24/06/2020 | Yazar: Kaos GL

Normu ayakta tutarken ihtiyaç duyacağınız cesaretiniz sizin olsun. Bedenlerinizi düzenli tekrarın aralıksız işleyişine ödünç vermeniz için gereken soğukkanlılık da.

Kendin Olmak Cesaret İster!* Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Sanatçı Pyotr Pavlensky, 10 Kasım 2013 tarihinde Moskova'da Kızıl Meydan'da bir gösteri sırasında bir polis memuru ile karşı karşıya. Polis devletini kınamak için sanatsal bir performansın bir parçası olarak Pavlensky genital organlarını parke taşlarına çivilenmiş.

Sibel Yardımcı KaosQueer+’nın 3. sayısı için Paul Preciado’nun “Le courage d’être soi” metnini Türkçeleştirdi. Gözden geçirilmiş ve güncellenmiş çeviriyi KaosGL.org okurlarıyla paylaşıyoruz.

Kendim olma cesareti üzerine konuşmaya davet edildiğimde, önce egom zevkten dört köşe oldu; sanki ona hem nesnesi hem tüketicisi olacağı bir reklam sayfası teklif edilmişti. Kendimi şimdiden ödül almış gibi görüyordum, bir kahraman gibi ... [ama] sonra madunların anısı bana musallat oldu ve bütün hoşnutluğumu sildi süpürdü.

Kendim olmak için ne kadar cesur olmam gerektiği üzerine, “benim” cesaretim üzerine konuşma hakkını bana ancak bugün bahşediyorsunuz. Dışlanma ve utanç yükünü bana bütün çocukluğum boyunca taşıttıktan sonra. Sirozdan mustarip bir hastaya küçücük bir kadeh ikram eder gibi tanıyorsunuz bu ayrıcalığı bana; bir yandan da doğa ve devlet adına tüm temel haklarımı inkar eder, tüm hücre ve organlarıma çılgın siyasi idareniz adına el koyarken. Bu cesareti bana, kumara bağımlı birine kumarhanede birkaç jeton bahşeder gibi bahşediyorsunuz, bana bir erkek adıyla veya dişil olmayan sıfatlarla seslenmemekte diretirken – tüm bunlar, basitçe, gerekli belgelerim veya bir sakalım olmadığı için.

Bizi burada, zincirlerini esnetmeyi becermiş ama az çok işbirlikçi kalan, diplomalarını almış ve efendilerinin dilini konuşmayı kabullenmiş esirler gibi bir araya getiriyorsunuz: Buradayız, önünüzde, doğumda kadınlıkları atanmış bedenler olarak, Catherine Millet, Cécile Guibert, Hélène Cixous, kaltaklar, biseksüeller, boğuk sesli kadınlar, Cezayirli, Yahudi kadınlar, tipik kadınlar, erkeksi kadınlar, İspanyollar olarak buradayız. Bizim “cesaretimiz” karşısında, bir eğlence izler gibi oturmaktan ne zaman bıkacaksınız? Ne zaman bıkacaksınız kendiniz olmak için bizi ötekileştirmekten?

Sanıyorum orospuların, AIDS hastalarının ve sakatların yanında militanca durduğum, kitaplarımda dildolu ve protezli cinsel pratiklerimden söz ettiğim, testosteronla ilişkimden dem vurduğum için bana cesur diyorsunuz. [Ama] bunlar benim tüm dünyamı oluşturuyor. Bunlar benim tüm yaşamım ve bu yaşamı, hayır, cesurca değil ama coşku içinde ve neşeyle yaşadım. Ama siz benim neşem hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz. Bana acımayı ve tekrar cesaret atfetmeyi tercih ediyorsunuz, çünkü bizim politik-cinsel rejimimizde, pornografik ecza kapitalizminin saltanatında cinsel farkı yadsımak, Ortaçağ’da İsa’nın yeniden doğuşunu inkar etmekle denk. Beni bu kadar cesur görüyorsunuz çünkü bugün genetik kuramları ve idari evrak karşısında cinsel farkı yadsımak, [ancak] 15. yüzyılda kralın yüzüne tükürmekle karşılaştırılabilir.

