12/07/2015 | Yazar: Can Yaman

Can Yaman, "Yerellik ve Evrensel Söylemler" sergisinden Nilhan Değirmenci ile söyleşti.

Nilhan Değirmenci ile yerellik ve evrensel söylemler Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

"Yerellik ve Evrensel Söylemler" sergisinden Nilhan Değirmenci ile söyleştik.

Bu seneki teması, "Yerellik ve Evrensel Söylemler / Localities & Global Discourses" olan ve 2013 yılından beri sürdürülen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve California College of the Arts (CCA) arasındaki işbirliğinin ürünleri 3 Temmuz 2015 tarihinden itibaren Cumhuriyet Müzesi’nde sergileniyor.

Dördü San Francisco’da olmak üzere 8.kez gerçekleştirilen sergide, MÜGSF ve CCA’den projeye katılan 42 öğrencinin eserleri ziyaretçilerle buluşuyor.

Biz de Kaos GL olarak, bu projenin genç sanatçılarından Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Nilhan Değirmenci’yle söyleşi yapalım dedik…
 
Bize biraz kendinden ve akademik sürecinden bahseder misin?
 
28 Nisan 1987 İstanbul, Beyoğlu doğumluyum. Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümü mezunuyum. Şu an aynı üniversitede Tekstil üzerine Yüksek Lisans yapmaktayım.
        
Heykele ilgin ilk ne zaman başladı?
 
Enerji dolu bir çocuktum her zaman. Halende öyle biriyim aslında. Mesela, bir yerlerden düşsem de kolumu bacağımı kırsam gibi takıntım vardı 13 yaşıma kadar. Canım annem alışkanlıktan her gün eve yeni bir yarayla geldiğimi görünce sadece bakıp,”Deli bu çocuk. Ölmese iyi bari.” der yürür ve geçerdi yanımdan. Aslında o zamanlar sanat yeteneğim olduğunu annem ve ablam fark etmişlerdi ben daha kendimi çocuk olarak yeni yeni keşfederken. O sıralar dünya umurumda değildi hani. Annem bunu hep bilirdi ve beni bu yönde teşvik etti. Bunu özellikle kendime zarar vermemem için bir tür enerji boşalımı olarak gördüğü resim yapma yöntemiyle gidermek istedi ve tabi beni ortaokul çağlarında çizim kursuna yönlendirdi. Böylece biraz olsun çizim isteğim artmıştı. Zaman içinde büyürken isteklerim de değişti tabi.
        
Liseden sonra hemen hemen sanat ve felsefe ile ilgili her konuyla ilgilenmeye başladım. Bu yüzden üniversite hayatım geç başladı. Pek çok farklı işte işte çalıştım bu süre zarfında. Hayatı tanımak istedim. Tabi kendimi bulmamda en büyük faktör üniversite hayatım oldu. Farklı konular üzerinde çalışmayı severdim hep. Mesela son zamanlarda kadın bedeni üzerine çalışıyorum. Bedenden besleniyorum. Bedeni kendim yeniden tanımlayıp bedenleştiriyorum.
           
Disiplinler arası etkileşime inandığım için 2014 yılında Tekstil bölümüne girmeye karar verdim. Bir süredir kadın bedeni üzerine örme tekniğini kullanma ve kadın bedenine adapte etme, bütünleştirme hevesiyle projeler ve fikirler üzerinde çalışmaktayım.
 
Peki bu proje nasıl başladı?
 
Bu senekinin ilk ayağından beri vardım aslında. California Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi arasında geçen ve iki şehri konu alan bir proje bu. Her yarıyıl döneminde konular değişiyor. Ben, hem birinci yarıyıl hem ikinci yarıyıl çalışmalarında yer aldım.
 
İlk dönem konu çok kültürlülük ve kimlik başlığı altında toplandı ve bende “kadın” olgusu üzerinde bir çalışma gerçekleştirdim. Kadının her iki kültürde etkileşimine dairdi projem. Genel olarak İstanbul bazlı gerçekleşti.
 
Bu dönem de yerellik ve evrensel söylemler konusuna yönelik değindiğim çalışma LGBT bireyler üzerineydi. Amaç yeni bir şey yaratmak değildi, var olanı sergilemekti. Olanı gözler önüne koymak.
 
