26/04/2011 | Yazar: Nevin Öztop

Değişim yavaş yavaş yayılırken, biz uluslararası LGBT bireyler, Mısırlıların destekçileri olalım.

Değişim yavaş yavaş yayılırken, biz uluslararası LGBT bireyler, Mısırlıların destekçileri olalım. Meselelerimiz farklı olabilir ancak örgütlenme özgürlüğü ve kolektif olarak ortak paydalarımızı savunma ve ifade etme haklarımız aynı. 

Devrim LGBT’leri Arkasında Bıraktı: Mısırlı Eşcinseller İnsan Haklarında Gelişme Göremeyecekler
 
İnsan hakları, Mısır’daki protestocuların aklında çok yer tutmuyordu. Mısır’ın eşcinselleri, hemcins evlilik ya da diğer LGBT meselelerini pek yakın zamanlarda görmeyi beklemiyor.
 
Amerika’nın eşcinsel hakları hareketinde en çok sözü edilen konu evlilik eşitliği. Obama hükümetinin “Federal hükümetin hemcins evlilikleri tanımasını engelleyen 1996 Evlilik Koruma Yasası’nın (DOMA) 3 Maddesi anayasaya aykırıdır ve Adalet Bakanlığı’nın bu yasayı savunmaya son vermesi gerekir” açıklaması, geçtiğimiz Çarşamba gününü LGBTQ hareketinin mihenk taşı yaptı.
 
Bana göre evlilik, sevdiğim kişi ile bir evlilik kontratı imzalamaya yönelik yanıp kavrulan arzularımdan çok, kişisel özgürlüklerimin ve haklarımın ifade etme biçimi ile ilgilidir. Bence herkes, evliliğe girişme ya da girişmeme (ve evliliğin beraberinde gelen 1138 fazladan federal haklara erişme ya da erişmeme) hakkına her bir birey sahip olmalıdır.
 
Ancak üreme hakları kadın haklarının bütünlüğünü nasıl ki kapsamıyorsa, evlilik eşitliği de eşcinsel hakları ile aynı anlama gelmiyor. Aslında evlilik, son süreçlerde önem kazanan stratejik bir hedeftir (bazıları bunun en önemli olmadığı hususunda görüş bildirir.) Biz LGBTQ bireylerin ve dostlarımızın gündemde tuttuğu meseleler, zaman içinde kaçınılmaz olarak değişti. Amerika’da bugünkü meselemiz evlilik eşitliği; bu mesele geçmişte eşcinselliği suç olmaktan çıkarmak ve barınmaya yönelik ayrımcılıklarla savaşmak gibi konulardı. Değişen ve evrimleşen meseleler de olsa, LGBTQ hareketinin –ya da herhangi bir sosyal hareketin- temeli, örgütlenme özgürlüğü, kolektif olarak ortak paydaları savunmak ve ifade etmektir.
 
Tüm bunlar hakkında, Mısır’daki ayaklanmalar canlanmışken düşünür buldum kendimi. Şimdilerde devrim Tahrir Meydanı’nı terk etmişken, şunu merak ediyor oldum: İnsanlar, Mısır’daki insan haklarına dair konuşurken, gey ve lezbiyenleri dâhil ediyorlar mı? Peki şimdi LGBTQ camiasının yüzleştiği meseleler neler ve camia hangi konularla uğraşmakta?
 
Mısır, eşcinsellik karşıtı kanunlara her ne kadar sahip olmasa da, kanunların belirli kısımları gey ve lezbiyenlerin “halk huzurunu ve ahlakını bozdukları” ve “dini öğretilerine karşı çıktıkları ve ahlaksız konuların propagandalarını yaptıkları” hususunda ortaklaşmaktadır. Eşcinsellere yapılan en büyük saldırı 2001 yılında gerçekleşmiş ve “Kahire 52” adını almıştı. 52 eşcinsel erkek, Queen Boat isimli bir botta eğlenirlerken gözaltına alındı. Her biri, anal ilişkiye girip girmediklerini anlamak adına vücut muayenesinden geçirildi. Aynı zamanda “İsmim şu, şu işte çalışıyorum, adresim bu ve geyim” demeye zorunlu bırakıldılar. Uluslararası örgütlerin müdahalesine rağmen, bu erkeklerin 23’ü hapse atıldı.
 
