01/10/2014 | Yazar: Yıldız Tar

Özgürlükçülük açısından coğrafyamızda en üst seviyede olan yer Rojava.

Mehmet Tarhan: LGBTİ’ler açısından Rojava’nın ayakta kalması zorunluluk Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
“Hem kendi geleceğim açısından hem de aynı kimliği paylaştığım LGBTİ’ler açısından Rojava devriminin ayakta kalmasını zorunluluk olarak görüyorum. Kadın özgürlüğü, genel anlamda özgürlükçülük ve özgürlükçü sekülarizm gibi açılardan baktığımızda coğrafyamızda şu anda en üst seviyede olan yer Rojava.”
 
Rojava’da bir yandan yeni toplum inşası ve devrim koşulları sürerken; öte yandan IŞİD saldırıları ile özgürlükçü bir hayat düşü ve hakikati boğulmak isteniyor. Kobanê aylardır saldırılara direniyor.
 
Kobanê üç taraftan kuşatılırken, AKP Hükümeti’nin doğrudan ya da dolaylı destekleriyle Türkiye sınırı da dördüncü bir cephe haline geldi. Rojavalı sığınmacılara kapatılan sınırdan, IŞİD üye ve mühimmatlarının rahatlıkla geçtiği bir süredir kamuoyunda konuşuluyor. Birçok Rojavalı sınırda askerler tarafından öldürülüyor.
 
Bütün bu baskılara karşı sınırda geçtiğimiz haftalarda sivil itaatsizlik eylemleri başlatıldı. Türkiye'nin batı illerinden de birçok insanın otobüslerle katıldığı, destek verdiği sınırda oturma eylemlerine asker ve polis gaz bombalarıyla saldırdı ve saldırmaya devam ediyor. Bütün bu baskılara rağmen geçen hafta bir siyasî heyet ve onlardan bağımsız şekilde binlerce kişi sınırı geçti, Kobanê’ye ulaştı, dayanışma mesajlarını iletti. Telleri parçalayarak geçenlerden bir kısmı Kobanê’de kalıp, IŞİD’e karşı direnmeyi tercih etti. Bir kısmı ise geri döndü ve orada yaşananları aktarmaya başladı.
 
Siyasî heyette ise Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) bileşeni siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra; Halkevleri ve Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) gibi siyasî kurumların yöneticileri de yer aldı. Heyette bir de LGBTİ aktivisti vardı. HDK Yürütme Kurulu, HDP Parti Meclisi üyesi, LGBTİ aktivisti ve vicdanî retçi Mehmet Tarhan önce Suruç’a ardından Kobanê’ye gitti.
 
Tarhan ile Suruç ve Kobanê’deki durumu, Rojava devrimini, kadın özgürlükçü toplumsal yaşamı, IŞİD saldırılarını, Rojava devriminin LGBTİ’ler açısından önemini, Rojavalı ve Ezidi sığınmacıların ihtiyaçlarını, bir vicdani retçi olarak “cepheden izlenimlerini” konuştuk.
 
Suruç’ta sömürge uygulamalarını andıran bir asker ve polis kuşatması olduğunu söyleyen Tarhan’a göre, bütün bu saldırılara ve IŞİD’e dönük öfke çok yoğun. Kobanê’ye ise IŞİD’e rağmen bir coşku hakim. Gezi’nin neşesini de hatırlatan Tarhan, “Direnme hali kendini yeniden kıymetli görme ve kendi varlığına bir anlam yükleme manasını taşıyor. Karşındaki düşman çok somutlaştığında daha baş edilebilir görülüyor. Kobanê’dekilerin moralleri oldukça yüksekti. Oysa biliyoruz ki durum hiç de iç açıcı değil” diyor.
 
Rojava’daki kadın devriminin gözle görünür olduğunu vurgulayan Tarhan, taşıdığı potansiyeller ve özgürlükçü sekülarizm anlayışıyla Rojava’nın LGBTİ özgürlüğü açısından da büyük önemde olduğu fikrinde: “Savaş koşulları zayıfladığında kadın gücünün Rojava’daki LGBTİ’lere yönelik ortaya çıkabilecek saldırıların karşısında duracağını düşünüyorum.”
 
