14/09/2022 | Yazar: Lilith HB

Moda paranla, ten renginle, cinsiyetinle ya da nereli olduğunla ilgili değil. Bunların hepsinden uzaklaşmaya çalıştım. Bu yüzden en baştan beri tasarımlarımı canavarlar olarak tanıttım.

Modayla farklı dünyalara yelken açmak Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Drag kostüm tasarımlarıyla ünlü olan Eda Birthing, namı diğer Eda Yorulmazoğlu ile vegan kahvaltımızın ardından kariyeri ve moda üzerine bol kahkahalı bir sohbet ettik. İki yıl öncesine kadar Şikago'da yaşayan Eda, pandemi başlamadan önce İstanbul’a taşınıp burada yaşamaya başladı. Tasarladığı kostümlerle insanları cinsiyetin, ırkın ve ön yargıların olmadığı ve herkesin kendi olarak değer gördüğü bir dünyaya çekmeye çalışıyor.

Dikiş makinesiyle ilk ne zaman tanıştın?

Anneannem hep dikiş yapıyordu. Ben de 3 yaşımdan beri hep onun yanında kırık bir makineyle oynuyordum. “Hahaha bakın ben de dikiyorum hahaha” filan yapardım. Bir süre sonra anladım ki hiçbir şey dikmiyorum. Beni kandırdılar ama sonra ben onları kandırdım. Gerçekten dikmeye başladığımda 13 yaşındaydım. Okulda Ev Ekonomisi diye bir ders vardı. Bize pijama dikmeyi öğrettiler. Ben de pijama dikip herkese sattım. Çok da iyi bir para toplayınca “Ha-ha ben çok iyi bir iş kadınıyım” diye düşündüm.

O pijamalar nasıldı?

Aslında sıradan pamuklu renkli pijamalardı ama önemli olan insanları ihtiyaçları olduğuna ikna edip almalarını sağlamak ve sonra paralarını alıp kaçmak (but bir kahkaha patlattık). O noktada dikmeyi ne kadar sevdiğimi fark ettim. Evde kendi kendime öğrenmeye çalıştım. Mağazadan kalıp alıp kalıptan elbise yapardım. Sonra kendi kalıbımı yapmaya çalışırdım. Yazları hep Çeşme'ye geliyorduk. Liseye geçtikten sonra annem bana dikiş hocası tuttu. Ben de ondan kalıp çıkarmayı filan öğrendim çünkü kalıp çıkartmak çok zor bir şey. Annemin arkadaşları benim için üzülüp “Herkes dışarıda oynuyor, senin kızın içeride dikiş dikiyor” derdi. Sonradan anladılar neden yapıyorum. İnsanlar hep sonradan anlıyor zaten. Ben de stilimi ve ne yapmak istediğimi üniversiteye gidince anladım. Annem hep gece elbiseleri dikeceğimi zannederdi. Tasarımlarımı görünce bunun bir dönem olduğunu ve geçeceğini sandı ama geçmedi.

Ailenin tepkileri şu an nasıl?

Çok destekliyorlar, memnunlar. Artık onlar da girdi dünyama. Bazen annem de fikir veriyor, benim dünyamda benim kafamda düşünüyor. Beni değiştirmeye çalışmıyor. Babam ve kardeşlerim de çok destekçi. Bence ben çok şanslıyım. Her zaman olduğu gibi nefret edenler olsa da çoğu kişi sonradan kabullendi. Benim için önemli olan insanlar destekliyor.

Eğitim hayatın nasıldı?

Şikago Sanat Enstitüsü Okulu’nda Moda-Tasarım okudum. Benim için biraz garip bir süreçti çünkü ben hep biraz dışarıda kaldım. Okulda herkes daha farklı tasarımlar yapıyordu. Ben daha çok renkli kostümler yaptığım için bazen hocalar benimle ne yapacaklarını veya ilerde iş bulup bulamayacağımı bilemiyordu. Yine de ben yaptığım şeye inandığım için aynı şekilde devam ettim ve kendi işimi kurdum.

Peki senin bizi içine çektiğin bu dünya nasıl var oldu?

