12/11/2011 | Yazar: Buğra Tokmakoğlu

İzmir Bisiklet Derneği bisiklet kültürünün yaygınlaşması için var gücüyle mücadele ediyor

İzmir Bisiklet Derneği bisiklet kültürünün yaygınlaşması için var gücüyle mücadele ediyor
Birçok Avrupa ülkesinde kentiçi ulaşımın can damarı haline gelen bisikletlerin önemi ülkemizde halen bilinmiyor. Son yıllarda birkaç büyükşehirde bisikletli ulaşıma ilişkin atılan adımlar yeterli olmasa da iyimser bir bakışla gelecek için umut vaat ediyor.
İzmir’de “Perşembe Akşamı Bisikletçileri” grubu ile sık sık karşımıza çıkan bisikletli ulaşım kavramı Büyükşehir Belediyesi’nin bisiklet yolları projeleriyle İzmirlileri heyecanlandırmıştı. Kentin coğrafi koşulları sebebiyle sadece uygun olan noktalara yapılacak yatırımlarla karayolu yoğunluğunun kıskacından şehri arındırmak mümkün olabilecekken hala gözle görülür bir değişime tanık olamıyoruz.
Her türlü kazanç paylaşma amacı dışında, kamu yararına hizmet gayesiyle, bisiklet dostlarını biraraya getirmek; bisikletin topluma, sağlık, spor, eğlence, ulaşım, çevre sağlığı, turizm ve ekonomi yönlerinden getireceği faydalarını anlatmak, tanıtmak ve bu doğrultuda daha geniş kitlelere sevdirilmesini sağlamak amacıyla kurulan İzmir Bisiklet Derneği yaptığı etkinliklerle kısa sürede ilkleri gerçekleştirmeyi başarmış.  
Derneğin Genel Sekreteri Murat Karaca derneğin kuruluş ilkelerini bir bir sayarken bisikletin sadece bir hobi olmadığı gerçeğini hatırlatıyor bana. Dernek tüm bisiklet sevenleri, sporcu ve ilgililerini eğitmek, bisiklet sahibi olmaları ve kullanmaları yönünde yardımcı olmak, topluma yönelik ve sportif amaçlı ulusal ve uluslararası gezi ve yarışlar tertiplemek ve bu tür yarış ve gezilere dernek olarak katılmayı amaçlıyor.  Aynı zamanda özellikle yerel yönetimleri bisiklet ulaşımı konusunda özendirmek ve geliştirmek için alt yapı faaliyetlerinin gerçekleştirilmesini sağlayıcı her türlü girişimde bulunmak konusunda zorluyor. Bisikletin doğa ve çevre dostu bir taşıt aracı olarak tanıtılması ile beraber başarılı sporculara ve ilgililerine ayni ve nakdi yardımlarda bulunmak, özendirici diğer tedbir ve çalışmaları yapmak için de mücadele ediyor.
Ege Telgraf’a bisiklet sevgisi ve İzmir’de bisiklet ulaşımıyla beraber İzmir Bisiklet Derneği’ni anlatan Genel Sekreter Murat Karaca Karşıyaka’daki evinden Küçükyalı’daki dernek ofisine her gün bisikletiyle gidip gelen bir bisikletsever. Heyecanlı yaklaşımıyla paylaştığı bilgilerle heyecanını yakından hissettiren Karaca’yla uzunca bir sohbet gerçekleştirdik…
 
Dernek hakkında bilgi verebilir misiniz?
Derneğimiz Türkiye’de İstanbul’daki bisiklet derneğinden sonra ikinci kurulan dernek olarak kayıtlara geçti. 470 resmi üyesi ve sosyal paylaşım ağlarından 5 bine yakın takipçisiyle önemli bir noktaya geldi. 1 Ekim ile başlayıp 1 Haziran’a kadar süren kış sezonunda özellikle haftasonu odaklı olmak üzere birçok etkinlik düzenliyoruz. 1987’den beri aktif bir bisiklet kullanıcısı olarak spor amaçlı bulaştığım bu işe kaptırdığım gönlümü derneğin genel sekreteri olarak hizmet vererek sürdürüyorum. Derneğimiz Küçükyalı’daki ofisinde tüm bisikletseverlerin ulaşabileceği bir noktada hizmet veriyor. Derneğin temel kuruluş sebebine gelirse bisikletlilerin varolduğunu sürücülere farkettirmek ve bisiklet sürücülerinin karşılaştığı kazaları önleyebilmek olarak açıklayabiliriz.
 
