02/10/2020 | Yazar: Gökkuşağının Mümin Hali

İslam'ın kuir dostu yorumlarının sadece teoride mümkün olmadığını, aynı zamanda dindar eşcinsel Müslümanların inançlarıyla uzlaşmaları için de yollar sunduğunu göstermektedir.

Kuir dostu İslamî tefsir Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Allah eşitliği sever

Western Sydney Üniversitesi'nde İslamî Araştırmalar Bölümü Öğretim Üyesi ve Orta Doğu'da Kadın Eşcinselliği kitabının yazarı Samar Habib’in Modern Dünya’da İslam Araştırmaları dergisinin Bahar 2008 sayısında yayınlanan yazısının çevirisidir. İslam ve LGBTİ+ konularındaki diğer yazı ve çevirilerim için https://gokkusagininmuminhali.blogspot.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Birçok çağdaş Müslüman, kuir dostu bir İslamî tefsirin mümkün olmadığına veya en azından bu yorumların yanlış olduğuna inanıyor. Birçok açıdan, kuir dostu İslamî tefsir, oldukça umutsuz bir uzlaşı girişimi olarak görülüyor. Ancak Scott Kugle, eşcinsel ve Müslüman kelimelerinin bir araya gelebileceğini savunarak bu varsayımlara karşı çıkıyor. Çünkü bu kavramlar dünyadaki Müslüman topluluklarda olan mevcut insanların temel kimliğini oluşturuyor.1

Ek olarak, İslam ve eşcinselliğin nasıl ideolojik olarak uzlaşabileceğinin analizini yapmak şimdiye kadar ciddi olarak keşfedilmemiş bir mevzu. Keşfedilse bile, akademisyenler tarafından değil, kendileri için kişisel olarak da bir önemi olan lezbiyen/gey/kuir/trans/bi ve interseksüel Müslüman aktivistler tarafından yapıldı. Akademide, kuir dostu İslam’ın neye benzeyeceği veya ilk olarak bunun mümkün olup olmadığına dair az bir bilgi var. 

Eşcinsellerin Kuran’daki konumu; şeriatı uygulayan İslamî devletlerin ve halkın çoğunluğunun inanmaya meylettiğinden daha belirsiz ve esnek. Aslında Suudi Arabistan, İran, Nijerya gibi eşcinselliği şerî merkezli cezalandıran ülkeler bunu, Ali İbn Ebu Talip’le (peygamberin kuzeni ve Ayşe’nin Camel savaşındaki düşmanı) ilişkilendirilen, peygamberin ölümünden sonraki dönemde çıkan bir hadiseye dayandırıyor. Peygamberin ölümünden sonra 2 erkek eşcinsel bir yakınlaşmada yakalanıyor ve Ali İbn Ebu Talip’e getiriliyor. Anlaşılıyor ki, hiçbir sahabe (peygamberin hayatına şahit olan inançlı kimseler) peygamberin eşcinsel eylemi cezalandırdığına dair bir hadis hatırlamıyor. Bir belgesel için röportaj yapılan genç bir eşcinsel Müslüman, bu hikayeyi anlatıyor ve eşcinsel Müslümanlar arasında İslam ülkelerinde eşcinselliğin cezasının sorgulanabileceğine dair bir farkındalık olduğunu gösteriyor. Ancak İbn Ebu Talip, iki erkeğin çatıdan atılmasını ve recmedilmesini emrediyor.2

Bu olay, bir Müslüman liderin eşcinsel ilişkilere karşı sergilediği ilk resmi duruşa işaret ediyor ve bu nedenle eşcinsel ilişkilere yönelik modern İslamî tutumların kökeni gibi görünüyor. Bu olay aynı zamanda erken dönem fıkıh âlimlerini, eşcinselliğin Kuran'da ya da El-Buhari tarafından derlenen ve çıkarılan sahih hadislerde yasaklanması veya cezalandırılması konusunda hüküm verilmediğinden alarma geçiriyor. Ayrıca bu ilk fıkıh âlimleri, aktif ve olumsuz bir söylemin ortaya çıkmasına sebep oldular. Peygamber Efendimizin erkek ve kadın eşcinsel faaliyetlerini günahkar ve zina ile eşdeğer3 olarak gördüğüyle ilişkilendiren; aktif ve pasif partnerler için birçok cezalandırma içeren; peygamber ve sahabelerine kadar uzanan uygun bir aktarım zinciri olmayan şüpheli hadisleri aktardılar. 

