10/08/2022 | Yazar: Kaos GL

“Avukatın LGBTİ+ Müvekkil ile İletişimi” rehberinden: “Kişinin kendini nasıl tanımladığının esas olduğu gözden kaçırılmamalı, hitapta olduğu gibi tanımlamada da kişinin isteği esas olmalıdır.”

LGBTİ+ müvekkillerime nasıl hitap etmeliyim? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği geçtiğimiz ay avukatların LGBTİ+ müvekkilleriyle iletişiminde dikkat etmesi gerekenlere dair rehber yayınladı.

Derneğin Hukuk Koordinatörü Av. Kerem Dikmen’in hazırladığı rehberde kavramlar, Lubunca, görüşme saatleri, mekanı, müvekkile nasıl hitap edilmesi gerektiği, müvekkilin mahremiyet hakkı, müvekkille kurulan güven ilişkisi, basınla ilişkiler ve adli yardım gibi çok sayıda konuda avukatlara öneriler yer alıyor.

LGBTİ+ müvekkillere hitap

Bir kimse kendisine nasıl hitap edilmesini istiyorsa diğer kişilerin de o isimle hitap etmesi temel bir prensip olmalıdır. Dolayısıyla avukat müvekkiline, müvekkilinin kendisini takdim ederken kullandığı isimle hitap etmelidir. Çünkü bu isim gerçek isimdir. Bu bilgiyi bazen müvekkili avukatına en başta verebilir. Avukat müvekkiline kendisine nasıl hitap edilmesi istediğini sormalı ve bu bilgiyi aldıktan sonra da artık müvekkiline o şekilde hitap etmelidir.

Bu diyalogun devamında avukatın kendi kullandığı ismini de müvekkili ile paylaşması, kendisine hangi şekilde hitap edebileceği ile ilgili seçenekleri müvekkiline iletmesi de ters yönden iletişimi güçlendirir.

İlk yazılı iletişimde “... Hanım”, “…. Bey” benzeri cinsiyet atayan ifadelerdense Sayın + Soyisim hitabı tercih edilebilir.

Ayrıca kişinin kendi kimlik özelliğini nitelemesi avukatın o kişi tarafından ifade edilen özelliklerden yola çıkarak yaptığı nitelemeyle farklılaşabilir. Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki hukuki yardım süreci böyle bir nitelemeyi gerektirmiyorsa avukat müvekkiline dönük bir tanımlama çabası içine girmemelidir. Ancak hukuki yardım bu tür nitelemeleri yapmayı gerçekten gerektiriyorsa avukat müvekkilin kendine dönük tanımına saygı duymalıdır.

Başka bir ifadeyle avukatın sahip olduğu tanımsal bilgilere göre trans olan müvekkil kendisini travesti; gey olan müvekkil ise kendini trans olarak niteleyebilir. Burada kişinin kendini nasıl tanımladığının esas olduğu gözden kaçırılmamalı, hitapta olduğu gibi tanımlamada da kişinin isteği esas olmalıdır.

Bununla birlikte yasal durum dilekçede zorunlu olarak bazı nitelemeleri yapmayı gerektiriyorsa avukat bu bilgiyi müvekkili ile paylaşmalıdır. (Örneğin TMK 40 uyarınca dava açılması talebi ile avukata başvuran müvekkil kendini trans olarak tanımlamıyorsa bile davanın sürdürülmesi için trans, hatta madde metni nedeniyle transeksüel kelimelerinin kullanılabileceği konusunda gerekçeleriyle birlikte müvekkil aydınlatılmalıdır.)

Nüfus kayıtlarındaki isimle kişinin kullandığı gerçek ismi arasındaki olası farklılık avukatın hizmet vermesi önünde bir engel değildir. Hemen akla şu soru gelebilir: “Yargı makamlarına sunulan belgelerde resmi olarak nasıl ilerleyeceğim? Resmi kayıtlardaki kimlik mi yoksa gerçek isim mi kullanılmalıdır?”

Adli veya idari makamlara sunulan dilekçelerde elbette müvekkilin resmi kayıtlardaki ismi kullanılabilir. Bununla birlikte dilekçenin girişinde resmi kimlik bilgisi verildikten sonra müvekkilin kullandığı gerçek ismin ne olduğu belir tilmeli, ilerleyen aşamalarda gerçek ismin kullanılacağı ve bunun resmi isme atıf olduğu açıklanmalıdır. Bu gerekli ve yeterlidir.

Örneğin İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi bireysel başvuru formlarındaki açıklamalardan yola çıkarak kişinin devlet tarafından atanmış cinsiyeti kadın (veya erkek) olsa bile başvurucunun veya başvurucu avukatının bu konudaki açıklamasına dayanarak kişiden erkek (veya kadın) başvurucu olarak bahsedebilmektedir. Non-binary bir müvekkil için de Mahkemenin resmi dili olan İngilizcedeki (they/ them) ifadelerini kullanmak doğru olacaktır. Neticede müvekkil kendini he - she ikiliği içinde görmemektedir.

Hitap sorununun bir yönü de gereksiz yakınlık kurma çabasıdır. Müvekkil bir bireydir, dolayısıyla parçası olduğu topluluktan ayırt edici yönleri vardır. Bu anlamda avukatın müvekkile yaklaşımı “mağdur” kesimin “muhtaç” bir öznesi olduğu gibi hatalı değerlendirmeleri içermemeli, bir hiyerarşiye neden olmamalıdır. Bu anlamda iletişim böyle bir yöne evrilmeden “sen” hitabı da güven değil güvensizlik yaratacaktır. Bu konuda özel bir çabaya girmeden akış içerisinde dikkat çeken ortak özelliklerin altını çizmekse iletişimi kolaylaştırabilir. Örneğin avukatın kartvizit veya e-mail imzasında özellikle belirtilen cinsiyet zamiri (Türkçede zamirler cinsiyetsizse de yabancı dildeki imza/kartvizite he/she/they zamirinin eklenmesi) kendiliğinden bir ortak yön vurgusu yapabilir.

İnformel iletişim avukatlık pratiği açısından bir gereklilik değildir bununla birlikte müvekkil buna açıksa avukatlık etiğinden kopmamak kaydıyla iletişimi kolaylaştıracak bir informel iletişim pekala mümkündür. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin uygulamasını ulusal yargı makamlarından beklemek; yani başvurucunun cinsiyeti, ismi gibi kişiliği tarif eden bilgilerde başvurucunun beyanına değer verilmesini beklemek, çok sıra dışı bir istek olmayacaktır. Üstelik hak temelli bir beklentidir.

Avukatın LGBTİ+ Müvekkil ile İletişimi rehberine buradan ulaşabilirsiniz.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
nefret