Mısırdaki LGBTQ camiası için “Eee, şimdi ne olacak?” sorusunu soran tek kişi ben değilim. Geçen hafta Keli Goff, Huffington Post gazetesinde ülkenin yeni rejiminin gey ve lezbiyenler için ne anlama geleceği konusundaki endişelerini yazdı. Goff, “Debbie Downer” olmak adına söylemiyorum, ancak Hüsnü Mübarek’in profesyonel diktatörlük mesleğinden emekli olmasını ülkedeki herkes kutlamadı.” Yeni dönemin geyler ve lezbiyenler için tam olarak ne anlam ifade edeceği büyük bir soru işareti olacak yerinde duruyor.”
 
Ülkedeki acil durum kanunlarının 6 ay içinde kaldırılabileceğine dair geçen hafta yapılan açıklamanın ardından, Katherine Franke “Mısır Devrimi’nde Eşcinsel Hakları Açısı?” başlıklı derin bir yazıyı kaleme aldı. Franke, “Mısır ve onun destekçileri, kurumsallaşmış acil durum kanunlarını yerinden ederken, temel sivil ve insan haklarının inkârının aslında hiç de “sadece eşcinsellerle ilgili” olmayan demokratikleşme projesini ciddiye almayan bir yöntem olarak kullanılacağını unutmamak lazım.” mesajını veriyor.
 
Daha iyimser bir açıdan bakacak olursak, Gay Middle East (GME) websitesinin, Mısır’ın ünlü gey blog yazarı Ice Queer ile yaptığı söyleşiye göz atalım:
 
GME: Sanıyorum şu aşamada LGBT haklarına dair direkt bir soru sormak hem riskli hem de şevk kırıcı, ancak devrim ve daha geniş anlamıyla insan hakları gündemi açısından bu mevzuya nasıl bakıyorsun?
 
IceQueer: İnsanlar üzerine farklı etkileri olan değişikliklerin tamamını bir anda isteyemezsiniz. “Özgürlük” ve “rejimin yerle bir olması” arzuları bile ülkenin başını fena halde döndürmüş halde. LGBT’ler için hak istediğimizde neler olacağını tahmin edebiliyor musun? Mısır’daki LGBT’lerin, yalnızca Mısır gerçekten seküler bir ülke olduğunda haklarına kavuşabileceklerine inanıyorum.
 
Mısır tarihinde, ülkedeki LGBT’lerin sosyal ve hukuksal statülerini geliştirme amacını taşıyan tek bir örgüt bile olmadı. Buna ek olarak, Mısırlı insan hakları örgütleri, devletten ya da muhafazakâr vatandaşlardan tepki görmemek amacıyla LGBT meselesine bulaşmamayı tercih etti. Umuyorum ki, bu durum artık değişebilecek ve değişecek.”
 
Human Rights Watch için bir araştırmacı olan ve feminist ve LGBT gruplar ile çalışan Rasha Moumneh, The Gist’e röportaj verdi ve protestoların LGBT’lerin hakları için ne anlama gelebileceğini tasvir etti: “Geleceğe bakmaktaki temel mesele, demokratik bir geçiş oluyor mu, temsiliyet konusunda hakkaniyetli bir devlet sözkonusu mu ve bu devlet gerçekten saygı duyuyor mu sorularıdır. Bana göre, bakılması gereken en önemli şey, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin garanti altına alınıp alınmayacakları. Cinsel ve toplumsal cinsiyet meselelerinde ilerleme kaydetmek, ileri doğru gittiğimizin en büyük kanıtları olacak”.
 
Popüler ayaklanmaların, Mısır’ın her alanı için -gey ve lezbiyenler dâhil olmak üzere- ne anlama geleceğini bekleyip göreceğiz. Her ne anlama gelirse gelsin, anlamlı değişim, yavaş yavaş gelecek gibi görünüyor. Bir arkadaşımın dediği gibi, “Evrim, devrimden daha karmaşıktır”.
 
Ayaklanmalara dair yapılan haberlerin neredeyse hiçbirinde bahsedilmeden geçilen bir gerçek vardı: Tahrir Meydanı, demokrasi yanlıları için bir buluşma alanı olmadan önce, Kahireli geylerin çark noktasıydı. Hem demokrasinin hem de LGBTQ camiasının buluşma noktası olacağı günleri dileyelim bizler de.
 
Değişim yavaş yavaş yayılırken, biz uluslararası LGBTQ bireyler, Mısırlıların destekçileri olalım. Meselelerimiz farklı olabilir ancak örgütlenme özgürlüğü ve kolektif olarak ortak paydalarımızı savunma ve ifade etme haklarımız aynı. 
 
The Egypt Blog

Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret