01/04/2020 | Yazar: Ali Erol

Mart’ın ikinci yarısından LGBTİ+’lar için pozitif “köşe”ler Yeni Yaşam ve Yeni Gün yazarlarından…

Korona günlerinde gazete köşelerindeki gökkuşağı da soldu! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Homofobik nefret söylemiyle bendini aşıp “köşe”lerine sığmayan gazete yazıları korona günlerinde de soluklanmadan sallarken, Mart ayının ikinci yarısının köşe yazılarında aradığımız “gökkuşağı” renklerine ise hasret kaldık…

Gökkuşağının hakkını veren, LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan pozitif “köşe”lere göz atmaya devam ediyoruz.

Mart ayının ikinci yarısından, “köşe”lerinde cinsel çeşitliliğe, cinsel yönelimlere, cinsiyet kimliklerine, LGBTİ+’lara (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) kısacası “gökkuşağı”na yer açan gazete yazıları ararken gözümüze takılan sadece Yeni Yaşam ve Yeni Gün köşeleri oldu.

Yeni Yaşam, Eren Keskin: “Erkek egemen, homofobik, transfobik bir anlayış”

Yeni Yaşam gazetesinden Eren Keskin, “Acı ve direniş Mart’ın özel günleri” başlıklı köşe yazısında, insan hakları savunucuları için Mart ayının özel ve yoğun gündemine değindi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden, 21 Mart Newroz gününe akan köşe yazısından insan hakları savunucusu Eren Keskin, cinsiyetçi, homofobik ve transfobik anlayışa dikkat çekti:

“İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yöneten zihniyet hiç değişmedi. Erkek egemen, feodal, homofobik, transfobik bir anlayış. Kadınlara ayrımcılık yaşamın her alanında sürmekte. Kadınlar siyasette “erkekler ait alanlarda” kendilerine yer bulmaya çalışıyor. Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri her gün artmakta. T.C devleti bir yandan kadınlara yönelik şiddet alanında, çok değerli bir sözleşme olan Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’ne imza atan bir yandan da yaşamın her alanında erkek şiddetini meşrulaştırıyor. 8 Mart’ta dahi, kadınlara “devlet eli” ile şiddet uygulanıyor.”

Yeni Gün, İskender Özsoy: “Nefret suçu sayılan aşağılamalar”

Yeni Gün gazetesinden İskender Özsoy, “Bu Nefret Niye?” başlıklı köşe yazısına Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nden “gazetecinin temel görevleri”ni anarak başlıyor: “Gazeteci; milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim, dil, din, mezhep, inanç, inançsızlık, sınıf, dünya görüşü ayrımcılığı yapmadan tüm uluslar, halklar ve bireylerin haklarını tanır, saygı gösterir.”

Yeni Gün köşe yazarı Özsoy, “dil ayrımcılığı konusunda somut bir saygısızlık örneği” veriyor ve geçmişe, mübadele günlerine dönüyor. “18 Temmuz 1924 tarihinde Pendik’e gelen Yanya mübadillerinin ana dilleri Yunanca, yaygın söyleyişle Rumca.” bilgisini veren yazar, 6 Ağustos 1929 tarihli İkdam gazetesinde yayımlanan okuyucu mektubu aktarıyor ve ekliyor: “N.M’nin - her kimse- “zan” üstüne kurduğu mektubu bugün nefret suçu sayılan aşağılamalarla dolu. Dün böyleydi de bugün farklı mı? Elinizi vicdanınıza koyun, doğru söyleyin. Farklı mı? Hele bugünlerde. Bakın sanal aleme, sanal alem allamelerine. Yaşadığımız olağanüstü günlerde, hem de ne kadar süreceğini kimsenin kestiremediği günlerde bile nefret dilini ısrarla koruyan ve savunanlar ne din gözetiyor, ne iman; ne meslek ne de sosyal statü. Varsa yoksa aşağılama, hor görme.”

LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”leri okumaya devam edeceğiz: “Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır” nereye kadar…


Etiketler: medya
Nefret