17/01/2022 | Yazar: Kaos GL

Çankaya Belediyesi, LGBTİ+’lara nasıl açılacak? Bir belediyenin sağlık hizmeti neden gizli saklı olsun ki? Neden bir belediye eşitlik için adım atmasın? Belediye binasının hemen yanı başında trans kadınlar sokakta dayak yerken belediye neden sessiz kalsın?

Kent Masalları: Kaldırımların altındaki gökkuşağı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

17 Mayıs Derneği’nin başkentin Çankaya ilçesinde yaşayan veya çalışan LGBTİ+'ların sağlık hizmetlerine erişim sorunlarını ve ihtiyaçlarını ortaya koyduğu “Çankaya Kent Masalları” raporunun Yıldız Tar imzalı sunuş yazısını yayınlıyoruz:

Bir kente ait olduğumuzu ne zaman hissederiz? Her gün kaldırımlarını aşındırdığımız, sokaklarını turladığımız, ağaçlarının gölgesinde soluklandığımız bir kent, bizi ne zaman bağrına basar?

Bu araştırma için sunuş yazısı kaleme almamı istediklerinde zihnimde bu sorular vardı. Çankaya’da, Ankara’nın merkezi denilen ilçede LGBTİ+’ların neler yaşadığını öğreneceğim için hem heyecanlı hem de endişeliydim. Heyecanlıydım çünkü meselenin adını koymak her zaman iyi bir başlangıçtır. Endişeliydim çünkü LGBTİ+’ların bazı varsayımların aksine ülkenin hiçbir şehrinde nefes almak kadar olağan bir şekilde yaşayamadığını on yıla yaklaşan gazetecilik deneyimim bana acı bir şekilde öğretmişti. Elinizde tuttuğunuz bu çalışma hem heyecanımı hem de endişelerimi doğruladı.

Geçtiğimiz yıllarda, özellikle yerel seçimler öncesinde parti yetkililerinin ve zaman zaman LGBTİ+ hak savunucularının iddia ettiği gibi LGBTİ+’ların rahat yaşayabildiği ilçeler diye bir listeden söz etmek mümkün değil. Nasıl olsun ki? İnsan, eşit ve özgür olmadan nasıl rahat yaşayabilir? Şehrin her sokağı, her parkı, her binası ayrımcılığın, dışlanmanın, şiddetin acı hatıralarıyla örülüyken nasıl rahatça aşık olunabilir o şehirde?

Çankaya da üç aşağı beş yukarı böylesi bir yer olageldi yıllarca. Bir yandan LGBTİ+’lar örgütlendikçe şehrin çehresini değiştirdi. Diğer yandan atılamayan adımlar, verilen ancak tutulmayan vaatlerle kentin o acı hafızası bir gölge gibi çöktü üzerimize.

Kaos Kültür Merkezi’nin 2000’lerin başında Çankaya Belediyesi eliyle kapatılmasının üzerinden anca iki on yıl geçmişken; artık parkları polis ve belediye zabıtaları işgali altında bir kentte yaşıyoruz. Park çarkları yavaş yavaş nostaljiye dönüyor.

Hamamlar, Avrupa Birliği’nin desteklediği kültür sanat projeleriyle restore edildikten sonra ilk iş lubunyaları tekme tokat kovmak olduğundan beri hamamlarda da saklı değil hafızamız. Barlar, şehrin o hızlı değişiminin en çok yaşandığı yerler olarak zaten hafızamızı kargacık burgacık bir yazıya dönüştürmekten gayrı bir işleve sahip olmamaya başladı. Bayraklarımızla, dövizlerimizle yürüdüğümüz sokaklarımız artık yok. E peki ne kalır geriye bir kentten eğer hafızası öldüyse? İnsanları kalır. Yaşayan, nefes alan, değiştiren insanları.