Tarhan ile söyleşinin ilk bölümünü yayınlıyoruz:
 
Suruç ve ardından Kobanê’ye giden siyasî heyette yer aldın. Neden gitmiştiniz? Gittiğinizde nasıl bir manzarayla karşılaştınız? Durum nedir?
Suruç ve Kobanê’de gündem o kadar hızlı değişiyor ki bir hafta önce gitmemize rağmen şu anda bendeki bilgiler eskimiş durumda. Rojava’ya yönelik IŞİD saldırılarına karşı Türkiye’nin dolaylı ve doğrudan desteği, kuşatmanın bir parçası olmasına karşı Kürdistan ve Türkiye halkı sınırı ortadan kaldıracak, IŞİD üye ya da mühimmatlarının geçişini engelleyecek bir sivil itaatsizlik eylemi başlattı. Türkiye’nin her yerinden otobüsler kalktı bu eyleme destek olmak için. Biz de bir siyasî heyetle birlikte gittik. HDP eşbaşkanları, HDK bileşeni partilerin eşbaşkan ya da genel başkanları ve ÖDP, Halkevleri gibi kurumların yöneticilerinin olduğu bir heyet oluşturduk. Ben HDK Yürütme Kurulu üyesi olarak bu heyette yer aldım.
 
Gittiğimizde biraz protokol olarak karşılandığımız için ziyaretimiz daha çok siyasî görüşmelerle geçtik. Suruç’taki sığınmacılara yardım etme ve bunun organizasyonunu yapmak telaşı vardı. Bir miktar yük olmuş gibi de hissettim kendimi.
 
Kobanê’deki durumu aktarmadan önce, Suruç’ta devlet görevlilerinin ve özellikle askerin sığınmacılara ve Rojavalılara dönük tutumunu merak ediyorum.
İkinci gün kampları ziyaret ederken sığınmacılarla görüşme şansım oldu. Genelde kötü davranıldığını söylediler. Hem Alizer köyünde hem de daha biz Suruç’a girerken bize tavırlarına bakmak bile yeterli ne kadar kötü davrandıklarını anlamak için. Suruç’ta akşam vakti biz köye gitmeden önce bir şey dikkatimi çekti. Her köşe başında bir TOMA, çevik kuvvet otobüsü ve bir dolu polis vardı. Polisler oturmuş çekirdek çitliyorlardı. Köşeleri tutmuşlar ve gerçekten bir sömürge polisi havası vardı. Sınırdan geçiş sürecinde vurulanlar, mayına basan çocuklar olduğunu da biliyoruz. Yine sınırdaki sivil itaatsizlik eylemine sürekli bir asker ve polis saldırısı söz konusu. Bir bizim gittiğimiz gün saldırmadılar.
 
Suruç’tan Kobanê’ye geçtiniz…
Öncesinde Alizer köyüne gittik. Orada bir basın açıklaması yapıldı ve taziye evi ziyaret edildi. Rojavalı bir ailenin çocuğu Kobanê’de şehit olmuştu. Ailesi ile bir araya geldik. İnananlar dualarını etti. Ardından Mürşitpınar’a gittik. Mürşitpınar’dan dörtlü beşli heyetler halinde aralıklarla Kobanê’ye geçtik. Geçtiğimizde saat akşama yaklaşmak üzereydi ve sınır kapısından geçtikten hemen sonra bir yönetim binasına gittik. Kobanê’nin içini gezme imkanımız çok olmadı.
 
Güvenlik gerekçesiyle sanırım…
Hem güvenlik gerekçesiyle hem de çok vaktimiz olmadığı için. Şehrin içine dağılabilecek vaktimiz yoktu. PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Enver Müslim ve Kobanê Hükümeti üyeleri ile görüştük. Çok protokol bir insan olmadığım için benim basın açıklamaları ve bazı görüşmeler sırasında etrafta dolaşma ve insanlarla sohbet etme şansım oldu.
 
Bir yandan sıcak çatışma ve IŞİD saldırıları devam ediyor; öte yandan Rojava’da bir devrim var. Ruh hali nasıldı Kobanêlilerin?
Moralleri çok yüksekti. İnanılır gibi değil. Geri dönerken sınır kapısının Kobanê tarafında iki kadınla birlikteydik. Bizi koruyorlardı. Bizim heyetten bir kadın arkadaş, “Kendinize dikkat edin” dedi. Bizi koruyan kadınlardan biri de, “Biz burada iyiyiz. Siz kendinize dikkat edin” diye cevapladı.
 
Benzetme doğru olmayabilir ama ruh hali açısından şöyle bir örnek verebilirim. Cezaevine ziyarete gittiğinizde de siyasî tutsakların morallerinin çok iyi olduğunu görürsünüz. Ölüm oruçları sürecinde de bu böyleydi mesela. Gezi’deki neşeyi de hatırlarsak; direnme hali kendini yeniden kıymetli görme ve kendi varlığına bir anlam yükleme manasını taşıyor. Karşındaki düşman çok somutlaştığında daha baş edilebilir görülüyor. Oldukça yüksekti moralleri. Oysaki biliyoruz durum hiç de iç açıcı değil. Ki sonrasında zaten geçtiğimiz Cuma günü çok kritik bir aşamaya gelindi.
 