Eşcinselliğe yönelik modern anaakım Müslüman tutumları; yaygın olarak Şeyh Yusuf el-Karadavi’nin4 temsiliyle, eşcinsellikle ilgili aynı olumsuz ve lanetleyici sonuçlara yol açan dini metinleri yorumlamayı miras alarak şekillendi. Bu şekilde yorumlama; El Zuhri, El Thahabi, El Suyuti, El Maştoli veya El Hindi5 gibi fıkıh âlimlerinde görülebilir. Bu kişiler sıklıkla eşcinselliğin yasaklanmasına dair argümanları doğrulamak için maktu hadislere ( Aktarım zinciri güvenilir kaynaklardan olmayan hadisler.) başvurdu. (Bu konuda detaylı bir çeviriye buradan ulaşabilirsiniz: https://gokkusagininmuminhali.blogspot.com/2020/09/hadisler-ve-kuir-kimlikler-1.html )

Lut Kavminin Hikayesi

Eşcinsellere yönelik bu yasaklayıcı tavır tüm Müslümanlar tarafından benimsenmiyor.  Aslında, tüm İslam toplumlarının veya fıkıh bilginlerinin eşcinselliğe karşı olmadığını gösteren kuir Müslüman bir karşı kültür var. Eşcinselliği zinayla denk veya İslam hukukunda cezalandırılabilir görmeyen İbn Hazm, Hasan El-Basri ve Yahya Bin Aktam gibi çok sayıda fıkıh âlimi var.  İbn Hazm kitabı El-Muhalla’da, açıkça lezbiyenliğin “birbirleriyle zina yapan kadınlar” olduğunu iddia eden hadisi, gerçek olmayan bir hadis veya sanadsız (Hadisin peygamberden anlatıcıya kadar uzanan dizilimi olmayan.) olarak kabul eder.6  İbn Hazm ve Hasan El-Basri eşcinsellerle karşılaştılar ve yazılarında genellikle onlara oldukça normal bir şekilde atıfta bulunur.

Halife El-Ma'mun zamanında Bağdat'ta bulunan Kadı Yahya Bin Aktam, eşcinsel ilişkilere yetki vermesi ve bunlara dahil olmasıyla biliniyordu; İbn Hazm, zamanının bazı Müslüman toplulukları eşcinselliği yasaklar ve cezalandırırken, bazılarının ise eşcinselliğe kabul ve izin verdiğini açıkça belirtmiştir.7 Ayrıca İbn Hazm, Kuran’da anlatılan Lut hikayesinin her zaman özellikle ve sadece eşcinselliğe karşı uyaran bir hikaye olarak düşünülmediği konusunda da uyarır. Lut gibi gerçek bir peygamberi reddedenler için bir uyarı işlevi olduğundan bahseder. İbn Hazm, Lut kavminin helâkının nedeninin eşcinsel eylemde bulunmaları değil, Lut’u gerçek bir peygamber olarak kabul etmedeki itaatsizlikleri ve isteksizlikleri olduğunu vurgular.8

Dahası A’raaf Suresi 80-84’te Lut, insanlarını kadınları terk edip görünüşte münhasır eşcinsel davranışlarda bulunmalarından ötürü kınasa da; İbn Hazm helâklarına sebep olan doruk nedenin, aynı zamanda insanlar Lut’u getirdiği misafire tecavüz etme girişimiyle rezil ettiğinden, kesinlikle bu olmadığını savunuyor (Misafir, Lut’a kavminden çıkması için Allah tarafından gönderilen bir melektir. Hud Suresi: 78-81). Sonuçta Lut kavmi eşcinselse, hikaye bunu şüpheli durumlarından biri olarak vurgular; ancak yıkımlarının sebebi kendi aralarındaki cinsel eylemlerden ziyade, kesinlikle Lut'u reddetmeleri ve misafirine tecavüz etme girişimlerinden kaynaklanıyor gibi görünmektedir. Çağdaş fıkıh âlimleri, bu hikayeyi belirli bir "tarihsel" olay veya belirli bireylerle ilgili bir hikaye olarak yorumlamayı seçmek yerine, Lut kavminin hikayesini genelleme ve onu tüm eşcinselleri içeren ve temsil eden bir hikaye olarak görme eğilimindedir. Ancak kuir dostu bir İslamî tefsirin amaçları doğrultusunda, hemen ortaya çıkan soru şudur: Müslümanlar, Lut kavmine benzemeyen, tecavüzcü ve inançsız olmayan eşcinselleri ne yapacak? Ve bu tam da 11. yüzyılda İbn Hazm tarafından üstü kapalı olarak ortaya atılan sorudur.

