19/06/2020 | Yazar: Kaos GL

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, sığındığı ülkede hayatına son veren Sarah Hegazy’nin ardından yazdı: “Sarah’ı bu kadere sürükleyen ahlakınız batsın.”

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası: “Direnişimizde yaşayacaksın Sarah Hegazy” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

UYARI: Bu haber şiddet ve intihar iddiasına ilişkindir. Detaylara girilmese de yaşananlar aktarılmaktadır. İçerik daha önce şiddete, ayrımcılığa, nefrete uğrayan ya da şahit olan kişiler için o anları tetikleyebilir, travmatik etkiler yaratabilir. Böyle bir durumda size destek olabileceğini düşündüğünüz ruh sağlığı uzmanına ulaşabilir, şehrinizdeki LGBTİ+ oluşumu ile bağlantıya geçebilir veya destek için danisma@kaosgl.org adresine mail atabilirsiniz.

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, Mısır’da 2017 yılında konserde gökkuşağı bayrağı açması gerekçe gösterilerek tutuklanan ve cezaevinde işkenceye maruz bırakılan ve geçtiğimiz hafta sonu sığındığı ülkede yaşamına son veren Sarah Hegazy’nin ardından metin kaleme aldı:

“Mısırlı kuir solcu feminist Sarah Hegazy, dünyadaki tüm ezilenleri ve insan haklarını savundu ve onlar için savaştı. 2016 yılında Sarah, çeşitlilikten ve farklı olandan korkan bir toplumda kuirliği hakkında açık yüreklilikle konuştu.”

“2017 yılında, Mısırlı kuir bireylere yönelik “Aşkı Destekle” isimli bir kampanya düzenledi ve bu kampanya sayesinde Mısırlı kuir topluluğu Mısır toplumuna tanıtmada büyük bir adım attı. Ardından 22 Eylül 2017 tarihinde katıldığı Mashrou Leila’nın Kahire konseri sırasında açtığı gökkuşağı bayrağı sebebiyle 2 Ekim sabahı gözaltına alındı.”

“Gözaltı süreci boyunca cezaevi görevlileri tarafından fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldı, aynı zamanda cinsel tacize uğradı. Bu süreç sonrasında yardım almak adına sığındığı kurumlarda da sistematik damgalama, zorbalık, psikolojik yıldırma ve sosyal ret kampanyalarına maruz kalan Sarah psikiyatri kliniğini terk ettikten sonra intihar girişiminde bulundu.”

“Bu olayı takiben Kanada’ya gitti ve Mısırda maruz kaldığı güvenlik ve sosyal tehditlerden kaçmak için orada sığınma başvurusunda bulundu. Kanada’ya vardığı tarihten kısa bir süre sonra annesini kanserden kaybetti. Sarah için Mısır’dan ayrılmak bir lüks değil sürgün demekti. Bu “sürgün”de dahi cinsel yönelimi ve siyasi görüşleri dolayısıyla siber zorbalık, sosyal dışlanma ve sistematik hedef gösterilmelere maruz kaldı.”

“Bugün bu metni yazmamıza da sebep olan, 13 Haziran tarihindeki Sarah’ın intiharı, kendi kendine almış olduğu bir karardan çok uzak. Sarah’ın ölümü ve hayatı Mısır toplumunda kadınların ve LGBTİ+’ların yaşadığı adaletsizliklere karşı bir protestodur. Sarah’nın faili ataerkil kapitalist sistem ve onun suçlarına yataklık edenlerdir. Ve biz bu failleri çok iyi tanıyoruz. Maruz kalanları uğruna verdikleri emeklerle, faillerini de suçlarıyla tanımalıyız. Sarah’nın ölümüne sebep olanlar toksik masküleniteden beslenen baskıcı rejimlerdir, aynı rejimler ayrımcı yasalarla harmanlanmış nefret söylemlerinin de sorumlularıdır. Sarah’ı bu kadere sürükleyen ahlakınız batsın.”

“Sizleri Onur Ayı süresince Sarah’nın hikayesini, tanıklığını dile getirmeye davet ediyoruz. Bu ay her ne kadar varlığımızı kutlama ayı olsa da bizler ve diğer coğrafyalarda kimlikleri ve yönelimlerinden dolayı ayrımcılığa ve haksız yargılanmalara maruz kalanlar için kızgınlığımızı dile getirelim, ses çıkaralım. Bu öfkemizi varlığımızın renkleriyle yıkayalım! Hayatta kalmışlığımızın neşesiyle var olalım, geride kalanlar için ses çıkaralım. Bu Onur Ayı’nı öyle bir yaşayalım ki Sarah’nın mücadele ettiği dünya için bir adım daha ilerleyebilelim!”


Etiketler: yaşam
Nefret