Ve bana şöyle diyorsunuz: “Bize kendin olma cesaretinden bahset!” Tıpkı Engizisyon hakimlerinin Giordano Bruno’ya sekiz yıl boyunca “Bize güneş-merkezlilikten, teslisin imkansızlığından söz et” demeleri gibi. Bu sırada büyük bir ateş yakmak için odunları hazırlıyorlardı. Nitekim ben de, tıpkı Giordano Bruno gibi ve şimdiden alevleri gördüğüm halde, küçük bir rota değişikliğinin yetmeyeceğini düşünüyorum. Herşeyi alt üst etmek gerekecek. Semantik alanı ve pragmatik araziyi havaya uçurmak. Cinsiyetin bir hakikati olduğuna dair kolektif düşten çıkmak. Nasıl güneşin dünyanın etrafında döndüğü fikrini bırakmak gerektiyse, aynen öyle. Cinsiyetten, toplumsal cinsiyetten ve cinsellikten söz etmek için, epistemolojik bir kopuşla başlamak gerekiyor, kategorik bir inkarla; kavramsal omurgada, zihinsel bir aydınlanmanın ilk işaretlerine olanak tanıyan bir çatırdamayla: Cinsel fark ve cinsel kimlik dilinin tümüyle terk edilmesi gerekiyor (Spivak’ın isteyeceği gibi stratejik veya Braidotti’nin isteyeceği gibi göçebe bir kimlik dilinin bile). [Çünkü] cinsiyet ve cinsellik, öznenin özsel nitelikleri değil; ama pek çok toplumsal teknolojinin, çeşitli söylem teknolojilerinin ve yaşamın ve hakikatin idaresine yönelik politik pratiklerin ürünü. Sizin cesaretinizin ürünü. Elimizde cinsiyetler ve cinsellikler yok; doğallıkları teslim edilen veya sapkın bulunarak yasaklanan beden kullanımları var. Özsel bir fark olarak annelik ise elinizdeki son aşkın koz; ama bu kozu oynamanıza değmez. Annelik de bedenin olası kullanımlarından yalnızca biri, tıpkı birçok başkası gibi; ve ne cinsel farklı garantiliyor ne de kadınlığı.

Öyleyse cesaretinizi kendinize saklayın. Evlenmelerinize ve boşanmalarınıza, aldatmalarınıza ve yalanlarınıza, ailelerinize ve anneliğinize, çocuklarınıza ve torunlarınıza. Normu ayakta tutarken ihtiyaç duyacağınız cesaretiniz sizin olsun. Bedenlerinizi düzenli tekrarın aralıksız işleyişine ödünç vermeniz için gereken soğukkanlılık da. Tıpkı şiddet ve suskunluk, güç ve düzen gibi, cesaret de sizden taraf. Tam aksine ben bugün cesaret yoksunluğu adına konuşuyorum - Virginia Woolf ve Klaus Mann’a, Audre Lorde ve Adrienne Rich’e, Angela Davis ve Fred Moten’a, Kathy Acker ve Annie Sprinkle’a, June Jordan ve Pedro Lemebel’e, Eve Kosofsky Sedgwick ve Gregg Bordowitz’e, Guillaume Dustan ve Amelia Baggs’e, Judith Butler ve Dean Spade’e özgü o  efsanevi cesaret yoksunluğu adına.

Ama sizleri sevdiğim için, benim cesur eşitlerim, sizlerin de cesaretten yoksun olmanızı dilerim. Şimdi sıra sizde. Normu tekrar edecek güçten düşmenizi, kimliği üretecek enerjiden mahrum kalmanızı, taşıdığınız belgelerin hakkınızda söylediklerine inancınızı kaybetmenizi dilerim. Ve dilerim ki, tüm cesaretinizi kaybettiğinizde -artık neşeden düşkün- bedenleriniz için yeni bir kullanım tarzı icat edin. Çünkü, sizi sevdiğim içindir ki, sizi böyle arzuluyorum: zayıf ve hakir. Çünkü devrim, kırılganlıkta işliyor.

*Metnin orijinalinin künyesi şöyle: “Le courage d’être soi”, Libération, 21 Kasım 2014,  http://www.liberation.fr/chroniques/2014/11/21/le-courage-d-etre-soi_1147950. Başlığın tam karşılığı “Kendi Olma Cesareti” fakat Türkçe kulağa daha hoş geldiği için bu şekilde çevirmeyi tercih ettim.

Yazar: Paul Preciado Çeviren: Sibel Yardımcı Kaos Q+ 3. Sayı

Orijinali Fransız Gazetesi Liberatian (21.11.2014)'de yayınlanan bu yazı http://autonomies.org'un izniyle İngilizce'den çevrilmiştir.  


Etiketler: yaşam
Nefret