verdiğini anlattı. O zaman dibe vurdum. Öyle kirli, öyle kullanılmış hissettim ki. Bir gün pazar yerinde Krishna’yla karşılaştım. Bana bir toplantılarına gitmemi ve sözüm ona daha yüce bir güce kendimi teslim etmemi söyledi.”
“Bu sizi kurtardı mı?”
 
“Ah, güzel soru, Susie. Evet kurtardı.” dedi İsa, birkaç şeker paketini cebe indirirken. “Aynı sorunları olan başka kahramanlar ve avatarlarla takılma şansım oldu. Bizim insanları düzeltemeyeceğimizi anladım.”
 
Muhabiriniz çığlığı bastı. “Düzeltemeyeceğinizi mi?”
 
“Özellikle kuirler gibi hiçbir bozukluğu olmayan insanları düzeltemezsin. Ama sesini yükseltebilir ve Hayır diyebilirsin.”
 
“Kime Hayır?”
 
“Korku ve nefret aşılamak için dini sembolleri kullanan herkese Hayır, Susie.”
 
Gözyaşlarımı bastırarak, “Neler yapmayı planlıyorsunuz İsa?” diye sordum.
 
İsa ayağa kalktı, Mets şapkasını başına geçirdi. “Ben mi, garajı temizleyeyim diyorum, acılarımla baş başa kalacağım, belki aklımdaki o romanı yazarım…”
 
Ve gitmişti bile. Muhabirinizi ve okuyucularını onlarca hizipçiyle bırakarak.
***
Out for Beyond’un notu: Bu yazının devamında Natalie Reed’in “Tanrı Transları Sevmiyor” makalesini okumanızı tavsiye ederiz.

Etiketler: yaşam, din/inanç
Nefret