Ben biraz modanın ne olduğuna yönelik daha farklı bir bakış açısına sahibim. Buna sahip olan tek kişi ben değilim tabii ki. Yine de bazen bazı mesajlar alıyorum. Birileri benim yaratıklarımı görmüş ve bu onları mutlu etmiş. Kötü hissettikleri bir günün ardından bir yerde böyle bir şeyin olduğunu görüp onların da bunu yapabileceğine ve bu dünyada var olabileceklerine inanmalarını sağlamış. Benim yapmaya çalıştığım da bu. Dünya tam tersini söylediğinde bile herkesin istediği şey olabildiği bir alan açmak ve insanların kendini güvende hissetmesini sağlamak amacım. Çünkü bu noktaya gelirken ben de sık sık böyle hissettim. İnsanlar benim yönümü değiştirmeye çalıştı. Ben bedenin önemli olduğu bir dünyada var olmak istemedim. “Pahalı görünüyor… Ucuz görünüyor…” Hayır! Neyse o! Moda paranla, ten renginle, cinsiyetinle ya da nereli olduğunla ilgili değil. Bunların hepsinden uzaklaşmaya çalıştım. Bu yüzden en baştan beri tasarımlarımı canavarlar olarak tanıttım. Çünkü insanların kendilerini modellerle kıyaslamasını istemedim. Ben insanlar bir tasarımı gördüğünde “Modelin üstünde harika görünüyor ama ben asla giyemem” desinler istemiyorum. Kendi beden imajlarını unutsunlar istiyorum. İnsanlara kendileriyle ne yapabilecekleri hakkında daha fazla özgürlük ve fikir sunmayı umuyorum.

Senin bu dünyan kuir dünya ile nasıl buluştu peki?

Üniversitemde son senemde bir parti yapıldı ve moda tasarımcı arıyorlardı. Beni buldular. Ben de o gece herkesi giydirdim. Bu benim ilk girişim oldu. Ben okuldan çok çıkmıyordum. Hep çalışıyordum. Kimseyle tanışamadım. Fakat o gece şunu fark ettim. Ben buyum. Ben buraya aitim. Daha önce hiç öyle hissetmemiştim. Ben de kendime şey diyordum: “Nerede çalışacağım ki? Bu kıyafetlerle ne yapacağım ki?” Ben o partiye gidince buldum ailemi ve dünyamı. Şikago’nun tüm ünlü dragleri oradaydı. Shea Coulee ile daha RuPauls Drag Race’e çıkmadan önceden orada tanışmıştık. Bonbon Abhijeet, J For Pay ve çok daha fazlasıyla o gece tanıştım ve herkesin birbirine çok iyi davrandığını, çok açık olduğunu gördüm. Yargılamak yoktu sadece eğlence vardı. Onları çok sevdim. Hayatımda ilk defa o partide gerçekten özgür ve rahat olduğumu hissettim.

Peki neden o ortamı bırakıp Türkiye'ye geldin?

Hayatımdaki en zor şeydi bu. Onları bırakmak hiç istemedim. Aslına bakarsan buraya taşınacağımı da bilmiyordum. 1 ay kalacaktım. Pandemi patlayınca geri gidemedim. Bir yandan aklımda İstanbul hep vardı ama nasıl yapacağımı bilmiyordum. Herkes “İstanbul’da çalışamazsın, Şikago’da kal” demişti. Fakat hayatımda bir değişiklik lazımdı. Amerika’da yalnız çalıştığım için çok arkadaşım yoktu. Ayda bir görüyordum onları. Partilerin girişinde kapıda da çalışıyordum ve o zamanlar görüyordum tabii ama yine çalışıyor oluyordum o zamanlarda da. Haftada 7 gün en az 15 saat çalışıyordum. Hayatım yoktu çok. Evet çok güzel anlar vardı ama hep işti ve sanki İstanbul’a gelince kendi hayatıma başladım. İş hayatım vardı, güzel gidiyordu. Güzel insanlarla tanıştım, güzel projeler yaptım ama kendi hayatım yoktu. Bir tatile git, rahat ol kafanı dağıt… Yok! 27 Yaşındayım ve ilk defa geçen sene gerçek bir tatile gittim. Çizim yapmadım, İnstagram’a çok bakmadım. Her şeyi salıp kendime baktım. İstanbul bana bunu verdi. Kendime öz sevgi vermeye başladım. İnsanlar da çok farklı burada. Herkes gerçekten içten bir şekilde değer veriyor gibi. Gerçekten çok iyi arkadaşlar edinmiş gibi hissediyorum. Şikago her zaman benim evim olacak ve onu her zaman özleyeceğim. Yine de bu değişikliğe ihtiyacım vardı. Kendimi kaybediyordum. Eda Birthing oradaydı, yükseliyordu ama Eda Yorulmazoğlu solup gidiyor gibiydi. Bilmiyorum anlatabiliyor muyum?