İzmir’i bisiklet ulaşımı açısından değerlendirir misiniz?
İzmir bisiklet ulaşımı için olabildiğince şanslı bir şehir aslında. Ancak kentin öncelikli sorunları var denilerek hep bisiklet arka planda tutulmuş, unutulmuş, unutturulmuş diğer kentlerde olduğu gibi. Son yıllarda Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan bisiklet yolları yetersiz olmakla birlikte gelecek açısından biraz da olsa umut veriyor bizlere. İzmir mevcut görünümüyle Türkiye’de bisiklet ulaşımının başkenti olabilecek durumda. Kentin görece yüksek yerlerinde Norveç örneğinde uygulandığı üzere çeşitli düşük maliyetli liftler yerleştirilerek bisikletlilerin rampalarda rahat etmeleri sağlanarak bisikletin yaygınlaşmasına katkıda bulunulabilir. Bu tip proje bazlı önerilerimizi her fırsatta dile getirmeye çalışıyoruz.
 
Yerel yönetimin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
İzmir Büyükşehir Belediyesi, başta Aziz Kocaoğlu olmak üzere bisiklet ulaşımı konusunda ılımlı mesajlar veriyor. Doğal Yaşam Parkı’ndan Bostanlı’ya uzanan parkurun yaratılmasında Kocaoğlu’nun emekleri yadsınamaz. Ancak belediyede çeşitli kademelerde görev yapan bürokratların anlaşılmaz tavırları ve bakış açıları bizleri zaman zaman karamsarlığa düşürüyor. Kentin önünü açacak birçok proje sunumumuzda resmen dalga geçerek, kentin öncelikli sorunu bisiklet değil diyerek çeşitli bahanelerle engellendik. Oysaki gelişen toplumlarda motorlu taşıtlardan uzaklaşmak birer göstergedir. Bizler ardı arkası gelmeyen körüklü otobüslerle ulaşmayı bir şey zannediyoruz hala.
 
Yerelde destek aldığınız hiçbir kurum yok mu?
Seferihisar Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası’ndan destek görüyoruz. Özellikle Tunç Soyer’in “Sakin Şehir” temasıyla yapmaya çalıştıkları ve bu projeleri arasına bisikleti de dahil etmesi memnuniyet verici. Biz de dernek olarak yakın gelecekte İzmir Bisiklet Turu Projesi ile dünyanın dört bir yanından bisikletçileri İzmir’e taşımayı ve kentimizle buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu proje ile EXPO yolunda kararlılıkla ilerleyen bir kentin dünya önündeki imajına da katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Foça’dan başlayan, Karaburun, Alaçatı, Çeşme, Seferihisar ve son olarak 9 Eylül’de İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda sona erecek kapsamlı tur için Seferihisar Belediyesi’nden destek yanıtı aldık. Önümüzdeki yıl 4-9 Eylül tarihleri için böyle detaylı bir çalışmayı hazırlıyoruz şimdiden.
 
Eğitim çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Dernek olarak güvenli sürüş teknikleri eğitimleri veriyoruz. Bisiklet kullanıcısının kendini güvende hissetmesi için grup sürüşü ya da birebirde özellikle sürücü gözünden bisikletliyi görebilmenin yolunu açıyoruz. Otomobil kullanan birinin algı dünyasında bisikletin nasıl göründüğünü bisiklet kullanan kişiye gösterdiğimizde daha güvenli sürüş teknikleri gelişiyor ister istemez. Yaz döneminde çocuklarla kamp çalışmaları yapmayı da planlıyoruz.
 
Bisiklet de kiralıyorsunuz…
Evet, dernek ofisimizde günlük ya da saatlik bisiklet kiralama hizmeti veriyoruz. Alsancak Limanı ve Alaçatı’da da yine şehrimize gelen turistlere yönelik kiralık bisiklet hizmeti veriyoruz. Yoğun ilgiden memnunuz özellikle haftasonlarına rağbet çok olduğundan bisiklet bulunamıyor. Genellikle gruplar halinde gelip bisiklet kiralayanlar oluyor. Fiyatlarımız oldukça makul, bu yüzden ilgi sürekli artıyor.
 
