15/12/2022 | Yazar: Gözde Demirbilek

İHD LGBTİ+ Komisyonu, İnsan Hakları Haftası kapsamında “Hapishanelerde LGBTİ+ Mahpusların Sorunları ve Sağlık Hakkı” paneli gerçekleştirdi.

“LGBTİ+ komisyonlarının tüm İHD şubelerinde kurulması gerekiyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, dün (14 Aralık) 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında “Hapishanelerde LGBTİ+ Mahpusların Sorunları ve Sağlık Hakkı” paneli gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Şahika Yüksel, Av. Eren Keskin ve Atiye Güney konuşmacı olarak katıldığı paneli Destina Tokmak modere etti.

Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Şahika Yüksel, Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Psikiyatri Derneği’nden doğru hekimler ve LGBTİ+ uygulama ilkeleri hakkında bilgi verdi. Yüksel konuşmasında hekim örgütlerine düşen görevin eğitim ve uygulama üzerine çalışmak olduğunu söyleyerek bilimsel uygulamalar çerçevesinde hekimlerin kanıtlara dayalı bir şekilde insan hakları çerçevesinde herkese eşit davranması gerektiğinin altını çizdi:

“Hekimler olarak bizler her koşulda öncelikle zarar vermemeye dikkat ederiz. Etik kurallar bizi bağlar ama farklı durumlarda bu kurallar fazlasıyla esnetilebiliyor. Bu esnemeyle hekimin etik ikileminde; adil muamele, özgür seçim hakkı, mahremiyeti ve gizliliği koruma, ulaşılabilir bilgi edinme hakkı gibi konular gündeme geliyor.”

“Cinsiyet uyum sürecinde yer alan ve medikolegal sorumluluk taşıyan psikiyatri, endokrinoloji, plastik cerrahi, kadın hastalıkları, üroloji ve ilgili alanların sorumluluk ve yetki çerçevesinin ilgili uzmanlık alanları tarafından belirlenmesi, uzmanlık eğitim müfredatlarının belirlenen sorumluluk ve yetki çerçevesine uygun olarak planlanması ve yürütülmesi trans sağlığına ilişkin hizmetlerin niteliğinin arttırılmalıdır. Disiplinlerarası zorluklar sebebiyle meslek sınırlarına uygun olmayan uygulamalarda bulunan hekimler için bir tutum belgesi hazırladık bu sebeple. Bu yıl kuruldan geçen Transların ve İkilikdışı Cinsiyeti Olan Kişilerin Sağlığı Tutum Belgesi (TTB), ilgili uzmanlık alanları arasında karşılaşılabilecek olası sınır aşımlarını ortadan kaldırmaya ve süreçte yer alan taraflar için güven oluşturmaya yönelik bir işlev görecektir.”

İkinci konuşmacı Av. Eren Keskin ise konuşmasına LGBTİ+ komisyonlarının İHD’nin tüm şubelerinde kurulması gerektiğine değinerek başladı.

“Bütün şubelerimizde olması gereken LGBTİ+ Komisyonu sadece İstanbul şubemizde var. Oysa heteroseksizmin ırkçılıktan hiçbir farkı yok. Mesela trans kadınlara Kabahatler Kanununa göre ceza kesiliyor, bu cezalara sebep olarak ‘çevreyi kirletmek, çevreye zarar vermek’ gibi ifadeler yazılıyor. Bu, açıkça ırkçılıktır. Devlet dili o kadar ötekileştirici ve nefret üretici bir yerde ki bu topluma yayılıyor. Bu yüzden şiddetin politik olduğunu söylüyoruz. Nitekim son dönemde nefretin örgütlenişine de çok yakından şahit oluyoruz.”

Cezaevlerinin yapılanışıyla ilgili ise şöyle bilgi verdi:

“Türkiye’de cezaevleri kadın ve erkek cezaevleri olarak cinsiyetlendiriliyor. Mahpus kişi bir trans olduğunda ise erkek cezaevine gönderiliyor ve tek başına tecritte tutuluyor. Örneğin trans kadın bir mahpusun her türlü araması ve kontrolü erkek gardiyanlar tarafından yapılıyor. Mahpusa kullanmadığı bir isimle hitap ediliyor. ihtiyaçlarını karşılaması için bulunan kantinden ihtiyaçlarını karşılayamıyor çünkü kantinde cımbız, saç boyası gibi ürünlerin hiçbirine erişimi olmuyor. Bu yüzden cezaevinde cinsiyet uyum sürecinin gerçekleşmesi ve tek başına geçirmesi çok zor bir süreç haline geliyor.”

Panelin son konuşmacısı Atiye Güney ise trans mahpusların uyum süreçlerinde karşılaştıkları sorunları aktardı:

“Cinsiyet uyum süreciyle ilgili yaşanan sıkıntılar ve hormona erişim meselesi gerek dışarıda olan gerek mahpus hayatı yaşayan transları etkiliyor. Birçok için ‘lüks’ olarak görülse de bu ihtiyaçlar translar için gereklilik. Trans mahpusların bir kısmına gereğinden fazla ilaç verilirken bazılarına hiç verilmiyor. Oysa süreç işlerken hormona erişememek takdirde metobolizmayı etkileyecek ciddi sorunlara yol açabiliyor. Erişememek hem psikolojik hem fizyolojik sorunları beraberinde getiriyor. Cinsiyet uyum sürecini yamamlamak zaten dışarıda da zorken mahpus hayatı yaşayan translar daha da ayrımcı bir politikayla karşı karşıya kalıyor.”

Güney konuşmasında, Hormona Erişim Kampanyası’ndan söz ederek artan hormon fiyatlarını gündeme getirdi:

“Her geçen gün artan hormon fiyatlarının gündem olması lazım. Sağlık kuruluşlarının bu konudaki ilgisizliği devam ediyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu ilaca erişimde çoğunluk yaşıyor ancak translar örgütlü bir zorlukla karşı karşıyalar. Cezaevlerine hormon göndermek istediğimizde ise muhatap bulamıyoruz çünkü içeriye almıyorlar. Bu konuda hepimizin mikro, mezo ve makro düzeyde çalışmalar düzenlememiz gerekiyor.”


Etiketler: insan hakları, sağlık, sağlık hakkı
nefret