Çalışmama konu olan çok sevgili arkadaşım Can Yaman’la birlikte çalışmak istedim, yani seninle.
 
Yerellik ve evrensellik özünde LGBT varoluşunu nerede görüyorsun?
 
Evrensel olarak LGBT’lerin temel bir dili var. Buna rağmen zorunlu bir marjinallik algısı var. Bunu yıkmak amacınıza destek vermek istedim. Benim tüm dünyadaki LGBT oluşumlarından algıladığım, nereye gidilirse gidilsin ortak bir dilde toplanmaları. “Ne olursan ol gel” bu oluşumların genel bir sözü bence. Ben de bu etkiyi yarattı. Evrensel hareketin özünde sevilmek ve kabul görmek olduğunu düşünüyorum. Yerel bazda İstanbullu bir LGBT bireyin gözünden kendi var oluş sürecini anlatmasını, paylaşmasını istedim.
 
Aynı dil üzerinden şiddet ve ayrımcılık da beslenebiliyor. Senin için bunun karşılığı nedir?
 
Toplumundaki LGBT karşılığının altında derin bir tabu yattığını düşünüyorum. Kimse neden bunu yaptığını bilmiyor. Size yapılanın altında “bilinmezlik” yattığının inancındayım. Bir nevi cehalet ve Amerikan Senatosu’ndan çıkan “eşcinsel evliliğin yasaldır” kararının bu cehalete verilmiş en iyi cevap olduğu kanısındayım.
 
Ama aynı süreçte Türkiye’de düzenlenen 13. Onur Yürüyüşüne devlet müdahalesi oldu.
 
Bu saldırının arkasında bir öç alma var. Gerçekleşen üzücü olaylar seçim sonuçlarına hükümetin bir tepkisidir.
 
Evet, Amerika’da sevgi kazandı ama ne yazık ki sevgi kadar şiddetin de dilinin evrensel olduğunu biliyor ve deneyimliyoruz. Peki, bu projenin onaylanmasında California Üniversitesi’nin bulunduğu San Francisco eyaletinin genel LGBT tarihsel hareketinin başkenti olmasında bir payı var mı?
 
Büyük bir ihtimalle. Amerikalılar bu konularla ilgileniyorlar ve projemi beğendiler. İmkanlar dahilinde bu konunun muhatabı olan bir bireyin gözünden bakmak istedim. Yerel bir bakış açısından evrensel bir söyleme tercüman olmak istedim. “Freddie Mercury’nin Askerleyiz” sloganını sahiplenip, sarı tuğlalı yol metaforuyla o yolda ilerlemeyi amaç edinmiş İstanbullu bir gey, bunun en somut göstergesidir bence.
 
Sergi bilgilerini vermek ister misin?
 
Evet, tabi. Sergimiz 30 Temmuz’a kadar Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi - Sultanahmet Meydanı’nda görülebilir. Benim dışımda sergide iki sanatçı arkadaşımın daha LGBT varoluşu üzerine çalışmaları sergilenmekte.
 
Son olarak eklemek istediklerin?
 
Ben gey değilim ama tanıdığım ve hayatıma dokunan insanlar arasında LGBT bireylerin yeri büyük. Bu, zamanla kendimi onların yerine koymamı sağladı. Onların gözünden dünyayı görmeye çalıştım ve buda onların yaşadıklarına karşı duyarlılığımı arttırdı. Bu projemi size ithaf etmek istedim. İleride de bu gibi projelere gerçekleştirmek istiyorum.
 
İlerisi için planlar nelerdir?
 
Yüksek Lisans eğitimim halen devam etmekte. Bundan sonra tekstille ilgili projelerime sizi daha fazla dahil etmek istiyorum. Ben kapı kirişinden sadece anlamsız ve basit laflar atıp böm böm bakan biri değilim. Nefret duygusunu hayatımda hiçbir şekilde barındırmamaya özen göstermeye çalışıyorum. İnsanlar kim ya da ne olursa olsun, nereden gelirse gelsin onları her şekilde kabul etmekten yanayım. Farkındalığın ve sevginin gerçekliğine inanıyorum.
            
Dorothy’nin yüzü bir gün Türkiye’de de gülecek. Benim inancım budur.
 
 

 


Etiketler: yaşam
Nefret