28/03/2022 | Yazar: Yıldız Tar

Serdar Gülsoy, İzmir’de yaşayan Mira Güneş’i öldürdü, arkadaşları Turgay Türker ve Murat İnceçelik ise cinayet delillerini yok etti. Cinayetten sonra Gülsoy ve arkadaşlarının; parasını, telefonlarını, ziynet eşyalarını ve banka kartını çaldıkları Mira’nın arabasıyla Adana’ya düğüne gittikleri ortaya çıktı. Mira’nın altınlarının olduğu kasa ise “kayıp”.

Mira’yı öldüren katil, arabasını çalıp arkadaşlarıyla düğüne gitmiş Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

UYARI: Bu haber şiddete ilişkindir. Detaylara girilmese de yaşananlar aktarılmaktadır. İçerik daha önce şiddete, ayrımcılığa, nefrete uğrayan ya da şahit olan kişiler için o anları tetikleyebilir, travmatik etkiler yaratabilir. Böyle bir durumda size destek olabileceğini düşündüğünüz ruh sağlığı uzmanına ulaşabilir, şehrinizdeki LGBTİ+ oluşumu ile bağlantıya geçebilir veya destek için 17 Mayıs Derneği’ne yazabilirsiniz.

Mira Güneş, otuzlu yaşlarında İzmir Bornova’da yaşayan trans bir kadındı. Geçtiğimiz yıl, 12 Mart’ta evinde ölü bulundu. Kafasına darbe alarak öldürülmüştü. Ölü bedeni battaniye ve streç filme sarılarak bir bazanın içine saklanmıştı. Neredeyse bir ay önce öldürülen Mira’nın ölü bedenini kız kardeşi ve kız kardeşinin kocası buldu. Kız kardeşi şikayetçi oldu. Serdar Gülsoy, Turgay Türker, Murat İnceçelik isimli erkekler ve L.Y. isimli kadın gözaltına alındı. Üç erkek tutuklandı, L.Y. serbest bırakıldı.

Kız kardeşi kayıp ilanı verdi

Dava dosyasında Mira’nın kız kardeşi, eniştesi ve sanıkların ifadeleri üzerinden cinayetin nasıl gerçekleştiği yer alıyor. Mira’nın kardeşi 9 Mart 2021’de kardeşinden haber alamadığını belirterek Çamdibi Polis Merkezi Amirliği’ne başvurdu. Kardeşi ile bir süredir görüşmediğini, ama arada sırada haberleştiklerini, bir haftadır kendisinden haber alamayınca ve arkadaşları da kendisini arayınca evine gittiğini söyledi. Evi dağılmış, ışıklar açık bir şekilde buldu. Mira’nın arabası da ortalıkta yoktu.

Emniyet soruşturmaya başladı ancak Mira’nın nerede olduğunu bulan polisler olmadı. Kardeşi ve eşi, Mira’yı yaşadığı evde bulamayınca 12 Mart’ta yine Mira’ya ait bir üst kata baktı. Sigorta indirilmiş, balkon kapısı açık bırakılmıştı. Mira’nın cansız bedenini bazanın içinde buldular.

Biri öldürdü, ikisi kanıtları yok etti, üçü de araba, telefon ve ziynet eşyasını çaldı

Polis soruşturması sonucu Serdar Gülsoy, Turgay Türker, Murat İnceçelik isimli erkekler ve L.Y. isimli kadın şüpheli olarak tespit edildi. Şüpheliler 14 Mart’ta gözaltına alındı. Gülsoy, Türker ve İnceçelik tutuklandı ve haklarında dava açıldı. L.Y. hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

Serdar Gülsoy, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğindeki ifadesinde cinayeti 22 Şubat’ta işlediğini itiraf etti. Gülsoy, Mira’yı yumrukladığını ve ardından çekiçle vurarak öldürdüğünü, Turgay’ın yardımıyla Mira’yı bir battaniye ve streç filme sardıklarını, “ortalığı ve üstünü başını temizlediklerini”, Murat da yanlarına geldiklerinde Mira’nın cüzdanında bulunan parasını, ziynet eşyalarını, telefonunu ve arabasını çaldıklarını anlattı. Cinayet silahının nereden ve nasıl yanında olduğunu ise hatırlamadığını öne sürdü, “nerden aldığımı hatırlamadığım bir küçük çekiç elime geçti” dedi. Gülsoy, cinayet açığa çıkmasın diye evdeki kamera kayıt cihazının kablolarını da söktü. Turgay, Gülsoy’un kıyafetlerini ve delilleri yakarak yok ederken Murat da kamerayı alarak yok etti.

Cinayetin hemen ardından düğüne gittiler!

