22/08/2022 | Yazar: Kaos GL

Üniversite toplulukları, “Üniversitelerde Güvenlik ve Barınma Tedbirleri” genelgesine yönelik ortak metin yayımladı.

“Özerk, demokratik, özgür, eşit ve kuir feminist bir üniversite için mücadele ediyoruz, hapishane genelgesini tanımıyoruz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Üniversite toplulukları, 11 Ağustos’ta İçişleri Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 81 il valiliğine gönderilen “Üniversitelerde Güvenlik ve Barınma Tedbirleri” genelgesine yönelik ortak metin yayımladı.

Üniversitelerde denetimi artırılacağını belirten genelgeye öğrenciler, bu denetimin tarikatlara, çetelere karşı yapılmayacağını, barınma, eğitim gibi en temel hakları için mücadele eden öğrencilere yönelik gerçekleşeceğini söyleyen öğrenci topluluklarının açıklamasının tam metni şöyle:

“Geçtiğimiz günlerde Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının koordinasyonuyla hazırlanan ve 81 il valiliklerine yollanan "Üniversitelerde Güvenlik ve Barınma Tedbirleri" isimli genelgeyle özerk, demokratik olması gereken üniversiteler tüm alanlarıyla İçişleri Bakanlığının kontrolüne bırakılarak adeta hapishaneye çevrileceği açıklandı.

“Üniversitelilerin barınma hakkı için gerçekçi hiçbir çözüm üretmeyen, öğrencileri tarikat yurtlarına mahkûm eden, KYK yurtlarının odalarında ranza sistemine geçen, verilen 850 liralık bursların/kredilerin 810 lirasını yurt ücreti adı altında gasp eden hükümetin yalnızca "denetimle" ücretsiz, erişilebilir, nitelikli olması gereken barınma hakkini sağlayacağını iddia etmesi akıl karı değildir. Biz üniversiteliler bu denetimlerin tarikatlara, çetelere yönelik olmadığını; tam aksine fahiş kira ve yurt ücretleriyle boğuşan, kalacak yer bulamadığı için eğitimine devam edemeyen bizlerin nitelikli barınma hakkı için yaptığımız eylemleri "provakatif" olarak nitelendirip meşru taleplerimizin "güvenlik problemleri" bahanesiyle silikleştirilmeye çalışıldığını genelgedeki yasakçı politikalarla mücadele eden öğrenciler üzerinde baskı kurarak, yıldırmak için getirildiğini biliyoruz ve bunlara karşı çıkıyoruz.

“Genelgeyle öğrencileri hiperenflasyonun olduğu ekonomik kriz döneminde 850 lira ile geçinmek zorunda birakan ve üniversitelilere hiçbir bütçe ayırmayan AKP hükümeti, üniversite yerleşkelerini hapishaneye çevirecek "X-Ray cihazı, kapı dedektörleri, güvenlik kamera sistemleri" gibi israf kalemlerine bütçe yağdırıyor. Bu genelgeyi üniversitelilere yönelik arama faaliyetlerini arttırarak, üniversiteleri karargahmişçasına istihbarat çalışması ile kendi siyasal islamcı ideolojilerine göre dizayn etmek için baskı aracı olarak kurguladıklarının farkındayız ve bunu reddediyoruz.

“Kadınlar ve LGBTİQA+'lar; her gün şiddete maruz kalırken, öldürülürken, hakları ellerinden alınırken, toplumdan izole edilirken, sömürülürken korumayan hatta koruyan hukuki mekanizmaları işlevsizleştirmeye çalışarak, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilen ve faillerle iş birliği yapan gerici AKP hükümeti şimdi de bu genelgeyle yaşamları, hakları için mücadele eden kadınları ve LGBTİQA+'ları "terörle iltisaklı", "yasa dışı" kılıflarıyla kriminalize ederek engellemeye çalışıyor. Kadın ve LGBTİQA+ mücadelesi gerici, kuirfobik, kadın düşmanı, faşist iktidarın sonunu getirecek meşru bir mücadeledir ve bir genelgeyle engellenemez.

“Biz özerk, demokratik, özgür, eşit ve kuir feminist bir üniversite için mücadele eden üniversiteliler ve üniversite toplulukları olarak sarayın bizler ve akademi üzerindeki baskı politikalarını kabul etmiyoruz, hapishane genelgesini tanımıyoruz.

“Biz öğrencilerin sorunları güvenlik olmadığı gibi bu derece küçümsenecek, bağlamından koparılacak bir boyutta da değildir. Bizlerin sorunları asgari yaşam olarak nitelendirilen barınma hakkına, hayatlarımızı idame ettirecek geçim kaynaklarına erişememektir. Bizlerin sorunları "güvenlik, terör" gibi safsatalarla politik özgürlüklerimizin ve temel haklarımızın elimizden alınması, kamusal eylem ve taleplerimizin radikalleştirilmesi, sansür yasalarıyla sözde denetim adıyla yaşamın her alanında sesimizin kısılmaya çalışılması, insan haysiyetine yaraşır bir yaşam için yaptığımız meşru pratiklerin siyasi hamlelerle yok edilmek istemesidir. Kısacası bu bir güvenlik sorunu değil onurlu bir yaşam ve özgürlük sorunudur.

“Bizlerle birlikte tüm toplumsal muhalefeti ve üniversite bileşenlerini bu özgürlük sorununda ses çıkarmaya çağırıyoruz!”

İmzacılar şöyle:

Bilkent Kadın Çalışmaları, Ege Vegan, Hacettepe Kuir Araştırmaları,Hacettepe Münazara Topluluğu, Hacettepe Evrimsel Biyoloji & Tip Topluluğu, Hacettepe Toplumsal Araştırmalar Topluluğu, İTÜ Dayanışması, İTÜ Cins Arı LGBTİ+ Kulübü, İTÜ Kadın+ Dayanışması, İTÜ Vegan Topluluğu, İÜ Eşitlik, Kuir ADU, Kuir Marmara. Lavender LGBTİQ+, Lion Queer, Marmara Üniversitesi Kadın Hakları Kulübü, Marmara Üniversitesi Vegan Ağı, ODTÜ LGBTIQAA+ Dayanışması, ODTÜ Çevre Topluluğu, ODTÜ Kadın Dayanışması, Taşkışla Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Eşitlik Kulübü, Uludağ Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu, YTÜ ODA LGBTİ+ Topluluğu.


Etiketler: insan hakları, eğitim
nefret