22/04/2022 | Yazar: Gözde Demirbilek

Cinsiyet disforisi hissettiğimde müzik beni başka bir evrene taşıyor. Mrs. Macnamara ve müzik hayatımı kurtardı, önemli olan da bu.

Müzik, cinsiyet disforimi hafifletiyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bu yazı “49 yaşındayım ve cinsiyet disforim var. Şimdi artık boş zamanım olduğuna göre, cinsiyet disforisi ve trans/nonbinary olma deneyimlerim hakkında blog yazacağım” diyen Anna B.’nin “Music Helps Alleviate My Gender Dysphoria” isimli yazısının Türkçeleştirmesidir.

Dört yaşındayken annemin yanına giderek ona bir şeylerin yanlış olduğunu söyledim. Kendimi oğlan çocuğu gibi hissetmiyordum, yıl 1976. O günlerde böyle bir durumla karşı karşıya kalan çoğu ebeveyn gibi, bu konuda hiçbir şey yapmadı: “Görmezden gel belki de geçer”. Tekrar gündeme getirdiğimi hatırlamıyorum ama içimden acı çekiyordum.

Birkaç yıl sonra başladığım ilkokulda müzik dersimiz vardı. Müzik dersini ve sınıftaki tüm müzik aletlerini kolaylıkla çalma konusunda doğal bir yeteneğe sahip olduğumu fark eden öğretmenim Mrs. MacNamara’yı kesinlikle çok sevdim.

Mrs. MacNamara bir gün dersten sonra sınıfta kalmamı ve elime geçen her müzik aletini çalmamı istedi. Majör ve minör gamları, piyano ile uyumlu bir şekilde nasıl söyleyeceğimi gösterdi ve çabucak öğrendim. Çok heyecanlıydı!

Veli toplantılarının birinde MacNamara, müzik aletleri çalma konusunda doğal bir yeteneğim olduğunu gündeme getirdi. Annemler gülümseyerek “Oh, ne güzel” diye tepki verdiler. Mrs. MacNamara onlara bunun desteklemeleri gereken bir şey olduğunu açıklamaya çalıştı, yine de ailem bu konuda hiçbir şey yapmadı.

Daha sonra bir gün Mrs. MacNamara, orijinal bir şarkı bularak evde olan ya da sınıftan ödünç alabileceğimiz enstrümanları kullanarak kayıt alma ödevi verdi. Küçük bir el teybine kaydedecektik. Evde, otomatik eşlik özelliği olan eski bir elektronik orgumuz vardı. Davul, bas, org ve diğer çeşitli klavye seslerini çıkaran bir müzik aleti.

Rock bir beat üzerine elektronik orgdan klavyeyi çalarken basit bir melodi söyledim. Hangi sözleri uydurduğumu hatırlamıyorum ama çok basit bir melodiydi.

Ertesi gün, Mrs. MacNamara için yaptığım şarkının kasetini çaldım ve ağladı. Çok mutluydu! Şarkımın berbat olduğunu düşünmüştüm ama beğenmesine sevindim. Bir gün müzik sektöründe başarılı bir geleceğim olacağına inandığına eminim.

İlkokuldaki son seneme girerken Mrs. MacNamara hamile kaldı ve okulu bıraktı. Yeni müzik öğretmenimiz sadece müfredatı işliyor ve müzikle de pek ilgilenmiyordu.

Yine de elime geçen müzik aletlerini çalmaya devam ettim.

Abimin en yakın arkadaşı gitar çalardı ve gitarını bizim eve getirirdi. Onunla oynamama izin verdiğinde ne kadar çabuk öğrendiğime inanamamıştı. Bana önce bir başlangıç gitarı daha sonra da eski bas gitarını verdi. Bunu yapması çok hoştu, o gitarları parçalanana kadar çaldım.

Ama kafamın içindeki düşünceler gün geçtikçe güçleniyordu. Neden oğlan gibi hissetmiyorum? Kız olarak mı doğmalıydım? Bu sıkıntılı his neden geçmiyor? Kızlardan hoşlanıyordum ve bu hiç mantıklı değildi! Yaşadıklarımı birine anlatmaktan çok korkuyordum.

Öğretmenlerim ailemle konuştu ve onlara benimle ilgili bir şeyler olduğunu söylediler. Notlarım düşüyordu ve sınıfta ya da değil, diğer çocukların hiçbiriyle etkileşime girmiyordum. Depresyondaydım ve şişmanlıyordum. Ne zaman bir öğretmen beni kenara çekip nasıl olduğumu sorsa ağlamaya başlıyordum. Ailem, yine, bu konuda bir şey yapmadı. Bununla uğraşmak istemediler.

Ortaokulda beden eğitimi dersi bir kabustu çünkü gerçekten erkeklerin kullandığı soyunma odasına ait olmadığımı hissediyordum. Ergenliğe giriyordum ve kafam çok karışıktı. Erkeklerle duş almayı kesinlikle reddettim, beden eğitimi öğretmeni beni zorla duşa sokmak istediğinde “BANA YAPMAK İSTEMEDİĞİM HİÇBİR ŞEYİ YAPTIRAMAZSINIZ!” diye bağırdım. Bu olaydan sonra beni yalnız bıraktılar. Hayatımda ilk defa kendim için ayaklandım.

Medyanın televizyonda ve filmlerde “travestileri” resmediş şeklinden dolayı sapık olabileceğim hissinden kurtulamıyordum. İnsanların “travestiler” hakkında şaka yaptığını ve ne kadar “hasta” olduklarını düşüncelerini içeren söylemlerini duydum. Bu söylemler, karşı cinsiyette hissetmenin yanlış olduğunu söylüyordu.

Zihnimi bir tek gitar, bas ve elektronik org çalarak rahatlatabiliyordum. Sahip olduğum müzik aletleriyle vakit geçirdikçe yanlış bedende doğmuş olma hissi kayboluyor gibiydi.

16 yaşımdayken çok kanallı teyp kaydedicileri keşfettim. Çok kanallı bir teyp ile tüm enstrümanları parça parça çalabiliyor ve albümlerimi tek başıma kaydedebiliyordum. Tam olarak ihtiyacım olan şey buydu!

Eksiksiz albüm kaybedebilmek için ihtiyaç duyacağım tüm bileşenleri araştırdım ve okul sonrası için yarı zamanlı bir iş buldum; böylece müzik yaratmak için ihtiyacım olan her şeyi satın alabilirdim.

Kayıt sürecinde kendimi kaybetmeyi ve duygularımı çözümlemeyi başardım. Yaşadıklarım hakkında Rock & Roll şarkılar ve konsept albümler yazarak kaydettim. Her şey, kendim için. Müzik yaratırken her şeyin anlamlı olduğu başka bir evrendeydim.

Yıllar sonra, kafamda neler olup bittiğini anlamak için biraz araştırma yaptım. Kendimi erkek gibi hissetmediğim için yaşadığım sıkıntıların o dönemde “cinsiyet kimliği bozukluğu” olarak adlandırıldığını öğrendim. 27 yaşında, sonunda her zaman hissettiğim zihinsel sıkıntıya koyacak bir isim bulmuş oldum. O kadar rahatlamıştım ki, medyanın beni inandırdığı gibi, “sapık” değildim.

Çok geçmeden, kadın cinsiyet ifadesini özel olarak keşfetmeye başladım. İlk birkaç crossdressing deneyimimde zihin-beden bağlantısını o kadar güçlü hissettim ki her yerim karıncalandı. Mental durumumda ani bir değişiklik oldu, gerçekten mutlu hissettim. Kısa sürede çok kilo verdim ve kendimi hiç olmadığım kadar sağlıklı hissettim.

Şimdi 50 yaşıma yaklaşıyorum ve evdeki kayıt stüdyomu birçok kez yenileyerek yükselttim. Mrs. MacNamara’nın müzik dersi için yaptığım ilk şarkıdan bu yana yaklaşık yüz albüm ve binlerce şarkı kaydettim.

Şarkılarım profesyonel bir kalitede olmasa ve müzik sektörüne girmemiş olsam bile, cinsiyet disforimi yatıştırmak ve yarattığı duygulanımı gidermek için müzikle yaratıcılığı kullandım. Mrs. Macnamara ve müzik hayatımı kurtardı, önemli olan da bu.


Etiketler: kadın, kültür sanat, yaşam, dünyadan, medya okulu
bülten