03/12/2020 | Yazar: Ali Erol

Kasım ayının LGBTİ+’lar için gökkuşağı “köşe”leri Hürriyet ve Cumhuriyet yazarlarından…

LGBTİ+’lar için Kasım ayı gökkuşağı “köşe”leri  Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Gökkuşağının hakkını veren, LGBTİ+’lara (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan pozitif “köşe”leri okumaya devam ediyoruz.

Kasım ayının LGBTİ+’lar için gökkuşağı “köşe”lerine sadece Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinde denk geldik…

Hürriyet, Fulya Soybaş: “Baba ya da annenin cinsel tercihinin farklı olması mahkemeyi ilgilendirmez”

Hürriyet yazarı Fulya Soybaş, “Özel hayatın gizliliği nereye kadar” başlıklı yazısında, “eşinin çamaşır ve kıyafetlerini giyen baba” haberini avukatlarla ele alıyor: “Ortada bir fantezi, cinsel yönelim yoksa çocuğa cinsel taciz mi var? Çocuğun üstün yararı için ne yapılmalı? ‘Gizli çekim’ ile elde edilen görüntüler özel hayatın mahremiyetine gölge düşürür mü?”

Hürriyet yazarı, “eşcinsel baba velayeti alabilir” ara başlığı kullanırken, avukat değerlendirmesi ile devam ediyor: “Hâkimin velayetin boşanan taraflardan hangisine bırakılacağını belirlerken sadece çocuğun menfaatini göz önüne alacağını belirten Mermer, şöyle devam ediyor: “Baba ya da annenin cinsel tercihinin farklı olması mahkemeyi ilgilendirmez. Çocuğun menfaati neyi gerektiriyorsa velayet o kişiye verilir.””

Çocuk ve ve genç psikiyatrı ise “Babanın kadın kıyafetleri, kadın iç çamaşırı giyip çocuğuyla girdiği etkileşim istismar düzeyinde mi? Babanın bu eğilimi bir fantezi, anlık bir çılgınlık mı? Cinsel bir eğilim mi? Bilmiyoruz.” diyor ve ekliyor: “Baba kendi dünyasında ne yaparsa yapsın başka, yaptığı eylem çocuğu etkiliyorsa durum başka!”

Hürriyet yazarı Soybaş, görüntülerin ifşasını sorunlu bulduğunu ara başlığa taşıyor ve devam ediyor: “Bana göre buradaki sorunlardan biri de ‘mahrem’ görüntülerin dava dosyasından çıkıp, özellikle de sosyal medyada, hayli sert yorumlar eşliğinde elde ele yayılmasında.”

Hürriyet yazarı, bir diğer avukat değerlendirmesiyle köşesini tamamlıyor: “İnsanların cinsel tercihleri bizi ilgilendirmemekle beraber kriter çocuğun durumdan psikolojik anlamda etkilenip etkilenmemesidir. Eşlerden birinin ister fantezi ister cinsel tercih eğilimi olarak kadın kıyafetleri giymesi, kendi mahremlerini ilgilendirir. Ama ortada bir çocuk var. O nedenle gizli çekim, delil niteliği taşır.”

Cumhuriyet, Zülal Kalkandelen: “Homofobi/transfobi gibi ayrımcılık türleri”

Cumhuriyet köşe yazarı Zülal Kalkandelen, “Kapitalizm veganizmi yutabilecek mi?” başlıklı yazısında, ünlü bir et ürünleri firmasının bitkisel köfte üretmesini ele alıyor ve ayrımcılık ideolojilerinden homofobi ve transfobiyi de anıyor. 

“Hayvanlar için vegan olmuştuk; bizler için tüm mesele, insanın etik devrimi ile politik bilincinin kesiştiği noktada insan olmayan duyarlı canlıların da yaşam hakkını savunmak ve sömürü karşıtlığına dair bilinci toplumda geliştirmek ile ilgiliydi.”

“Hayvanların yüzyıllardır mal ve kaynak olarak görülmesinin ardındaki virüs türcülüktür. Kaynağı, ırkçılık, cinsiyetçilik, homofobi/transfobi, yabancı düşmanlığı gibi ayrımcılık türleri ile aynıdır. Bir grubun kendisini diğerlerinden daha önemli ve üstün görme anlayışına dayanır. Üstelik türcülükte insan olan hayvanların insan dışı hayvanlara yönelik ayrımcılığı söz konusu olduğundan, onunla mücadele çok daha zor.” 

Cumhuriyet, Mine Söğüt: “Yok edilmek istenen LGBTİ hareketi...”

Cumhuriyet köşe yazarlarından Mine Söğüt ise “Gerçekten şeffaflık istiyor musunuz?” başlıklı yazısına, “İktidarın yalan söylediğini zaten en baştan beri biliyorsunuz. Aslında hiçbir şey gizli değil, her şey hep ortada.” diye başlıyor ve devam ediyor:

“Polis ve jandarma saldırısına uğrayan madenciler... Yasaklanan kadın eylemleri... Yok edilmek istenen LGBTİ hareketi... Üstü örtülmek istenen çocuk tecavüzleri... İçerideki gazeteciler, aydınlar... Ülkeden kaçmak zorunda kalanlar... Talimatlarla görülen davalar... Başıboş bırakılmış tarikatlar... Dinselleştirilmiş eğitim sistemi... İçi boşaltılan bir ülke kasası... Önüne geçilmek istenmeyen bir beyin göçü... Hepsi ama hepsi en şeffaf haliyle gözünüzün önünde şu son birkaç yılda gerçekleşti.”

***

LGBTİ+’lara selamı esirgemeyen, en azından homofobik nefret söyleminden medet ummayan “köşe”leri okumaya devam edeceğiz: “Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır” nereye kadar…


Etiketler: medya
Telegram