Son olarak Nisa Suresi: 20-21'deki Kuran ayetinde geçen fahşanın yasaklanması, çağdaş Müslüman âlimler tarafından sıklıkla eşcinselliğin yasaklanması şeklinde görülmüştür. Ayet, mü’minlere, eğer bir kadın fahşa (Bu birazdan açıklanacak.) işlerken yakalanırsa, belirli bir süre veya Allah onun için bir yol bulana kadar ev hapsine alınması gerektiğini söyler. Aynı ayet mü'minlere fahşa olayına karışan iki erkeğin cezalandırılması ve tövbe ederlerse serbest bırakılması gerektiğini söyler. Çağdaş dini figürlerin sıklıkla iddia ettiği gibi "fahşa" kelimesiyle "eşcinsellik" kastedilmiş ise, burada tanımlanan ceza Ali İbn Ebî Talib'in (Eşcinselleri çatıdan attıran adam.) aldığı cezalandırıcı kararın temelini çürütmektedir. Bununla birlikte, birçok modern âlimin burada "fahşa" yı "eşcinsellik" olarak okumasına rağmen, bu kelime özel olarak eşcinsellik anlamına gelmez ve gerçekte, evlilik dışı cinsel aktivitenin tanımlanmamış herhangi bir türü anlamına gelebilir. Fahşa, müstehcen cinsel davranış anlamına gelen ve hayvanlarla cinsel ilişkiye, ahlaksızlığa, grup seks benzeri davranışlara veya ihtimallere gönderme yapar. Ancak, kesinlikle sadece eşcinsel faaliyetlere atıfta bulunabilen bir kelime değildir. Bu ayetin tümüyle eşcinsel faaliyetle ilgili olduğu iddiasını doğrulamak aslında çok zordur, çünkü ayet bir “teorik” kadının (eve kapatılarak tutuklanan) ve iki “teorik” erkeğin (cezalandırılan ve tövbe ederlerse serbest bırakılan) cinsel aktivitesine gönderme yapıyor gibi görülmektedir. (Bu ayetin yorumlanmasında farklı görüşlere sahip kuir dostu âlimler de vardır. Çevirmen notu.)

Kuir Dostu Bir İslamî tefsir 

Kuir dostu bir İslamî tefsir ilk olarak, fıkıh âlimlerinin dayandırdıkları erken dönem ve daha sonrası eşcinselliği tartışan doğrulanmamış (veya kopuk) hadisleri reddetmekle başlar. İkinci olarak, kuir dostu tefsir, Lut kavminin Kuran'daki hikayesinin eşcinseller hakkında bir hikaye olduğu ya da daha da kötüsü, şimdiye kadar olmuş ya da olacak tüm eşcinseller hakkında bir hikaye olduğu inancını ortadan kaldırmak için harekete geçiyor. Geriye kalan sahih hadislerden ikisi önemlidir ve bunlar Sahih-i Buhari'de doğrulanmıştır. Bunlardan biri bir “muhannes”’le ilgilidir. Bu tarihsel dönemde, "muhannes" kelimesi, hadım edilmiş veya kadınsı (genellikle eşcinsel) erkek veya belirsiz cinsiyeti olan (genellikle interseks bir kişi) anlamına gelebilir. Bu hadiste bir muhannes, Ümmü Seleme'nin (Peygamber'in karısı) evindedir. Muhannes, peygamberin askerlerinden birine bir kadının cinsel içerikli betimlemesini yaptıktan sonra, muhannesin kadınlarla yalnız kalması (Öncesinde kalmasına izni vardı.)  Peygamberimiz tarafından yasaklanır.9 "Muhannes" ile kadınsı, eşcinsel bir erkek kastedilmişse (Hadisin bazı modern tercümanlarının gördüğü gibi), onun Peygamberin huzurunda olduğunu ve kadınların mahremine girmesinin onları cinsel bir nesne olarak tanımlayabildiği, yani heteroseksüelliği sebebiyle yasaklandığını dikkate almamız gerekir. Oysa eşcinsel varsayılmasıyla, daha öncesinde tartışmasız bir şekilde kadın mahremine ve Peygamber'in huzuruna erişmesine izin verilmişti. Peygamber bir “muhannes” i varlığına itiraz etmediyse, eşcinselliği yasaklayan veya cezalandıran sahih bir hadisin neden olmadığını kolayca görebiliriz.

Böylece, Zahiri perspektifinden (Bir fıkıh ekolü) İslam ve eşcinsellik uzlaştırılabilir. Bu yorumlama tarzı İbn Hazm ve diğerleri tarafından benimsendi ve Kur'an-ı Kerim'e ve El-Buhari veya El-Müslim'in sahih hadis koleksiyonlarına dayandırılan dini (olumsuz) metinlerin sayısını azalttı. İslam'ın oluşum yıllarında Peygamberimizin yaşamı boyunca eşcinselliğin cezalandırılmaması; eşcinselliği kınayan hadislerin uygun bir isnadının bulunmaması ve Lut'un Kuran'daki öyküsünün belirli bir zamanda belirli bir grup insanın öyküsü olmak yerine gereksiz yere tüm eşcinsellerin öyküsü olarak görülmesi; tüm bu hususlar şunu göstermektedir ki kuir dostu bir İslamî tefsir en azından teorik olarak mümkündür.

Doğuştan veya değil?