Katil Gülsoy ve arkadaşları, kendi yaşadığı evde Mira’nın bedeni bulunabilir diye Mira’yı bir de üst kata çıkardılar ve bir bazanın içine sakladılar. Cinayetten sonra birkaç kez eve giderek delilleri yok ettiler. Mira’dan çaldıkları parayı bölüştüler, el koydukları banka kartıyla birçok kere para çektiler, cinayet aletini attılar, Mira’nın arabasıyla Adana’da Murat İnceçelik’in akrabasının düğününe gittiler.

Turgay Türker, Serdar’a “arkadaşı olduğu için” yardım ettiği öne sürerken; Murat İnceçelik olayla hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti. Ancak Mira’dan çalınan ziynet eşyalarını kuyumcuda bozduran İnceçelik’ti.

Savcı iddianamesinde Serdar’ın Mira’yı “canavarca hisle ve eziyet çektirerek” öldürdüğünü belirtti. Tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde olduğunu da vurgulayarak Serdar Gülsoy’un kasten öldürme, Turgay Türker ve Murat İnceçelik’in kasten öldürmeye yardım etme, her üçünün de nitelikli hırsızlık, geceleyin konut dokunulmazlığının ihlali ve başkasına ait kredi veya banka kartının zincirleme kötüye kullanılmasından cezalandırılmasını talep etti. İddianamede ayrıca Türker ve İnceçelik’in cinayete yardım edip etmediğinin de değerlendirilmesi talep ediliyor.

mira-yi-olduren-katil-arabasini-calip-arkadaslariyla-dugune-gitmis-1

Mira Güneş

Mira’nın altınlarının olduğu kasası “kayıp”!

Öte yandan, Mira’nın eniştesi daha önce kendisine borç para verdiğini, yaklaşık 50 bin TL tutarında altın olarak geri ödediğini ve Mira’nın bankaya güvenmediği için bu altınları evindeki bir kasada tuttuğunu da belirtti. Cinayetin ardından yapılan incelemede kasa evde bulunmadı. Şüpheliler, kasayı görmediklerini iddia ediyor ancak Mira’nın altınlarının nerede olduğu bilinmiyor.

Davanın üçüncü duruşması bugün (28 Mart) İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya İzmir 3 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Gülsoy, SEGBİS yöntemiyle katıldı. İlk duruşmada serbest bırakılan Türker ve İnceçelik ise davaya gelmedi. Hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ancak tanık sıfatıyla ifadesine başvurulması gereken Y.L.’de ilk günden beri duruşmalara katılmıyor.

Genç LGBTİ+ Derneği’nin katılma talebi reddedildi

Genç LGBTİ+ Derneği’nin vekili Av. Mahmut Şeren, olayın öncesi ve sonrasında yaşananların bir nefret suçu olduğunu gösterdiğini belirterek davaya katılma talebinde bulundu. Av. Şeren, maddi gerçekliğin ortaya çıkartılması konusunda bir LGBTİ+ derneği olarak katkı sağlayabileceklerini, nefret cinayetlerine ilişkin deneyimlerinin faydalı olabileceğini de belirterek şöyle dedi:

“Nefret suçu olabileceğine dair ortada ciddi bulgular var. Planlanarak uygulanmış, soğukkanlılıkla birkaç kez cinayet mahalline dönerek delillerin karartıldığı, mağdurun trans kimliğinden dolayı etkili bir soruşturma ve yargılama yürütülmeyeceği inancıyla işlenmiş bir cinayet var. Nefret cinayetleri, aynı kimliği taşıyan diğer kişileri de etkiler ve korku iklimi yaratır. Ceza adaletinin sağlanması ve kamuoyu güveni açısından bu davaya katılmamız önemli.”

Ancak Savcı, “suçtan etkilenmedikleri” gerekçesiyle katılma talebinin reddedilmesini istedi. Mahkeme de Genç LGBTİ+ Derneği’nin davaya katılma talebini reddetti. Dava, 23 Mayıs saat 14.15’e ertelendi.

“Kamera kayıtlarının yok edilmesi bile cinayetin mahiyetini ortaya koyuyor”

Davanın ardından KaosGL.org’a konuşan Av. Şeren, Hande Buse Şeker cinayetinde kamera kayıtları sayesinde gerçeğin açığa çıkabildiğini belirtti ve şöyle dedi:

“Nefret cinayeti riski altında yaşamını sürdürmeye çalışan birçok trans kadın, öldürüldüklerinde hakikat açığa çıksın diye evlerine kamera takıyor. Sadece bu bile aslında bu cinayetin mahiyeti konusunda apaçık bir resim ortaya koyuyor. Ancak bu durumda tam da bu sebeple kameranın yok edildiğini, sanıkların birkaç kez cinayet mahalline giderek delilleri yok etmeye çalıştığını görüyoruz. Genç LGBTİ+ Derneği olarak katılma talebimiz reddedilse de biz bu davayı takip etmeye devam edeceğiz.”


Etiketler: insan hakları, kadın, nefret suçları
Dijital