Bu çalışma işte o insanlara mikrofon uzatıyor. Çankaya’yı, Çankayalılardan dinliyor. Çankayalı LGBTİ+’lar kentin kaldırımlarının altında yatan gökkuşaklarıyla anlatıyor kendi kent masallarını. Gökkuşakları o kaldırımların altından üstüne çıkabilsin diye eşitlik çığlığını okuyacaksınız ilerleyen sayfalarda.

Gökkuşakları kaldırımların altında çünkü araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri LGBTİ+’ların Çankaya’da “-mış gibi yaşamak” zorunda bırakıldığı. LGBTİ+’lar Çankaya’da yaşıyor ama nasıl yaşıyor? Gizlenmek zorunda kalarak. Deyim yerindeyse kendisi olamayarak yaşıyor. Kendin olamamak bu dünyada başınıza gelebilecek en kötü şeylerden biridir. İnsanın ruhunu örseler. Bu öyle bir örselemedir ki; sizi her daim tetikte kılar. Ömür boyu ayrımcılığın yarattığı algı, ayrımcılığa maruz bırakılanlarda potansiyel ayrımcılıklara karşı her daim tetikte olmayı yaratır.

Tetikte geçen bir hayatın yansımaları bu çalışmada bizi uyarıyor bir kez daha. Çankayalı LGBTİ+’ların çok büyük bir çoğunluğu kentte kendisini güvende hissetmediğini söylüyor. Bu hissin ardında derin bir gerçeklik ve deneyim yatıyor. Tehditler kentin her yerinden geliyor, LGBTİ+’ları korumakla veya LGBTİ+’lara hizmet götürmekle yükümlü olanlar korumak veya hizmet götürmek bir yana faile dönüşüyor. Alay edilme, sözlü taciz, darp, taksici ve motokurye tacizi, emlakçı tarafından ayrımcılık, akran zorbalığı, barda ayrımcılık, evden atılma, aile hekimliği/hastanede ayrımcılık, toplu taşımada gözle taciz… Bunlar yaşananların sadece bir kısmı. Bu bulgular, LGBTİ+’ların yoğun olarak sokakta ve mekanlarda, hizmet alımında ya da kolluk kuvvetlerine başvurduklarında taciz, ayrımcılık ve şiddete maruz kaldıklarını ortaya koyuyor.

Kentteki en önemli kurumlardan olan belediyenin çalışmaları ise LGBTİ+’lara o kadar da açık değil. Sadece bazı sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek mümkün oluyor. Onda da anonim HIV test merkezi dışındaki hizmetlerin hiçbirine dair LGBTİ+’ların çok da olumlu deneyimleri yok. HIV Test Merkezi’ni bulabilmek ise adeta büyük bir labirentte yönünü bulabilmek gibi.

Peki bu durumda Çankaya Belediyesi LGBTİ+’lara nasıl açılacak? Sunduğu hizmetleri görünür kılmaktan yönetime katılıma kadar pek çok adımdan bahsediyor LGBTİ+’lar. Bir belediyenin sağlık hizmeti neden gizli saklı olsun ki? Neden bir belediye eşitlik için adım atmasın? Belediye binasının hemen yanı başında trans kadınlar sokakta dayak yerken belediye neden sessiz kalsın?

Kalmasın diye yapılması gerekenlerin hepsi bu raporda bir bir sıralanıyor. LGBTİ+ örgütleri ile diyalogdan ortak projelere; belediye kapılarının LGBTİ+’lara açılmasından ayrımcılığa karşı adımlara kadar yapılması gerekenleri bir bir sıralıyor katılımcılar.

Bu raporun ardından artık deyim yerindeyse top Çankaya Belediyesi’nde. LGBTİ+’ların da gerçekten Çankayalı olabilmesi için eşitlik gerek bize. Belki o zaman bizim kent masallarımız Çankaya’nın çehresini değiştiren bir gökkuşağı olarak kaldırımların altından sokaklara taşar…


Etiketler: insan hakları, kent hakkı
Dijital