Ben çok iyi anladığımı düşünüyorum çünkü tam zamanlı olarak başka işi olan bir drag olarak ben de aynı tükenmişliği hissetmiştim. HB tüm gün Lilith için çalışıyor ve tüm gece Lilith partiledikten sonra HB uykusuz bir şekilde tekrar işe gitmek zorunda kalıyordu. Bu zamanla beni tüketen bir şeye dönüşmüştü. Peki Şikago drag ortamı ile İstanbul drag ortamı arasındaki farklar neler?

Benim gözlemlediğim en büyük fark dragler değil onların bulunduğu ortam. Dışardan gözlemlediğim kadarıyla Şikago’da topluluğu daha net bir şekilde görebiliyorsun çünkü açık ve görünür olabiliyorlar. Daha az korku daha çok iş olanağı var. Bu yüzden onlara daha çok maruz kalıyorsun. Burada öyle değil. Eylülde beraber yaptığımız şovda birçok arkadaşım ilk kez drag gördüğünü söyledi. Ben buna çok şaşırdım. Burada çok daha kapalı bir topluluk var. Açılmak için uğraşıyor gibi ama hükümet ve toplum onları geri itiyor. Benim gözümde buradaki dragler birer savaşçı gibi, var olmak için mücadele ediyorlar. Hiçbir şey onlara hazır sunulmuyor, hiçbir şey kolay değil. Takma tırnaklarını satın almak için para bulmak, para bulmak için iş bulmak bile kolay değil. Hepsi bir mücadele. O gün mekâna gelmek için savaştılar gerçekten. Bu yüzden İstanbul draglerine baktığımda bazen savaşçılar görüyorum. Buna hayranlık duyuyorum ve burada olmak beni heyecanlandırıyor. Bu mücadelenin bir parçası olmak beni mutlu ediyor. Onları dünyaya tanıtmak için elimden geleni yapmak istiyorum. Bilmiyorum belki de ben kaçırıyorumdur ama sanki çoğu kişinin kendilerini gösterecek bir spot ışığı yokmuş gibi hissediyorum.

Drage yeni başlayanlara nasıl moda önerileri verirsin?

Araştırmanı iyi yap ve ilgini çeken her neyse ona yönel. Başka insanların zihninde dragin ne olduğuna değil kendi zihnindeki dragin ne olduğuna odaklan. Tamamen farklı bir şey de olabilir bu. (Masadaki zeytini göstererek) Kendini tamamen zeytinle de kaplayabilirsin. Senin için drag buysa budur. Yap. RuPaul izleyen birçok kişi yarışmadakilerin yaptığı şeylere yöneliyor gibi hissediyorum. Oysaki drag tamamen kendini ifade etmekle, bir karakter ve hikâye yaratmakla ilgili. Bu yüzden o karakter kim ve ne yapacak onu keşfet.

RuPaul’s Drag Race bazı dragler için olimpiyatlara katılmak gibi. Senin tasarımların bu programda giyildiğinde sen nasıl hissediyorsun?

Tabii ki televizyonda tasarımlarımı görmek iyi hissettiriyor. Sonuçta tüm dünyadan insanlar tasarımlarımı görüyor. Özellikle başlangıçta iş bulamayacağımı düşünürken böyle bir platformda yer almak iyi hissettiriyor ama açıkçası bana herhangi bir drag geldiğinde ve hayalindeki kostümü yaptığımda, onların fotoğrafını gördüğümde kazanmış olarak hissediyorum. Programda görülmelerini tabii ki isterim ama görülmeden elendiklerinde üzülmüyorum da. Ben sadece bana ulaşan her dragi desteklemek istiyorum. Amacım bu.

RuPaul için bir kostüm tasarlar mıydın? Tasarlasan nasıl görünürdü?

