11/12/2014 | Yazar: Janset Kalan

LGBTİ’lerin hapishanelerde yaşadıkları sorunlar, dün CİSST, Kaos GL ve Pembe Hayat derneklerinin ortaklaşa düzenlediği panelde tartışıldı.

‘Atıldığım yer insanlık onuruna yakışmayacak bir yerdi’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
LGBTİ’lerin hapishanelerde yaşadıkları sorunlar, dün CİSST, Kaos GL ve Pembe Hayat derneklerinin ortaklaşa düzenlediği panelde tartışıldı.
 
Yeni Güvenlik Yasası, “pembe” cezaevi ve ayrımcılık karşıtı yasa tasarısında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin yer alıp almayacağı tartışmaları sürerken LGBTİ’lerin ceza infaz sisteminde karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara öneriler “Hapishanede LGBTİ Olmak” panelinde konuşuldu.
 
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum (CİSST) Derneği’nden Zafer Kıraç kendi çalışmalarını, yaptıkları saha araştırmalarını ve konuyla ilgili uluslararası standartları aktardı. Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nden Buse Kılıçkaya ve eski bir trans erkek mahkûm olan Deniz ise cezaevlerinde kendi karşılaştıkları sorunlar üzerinden deneyimlerini paylaştı. 
 
“Türkiye cezalandırıcı dediğimiz bir adalet sistemini seviyor”
 
Zafer Kıraç, Türkiye’deki ceza infaz sisteminin mahpusları zaten potansiyel suçlular olarak algılayan ve hapishanelerde de cezalandırıcı yöntemlerle karşı karşıya bırakan bir yapısı olduğunu vurguladı. Türkiye’de insanların iki yere kendilerinin asla “düşmeyeceklerini” düşündüklerini belirten Kıraç, bu mekânların hapishaneler ve akıl hastaneleri olduğunu söyledi.
 
“Hepimizin, herkesin gidebilme ihtimali olan bir yer hapishane. Bu mekânların ve buralarda bulunan insanların bizlerden bu kadar izole edilmesine izin vermemeliyiz. Cezaevlerinde bulunan insanların üçte biri tutuklu ve bunların da %50’si adalet sistemince suçsuz bulunanlar. Ancak Türkiye’de yargılama sürecinin uzunluğu bu tutukluluk sürelerinin 3 yıl ya da 5 yıl devam etmesine sebep oluyor.”
 
CİSST olarak bir yıl önce “Özel İhtiyaca Sahip Mahpuslar” araştırmasını yaptıklarını belirten Zafer Kıraç, sonuçların ve önerilerin bir kitap olarak yayınlandığını ifade etti. Bu araştırmada LGBTİ mahpuslara yönelik Adalet Bakanlığı’na bilgi edinme başvurusu dâhilinde sorular yönelttiklerini ve resmî cevap aldıklarını söyledi, verileri paylaştı.
 
“Erkeklerin beni aramasını istemiyorum diyerek cinnet geçirdim”
 
Pembe Hayat’tan Buse Kılıçkaya 2001 ve 2008 yıllarında “polise direnmek” suçlarından ceza aldığını ve farklı cezaevlerinde tutuklu bulunduğunu anlattı. 
 
Ceza infaz memurları tarafından sürekli tacize, psikolojik işkenceye ve tehdide uğradığını belirten Buse Kılıçkaya deneyimlerini şöyle aktardı:
 
“Beni tuttukları yer bir tecrit hücresiydi. Erkekler kısmında tek kişilik bir odadaydım. Ceza infaz memurları gece bir anda kapıyı açabiliyorlar, beni yukarı yanlarına davet edebilme, tecavüz girişiminde bulunma cesareti gösterebiliyorlardı. Banyodan haftada 1 gün yararlanma hakkı tanıyorlardı. Havalandırmaya çıkma hakkım yoktu, engelliyorlardı.”
 
“Bana uygulanan taciz aileme de uygulanıyordu”
 
“Ailem beni ziyarete geldiğinde de bu ayrımcılık ve kötü muamele devam ediyordu. Bana uygulanan taciz onlara da uygulanıyordu. Gelmelerini istemiyordum artık, bunları görmesinler diye. Hormon ilaçlarını alamıyorsun, kıyafetlerine müdahale ediliyor. Sen kimsin de kitap okuyacaksın denerek kitap okuma hakkım engelleniyordu. Ben 20 gün yemek yemedim, ölmek üzereydim. Atıldığım yer insanlık onuruna yakışmayacak bir yerdi.”
 
“Cezaevi müdürü küpe takıp etek giyeceksin diyordu”
 
Eski bir trans erkek mahkûm olan Deniz ise 7 yıl cezaevinde kaldığını, sürekli bir yaftalamaya maruz kaldığını, yemek arkadaşlarının bile kendisiyle görüşmemeleri için tehdit edildiklerini anlattı.
 
“Odamda tek başımaydım ve herhangi biriyle konuşmaya çekiniyordum yaftalarlar diye. En büyük sıkıntıyı açık cezaevinde yaşadım. Cezaevi müdürü kılık kıyafet ve tarzıma karışmak istedi. Küpe takıp etek giyeceksin diyordu. Yalnız başıma bir arkadaşımla oturup dertleşemiyordum. Tehdit ve yalan ifadelerle tekrar kapalı cezaevine göndermek istiyorlardı beni. Mahkûm arkadaşlarıma Deniz hakkında şöyle ifade vereceksiniz diye baskılar yapılıyordu. En son 2 trans erkek arkadaşım bu müdür yüzünden firar ettiler, 3 kişi intihar etti, 2 trans erkeği de cezaevi altındaki hücrelere sokup işkence yaptılar. Bunların hiçbirisi basına yansımıyor. Üzeri örtbas ediliyordu.”
 
Sosyal hizmetler öğrencileri ve “Aynı Gökyüzüne Bakıyoruz” aktivistlerinin katılımının yoğun olduğu panel soru cevap kısmıyla devam etti. İzmir’de açılması planlanan “Pembe Cezaevi” meselesinin de tartışıldığı soru cevap kısmında sivil toplum örgütleri olarak neler yapılabileceği de konuşuldu. Bakanlığın bu konuyla ilgili sivil toplum örgütleri ve aktivistlere danışmadığı, devletin böyle bir cezaevine ihtiyaç varmış gibi göstermeye çalıştığı vurgulandı. Olası sıkıntılar ve hak ihlalleri tartışıldı. 

Etiketler: yaşam
Nefret