Eşcinselliğe karşı olan pek çok Müslüman âlim, eşcinsel Müslümanların çoğu aksini söylemesine rağmen, bunun doğuştan ya da fıtrattan olamayacağını savunmaktadır. Bu doğuştanlığın reddi, Tanrı'nın hata yapmadığı ve insanları mükemmel bir şekilde yarattığı öncülünden kaynaklanmaktadır. Eşcinsellerin arzularına göre hareket ederek günah işlemeyi seçtiklerine ve eşcinsel arzuların kendi içlerinde günah olmadığına, faaliyetin kendisinin günah olduğuna inanılıyor.10 Bu muhafazakar parametre eşcinsel çiftler için bir yol gösteriyor. Arzu günah değil eylem günahsa, Müslüman eşcinseller belirli cinsel eylemlerden kaçındıkları sürece suçluluk hissetmeden romantik ilişkilerde bulunabilirler. Ya da, şu anda eşcinsel Müslümanlar tarafından benimsenen daha kökten bir düşünce tarzı, eşcinselliğin birçok durumda gerçekten fıtrat ve doğuştan olduğu ve kesinlikle Yaradan'ın niyetinin bir parçası olduğudur.11

Yorumlamanın ikinci hattı elbette interseks bir kişinin tartışılmaz fıtratı tarafından desteklenecektir. İnterseks bireylerin, açıkça bu şekilde doğduklarından, interseks olmayı seçtikleri öne sürülemez ve yine de hadislerde veya Kuran-ı Kerim'de temsil edilmemektedirler. Dolayısıyla Allah, bu bireyler İslamî olarak hesaba katılmasa bile, ne kadın ne de erkek olarak atanan bireyler yaratmıştır.12 Bu nedenle, Tanrı ne kadın ne de erkek bireyler yarattığı gibi, birçok İslamî cemaat tarafından desteklenen özel heteronormatif toplumsal cinsiyetin ikilisine sığmayan bireyler de yaratır. Bu görüş, bilimsel metodoloji ve kanıta dayalı teori ile çelişmeyen İslamî yoruma rasyonalist bir yaklaşımı yansıtır, ancak bu rasyonalist İslamî tarzın, en popüleri veya şu anda en baskın hali olmadığını söylemeye gerek yok. Bununla birlikte, bu argümanların öne sürülüyor olması, İslam'ın kuir dostu yorumlarının sadece teoride mümkün olmadığını, aynı zamanda dindar eşcinsel Müslümanların inançlarıyla uzlaşmaları için de yollar sunduğunu göstermektedir.

Notlar:

1. Scott Kugle, “Queer Jihad: A View from South Africa,” ISIM Review, no. 16 (2005): 14-15. 

2. I Exist, dir. Peter Barbosa, Arab Film Distributors (2003). Also see http://www. religioustolerance.org/hom_isla.htm. Last accessed January 28, 2008. 

3. A hadith cited in several early Islamic texts including Ahmad Bin Mohamad Bin ‘Ali al-Yemeni (850.A.D.), Rashd al-Labeeb Ila Mu’asharat al-Habib (n.p.: Thala Lil-Tiba'ah Wa’l-Nashr, 2002), 123. 

4. “Islamic Stance on Homosexuality,” ed. Nadia El-Awady, Islam Online: http://www.islamonline.net/english/ Contemporary/2003/02/article01-1.shtml. 

5. Samar Habib, “The History and Representation of Female Homosexuality in the Middle Ages,” in Female Homosexuality in the Middle East: Histories and Representations (New York and London: Routledge, 2007), 55-62. 

6. Ibn Hazm, al-Muhalla (c.1060 A.D.) accessible at www.alwaraq.net, 2232-2233. 

7. Habib, Female Homosexuality, 59-60. 

8. Ibn Hazm, al-Muhalla, 2228-2229. 

9. Bukhari, “al-Nikah,” 4834, Hadiţh Encyclopedia Ver. 2.1, Harf (Cairo and Riyadh). 

10. Jim Wafer “Muhammad and Male Homosexuality” in Islamic Homosexualities, ed. Stephen O. Murray and Will Roscoe (New York: New York University Press, 1997), 87-96. 

11. Belgesel, A Jihad for Love, dir. Parvez Sharma, Channel Four Films, 2007, and http://www.ajihadforlove.com/home. Html.

12. Paula Sander, “Gendering the Ungendered Body: Hermaphrodites in Medieval Islamic Law,” in Women in Middle Eastern History, ed. Nikki R. Keddie and Beth Baron (New Haven: Yale University Press, 1991), 75-95.

Kaynak: https://openaccess.leidenuniv.nl/bitstream/handle/1887/17231/ISIM_21_Queer-Friendly_Islamic_Hermeneutics.pdf?sequence=1


Etiketler: yaşam, din/inanç
Nefret