Suruç’ta da benzer bir ruh hali vardı ama Suruç’ta öfke daha yaygındı. İnsanlar gelinip destek olunmasından mutlu oluyorlardı ama diğer taraftan ne yaparlarsa yapsın Suruç’takiler kendilerini yetersiz hissediyorlardı. O yüzden zaten geçen Cuma günü sınırı yıkıp Kobanê’ye geçildi. Oysa Kobanê’de yetkililer doğrudan savaşa katkı sunamayacak insanların geçişinin güvenlik zaafı yarattığını da söylemişlerdi bana aktarılanlara göre. Diğer taraftan o sınırı anlamsızlaştırmak önemliydi. Halk geçenleri çok iyi karşıladı Kobanê’de.
 
Savaş Rojava’da yaşananlar bir boyutu ise; oradaki devrim koşulları da bir başka boyutu. Rojava devrimi bir yandan alışık olmadığımız tarzda bir devrim. Gerek cinsiyet özgürlükçü toplum anlayışıyla gerekse de kantonlar ve demokratik özerk yönetim biçimiyle daha önce rastlamadığımız bir durum, yeni bir toplumsal yaşam inşası var. Devrimin kurumları, işleyişi ne durumda? Asya Abdullah ve Enver Müslim ile görüşmelerinizde konuşabilme imkanı buldunuz mu?
Çok yoğun görüşmeler yapamadık. Birbirimizle bu tip paylaşımlarda bulunabilecek durumda değildik. Heyet daha çok kimin neye ihtiyacı olduğunu tespit etmek için oradaydı. Bizim heyetimizin ana gündemi, Rojava’daki bilgiyi Türkiye’ye taşımak ve katkı sunacak koşulları oluşturmaktı. Ama oraya gittiğinizde zaten kadın devrimini görüyorsunuz. Gözle görülür hale geliyor. Kastettiğim iki kadın YPJ savaşçısını görmek değil. Görüştüğümüz heyetin yarısı zaten kadın. Asya Abdullah ile görüşüyorsunuz. Kadınlar Suruç’ta olduğundan daha fazla sokaktalar. Kamp ziyaret ettiğimizdeki kadınlar ile Kobanê’deki kadınlar arasında fark var. Kobanê’de kadın özgürlüğü açısından büyük bir devrim yaşandığını görüyorsunuz.
 
Sen bir yandan LGBTİ aktivistisin. LGBTİ özgürlük ve eşitlik mücadelenle; Rojava’da verilen, Suruç’ta verilen mücadele arasında nasıl bir ortaklık kuruyorsun?
Kendime bir temsil atfederek gitmedim oraya. Öyle bir hadsizlik de yapmam. Parti içerisindeki görevlerim dolayısıyla gittim. Ama şu var ki, Rojava devriminin ve Kürt ulusal hareketinin özgürlükçü anlayışı zaman zaman sorunlar yaşasak da Türkiye’deki LGBTİ’ler açısından ve Kürt bir ibne olarak benim için de gelecekte hayat alanımın genişlemesine katkı sunuyor. Toplumsal değişimler yavaş yavaş oluyor evet ama bütün o seküler yapısı, kadın özgürleşmesi ve her konunun tartışılır olması benim açımdan çok önemli. Örneğin bu savaş koşulları zayıfladığında kadın gücünün Rojava’daki LGBTİ’lere yönelik ortaya çıkabilecek saldırıların karşısında duracağını düşünüyorum. Hem kendi geleceğim açısından hem de aynı kimliği paylaştığım LGBTİ’ler açısından Rojava devriminin ayakta kalmasını zorunluluk olarak görüyorum.
 
Ortadoğu’da bir tarafta IŞİD, öte yanda El Nusra, Esad, Bağdat yönetimi ve Türkiye Cumhuriyeti’ni düşünürsek Rojava devrimi taşıdığı potansiyelleri düşünürsek LGBTİ’ler için de kaybedilmemesi gereken bir vaha gibi diyebilir miyiz?
Şu an için anlaşılır sebeplerden, IŞİD saldırılarından ötürü belki sadece potansiyel olarak söyleyebiliriz. Ama kadın özgürlüğü, genel anlamda özgürlükçülük ve özgürlükçü sekülarizm gibi açılardan baktığımızda Ortadoğu’da şu anda en üst seviyede olan yer orası. Kuşkusuz, koşulların zorlamasıyla dar kaldığı alanlar vardır. Ama o potansiyel oldukça yüksek. Halihazırda özgürlükçü sekülarizm açısından da bayrağı taşıyan tek yer. Bu durumu Güney Kürdistan için filan da söyleyemeyiz. Güney Kürdistan da mesela seküler bir devlet yapılanması gibi görünüyor ama özgürlükçü bir sekülerizm anlayışından bahsetmek mümkün değil.
 
Yarın: Rojavalı ve Ezidi sığınmacıların durumu, bir vicdani retçinin “cephe izlenimleri” 

Etiketler: yaşam, siyaset
Bayram