 “Bisiklet 1940’larda çıktı hayatımızdan…”
Bizler aslında millet olarak bisikleti severmişiz. 1940’lı yıllara kadar stadyum büyüklüğünde bisiklet sahalarına sahip olan ülkemizde bu sahalar yıkılıp un fabrikalarına dönüştürülmüş. Hangi zihniyet ve bakış açısıyla yapılmış meçhul. İzmir’de bisikletçilik yapan, bisiklet tamiri denildiğinde akla gelen birçok usta mahalle aralarında hizmet veriyor. Bu ustalar geçmişte Bisan bisiklet fabrikasında çalışan oldukça geniş bir bilgi birikimine sahip olan ustalardır aslında. En büyük kaybımız bu fabrika. Sembolik bir üretimle ayakta olan Bisan fabrikası bir dönem Türkiye’nin en önemli bisiklet üretim merkeziydi. Kalite ve deneyimi ile yalnızca ülkemizin değil tüm bölgenin ihtiyaçlarını giderirdi. Şimdilerde bisiklet denildiğinde genellikle uzakdoğuda üretilen, montajları ülkemizde yapılan kalitesiz, dayanıksız ürünler geliyor. Özensizce satın alınan bisiklet yarardan çok zarar getirir herkese.
 
“Dağ değil şehir bisikleti alın”
Beyaz eşya bayilerinde satılan bisikletlerle büyütüldü bu millet. Bisiklet beyaz eşya bayisinden değil bisikletçiden alınır. Bilinçsiz ve rastgele biçimde bisiklet satılmasına karşı durmak gerekir.  Bir dönem dağ bisikleti furyası çıkartılmıştı. Tüm reklam kampanyaları ve alışveriş merkezlerinde geniş lastikli dağ bisikletleri alınmaya teşvik edilmişti. Aslına bakarsanız şehir merkezinde dağ bisikleti kullanılmaz. İnce tekerlekli bisikletler kullanılır. Biraz bilinç ve eğitimle bu yanlışların düzeltilmesi gerekiyor. Hedeflerimizden biri de bu.
 
Neden bisiklet peki?
Bugün yeryüzünde 100 milyondan fazla bisiklet var: Caddelerin her gün yeni yeni otomobillerle dolup taşmasına, son modellerin bütün rahatlık ve gösterisine rağmen halkın en çok tuttuğu taşıt yine de bisiklettir. Bisikletin özellikle şehir içinde sağladığı kolaylıkları düşünecek olursak bunların bir otomobilin sağladığı imkânlardan hiç de aşağı kalmadığını görürüz. Birincisi, bisiklet nispeten basit bir makinedir. Uzun ve pahalı bir bakimi gerektirmez. Üstelik çok az yer tutar. Bir duvar kenarına ya da bir apartman holüne rahatça bırakabiliriz. Trafiğin sıkışık olduğu bir caddede sıralanmış otomobilleri düşünün. Bisikletli biri bütün bu taşıtların arasından kolayca sıyrılarak kendine yol bulup ilerleyebilir. Bisikleti karıncaya benzetmek hiç de yanlış olmaz: kendinin 10 misli ağırlığındaki yükü taşır, karıncadan çok daha hızlı yol alır… Bisikletinize saatte 15-20km’lik bir hız sağlamak isterseniz yürürken harcadığınız enerji kadar bir enerji sarf etmeniz yeter. Yerin düz veya çukurlu olusu bisiklet için hiçbir engel meydana getirmez. Hiçbir taşıtın giremediği yerlere kolayca girip çıkabilir. Açık havada yaptığımız bir bisiklet gezintisi, bize tabiatın güzelliklerini içimize sindire sindire seyretmek imkânını verir. Gittikçe telaşçı ve aceleci olan çağımızda bisiklet özgürlük ve iç huzurun bir timsalidir.

 Kaynak: Ege Telgraf Gazetesi 


Etiketler: yaşam, ekoloji
Nefret