Ahahaha bunu hiç düşünmemiştim. Hayır demezdim ama RuPaul’un ne istediğini de sormazdım. Çünkü yine aynı şekilde bir gece elbisesi olurdu o zaman. Bana kalsa on ayaklı on bacaklı bir RuPaul Canavarı yapardım: Ahtapot RuPaul. Her elinde ayağında bir şeyler olurdu. Bence yeterince gece elbisesi gördük. Sadece RuPaul’u rahatsız edeceğinden emin olurdum ama yine de mükemmel görünürdü.

Gece elbiseleri gibi kostümler de tasarlıyorsun ama yine de kıyafetlerinin cinsiyetsiz olmasını nasıl sağlıyorsun?

Nasıl sağladığımı bilmiyorum. Müşterilerimin cinsiyetleri hakkında düşünmüyorum. Kimseye cinsiyetini sormuyorum. Bana gelen insanlara hayallerinde nasıl bir şey olduğunu soruyorum. Tasarımlarımı yaparken maskülen veya feminen olduklarını düşünmüyorum çünkü kıyafetlerin cinsiyeti olduğunu düşünmüyorum.  

Türkiye’de yaşadığın için bazı fırsatları kaçırdığını düşünüyor musun?

Başta ben de işlerin azalacağından ve unutulacağımdan endişe etmiştim. Tam tersine işler daha da iyi bir hal aldı. Benim tasarımlarım için prova yapmaya gerek olmuyor. Burada yardım da aldığım için daha hızlı çalışabiliyorum. Daha büyük fırsatlar elde ettim burada. Bazen müşterilerime Türkiye’de olduğumu söylediğimde nasıl başaracağımı soruyorlar. Ben de onlara şunu söylüyorum: “Her şeyi yapabilirim”.

Sadece kendimi Türkiye’de daha fazla göstermek istiyorum. Geldiğimde pandemi nedeniyle her şey kapalıydı. Açıldığında da ben baloncuğumdan dışarı çıkma istemedim. Bu yüzden çok fazla kişiyle tanışamadım. Bunu biraz değiştirip daha dışa dönük ve sosyal olmak, burada daha fazla projeler yapmak istiyorum.

Aleyna Tilki’nin klibindeki kostümü de sen tasarlamıştın. Şu an Türkiye’nin genç Britney Spears’ı olan Aleyna ile çalışmak nasıl bir deneyimdi?

Orada, yüksek bütçeli bir sette olmak oldukça eğlenceliydi. Aleyna ilk İngilizce şarkısının klibinde direk dansı yapacaktı ve buna uygun bir kostüm tasarlamamı istediler. Direğe teninin değeceği ve tüm vücudu kaplayacak bir tulum yapmak zorlayıcıydı ama ortaya çıkan şeyden memnunum. Ayrıca klipteki ayının gözlerini de ben yaptım. Aleyna’nın kostümü pek benim tarzım değildi ama ayının gözleri benim tarzımı daha çok yansıtıyor. Stüdyoya getirilene kadar ayının o kadar büyük olacağını düşünmemiştim. Kapıdan zor geçirdik. Aleyna da oldukça zeki biri aslında. Konuşurken kalpten konuşuyor ve yanında olmak iyi hissettiriyor. Kesinlikle tekrar birlikte çalışmayı isterim.

Benim sorularım bu kadardı. Eklemek istediğin bir şey var mı?

Benim de senin için bir sorum var. Draginle nereye varmayı ümit ediyorsun? Hayalinde drag nasıl?

Lilith için idealim kesinlikle model olmak. Ben sadece yürümek ve sonra after partilerine gidip eğlenmek istiyorum. Sadece bir look queen olmak istiyorum. Partileri ve dans etmeyi çok seviyorum ama partilerde çalışmak istemiyorum. Mesela birlikte düzenlediğimiz ilk defilenin yaşandığı dönem benim drag kariyerimde en çok tatmin olduğum dönemdi. Aynı hafta içinde 3 farklı fotoğraf çekimi ve bir defileye katıldım. Prova, çekim, defile, parti derken but eğlendiğimi ve keyif aldığımı hatırlıyorum. İdeal dragim tam olarak bu hayatı yaşamak.

O zaman bunu başarmak zorundayız, değil mi?

Kaos GL Dergisine ulaşın

Bu yazı ilk olarak Kaos GL Dergisinin Moda dosya konulu 183. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.


Etiketler: yaşam, moda
nefret